APHaCHi

APHaCHi

Üye
25.11.2006
Acemi Er
51
Hakkında

#15.09.2009 11:23 0 0 0
  • Altına bir alıntıdır yazmak çok mu zor geldi...Neden insanların eserleirne saygı duymuyorsunuz anlamıyorum
#13.08.2007 17:23 0 0 0
  • +++++++++++

    ßunlarin hepsini netten alinti yapmissin herhalde cünkü daha önce rastgelmistim..

    Paylastigin icin tesekkürler..



    ,diyor icee ............
#14.01.2007 10:41 0 0 0
  • Diğerleri?


    bir gemide 1 cani 9 masum var ise o gemi batırılır mı...???
#14.01.2007 10:35 0 0 0
  • Nette görmüş olman benim yazmadığım anlamına gelmiyor değil mi :=)

    APHaCHi nickinini de duymuşsundur heralde :=) ya da nothingsory :=)

    Yalnız böyle bir cevap herkesin moralini bozar yine de teşekkür ederim

    +++ nette gördüğün yerin adresini verirsen sevinirim saçma duyumlarla insanların kafasını karıştırmaya hiç hakkın yok..Ve iftiraya da .....
#13.01.2007 10:17 0 0 0
#25.11.2006 09:55 0 0 0
  • Daima bekleyip sabredeceğiz ve bir gün gelecek adım kadar eminim ki Rabbim Herkişiyi olayı ve firkirleri ters düz edecektir..
#25.11.2006 09:29 0 0 0
  • eylül yalnızı

    Yorgun bakışları takılır kalır uzaklara
    Bir veda yolculuğunun sızısı vurur yüreğinde
    Bu yağmurlu eylül hazırdır tüm yasaklara
    Sevdası dökülür ayrılığın, gözlerinde...

    Bütün geçmişi hatıralarında saklı
    Yalnızlığı unutulmuş şarkıları hatırlatır
    Kara bulutlarla kaplı gözleri ağlamaklı
    Dudakları melankolik bir şarkı mırıldanır.

    Gökyüzünde bir bulutu sevdi, şimdi yok
    Yağmurlarla yeryüzüne inmiş besbelli
    Şimdi ağaçlar gibi yalnız başladığı yolculuk
    Bir kibrit çakımı kadar tehlikeli...

    Camlarda buğu, yalnızlıklarda soğukluk
    Eylül akşamları hüzün verir sonbaharda.
    Unutulanlar ölür, biter artık çocukluk,
    Belki de mutluluk başlar ayrılıklarda...
    vesselam...
#25.11.2006 09:15 0 0 0
  • ....iyi ki varsın!!!!
    Zamanın amansız sarnacında bekleyişlerimin adını arıyorum, yavaş yavaş öğreniyorum, yokluk ve acı nedir... yavaş yavaş .... Senden yana çizdiğim yollarım çıkmaz sokak, iyi ki varsın, çünkü arayışları öğreniyorum, kendimi yitirip yitirip sende arıyorum, bulmak için değil acıyı öğreniyorum, iyi ki varsın...
    Günlere kaç yazı sığdırıyorum, hangi harfin neyi anlatığını ve neden kanadığını, iyi ki varsın öğreniyorum. Uzak kelimesinin ne anlama geldiğini önceleri bilmezdim, bilmezdim yaşam neden bulanık akar içimize... Öğrendim iyi ki varsın... Anıları da öğrendim, içime işleyip sonra kanatmayı, en çokta içime ağlmayı, iyi ki varsın....
    iyi ki varsın, çünkü acıya kurşun işlemediğini öğrendim. Yenilmeyi yenildikçe direnmeyi... En çokta kaybetmeyi öğrendim iyi ki varsın...
    İyi ki varsın, çünkü, acımı kin rengine boyamayı öğrendim, ezgisiz akşamlar inerken sabahlarıma mahcup bir çocuk gibi yıldızlara bakıyorum, her kayan yıldız da bir dilek diliyorum, iyi ki varsın çünkü bana hasretlerin adını saydırıyorsun... Ezberlediğim uzaklığın kaç ayrı anlamı olduğunu, iyi ki varsın... Öğretiyorsun... Yitirdim o bildik söz ustalığımı, mistik bir dille anlatıyorum artık yaşamdan arta kalanları, ya da kalmayanları. Zulamda sakladğım bir tek cümlem var: iyi ki varsın, çünkü sustuğum kadar (t)uzağımsın...
    Düşün ki enkaz yığını bir kentim, kimsenin yolunu bilmediği uğramadığı bir kent. Ya da hücredeyim ah ne çok isterdim kavgam için ölmeyi, şimdi bir kentin ortasında çığlık çığlığayım... İster duy ya da hiç duyma.... İyi ki varsın, çünkü F tipi yalnızlığımsın....
#25.11.2006 09:13 0 0 0
  • ___işte böyle severim ben....

    --------------------------------------------------------------------------------

    Uzaklas Yoksa sana dokunurum Yoksa yasak tanimam Günahkâr olurum,günahim olursun.. Kaç, görme, Görürsen hatirlama, Hatirlarsan aglama. Gelme... Yoksa sana dokunurum, Dudaklarina konarim Gözlerini esir alirim Kölem olursun, Gecelerce kölen olurum, Didik didik ederim hayatini, Benden baskasina yasatmam seni, Tarihini vururum, anilarini asarim, Yüregine saplarim kendimi Bedeninde yatiya kalirim Teninde beklerim gelecegimi.. Yaklasma Seni alirim, Senin olurum, Özgürlügüm yoldas olur yanina, Sensiz düsüncelerim toprak olur, Taparim sana, Yatagina tapinak derim, Yüzünde günesler beklerim.. Gitmezsen sana dokunurum.. Sahiplenirim seni, Sana aski yasatirim, Daha küçük asklara katlanamazsin, Benimle ölürsün...!
#25.11.2006 09:12 0 0 0
  • hayallerini yak ve isit evini,,,,

    --------------------------------------------------------------------------------

    Sevgim seni yurduna getirdi:
    tuzak ev,dilsiz baba,yenik anne...
    İşte hepsi bu...
    Hayallerini yak,evi ısıt.
    Gideceğin en büyük oda arka odan.
    İçerden sesleri geliyor annenle babanın,
    yanlış ilişkiler ayaklarını yerden kesiyor.
    Artık biliyorsun çarpınca duvara ne kadar
    acıyacağını kalbinin.
    Sevgim seni yurduna getirdi...
    Arkadaşların çok uzaklara gitti.
    Sevmeden seviştiler özgürlük adına
    Kaptırmadan kendilerini hiçbir şeye,
    bütün hazları tattılar.
    Sense evinde kaldın,
    acıları gömme töreninde.
    Katı kuralların vardı,
    tutucuydun onlara göre.
    Döndüler sonra birer birer
    sana sordular yine de kaderlerini.
    neydi yaşamak, neydi hayatın anlamı...
    Bütün yanlış ilişkiler seni yurduna getirdi.
    Artık biliyorsun yere düşünce ne kadar
    acıyacağını kalbinin.
    Sevgim seni yurduna getirdi.
#25.11.2006 09:12 0 0 0
  • seni içimden terk ediyorum,,,,,

    --------------------------------------------------------------------------------

    Binmediğim hiç bir otobüs
    Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde
    Gittikçe azalıyor hayat
    Neyi erken yaşadıysam
    Hep ona geç kalıyorum
    Sana göçüyorum her sonbahar
    Yolların çıkmıyor aşkıma
    Unuttuğun yağmurların adı saklımda
    Seni içimden terk ediyorum

    Susmaktan yoruldum
    Kuşlar ve şarkılar,
    bu şehri terk edeli
    Efkar demliyorum gözlerimde
    yaşlarımı,
    yanağıma varmadan öldürüyorum
    Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
    Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
    SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM

    Ne unutacak kadar nefret ettin
    Ne hatırlayacak kadar sevdin
    Yıkık bir duvar kadar bile
    Pişman değilsin biliyorum
    Beni hep bulmamak için aradın
    Yanıldığımdın
    Yangınımdın
    Yangındın

    Sensizliğe yenilmek
    Sana yenilmekten zor olsada
    Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak
    Seni içimden terk ediyorum

    Şimdi
    İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan
    İki yarım kaldık
    Tamamlayamadık bizi
    Elinden tutamadık yanlızlığımın
    Saçlarımıda uzaklarına gömdün

    İçimin mavisi senin okyanusundandı
    Al! geri veriyorum.
    Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
    Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
    Sana bensizliği terkediyorum

    "Yarime uzanmayan bütün dallar kırık" demiştin
    Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

    Ne tuaf değil mi?
    İçimi acıtanda sendin
    Acımı dindirecek olanda.
    "Ya öldür beni"dedim
    Ya da ğit benden.
    İçi bulanık bir sevdanın ucunda
    Seni kaybettim.
    Aldırmadın aldırmalarıma
    Bir gecede yakıp yarini
    Şafaklara sattın ihanetini
    Küllerime basanlar bile utandı yaptığından
    İşte soluk bir ömrün son nefesi
    Benden
    İçimden
    Terkediyorum.
#25.11.2006 09:11 0 0 0
  • Gerçekleri unutup hayallerde yaşamak mı, yoksa gerçekleri kabullenip hayallere hapsol

    --------------------------------------------------------------------------------

    Senin İçin


    Sevmek böyle özdeşleşmemeliydi isminle. Ve sen bunca yoğunluklar içinde sıyrılıp sonsuzlaşmamalıydın içimde. Kaçsam bu duygudan, kurtulabilir miyim(?) bilmiyorum. Kurtulmaya çalışsam pesimden gelir mi bu sevgi? Bilmiyorum. Sen bir bilinmez olarak devam edip gidecek... Ne yazık , çok yazık! Ben seni insanlarla paylaşmak istiyorum. Oysa insanlar seni kendilerine ait kılmak istiyorlar. İnsanlar seni benimle paylaşmak istemiyorlar. Korkuyorlar benden. Evet, içimdeki yüceliğini, içimdeki sonsuzluğunu biliyorlar da korkuyorlar benden. Seni benimle paylaştıkları zaman seni çekip alacağımı ve hatta senin kendiliğinden bana geleceğinden korkuyorlar. Ve susmadığım zaman biliyorlar ki sen büyüyeceksin içimde. Benim sözcüklerimle yüz yüze gelmek istemiyorlar onlar. Biliyorlar ki sözcüklerle gelsem sığdıramayacağım seni hiçbir şeye. Ve onlar bütün bütün bunlara rağmen seni küçük sevgileriyle anlatmakla yetiniyorlar. Seni büyülten ve yücelten bir duyguya bir sevgiye karşı durup, onu sindirme cesareti bulamıyorlar kendilerinde ... Ve sen, tüm bu insanlar içinde evet sen bile o küçük hisciklerle yetinmek istiyorsun., istiyorsun çünkü o hisçikleri görüyor, kabulleniyor ama beni farketmiyorsun bile. Düşüncelere sürüklüyor bu beni. İnsanlar evet korkuyorlar ama ya sen? Sende öyle olacaktın? Sende mi onlar gibi olacaksın? Anlamıyorum ya senin korkun nedir! O küçük göllerde yüzmekle yetinip bu koca deryadan neden kaçarsın bilmem? Enginliği ve sonsuzluğu mu seni korkutan, limansızlığı, geriye dönüsü olmamasından mi? Evet, bu yola girersen geriye dönemeyeceğinin korkusunu yaşıyorsun. Oysa ben seni yüreğimin bir yerlerine hapsedecek değilim. Sevgi tutsaklık değildir hiçbir zaman. Sevgi hapsetmez seni yaşatır. Sevgi salar, sevgi özgür kılar sevgi özgür kılar. Aslında sen o küçük hisçik göllerinin içine hapsolmuşsun da, haberin yok be sevgili! Bana gelsen, tutsaklıktan çıkacaksın oysa. Oysa! Biliyorsun iste! Bilsen! Bilsen! Bilsen benimle yeni bir doğuşa varabilirdin. Sevmeden de sevilebileceğini görürdün. Ben seni insanların yasadığı bir yerde bekliyordum... Belki de biliyorsun. Nedir sendeki olup bittiler bilmiyorum ki, bir kerecik olsun bile onlardan sıyrılıp da "SEN DE BENİMSİN" demedin ki bana. Nerden bileyim. Sen benimdin ama ben senin değildim. Sen sana ait olmayanlara sahiplendin, bense yaşadıklarıma. Sen, ah sen! öyle uzaksın ki... Öyle uzaksın ki ey sevgili, SENİN İÇİN ÖLEMİYORUM AMA, SENİN İÇİN YAŞIYORUM
#25.11.2006 09:11 0 0 0
  • Hayallerinizden "0" Aldınız mı Hiç? Bu öykü; çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye
    çalışan gezgin bir at terbiyecisinin çocuğuna kadar uzanır.

    Babasının işi nedeniyle, çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı.
    Yedinci sınıftayken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda
    bir kompozisyon yazmasını istedi öğretmeni...

    Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı
    hedeflediğini anlatan yedi sayfalık bir kompozisyon yazdı.

    Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük
    çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının
    yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000
    metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.

    Ertesi gün öğretmenine sunduğu yedi sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.

    İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış
    kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı.

    "Neden sıfır aldım?" diye merakla sordu öğretmenine çocuk...

    "Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi,
    öğretmeni. "Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At
    çiftliği kurmak büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman gerekir.
    Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman olanaksız" dedi ve
    ekledi:
    "Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o
    zaman notunu yeniden gözden geçiririm."

    Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.

    "Kızım" dedi babası "Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın
    için oldukça önemli bir seçim."

    Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini, hiçbir değişiklik yapmadan
    geri götürdü öğretmenine...

    "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi...

    "Ben de hayallerimi..."

    NETTEN
#25.11.2006 09:10 0 0 0
  • unut gitsin,,,,,

    --------------------------------------------------------------------------------

    Hayat bize hiç umut vermedi.Kandırmayı denemedi bile..Farkındaydım içindeki hiçliğimizin.Senin başka bir kadına benden daha yakın ama belki de hep uzak olman ne değiştirir ki..Teselli değil ikimizin şanssızlığı sadece.Bir gün yolda karşılaşsak.Yanında o olsa.Hiçbirşey söyleyemem.Susar yüreğim.İçim ağlar.Bir sen bilirsin.
    Bu kadar yakınken bu kadar uzak olmak yakıyor canımı.Bana kızıyorsun sana gel demediğim için.Bilsen gelmeni en çok ben istiyorum ama çaresizliğimdendir sana hiç gel diyememem.Bir de gelemeyeceğini bildiğimden.

    Biz şanssısız sevgili.Evet kötü ama bu böyle.Kaderimize küsme şansımız bile yok.
    Sana sevgili diyebilme hakkım bile yok.Ne acı!
    Şimdi odandasındır.Gözlerin tavanda.Beni düşünüyorsun biliyorum.İnan hissediyorum.Sana bu son dedim.Sen inandın ama ben daha kendimi kandıramadım.Sana ihtiyacım var.Gel diyemiyorum.Gelemezsin biliyorum.Gelirsen ya..
    Gelirsen de ben korkarım.Daha çok acır içim.Şimdi ne olur uyu.Hissediyorum beni düşündüğünü.Gözlerini kapattın ve beni çağırdın şimdi sen de..
    Gelemem.Gelsem seni bulamam.Bulsam eskisi gibi sevemem...
    Bir bıçak bu aşk iki taraflı.Her nefes alışta biraz daha acıtan.Bir adım daha geri atarsam hasretten,bir adım ileri gidersem imkansızlıktan öleceğim.
    Yardım et bana yüreğim kanıyor...
    Hep böyle kal benim güzel yürekli sevdiğim..
    Hep böyle...
    Beni hatırlamak yakacaksa eğer içini...
    Unut gitsin..
    Beni sorma..
    Ben unutmam...
    Unutamam...
    Sen unut beni...
    Unut...
#25.11.2006 09:09 0 0 0
  • Geleceğim mektup

    --------------------------------------------------------------------------------

    Varlığın, yokluğuna özdeş şimdi
    Yazıyorum birkaç dakika ağlamışlığın ve gözyaşının üstüne

    Sen bulanıklaşsan da, gözüm hep ufuktaki yalnız haberciyi gördü Buğulanmış cama çarparken yağmur damlaları, ben çizdim bir kâlp içine iki bedeni
    Zamanın bilmem hangi köşesindeydik hatırlamıyorum. İşime gelmeyen buluşmalardan kaçmadım sen varsın diye Çam diplerinde petunyaları kuruturken ellerimizde, sen bana SENİ SEVİYORUM derken bile bakamıyordum gözlerine. Utancımdan alışık olmadığımdan belki belki de o öpülesi dudaklarından ayıramam dudaklarımı diye, korkumdan.. Farkına varamadım gerçeklerin.. Gözlerine saklanmış hainliği sezseydim eğer; eğer, denizlerden çaldığın dalganın, bir mühür gibi yüreğime leke yapacağını çözebilseydim, mayasız öperdim seni.. Özüm'süz

    Güzel kelimeler istiyordum senden Ay ışıklarıyla yıkanmış, okuyunca en çirkin anlarımın anlamlaştığı, okuyunca dokunduğun gözlerimin mızmızlaştığı

    Kulağımın arkasına fısıldanmış güzel kelimeler biriktirmiştim ben sana oysa terk edip gitmeseydin ansızın; duyacaktın Ben çırpınırken bir kaşık suyun derinliğinde boğulmamak için, sen görünce beni böyle çaresiz, beni böyle çırılçıplak; tutup çıkarırsın diye uzatmıştım ellerimi..Sen, biraz yukardan ifrit dolu yüreğinle bakıp gülmüştün hâlime.Oysa ben susmanı bekliyordum.. birde ıslak bedenimi sarmanı bir "NEYİN VAR SENİN" e öyle ihtiyaç duymuştum ki o an; anlatmak istedim, ama sen yoktun..!

    Yıllar geçti aradan.. ve farkında olmadan
    Adımlarım daha büyük, daha hızlı ve daha sağlam
    Yokluğunda büyüttüğüm acılarımı her gün tazelemek zoruma gitmeye başladı. Ve hasretinin bitime uğraması gerekti. Eylüldü.. hüzün mevsimiydi.. nasıl unuturdum seni? Yaprakların salına salına karıştığı toprağı öpüyordum, "Vatanım" diye değil! Sen dön diye

    -Köylü kız- büyüsü bozulduğunda ben öğretmen olmuştum.. Hani rüyalarımın en güzel sahnesinde seyrederken, göz yaşlarımı tutamadığım hani en mateminde gecenin; üzerimde bir hamal gibi taşıdığım sensizlik yükünü atmak istediğimde, düşünüp de derinlere daldığım.
    Hatırladın mı?
    Saçlarım; senin bildiğin kadar sıradan değil artık..
    Gözlerime durulmayı öğrettim..
    Dudaklarıma kilit vurdum konuşmasın diye..
    Yüreğimdeki seni her gece zindana attım bensizliğin acısını, sensizliğin acısını çektiğim gibi çek diye! !

    Gitme Sevgili!
    Sokak aralarında yitirdiğim aklımı geri ver bana.. yüreğim yüreğinde.. Böyle kuru bir beden ne işe yarar sensiz.. Ya dünümü ver, yada hakkımı! çok mu arzu ettiklerim?
    Hayatının kısa film akropollerinde hiç mi karem yok? Senaryoda figüran olarak ölmek istemiyorum.. al beni de gözlerine

    Gözünle gördüğün her seksiyonda bir sahtekârlık, her parselinde acı ve göz yaşı Güzel kelimelerinden duymak istiyordum bir ikindi çayı ertesinde.. Dudaklarından dökülmedikten sonra, adıma yazılan mektupların ne albenisi var ki?

    EvlendimSoğuk duvarlarında, gece lâmbasının aydınlattığı kadar görebildiğim dünyanın eşiğinde, bedenimi saran başka kolları sen zannedip doyasıya, hissedilmeyen kokunu sineye çektiğim günler aklıma geldi..

    Evlendinİkinci sayfa haber bültenlerinden öğrenmek istemezdim Bilmek isterdim yerime koyduğun biblonu Kim bilir hangi Can sırada bekliyordu Yanmak için Farkında olmadan işlediğin günahın bedelini ödeyeceksin demiştim Yüreğimi yüreğine koymuş olsaydın farkına varırdın süzülmemiş gerçeklerin Arsız gönül kuşun konmuştu bir başka evin bir başka penceresineAçar mıydı?

    Yıllar geçti aradan farkında olmadan.
    Cebimde kimsenin göremediği bir öfke saklı sevdiğim Çıkardığımda dağ dayanmaz ki gönlün dayansın? Ben, kaybolmuşluğun sefasını sürerken, sen, bensizliğin nedametini çekiyorsun Hissediyorum bunuNe ektin ki biçesin?

    Beni arıyorsan;
    Yokum! !
    Sisle çevirdiğin bu evren, artık benim olmadığı kadar, seninde değil! !
    Zaman hızla akıp gidiyor..
    Yıllar sonra bugün, bakıp da halime gülmeyeceğim Gözlerime durulmayı öğrettim
    Dudaklarım, dudaklarında güneşe selam çakmayacak artık..
    Erkekçe, namusluca çekip gideceğim gözlerinin önünden;
    Arkasına bile bakmadan

    Dur! !
    Yaklaşma
    Yollarına toz olduğum sevgili! !
    Dudak büktüğüm gidişine
    Yüz eskittiğim zamanla..
    Ey Yüreğimi yüreğine bir kez olsun konuk edemediğim sevgili! ! !
    Dokunma ellerime..
    O eller ki, zamanın bir köşesinde, okul kaçışlarının heyecanıyla atan kâlpleri bir bedene dolduran; sonra Tek can ile kenetlenip kaderin vahametini inadıyla kıran eller

    Git..

    Varlığın, yokluğuna özdeş şimdi
    Yazıyorum birkaç dakika ağlamışlığın ve gözyaşının üstüne


    Keşke okuyabilseydiii :'((:
#25.11.2006 09:09 0 0 0
  • Pembe Panjurlu Hayaller,,,,
    Küçük ellerimle beyaz tuvallere
    Pembe panjurlu hayallerimi çiziyorum

    Kasımpatılar, menekşeler doldurmalı eteklerini
    Yıldızlar sevişmeli gözbebeklerinde
    Göçmen kuşlar yorulduğunda
    Senin omuzlarında soluklanmalılar

    Kağıttan gemiler yapıp kordon un sularına bırakıyorum
    Mutluluk sahillerine baharlarını getirdim
    Utangaç yanaklarında üşümez artık melisa çiçekleri
    Hiç ıslanmamalı ateşten kirpiklerin

    Umutlarımı tütün sarar gibi sigarana sarıyorum
    Çektiğinde içindeki acıların iyileşsin diye..
    Gözyaşında bin bahar solacaktır
    Güldüğünde avuçlarımda çitlembikler açacaktır
    Yeter ki ; sen pembe panjurlu hayallerimden gitme..


    [...APHaCHi..]
#25.11.2006 09:07 0 0 0
  • Gerçekleri unutup hayallerde yaşamak mı, yoksa gerçekleri kabullenip hayallere hapsolmak mı? Hangisi daha kötü bilmiyorum.. Hangisini seçersem seçeyim sensizim.. Hangisini seçersem seçeyim acı çekiyorum..

    Beni en son aradığında söylediklerimi düşünüyorum.. Mecburdum.. Beni unutmalıydın.. Böyle nereye kadar gidebilirdi ki.. Birimizin kendini feda etmesi gerekiyordu.. Senden önce ben ettim.. Sen bilmiyorsun ama ben telefonu kapatınca çok ağladım.. Hala zaman zaman ağlama krizlerim tutuyor.. Bazı anlar oluyor dayanamayıp seni arıyorum.. Ama telefonun kapalı.. İyi ki de kapalı.. Yoksa buralarda duramaz yanına koşardım.. Sevdiğimin yanına..
    Birbirimize hep sevgimiz için güçlü olmamız gerektiğini öğretmeye çalışırdık.. Umarım sen benim sevgim için güçlü olmuş kendine yeni bir hayat kurmuşsundur.. Ben mi.. Kurmaya çalıştım ama olmadı.. Herkeste seni aradım.. Senin gözlerini, nefesini, tenin sıcaklığını.. Ama hiç kimsede bulamadım Hiçbir zamanda bulamayacağımı biliyorum..
    Umarım mutlusundur sevdiğim.. Karanlığımda boğulmana izin veremezdim.. Senin için elimden gelen tek şey buydu
    Seni Seviyorum Ve Daima Seveceğim..
#25.11.2006 09:06 0 0 0