Metabolik Sendrom Kriterleri

Son güncelleme:
  • Tanım

    Metabolik sendrom, insulin direnciyle başlayan abdominal obezite, glukoz intoleransı veya diabetes mellitus, dislipidemi, hipertansiyon ve koroner arter hastalığı (KAH) gibi sistemik bozuklukların birbirine eklendiği olumcul bir endokrinopatidir. Metabolik sendrom ayrıca insulin direnci sendromu, sendrom X, polimetabolik sendrom, olumcul dortlu ve uygarlık sendromu gibi farklı terimlerle de tanımlanmaktadır.

    Sıklık

    Metabolik sendrom prevalansı erişkinlerde ortalama %22 olarak bildirilmektedir. Prevalans yaş ile artmakta, 20-29 yaş gurubunda % 6.7, 60-69 yaş gurubunda ise % 43.5 oranında gorulmektedir. TEKHARF calışmasına gore, 2000 yılı itibariyle Turkiye genelinde 30 yaş ve uzerindeki 9.2 milyon kişide metabolik sendrom mevcuttur ve KAH geliştiren bireylerin % 53'u aynı zamanda metabolik sendrom hastasıdır. Ulkemizde metabolik sendrom gorulme sıklığı, erkeklerde % 28, kadınlarda ise % 40 gibi oldukca yuksek değerlerdedir.

    Patogenez

    Metabolik sendromun tum bileşenlerinin etiyopatogenezini acıklayabilecek tek bir genetik, infeksiyoz yada cevresel faktor henuz tanımlanamamıştır. Metabolik sendrom, insulin direnci zemininde gelişen heterojen bir hastalıktır. Poligenik yatkınlık soz konusu olsa da, modern kent hayatının getirdiği sedanter yaşam ve yuksek kalorili beslenme sendromun seyrini alevlendirmektedir.

    Tanı kriterleri

    Metabolik sendrom icin farklı tanı kriterleri tanımlanmıştır. Turkiye Endokrinoloji Metabolizma Derneği Metabolik Sendrom Calışma Grubu; metabolik sendrom tanı kriterleri arasında insulin direncinin yer alması gerektiğini savunur. Bu gerekceyle; insulin direncini de iceren 1999-Dunya Sağlık Orgutu Metabolik sendrom tanı kriterleriyle, insulin direncini icermeyen fakat daha sıkı metabolik eşik değerler hedefleyen 2001-NCEP ATP III tanı kriterlerinden oluşturulan yeni bir tanı kılavuzunu onerir.

    METABOLİK SENDROM ÇALIŞMA GRUBU

    Türkiye Endokrinoloji Metabolizma Derneği, Metabolik Sendrom Çalışma Grubunun

    önerdiği, Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri (2005)

    Aşağıdakilerden en az biri:

    • Diabetes mellitus veya

    • Bozulmuş glukoz toleransı veya

    • İnsulin direnci

    ve

    Aşağıdakilerden en az ikisi:

    • Hipertansiyon (sistolik kan basıncı >130, diyastolik kan basıncı >85 mmHg veya antihipertansif kullanıyor olmak)

    • Dislipidemi (trigliserid duzeyi > 150 mg/dl veya HDL duzeyi erkekte < 40 mg/dl, kadında

    < 50 mg/dl)

    • Abdominal obezite (VKİ > 30 kg/m2 veya bel cevresi: erkeklerde > 94 cm, kadınlarda

    > 80 cm)

    Metabolik sendrom bileşenleri

    1. İnsülin direnci

    • Endojen veya ekzojen insuline karşı biyolojik yanıtsızlıktır. Genetik faktorler, fetal malnutrisyon, fiziksel inaktivite, obezite ve yaşın ilerlemesi insulin direncine neden olur.

    • Sağlıklı populasyonda % 25, bozulmuş glukoz toleransında % 60 ve tip 2 DM"si olanlarda

    % 60-75 oranında insulin direnci gorulur.

    • Bu direnc, oglisemiyi sağlayabilmek icin hiperinsulinemiyle karşılanmaya calışılır.

    • İnsulin direnci genelde hiperinsulinemiyle birliktedir, fakat her zaman hiperglisemiyle

    birlikte seyretmez. Hiperglisemi, insulin direncinin ileri evresidir.

    • Altın standart tanı yontemi, oglisemik insulin klemp testidir. Pahalı ve zahmetli bir test

    olup, klinik pratikte kullanılmaz.

    • Klinik pratikte en sık kullanılan yontem HOMA formuludur. Normal bireylerde

    HOMA değeri 2.7"den duşuk olarak bildirilmektedir, 2.7"nin uzeri ise değişik derecelerde

    insulin direncini yansıtır.

    [HOMA: aclık insulini (μu/ml) x aclık plazma glukozu (mg/dl) / 405)]

    2. Diabetes mellitus

    • Her ne kadar tum tip 2 diyabetiklerde insulin direnci olmasa da, aşikar DM veya bozulmuş

    glukoz toleransı varlığı metabolik sendromun tanı kriterlerinin ilk basamağını karşılar, ayrıca insulin direncinin olması aranmaz.

    • Diabetes mellitus tanı kriterleri:

    A. Aclık plazma glukoz değerlerine gore;

    Aclık plazma glukozu <100 mg/dl = normal

    Aclık plasma glukozu 100-125 mg/dl = bozulmuş aclık glukozu (BAG)

    Aclık plazma glukozu ≥126 mg/dl = diabetes mellitus

    B. OGTT değerlerine gore;

    2. saat plazma glukozu <140 mg/dl = normal

    2. saat plazma glukozu 140-199 mg/dl = bozulmuş glukoz toleransı (BGT)

    2. saat plazma glukozu ≥ 200 mg/dl = diabetes mellitus

    • Bozulmus aclık glukozu ve bozulmuş glukoz toleransı olan kişilerde aşikar diabetes mellitus

    gelişme riski artmıştır ve bu hastalar “pre-diyabet” olarak tanımlanmaktadır.

    • Tokluk hiperglisemisi, bağımsız bir kardiyovaskuler risk faktoru olarak kabul edilmektedir.

    3. Hipertansiyon

    • Esansiyel hipertansiyonun altında genellikle insulin direnci bulunmaktadır.

    • İnsulinin santral sempatik aktiviteyi arttırıp, bobrekten su ve tuz tutulumunu uyarmasıyla

    beklenen hipertansif etkisi, normal fizyolojik koşullar altında oluşturduğu periferik

    vazodilatasyona bağlı hipotansif etkisiyle dengelenmiştir. İnsulin direnci varlığında, periferik

    vazodilator etkisine de direnc geliştiği icin dengelenememiş vazopressor etkisiyle

    hipertansiyon oluşturduğu duşunulmektedir.

    4. Dislipidemi

    • Metabolik sendrom"da trigliserid ve kucuk-yoğun LDL yuksek, HDL-kolesterol duşuk

    iken, LDL-kolesterol genellikle artmamıştır.

    • İnsulin direnci ilerledikce, trigliserid duzeyleri yukselmekte, HDL duşmektedir.

    • Hipertrigliseridemi ve HDL duşukluğu kardiyovaskuler hastalık riskini arttırır.METABOLİK SENDROM ÇALIŞMA GRUBU

    5. Obezite

    • TURDEP calışması sonuclarına gore ulkemizde 20 yaş ve uzerindeki kişilerin %34"unde

    abdominal obezite gorulmektedir.

    • Abdominal obezite insulin direncinin en onemli gostergesidir. Ancak insulin direncli

    metabolik sendrom olgularının bir kısmında obezite bulunmayabilir.

    • Adipoz doku leptin, rezistin, adiponektin gibi bircok hormon ve sitokin salgılayan

    (TNF-a, IL-6, IL-8) aktif bir endokrin organdır.

    • Her obez hasta metabolik sendrom acısından taranmalı ve visseral adipozite gostergesi

    olarak vucut kitle indeksi yerine bel cevresi olcumu kullanılmalıdır.

    • Bel cevresi, arkus kostaryum ve spina iliaka anterior superior arası mesafenin orta noktasından olculmelidir.

    6. Koroner arter hastalığı

    • Metabolik sendrom erken oluşan atheroskleroz icin risk faktoru olarak kabul edilmektedir.

    Metabolik sendromlu hastalarda KAH riski 3 kat artmıştır.

    • Kardiyovaskuler mortalite metabolik sendromlu hastalarda %12 iken, metabolik sendromu

    olmayanlarda bu oran %2.2 dir.

    7. Non-alkolik yağlı karaciğer

    • İnsulin direnci karaciğerde basit yağ birikiminden (hepatosteatoz), transaminaz yuksekliği

    (steatohepatit), hatta siroza kadar uzanabilen bir seyir izler.

    • Obezlerin % 75"inde hepatosteatoz, % 20"sinde steatohepatit, % 2"sinde siroz gozlenir.

    8. Polikistik over sendromu

    • İnsulin direnci ile ortaya cıkan kronik anovulasyon ve hiperandrojenizmle karekterizedir.

    • % 40 olguda bozulmuş glukoz toleransı veya aşikar DM gorulur.

    • Erken yaşlarda kardiyovaskuler hastalık gorulme riski artmıştır.

    9. Subklinik İnflamasyon

    • C-reaktif protein duzeyleri, abdominal obezite, trigliserid yuksekliği, HDL-duşukluğu

    ve kan glukozu gibi metabolik sendrom bileşenleriyle korelasyon gosterir.

    • Metabolik sendrom"lu vakalarda, CRP duzeyleri arttıkca kardiyovaskuler risk artar.

    • Bu akut faz cevabının, zeminde varolan bir subklinik inflamasyonu yansıttığı ve bu surecin

    progresif olarak DM ve ateroskleroz gelişiminden, hatta plak rupturunden sorumlu

    olduğu duşunulmektedir.

    10. Endotel Disfonksiyonu

    • Vaskuler endotel, normal koşullar altında birbirini dengeleyen vazodilator (nitrik oksit)

    ve vazokonstriktor (anjiyotensin II) faktorler salan aktif endokrin bir organdır. Vaskuler

    endotelin bu iki fonksiyonu arasındaki dengenin kaybı endotel disfonksiyonu olarak

    tanımlanır.

    • Metabolik sendromun klinik belirtileri ortaya cıkmadan onceki donemlerde endotel

    disfonksiyon geliştiği gosterilmiştir.

    • Endotel disfonksiyonunun tayini icin en sık başvurulan noninvazif yontem, brakiyal

    arterde akıma bağlı dilatasyonun doppler US ile olcumudur.

    11. Hiperkoagülabilite

    • İnsulin direnci; plazminojen aktivator inhibitor-1, koagulan sistem bileşenleri (faktor-

    VII, faktor-VIII ve von-Willebrand faktor) ve fibrinojen duzeylerini yukselterek

    makrovakuler hastalık riskini arttırır.


    alıntı

    https://www.main-board.com/saglik-genel/761153-metabolik-sendrom-tedavisi.html#post5090530
0 0 0