Çekim Yasası ile Üniversiteyi Kazanmak - 1

Son güncelleme:
  • çekim yasası nedir - üniversiteye hazırlık - üniversite nasıl kazanılırHer öğrenci için ÖSS yeni hayata açılan bir fırsat kapısıdır. 1.5 milyondan fazla öğrencinin girdiği bir sınav olduğundan herkes kazanmak için elinden geleni yaparak diğerlerinin önüne geçmeye çalışıyor.

    Bunun için de tüm zamanını, enerjisini bu konuya odaklıyor. Aileler ekonomik şartlarını zorlayarak dershaneye gönderiyor çocuklarını. Çevre bu durumu göz önüne alarak öğrenciye ona göre yaklaşım gösteriyor.

    Aslında sınava hazırlanan tüm öğrencilerin sınavı kazanma şansı var. Herkes hazırlanıyor, bilgileri hafızalarına yerleştirmek için gece gündüz demeden çalışıyor. Herkesin kazanmak için iç ve dış kaynakları var. İnsan önce kendini kazanmalı ki sonrasında sınavı da kazansın.

    Yapılan araştırmalara göre sınava hazırlanan öğrencilerin genel olarak iki boyutu vardır: Birincisi dışsal, zihinsel boyut. Bu boyut daha çok bilgiyi dışarıdan beyne almayla ilgilidir. Yani çalışma alışkanlığı, verimli ders çalışma teknikleri, zamanı kullanma gibi yönlerle ilgili.

    İkinci boyutu ise içsel, motivasyonla ilgili olan, ruhsal, duygusal boyut. Bu boyutta öğrencinin niçin ders çalışması gerektiği, kendini ruhsal açıdan dengeli, yeterli, değerli görmesi gibi yönlerle ilgilidir.

    İki boyutu da dengeli kullanan daha çok kazanıyor. Derslere aynı zamanı ayıran iki kişiden neden biri kazanıyor da diğeri kazanamıyor? Farkı getiren nedir? Kırılma noktası neresidir? Bu sorular bizi dışa değil, içe yönlendiriyor. Bu sadece ÖSS için değil, hayatımızın her alanında böyledir.

    Hepimizde bu kaynaklar olduğuna göre bunlara biraz göz atmak gerekecek. Dış kaynaklar her öğrenci için söz konusudur. Peki, nedir bu dış kaynaklar? Okul, dershane, öğretmenler, arkadaşlar, maddi ve manevi destek, kitaplar, testler… Sınavı kazanmada bunlar etkili midir? Evet, etkilidir. Bu dış kaynaklar gereklidir ama yeterli değildir. Öyle olsa neden dershaneye gidenlerin hepsi kazanamıyor? Bu soru çok önemlidir sınava hazırlanan Genç Dostum! Kazanmak ile kazanmamak arasındaki farkı oluşturan nedir? Eğer beynini, bilinçaltını harekete geçirmek istiyorsan ilk yapacağın şey, kedine sorular sormaktır. Yaşamda önemli olan cevaplar değil, sorulardır. Sorular neden, cevaplar sonuçtur. Nedenler olmadan sonuçlar olmaz. Yolu açan, sonuca ulaşmanın başlangıç noktası doğru sorulardır.

    Dış kaynaklar daha somut, gözle görülebilirdir. İç kaynaklar ise daha soyuttur. Her öğrencinin iç kaynakları var mıdır? Evet, vardır geleceğin teminatı Genç Dostum! Her insan, öğrenci bu dünyaya zorluklarla baş edebilecek iç kaynaklarıyla gelmiştir. Ancak çoğu kişi bunun farkında değildir. Farkı getiren, iç kaynaklardır. Saatlerce çalışmayı göze aldıran, sabah erken kaldırıp gece geç yatıran, rüyalarına getiren ve daha pek çok şeyi yaptıran veya tam tersini, olumsuzu yaptıran hep iç kaynaklarındır. Bu iç kaynaklarının farkında olmayan milyonlarca öğrenci tam anlamıyla ne yapacağını bilmiyor. Peki, nedir bu iç kaynakların? Nelerden oluşuyor?

    İç Kaynaklar

    a) Bilgin

    Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir; bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir; bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir.

    FRANCIS BACON

    Bilgi, öğrenilen şeydir. Bilgi, dışarıdan alınan verileri beyin süzgecinden geçirdikten sonra ortaya çıkan düşünsel üründür. Bilgi insanı değerli kılan, gidiş yolunu ortaya koyan, karanlığı aydınlatan ışıktır.

    Günümüzde bilgi patlaması yaşanmaktadır. Yeryüzünün hiçbir döneminde günümüz kadar bilgi yağmuru olmamıştır. Her türlü bilgiye internet, televizyon, radyo, gazete, dergi ve cep telefonu aracılığıyla anında ulaşabiliyoruz. Nicelik çok bilgi konusunda. Bu nicelik içerisinde niteliği arayıp bulabilirsek işimize yarayan bilgiyi alabilir ve kullanabiliriz. Hani bir reklamda vardı “Kontrolsüz güç, güç değildir” diye. Bilgiyi kontrol ettiğimiz, işimize yarar hale getirdiğimizde sonuca, hedefimize ulaşabiliriz. Bilgi her yerde var; ancak işinize yarar bilgi her yerde yok. Onu araştırarak, gözlem yaparak, okuyarak, insanlara, büyüklerinize, arkadaşlarınıza danışarak siz elde edebilirsiniz.

    b) Hayal gücün

    Bundan yirmi yıl sonra yaptıklarınızdan çok yapmadıklarınızdan pişmanlık duyacaksınız. Öyleyse demir alın ve güvenli limanlardan çıkın, rüzgârları arkanıza alın, araştırın, hayal edin ve keşfedin.

    MARK TWAIN

    Hayal gücü, düşüncelerin resim olarak görünmesidir. Kişi hayal ettiği sürece yaşar. Hayal gücü en önemli iç kaynağındır. Çoğu insan, öğrenci hayallerine değer vermez. Hayallerini önemsemez. Hayal, gerçeğin önsözüdür. Hayal gücü, kelimenin tam anlamıyla insan tarafından oluşturulan bütün planların oluşturulduğu bir atölyedir. Zihindeki hayal kurma yetisinin yardımıyla dürtü ve arzulara şekil, biçim ve hareket kazandırılır. Hayal gerçeğin provasıdır. Önce hayal edersin, daha sonra onu yaşarsın. En önemli şey hayalleri yaşayabilmektir. Kendine hayalim şu üniversitede okumak dediğinde füzenin fitilini ateşlemeye başlamışsın demektir Genç Dostum! Hayal gücü ile yaratıcılık arasında çok büyük bir paralellik vardır. Çoğu öğrenci geleceklerini şekillendirmede hayal gücünü yeterince kullanmıyor. Hep mantık üzerinde yürüyor. Mantık, deneysel işleyişin sonucunda oluştuğu için hep aynıdır. Belli bakış açısını yansıtır. Ancak hayal gücü öyle değildir. Hayal gücü görünmeyeni gösterir.
    c) İnançların

    İnanç görmediğinize inanmaktır. Bunun armağanı ise inandığınızı görmektir.

    ST. AUGUSTINA

    alıntı

    https://www.main-board.com/genel-konular/796375-cekim-yasasi-ile-universiteyi-kazanmak-2-a.html#post5186934
0 0 0