BelgesizZamir

BelgesizZamir

Üye
22.09.2009
Acemi Er
14
Hakkında

  • " Akreple Yelkovan "
    YAZAN: ERHAN ADSAY
    2 PERDE, KOMEDİ ( 2 Kişilik )
    Geçmişin hatırına, akreple yelkovan geri döner mi?


    (Sahnede ki bankta oturan Aslı, cep telefonuyla oynayıp saçma sapan fotoğraflar çekmektedir. Sağ taraftan sahneye giren Alp, Aslıyı görür. Göz göze geldiklerinde fonda bir aşk şarkısı başlar, ardından ışık loş hale gelir. Sahne normale döndüğünde Alp tereddüt eder ama sonra Aslının yanına gider...)
    ALP - Merhaba, yanınız boş mu?
    ASLI - Pardon?
    ALP - Özür dilerim.
    ASLI - Pardon?
    ALP - Yabancı mısınız? (Kendi kendine.) Alp ne salaksın! Yabancıysa nasıl cevap verecek bu soruya, hiç kafan basmıyor hiç!
    ASLI - (Hafif gülümseyerek rolünü devam ettirir.) I am from England.
    ALP - Ben de severim İngiltere'yi (Yanına oturur.) Bir de İngilizce bilsem, tam süper olacaktı. Çok güzelsin ve çok tatlısın, kayısı reçeli gibi. Ne diyorum ben ya?
    ASLI - Do u speak English?
    ALP - English, evet severim. Yeah English! Şansıma bak ya, her neyse iyi günler hanımefendi. Sizinle konuşamamak beni delirtiyor.
    ASLI - Delirtiyor?
    ALP - Evet delirtiyor. Acayip hissediyorum, şey gibi (Aslı tip tip bakar.) Şey değil ya şey gibi yani bir çiçeğin kokusunu koklamak isteyip de koklayamamak gibi.
    ASLI - Enteresan.
    ALP - Evet enteresan, yani böyle enteresan şeyler oluyor bana şu an. (Birden şok olur.) Pardon? Türkçe biliyor musunuz?
    ASLI - Ben Türk'üm zaten
    ALP - Siz öyle konuşunca, ben sizi yabancı zannettim.
    ASLI - Komik görünüyordunuz, ben de bozmak istemedim.
    ALP - Pot kırdım sanırım.
    ASLI - İsmin Alp mi?
    ALP - Evet.
    ASLI - Ben de Aslı, memnun oldum.
    ALP - Ben de. Burada mı yaşıyorsunuz?
    ASLI - Hayır, akrabaların yanına geldik, normalde İngiltere'de yaşıyorum.
    ALP - İngilizcenin nereden geldiği belli oluyor.
    ASLI - Evet.
    ALP - Peki neden orada yaşıyorsunuz?
    ASLI - Asıl sormak istediğin soru bu mu?
    ALP - Hayır, sadece zemin hazırlıyorum.
    ASLI - Bence direkt sorman gerekiyor.
    ALP - Emin misin? O zaman beni sapık sanabilirsin.
    ASLI - Saçmalama senden hoşlanmasam, seninle konuşmaya başlamazdım değil mi?
    ALP - Aslında evet, neden geveledim ki?
    ASLI - Sor.
    ALP - Tamam, benimle evlenir misin?
    ASLI - Saçmalıyorsun!
    ALP - Bu en son soru olacaktı, pardon. Tamam, sevgilin var mı?
    ASLI - Var. Ne oldu? Kıyamam kaldın öyle.
    ALP - Böyle bir cevap beklemiyordum açıkçası.
    ASLI - Biliyorum. Bir daha alalım mı?
    ALP - Tamam, sevgilin var mı?
    ASLI - Yok.
    ALP - Sizin kadar güzel bir bayanın yalnız olmasını anlayamıyorum doğrusu.
    ASLI - Bak ama saçmalıyorsun.
    ALP - Neden ki?
    ASLI - Var dediğimde üzülüp, büzülüyorsun. Yok dediğimde olmamasını anlayamıyorsun karar ver.
    ALP - Benim olmanı istiyorum!
    ASLI - Mal mıyım ben?
    ALP - Of, iyice bok ettim (Ağzını kapatır.) Yani iyice saçmaladım değil mi?
    ASLI - Evet.
    ALP - Peki Yaşın kaç?
    ASLI - Mantıken aynı yaştayız ya da benden bir yaş büyüksün. Neden bu soruyu sordun ki?
    ALP - Tanımak için sanırım.
    ASLI - Başka bir soru bul.
    ALP - Çalışıyor musun?
    ASLI - Evet, bir barda striptizciyim.
    ALP - Anladım.
    ASLI - Neden garipsedin ki?
    ALP - (Gevelemeye çalışır.)
    ASLI - Doktorum.
    ALP - Süper.
    ASLI - Çok ilginç, doktor olunca süper, striptizci olunca yüzün değişti. Devam et bakalım.
    ALP - Bu benim suçum değil ki.
    ASLI - Benimde de değil. Her neyse, peki biz çıkarsak kuralların illâ ki olur değil mi?
    ALP - Evet, mesela eteğe karşıyım.
    ASLI - (Kahkaha atar.) O niye?
    ALP - Bir erkek senin bacaklarına bakarsa ben kendimi kötü hissederim, anlıyor musun? Hem niye etek giymek istiyorsun ki?
    ASLI - Ben sana kot giyme diyor muyum? Sen niye beni kısıtlıyorsun?
    ALP - Allah Allah ya, ne alakası var.
    ASLI - Tamam, tartışalım mı?
    ALP - Tamam olur.
    ASLI - Söyle bakalım, neden etek giymemi istemiyorsun?
    ALP - Dedim ya, erkeklerin bacaklarına bakmaları hoşuma gitmez. Şimdi diyelim sen etek giydin (Canlandırır.), karşıdan biri geliyor ve bacaklarına böyle öküz öküz bakıyor. Ne bakıyorsun hayvan! Hayır, yani ben de bakıyorum ama öyle öküz öküz değil. (Pot kırmıştır. Aslının bakışlarından sonra kırdığı potu düzeltmeye çalışır.) Ama bu öküz şimdi ilk defa görmüş gibi bakıyor.
    ASLI - Demek sen de bakıyorsun?
    ALP - Sevgilim varken bakmıyorum.
    ASLI - Ya siz ne biçim insanlarsınız?
    ALP - Neyimiz varmış?
    ASLI - Hem sana bakılmasından hoşlanmam diyorsun, hem de başkalarına bakarım diyorsun. Bu ne saçmalık?
    ALP - Ama sevgilim varken bakmıyorum dedim.
    ASLI - Dürüst olalım, bakıyorsundur.
    ALP - İyi de, göze hapis konulabilir mi?
    ASLI - Ne kadar yalancısınız.
    ALP - Allah Allah ya, sizin kadar profesyonel olamıyoruz maalesef.
    ASLI - Bir saniye bir saniye, sen bize yalancı mı diyorsun?
    ALP - Estağfurullah
    ASLI - Arapça'da estağfurullah aynen demekmiş.
    ALP - Aynen
    ASLI - Yani aynen mi diyorsun?
    ALP - Aynen
    ASLI - Bu taş çok ağır geldi.
    ALP - Sizinkiler de öyleydi hanımefendi.
    ASLI - Ben doğruları söyledim
    ALP - Ben de Bir de sizin şu ayna manyaklığınıza ne demeli?
    ASLI - Ne varmış?
    ALP - Uzaylı olsam ayna sizi doğurdu zannederim.
    ASLI - O nerden çıktı?
    ALP - Hayatınız aynaya bakmakla geçiyor.
    ASLI - Kendimize bakmak suç mu yani?
    ALP - İyi de, sevgilinize o kadar çok bakmasınız be!
    ASLI - Tekrar genelleme yapıyorsun.
    ALP - Ne yani, sen de yapıyorsun.
    ASLI - Saçmalıyorsun şu an.
    ALP - O niye?
    ASLI - Siz de futbol bağımlısısınız, hiçbir maçı kaçırmazsınız.
    ALP - Gündemi takip ediyoruz.
    ASLI - Maç izlemek gündem mi?
    ALP - Evet, hem maç izlerken zevk alıyoruz.
    ASLI - Biz de aynaya bakarken aynı zevki alıyoruz
    ALP - Peki, siz kızların tuvalet sevdası ne olacak? Bir yere gidildiğinde hemcinsiniz olmasın Bak sayısı fark etmez. Hemen kaş göz anlaşmasıyla "Tuvalet" sözü duyulduğu an aynı anda tuvalete gitmeyi nasıl başarabiliyorsunuz? Yani muhteşem bir anlaşma. Evden çıkmadan önce saatlerinizi ayarlamanız gerekiyor. Ayna anda tuvalete gidip (Canlandırır.) -Ay seninde mi geldi canım. -Ay valla benim ki de geldi. -Haydi o zaman el ele tutuşup sıç(Aslı keser.)
    ASLI - Saçmalama, tabi ki aynı anda ihtiyaç gidermesi yapmıyoruz.
    ALP - Neden aynı anda tuvalete gidiyorsunuz o zaman?
    ASLI - Biz kızlar, sizin gibi rahat olamıyoruz da o yüzden. Ya konuşulması gereken özel bir şey vardır ya da transfer edebileceğimiz özel şeyler.
    ALP - Şey mi (Elleriyle kuş uçma hareketlerini yapar.)?
    ASLI - Evet ped. Zaten şu regl sizde olsaydı, o zaman neler yapardınız çok belli.
    ALP - Ne yapardık?
    ASLI - (Kız erkek rolüne bürünür.) -Senin ki geldi mi bilader? -Yok lan, tık yok. - Dengesiz bilader ondan. -Oğlum, sen dengesizsin de ondan
    Aranızda ki ped transferi halka açık olur kesin, sigara ister gibi. (Devam ettirir rolü.) -Versene bir çift kanatlı. - Az kaldı oğlum. - Lan ver, ben alırım birazdan.
    Ya da kesin böyle abuk sabuk espriler üretirsiniz. (Devam ettirir rolü.)
    Ne biliyim senin ki kurşunlu mu, kurşunsuz mu?
    ALP - Ne kadar komik
    ASLI - Bence komik
    ALP - Peki pijama partisine ne diyeceksin?
    ASLI - Pijama partimizin nesi varmış? Sizin içmek için toplanmanız gibi bir şey. Hem erkekler pijama partisi yapsa o da komik olur. Yatağın üzerinde oturup sohbet eden, atletli ve kıllı erkekler
    ALP - Yine genelleme yapıyorsun.
    ASLI - Tamam, kapatalım bu konuyu.
    ALP - Peki.
    ASLI - Ben kalkıyorum.
    ALP - Neden?
    ASLI - Gitmem gerekiyor.
    ALP - Peki ama neden?
    ASLI - Sapık mısın ya? Sebebini neden söylemek zorundayım ki sana? Kimsin sen?
    ALP - Neden yalan söylüyorsun ki? Rahatsız oldum demen yeterli. Sen otur, ben kalkarım.
    ASLI - Tamam kalk.
    ALP - Emin misin?
    ASLI - Evet
    ALP - Peki ben kalkarsam, ne yapacaksın burada tek başına?
    ASLI - Sen gelmeden önce ne yapıyorsam onu yapacağım.
    ALP - Ne yapıyordun ki?
    ASLI - Önümde oturan yaşlı çifti izliyordum.
    ALP - Ben de onları izlemek için geldim zaten.
    ASLI - Siz erkekler hiç yalan söyleyemiyorsunuz.
    ALP - Ne yani, yaşlı çiftleri sadece bayanlar mı izliyor?
    ASLI - Resmen benden hoşlandın, neden söylemekten çekiniyorsun ki?
    ALP - Allah Allah, o çifti izlemeye geldim. Of! Söylemek istemiyorum, çünkü ( Aslı sözünü keser.)
    ASLI - Çünkü?
    ALP - Çünkü sözümü kestin. Her neyse gidiyorum.
    ASLI - Bir saniye, senin burcun neydi?
    ALP - İkizler
    ASLI - Belli.
    ALP - Belli olan ne?
    ASLI - Bir dakikada unutursun, testler öyle söyler.
    ALP - Nasıl yani?
    ASLI - Hemen aldatırsın, hiç düşünmeden.
    ALP - Allah Allah, babanın burcu ne?
    ASLI - İkizler ne var bunda?
    ALP - O zaman annene söyle, baban anneni aldatıyor. Ne oldu sustun?
    ASLI - Biz neden tartışmaya başladık ki?
    ALP - Bilmem.
    ASLI - Ben konuyu değiştireyim o zaman. Sen gelmeden önce bir haber okumuştum, dur sana da okuyayım (Yanında ki gazeteyi alıp haberi okumaya başlar.) Türkiye'de bir ilk oldu ve Avrupa Birliği Hibe Fonu'yla AB standartlarına uygun tuvalet yaptırıldı. Gaziantep'in Türktepe Mahallesi'nde, tarihi Kültür Yolu üzerine yaptırılan ve 80 bin euroya mal olan tuvalet oldukça konforlu. Alafranga olarak yapılan tuvalette; müzik sistemi, sensörlü çeşmeler, çocuk bezi değiştirme bölümü ve klima bulunuyor.
    ALP - Güzelmiş. Ben oraya sıçmaya kıyamam Peki, bunun bir süresi var mı?
    ASLI - Ne gibi?
    ALP - Yani zaman tutuyorlar mıdır?
    ASLI - Sanmam.
    ALP - O zaman kötü. Ben oranın müşterisi olsam, çıkmam tuvaletten. Düşünsene sıcaktan bayılıyorsun dışarıda içeriye giriyorsun serin serin çıkar mısın? Çıkmazsın tabi bir de başlamışsın tam olaya Tam bitmiş çıkacaksın en sevdiğin parça nedir?
    ASLI - Grup Gündoğarken'den; "Seni gördüğüme sevindim." Bayılırım.
    ALP - Ciddi olamazsın, ben de bayılırım. Her neyse, işte düşün, en sevdiğin parça çalıyor. Uzatırsın, o bitene kadar orada böyle beklersin. (Aslı güler.) Ama öyle değil mi?
    ASLI - Çok tatlısın
    ALP - (Ufak bir çocuk gibi) Geyçekten mi?
    ASLI - Evet
    ALP - Sen de öylesin.
    ASLI - Ben söyledim diye söylemene gerek yok.
    ALP - Gerçekten öylesin.
    ASLI - Bence kibarlık olsun diye söylüyorsun.
    ALP - Of! Neden takılıyorsun buna?
    ASLI - İçten söylediğinden emin olmak istiyorum, takılırım tabi ki.
    ALP - İçten olmasa niye söyleyeyim ki?
    ASLI - İşte, ben söyledim diye.
    ALP - Yine mi tartışıyoruz?
    ASLI - Arkadaşım Birben'e çok benziyorsun.
    ALP - Birben mi? O ne biçim isim ya?
    ASLI - Nesi varmış?
    ALP - Enteresan. İlk defa duyuyorum. Şiir gibi Bir ben vardı, benden uzakta Oysa ki benlerim çok yakında.
    ASLI - Komik
    ALP - Teşekkür ederim. Ne zaman gideceksin İngiltere'ye?
    ASLI - Hiçbir zaman
    ALP - Kesin dönüş mü yaptın?
    ASLI - Hayır, ben burada yaşıyorum.
    ALP - İngiltere'de yaşıyorum demiştin.
    ASLI - Yalan söyledim.
    ALP - Neden ki? Sapık mı sandın beni?
    ASLI - Saçmalama lütfen aşkım ya.
    ALP - Tamam aşkım.
    ASLI - Yarın ne yapıyoruz?
    ALP - Deniz kıyısında çay içeriz birtanem.
    ASLI - Deniz kıyısına bayılırım, bilirsin.
    ALP - Bilmem mi? Ben de sana bayılıyorum.
    ASLI - (Çocuklaşır.) Yaaa, bak kızaracak yanaklarım yine.
    ALP - Kızarsın o elma yanakların senin, yerim onları ben, yerim!
    ASLI - Aşkım burada tanışmıştık, hatırlıyor musun?
    ALP - Unutur muyum birtanem? Biraz gürültülü bir şekilde olmuştu ama... Ne yapalım, hem boşuna dememişler;"İlk aşklar kavgayla başlar" diye.
    ASLI - Kesinlikle katılıyorum, sevgilim benim.
    ALP - Gözlerini kapatır mısın?
    ASLI - Neden?
    ALP - Sadece iki saniye için. Aç deyince aç.
    ASLI - Tamam.
    ALP - (Ayağa kalkıp toparlanır. Bir iki deneme yapar. Aslının önüne diz çöküp, cebinden söz yüzüklerini çıkartır. İşaret verir. Grup Gündoğarken - Seni gördüğüme sevindim şarkısı çalmaya başlar.) Açabilirsin şimdi.
    ASLI - (Aslı gözlerini açar ve yüzükleri görür, şok geçirir.) İnanmıyorum, evlenme teklifi mi bu?
    ALP - Yok hayatım, söz yüzüklerimiz. Yani yüz de ellisi diyelim.
    ASLI - Şoktayım şu an. Bizim parçamız bu da, inanmıyorum ya!
    ALP - Sevgilim, aşkım, birtanem, hayatımın anlamı, güzellik abidem... Sen hayatıma girdin gireli bu hayat hiç olmadığı kadar güzel olmaya başladı. Sen, seni, seninle yaşamama izin verir misin? Beni benden daha çok seven sen, benimle evlenmeye, bir yuva kurup ölünceye dek benimle birlikte olmaya, iyi günde, kötü günde her daim yanımda olmaya, aşkımızı ölümsüzleştirmeye söz verir misin?
    ASLI - (Duygulu ve titrek sesiyle) Tabi ki sevgilim (Yüzükler parmaklara geçer. Deli gibi sarılırlar. Birden Aslı şiddetle Alp'i itmeye, Alp ise tekrar sarılmak için onu çekmeye başlar. Aslı ağlamaklı, vurmaya çalışır. Alp geri kaçar.)
    ALP - Yemin ederim sandığın gibi değil, yemin ederim.
    ASLI - Nasıl ya? Ben bunu hak edecek ne yaptım? Söyler misin, ne yaptım Alp!?
    ALP - Nasıl inanırsın aşkım? Ben seni bu kadar severken, böyle bir şey yapacağımı nasıl düşünürsün? Sevgilim alkollüydüm gerçekten, yemin ederim. Ne yaptığımı bilmiyordum.
    ASLI - Sen ne biçim bir insansın ya! Nasıl ne yaptığını bilmiyordun? Fotoğraf bile çekilmişsin! Ne yüzle? Her şeyi geçtim, benim arkadaşımla, Birbenle nasıl yaparsın
    ALP - Hayatım, aşkım, her şeyim inan bana. Durum bildiğin gibi değil. Birben'in tuzağı bu, yüzleştir bizi istersen.
    ASLI - Bana verdiğin sözü tutmadın Alp! Sen benim kahramanımdın. Sen benim en sevdiğimdin. (Yüzüğü çıkartıp suratına atar. Alp yüzüğü alır cebine koyar.) Artık gözümde bir hiçsin! Hiç! (Tam gidecekken geri döner. Mutlu ve sevinçli bir şekilde sarılır Alp'e.) Aşkım çok özür dilerim. Gerçekten çok özür dilerim, beni affedebilecek misin?
    ALP - Tabi ki sevgilim, (Yüzüğü tekrar takar.) seni çok seviyorum. Nasıl öğrendin peki?
    ASLI - Birben her şeyi anlattı. Zaten hiçbir şey olmamış.
    ALP - Hatırlamıyorum demiştim.
    ASLI - Biliyorum birtanem, biliyorum. Sana nasıl güvenemedim, neden dinlemedim bilmiyorum. Beni affet aşkım.
    ALP - Çoktan unuttum birtanem. Bak atalarımız boşuna dememişler.
    ASLI - Ne demişler?
    ALP - Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır diye.
    ASLI - Bu durumda Tilki ben mi oluyorum yani?
    ALP - (Gayet mutlu normal) Evet
    ASLI - (Ciddi) Ben mi oluyorum Tilki Alp?
    ALP - Evet tatlım
    ASLI - (Sert bir şekilde) Bu durumda Tilki ben mi oluyorum ALP!
    ALP - Yok kıyamam yok canım. Tilki de benim kürkçü dükkanı da sen değilsin canım benim.
    ASLI - (Gülümser) Ya ben seni çok seviyorum.
    ALP - Ben de hayatım, içimde sana karşı o kadar büyük bir sevgi var ki. Seni sevgimle boğmaktan korkuyorum. Görüşmeden geçen 1 haftada öyle özledim ki. Her anımı seni sevmekle geçiriyorum
    ASLI - Beni affetmen için Allah'a o kadar yalvardım ki.
    ALP - Cumaya mı gittin tatlım?
    ASLI - Alp!
    ALP - Özür dilerim canım.
    ASLI - Bugün beni görmek istemeyeceğinden korktum.
    ALP - Kıyamam sana.
    ASLI - O kadar çok korkuyordum ki, beni bırakıp gitmenden. Ben sana doyamıyorum aşkım, asla da doyamam. Biliyor musun, kokunu hissetmediğim o bir hafta, nefessiz kaldım.
    ALP - Doğaldır aşkım parfüme bayıldığım parayı biliyorsun.
    ASLI - Alp!
    ALP - Pardon aşkım özür dilerim devam et sen.
    ASLI - Seninle cennete benzeyen odam, sensiz soğuk ve karanlıktı.
    ALP - Elektrikler mi gitti evde?
    ASLI - Alp ağlayacağım şimdi ama!
    ALP - Özür dilerim sevgilim benim.
    ASLI - Sensiz çok yalnızdım, sensiz çok çaresiz Sen yokken yatağım bile o kadar büyük geldi ki, boğulacağım sandım.
    ALP - Hayatım bak karışmayım karışmayayım diyorum. Sen tek kişilik yatakta yatmıyor musun? Nasıl büyük gelebilir ki ya?
    ASLI - Alp burada moda girdim! Sen neden girmiyorsun moda! Söyler misin Alp sen neden girmiyorsun!
    ALP - (Aslının birden çıkışıyla ufalmıştır resmen.) Şu andan itibaren giriyorum sevgilim. Bak girdim ağlıyorum hatta ühühü
    ASLI - Kıyamam sana. İyi ki beni affettin sevgilim. Seni gerçekten çok ama çok seviyorum. (Sarılırlar.)
    ALP - Hoş geldin hayatım.
    ASLI - Hoş bulduk. Saçımı beğendin mi?
    ALP - Evet, her zamanki gibi
    ASLI - Nasıl her zaman ki gibi?
    ALP - Her zaman ki gibi güzel işte aşkım.
    ASLI - Hayatım kuaförden geliyorum.
    ALP - Of! Birinci çinko.
    ASLI - Demek kuaföre gitmeme gerek yok? Her zaman çirkinim, öyle mi?
    ALP - Ya saçmalama, ben seni her halinle seviyorum.
    ASLI - Ne yani, çirkin olduğumu kabul mü ediyorsun?
    ALP - Of! İkinci çinko.
    ASLI - Tamam Alp, iltifatların için teşekkür ederim. Ben senin için güzelleşeyim, sen bana bu şekilde davran. Çok mu çirkinim? Söyler misin, çok mu çirkinim?
    ALP - Estağfurullah
    ASLI - Alp! Estağfurullah Arapçada aynen demekti.
    ALP - Tombala Ne alakası var hayatım ya, Arabistan'da değil, Türkiye'deyiz. Lütfen, beni hep yanlış anlıyorsun. Ben, saçını yaptırmasan da çok güzelsin, her halini beğeniyorum demek istemiştim. Sen benim meleğimsin, seni ilk gördüğümde dedim ki: "Ulan, bu melek cennetten nasıl düştü buraya. Hayır düştü de bir yeri nasıl acımadı" dedim sonra "Ulan dedim bakıyorum. Melek mi Paris Hilton mu o olsaydı çok güzel olurdu (Aslının bakışından sonra.) ama ondan bile daha güzel." Dedim yani Meleğim diye boşuna demiyorum.
    ASLI -(Çocuklaşır.) Geyçekten mi?
    ALP - Gerçekten bebeğim, çok güzelsin. Makyajın çok güzel.
    ASLI - Onu biliyorum geç.
    ALP - Saçların güzel
    ASLI - Onu da biliyorum geç.
    ALP - Kıyafetin güzel, küpeler falan her şeyin süper ohh
    ASLI - Bir ses duydun mu?
    ALP - (Bozuntuya vermemeye, çalışır bir yandan da poposunu yeller.) Yo, duymadım. Ne sesi?
    ASLI - Senin olduğun yerden geldi. Telefonunu falan mı düşürdün yere? (Aslı Alp'in yanına doğru gelirken)
    ALP - Yo, yo, yo bu taraf sağlam, bu taraf sağlam gelmene gerek yok bu tarafa.
    ASLI - Bu koku da ne? İğrenç! Ne kadar iğrenç bir koku bu ya
    ALP - Abartma öyle kokmaz o.
    ASLI - İnanmıyorum sana. Of! Alp bunu yaptığına gerçekten inanmıyorum.
    ALP - Ne yapayım? Tuttum, sıktım popomu sıkabildiğim kadar, her zaman geri kaçardı bu sefer kaçmadı. Pof dedi çıktı. Ne yapabilirim, insani bir ihtiyaç nihayetinde.
    ASLI - Of iğrençsin Alp . Sevgilim yanımda osurdu, şaka gibi.
    ALP - Allah Allah! Gören de adam öldürdüm sanacak. Osurduk be! Amma abarttın.
    ASLI - Ben senin yanında burnumu karıştırıyor muyum? Balgam çıkartıyor muyum? Iyy, osuruyor muyum?
    ALP - Osur. Ben karışıyor muyum? Hem evde osurmadım, açık havada osurdum. Dağılır bu anlıyor musun?
    ASLI - Anlamıyorsun. Açık hava, kapalı hava söz konusu değil. Benim yanımda osurdun Alp.
    ALP - Tamam Aslı, sen de osur fitleşelim.
    ASLI - Kusura bakma, ben senin kadar pis olamam.
    ALP - Beni takdir edeceğine ne yapıyorsun.
    ASLI - Neyini takdir edeceğim?
    ALP - Ne kadar güzel, maske takmıyorum tamamen doğalım.
    ASLI - Kusura bakma ama bu hayvanlık, doğallık değil.
    ALP - Hayvanları seviyorsun ama.
    ASLI - Tamam Alp, kapatalım şu konuyu.
    ALP - Ben açmadım zaten bu konuyu, açan tarafım da ayda yılda bir konuşuyor.
    ASLI - Of iğrençleşme.
    ALP - Tamam.
    ASLI - Annem diyor ki: "Artık istemeye, gelmeyecek mi seni?"
    ALP - Nasıl yani?
    ASLI - 8 yıl oldu deyo, ne zaman resmiyete dökeceksiniz deyo, daha ne kadar daha böyle sürecek merak ediyorum deyo.
    ALP - Baban ne deyo?
    ASLI - Bir şey demiyor, bir şey demedi yani. Ne alakası var?
    ALP - Baban bir şey demiyorsa, annen diyorsa 1-1 beraberlik var ama. Şimdi anneyi dinlersek baba kırılır bize. Üzülür yani.
    ASLI - Ne yani, beni istemeyecek misin?
    ALP - Ne alakası var? Ben sadece 8 yıl lafına taktım, ne olmuş 8 yıl olmuşsa? Dün böyle bir şey demiyordu?
    ASLI - Uzun olduğunu anlatmaya çalışıyor aşkım, anladın mı?
    ALP - Ne yani 7 yıl 12 ay 29 gün uzun değil de, 8 yıl mı uzun gelmiş? Bir günde vahi mi inmiş kadına?
    ASLI - Sen beni sevmiyorsun anladım. Ne yani bitti mi, içinde ki sevgi?
    ALP - Ya ne alakası var? Sadece evlilik beni korkutuyor, büyük bir sorumluluk bence. Emin olmadan böyle bir riske girmek istemiyorum sadece.
    ASLI - Evlenmeden nasıl bilebiliriz ki?
    ALP - Nasıl olacak peki?
    ASLI - Üstesinden geliriz.
    ALP - Ben evlendikten sonra, maddi problemler yüzünden aşkımızın bitmesinden korkuyorum.
    ASLI - Üstesinden geliriz sevgilim. Yeter ki aşkımız bitmesin, yeter ki her daim birbirimizi sevelim. Hem bak ben de çalışırım, birlikte üstesinden geliriz.
    ALP - Ne dedin sen?
    ASLI - Üstesinden geliriz dedim?
    ALP - Ondan sonra
    ASLI - Bende çalışırım dedim.
    ALP - (Sert) Ne!
    ASLI - Bende -
    ALP - Ne!
    ASLI - Be-
    ALP - Ne! (Delirmiştir.) Ulan Alp'in karısı çalışıyor dedirtir miyim lan ben? Yok öyle şey. Bunu duymamış olayım Aslı!
    ASLI - Ya hayatım saçmalama. Elim ayağım tutuyor. Evde oturmak için evlenmiyorum. Seni seviyorum ve seninle mutlu bir yuva kurmak, çocuklarının annesi olmak, birlikte yaşlanmak için evleniyorum.
    ALP - Aslında mantıklı düşününce, çalışmamak benimde işime gelir. Doğru diyorsun. (Birden değişir.) Ya sen ne akıllı bir kadınsın. Seni seviyorum ben ya. (Sarılırlar. Loş ışık verilir.)
    ASLI - Saat geç oldu aşkım, zar zor çıktım evden. Ne oldu? Çok merak ettim.
    ALP - Öyle önemli bir şey yok canım. Sadece seninle paylaşmak istediğim ve içimi kemiren bir şey var.
    ASLI - Nedir o birtanem?
    ALP - İstersen otur Aslı.
    ASLI - Neden bu kadar soğuk konuşuyorsun Alp, bir şey mi oldu?
    ALP - Aslı hiç uzatmayacağım. Ben tekrardan aşık oldum.
    ASLI - Nasıl yani?
    ALP - Seni bugüne kadar aldatmadım, aldatmayı da hiçbir zaman istemem. Ben tekrardan aşık oldum.
    ASLI - Kime?
    ALP - Dünyalar güzeli birine. Gözleri o kadar güzel ki, görsen hak verirsin belki. O da beni çok seviyor. Hem de dünyalar kadar. Onunla evlenmeyi bile düşünüyorum. O da aynı şeyi düşünüyor sanırım. Biliyorum senin için üzücü ama sana hiçbir zaman yalan söylemedim. Her zaman dürüst oldum, bugün de böyle olmak istiyorum. Onunla evleneceğim. Hayallerimi onunla gerçekleştireceğim.
    ASLI - Gerçekten mi?
    ALP - Evet. Kıyamam sana (Başını okşar.) tamam senin için üzücü ama ne yapalım Ben onunla evlenip hayallerimi onunla gerçekleştireceğim.
    ASLI - İnanmıyorum sana. Ya bana verdiğin söz ne olacak?
    ALP - Ben sözümü tutuyorum.
    ASLI - Nasıl tutuyorsun? (Söz yüzüğünü çıkartmaya çalışır.) Al bunu ona ver!
    ALP - Aslı onu çıkartma, bir saniye. Ben sözümü tutuyorum dedim sana. Aşık olduğum kişi sensin. Dünyalar güzeli kimim var senden başka? Bu dünyada, beni benden çok sevebilecek kim var? Seni seviyorum ben be!(Bora Öztoprak - Seni seviyorum parçası girer. Tam da nakarattan.) Benimle evlenir misin Aslı'm? (Cebinden yüzüğü çıkartır. Diz çöker yüzük kutusunu açar.)
    ASLI- (Aslı biraz bakar.) Hayır, evlenemem! (Müzik birden kesilir.)
    ALP - Nasıl yani?
    ASLI - Çünkü, eğer sen çağırmasaydın yarın ben yanına gelecektim. Biraz önce, başka birine aşık olduğunu söylediğinde içten içe sevindim. Çünkü ben başka birine aşık oldum Alp.
    ALP - Kim lan o! Kim o. (Ağlar gibi.) Kim o, kim o, kim o?
    ASLI - (Alp'in yaptığı gibi oda saçlarını okşar) Tamam senin için üzücü ama az önce sana kızarak:"Ya bana verdiğin söz." derken, içimden gülüyordum. Aslında onu tanısan sen de bana hak verirsin. Dünyalar tatlısı ve çok yakışıklı.
    ALP - Tabi tanışırız nerede oturuyor! Söyle nerede oturuyor!
    ASLI - Bu evlenme teklifini bu şekilde yaşamak istemezdim ama beni şok ettin. Tabi ki de seninle evlenirim ALP! (Alp cebinden telefonu çıkarır. Arama tuşuna basar. Aslının bu sözlerini duymaz. Aslının konuşması bittiğinde telefondakiyle konuşmaya başlar.)
    ALP - Alo Mahmut Abi nerdesin Aslı başka biriyle evlenecek! Ahhh Abi kap emanetleri basalım o çocuğun evini.
    ASLI - Alp. Tabi ki seninle evlenirim dedim.
    ALP - (Ağlamaklı) Ne?
    ASLI - Tabi ki seninle evlenirim dedim.
    ALP - Sende mi şaka yaptın yani?
    ASLI - Evet
    ALP - Alo Mahmut abi aradığın kişiye şu an ulaşılamıyor abi. (Telefonu kapatır.) Aşkım neden yapıyorsun.
    ASLI - Sen şaka yaparken iyi de ben yaparken mi kötü.
    ALP - Aşkım bir daha yapma tamam mı?
    ASLI - Sende yapma.
    ALP - Bokunu yiyim yapmam.
    ASLI - İğrençleşmeden şu evlenme teklifine dönsek ya aşkım?
    ALP - Ah doğru (Kendine çeki düzen verir. Alp mutlu bir şekilde diz çöker. Yüzüğü çıkartır.) Benimle evlenir misin Aslı?
    ASLI - Evet! (Mutlu bir şekilde sarılırlar. Fonda müzik tekrardan girer ve yavaş yavaş kesilir.) İnanmıyorum ya, biz şimdi evleniyor muyuz?
    ALP - Evet dünyalar güzelim.
    ASLI - Hemen bunu anneme söylemem lazım.
    ALP - Benim de yedi ceddimi çağırmam lazım. Malum para gelsin aşkım.
    ASLI - Tamam aşkım, haberleşiriz.
    ALP - Tamam bebeğim benim. (İkisi ters tarafa doğru giderler. Birden tekrar dönerler. Yaklaşırlar.)
    ALP VE ASLI - Bomba bir haberim var.
    ALP VE ASLI - İlk sen,
    ALP - Lütfen, önce bayanlar.
    ASLI - İlk sen
    ALP - Tamam, sıkı dur Bomba bir; işe girdim!
    ASLI - Süpeerrr. Sen de sıkı dur Hamileyimmmm
    ALP - Süpeerrr Ne!
    ASLI - Ne yani, beğenmedin mi?
    ALP - Saçmalama hayatım, çok ani oldu da.
    ASLI - Evet, kızımız olacak.
    ALP - Kız mı?
    ASLI - Sıkı dur, bir sürpriz daha
    ALP - Evet?
    ASLI -- Bir de oğlumuz olacak!
    ALP - Nasıl yani?
    ASLI - Aşkım ikiz geliyor. (Alp tam kucaklayacak iken.) Dur bebeğim hamileyim.
    ALP - Muhteşem.
    ASLI - Hemen odalarını ayarlayalım. Evi de 3 odalı almamız süper oldu. Kızın odasını pembeye, erkeğin odasını da maviye boyarız.
    ALP - Boyarız aşkım boyarız. Sen nasıl istiyorsan dünyalar güzelim benim
    ASLI - Of! Elim ayağım titriyor.
    ALP - Hayatım sen niye ayaktasın? Benim ikizler yorulmuştur oturt onları da.
    ASLI - Onlar içerde hava da takılıyor.
    ALP - Annesi bu kadar havalıyken normal tabi
    ASLI - Of hayatım oturuyorum tamam
    ALP - Bebeğim hatırlıyor musun 17 yaşındayken, ilk çıktığımızda. Hani ilk
    ASLI - Hatırladım, hatırladım.
    ALP - Sen demiştin ya "Ay, başım dönüyor." Filli boyada gecikmeler olmuştu. Çocuk geliyor zannetmiştik.
    ASLI - Of ölümdü o ya. (Birden o ana dönerler.) Aşkım başım dönüyor.
    ALP - Neden ki?
    ASLI - Bilmiyorum bu aralar başım dönüyor, mide bulantısı, bir de iki haftadır hasta olmuyorum. Annem de sorup duruyor.
    ALP - Yoksa?
    ASLI - Bilmiyorum.
    ALP - Nasıl ya, baba mı oluyorum bu yaşta?
    ASLI - Ne bileyim ben? Kürtaj mı yaptırsak?
    ALP - Saçmalama hayatım sen 17 yaşındasın, ben 18. Aile izni olması gerekiyor. Beni hapse atarlar.
    ASLI - Ne yapacağız?
    ALP - Ben seni merdivenlerden iteyim mi hayatım? Düşer belki.
    ASLI - Saçmalama!
    ALP - Karnına bir iki kere vurayım?
    ASLI - Aşkım!
    ALP - Peki, bak ne geldi aklıma, daha risksiz.
    ASLI - Neymiş o?
    ALP - Bol bol su içsen? Boğulur belki? Bebeğim, çocuk katili değilim ama bu yaşta kendime zor bakıyorum hayatım. Ailem bile beni kapı dışarı edecek utanmasa.
    ASLI - Sen bu çocuğun babasısın, bakmak zorundasın!
    ALP - Hadi ben ona baktım, bakabilirim yani. Sana kim bakacak? Ya bana? Belediye mi?
    ASLI - Keşke senle hiç tanışmasaydım.
    ALP - (Normale dönerler.) Gerçekten o gün onu isteyerek mi söyledin aşkım?
    ASLI - Ya saçmalama hayatım o an ki psikolojiyle söyledim.
    ALP - Her neyse o zamanlar çok eskide kaldı.
    ASLI - Evet, şimdi ikizlerimiz olacak ve önümüzde hiç sorun yok.
    ALP - Evet, ikiz babasıyım.
    ASLI - Doktor bana isim arşivi verdi. (Cebinden iki adet kitapçık çıkartır, birini Alp'e verir.) Hadi isimlerini düşünelim. (Bakınırlar.)
    ALP - Adsay olsun
    ASLI - Ne? Hayatı boyunca isim mi, sayacak çocuk. Hem mesleğini de direk belirlemiş oluruz Muhtar olur kesin. Yok, hayatım bunu geçelim.
    ALP - Peki.
    ASLI - Aa bak hayatım, Aleda nasıl?
    ALP - O ne be, elveda gibi.
    ASLI - Ben sana çamur attım diye böyle yapıyorsun demi?
    ALP - Yok hayatım uyumlu olsun diye. Hayatım bak Babür nasıl?
    ASLI - Bu isim hakkında hiç yorum yapmayacağım kapatalım.
    ALP - Peki.
    ASLI - Hayatım Arsu nasıl?
    ALP - Yok o arsız olur ismiyle özdeşir, allah korusun.
    ASLI - Peki.
    ALP - Hayatım, bak dünya diye isim varmış, erkeğe onu koyalım?
    ASLI - Oldu kızımıza da Venüs koyarız.
    ALP - Süper sonra bir tane daha yapar Güneş koyarız.
    ASLI - Oldu Alp çocuklarımızı alıp, okul okul gezip güneş sistemini tanıtırız.
    ALP - Tamam ya tamam Melis'e ne dersin?
    ASLI - Süper bence, Erhan'a?
    ALP - Süper Erhan oğlum muhteşem oldu bence.
    ASLI - Süper isimleri tamam
    ALP - (Aslının karnına sevgi gösterir.) Oğlum, oğluşum Erhan'ım Bebeğim çiçeğim böceğim.
    ASLI - Bunlar kızımıza değil mi?
    ALP - Tabi Erhan'ıma çiçeğim mi diyeceğim? O benim aslanım yerim ben onu. Melis'im canım benim kucucuğum (Saçmalar.)
    ASLI - Aşkım hangi dili öğretiyorsun çocuklarımıza.
    ALP - Agucu dilini hayatım.
    ASLI - Tamam bebeğim baya başarılısın.
    ALP - Hadi alışverişe gidelim. (Giderlerken geri dönerler)
    ASLI - Çok şey aldık hayatım
    ALP - Ot'u boku alırsan olacağı o sevgilim.
    ASLI - Ama lazım
    ALP - Aşkım biz çocuklar için alışverişe gitmedik mi?
    ASLI - Evet?
    ALP - Neden bir don aldık onlara?
    ASLI - İkisi kullansın diye
    ALP - İyide bir tanem sadece onlara alışveriş yapacaktık.
    ASLI - Ya daha doğmamış bebeğe ne alacağız ıh! Hem tamam ben anladım senin demek istediğini. Benim aldığım eşyalar sana batıyor! (Küser.)
    ALP - Saçmalama aşkım iyi ki almışız. Ben gerçekten onu demek istemedim. Zaten bayadır alışverişe gitmiyorduk iyi oldu bu birtanem.
    ASLI - Tamam o zaman
    ALP - Gel bir öpeyim aşkımı.
    ASLI - Ya yapma aşkım sonra çocuklarımız cinselliğe dönük olur. Bak Alp çocuklar duyuyor! Kötü örnek olma, babalarını erkenden tanımasınlar
    ALP - İyi be sanki babaları sapık (Aslının apış arasındaki akan su dikkatini çeker.) Aşkım?
    ASLI - Efendim?
    ALP - Altına mı işiyorsun?
    ASLI - Ne alaka?
    ALP - Bildiğin Niagara Şelalesi gibi ıslatıyorsun altını hayatım!
    ASLI - Dalga geçme Alp! (Bakar ve ağrıları başlar.)
    ALP - Biz osurduğumuzda olay çıkarıyorsun. Sen bildiğin işiyorsun tatlım.
    ASLI - Alp suyum geliyor! Alp! (Dram müzik.)
    ALP - Aşkım! (Telaşlanır.) Taksi yok mu? Taksi yok mu?
    ASLI - Alp bir şeyler yap!
    ALP - Sesimi duyan yok mu? Yardım edin lütfen! Yardım edin!
    ASLI - Alp
    ALP - Geliyorum aşkım, geliyorum. Bekle beni burada. Bekle! Geleceğim hemen!
    ASLI - (Ağlayarak Yüksek bir şekilde.) Alp!
    ALP - (Geri döner.) Geleceğim hayatım geleceğim.
    (Işıklar söner.)
    2 PERDE
    (Işıklar açıldığında sahnede sadece Aslı Duygusal bir şekildedir. Alp içeriye doğru girer. Elinde gazetesi vardır. İkisi de biraz yaşlanmıştır. )
    ALP - Hayatım?
    ASLI - Sende kimsin?
    ALP - Benim, sevgilin?
    ASLI - Benim sevgilim öldü!
    ALP - Buradayım.
    ASLI - Git buradan! Sen beni, bir kaldırım parçası üzerinde bıraktın! Kaldırıp attın beni geçmişinden. (Ağlamaklı.)
    ALP - Ben yapmadım.
    ASLI - Beni tek başıma bıraktın, o karanlığın içersinde. Ben senin kanatlarında yaşarken beni neden ittin, karanlığa? Neden yalnız bıraktın gecenin boşluğunda? Neden göz göre göre öldürdün çocuklarımızı! Neden!
    ALP - Erhan nerde?
    ASLI - (Birden değişir.) Öyle bir şey yazmıyor oyunda Alp.
    ALP - Bir tiyatro eksikti o da oldu, tam oldu yani. Hem ben dram oynamak istemiyorum.
    ASLI - Bizim içinde değişiklik oldu, sen demiyor muydun evde canım sıkıldı diye?
    ALP - İyi de aşkım adamın biri gelmiş camımıza yapıştırmış broşürü tiyatroya katılır mısınız diye? Sende onu sana özel yapıştırdılar sandın gittin. Hadi madem gidiyorsun beni niye arkandan çekiyorsun. Girer girmez anladım zaten iki çocuğumuz var ya hemen bize verdiler o rolü. Hem iki saatlik oyunda toplasan beş dakikalık dram var onu da bize verdiler. Erhan nerede? (Seyircilere dönüp) Erhan neredesin oğlum! Ah orada mısın? Oğlum bak dikkat et. Yeni sünnet oldun öyle fazla koşuşturma Lan oğlum kapat gösterme ayıptır ayıp. Ya da göster aslanım benim Kızım sen niye açıyorsun, kapatsana! Anaaa kapat! Ah aferin uslu uslu oynayın. (Sevinçli bir şekilde Alp oturur gazetesini okur.)
    ASLI - Erhan atma kum kardeşine! Melis yeme o kumu? Alp bir şey desene!
    ALP - Ne söyleyeyim canım? Daha yeni dedim. Erhan atmasana oğlum! Kızım sende yeme kumu, kedi işiyor, köpek sıçıyor. At onu at kaka o kaka. ( Okumaya devam eder.)
    ASLI - Çok güzel müdahale ettin teşekkürler. ( Çantasından dergiyi çıkartır ve okumaya başlar.)
    ALP - Rica ederim hayatım Bak burada ne var?
    ASLI - Neymiş o?
    ALP - İstatistik kurumunun yaptığı ankete göre Türkiye de en popüler meslek neymiş biliyor musun?
    ASLI - Neymiş?
    ALP - Ne iş olsa yaparımmış.
    ASLI - Vallah hayatım, yorum yapmak isterdim ama ne olur, ne olmaz. Beni son görüşün olabilir.
    ALP - Komik kadın seni
    ASLI - (Dergiden okuduğunu sorar.) Sana bir soru.
    ALP - Sor bakalım.
    ASLI - Karınızı ne kadar seviyorsunuz testi.
    ALP - Güzel şıkları var mı?
    ASLI - Bu sadece başlığı daha İlk soru, karınızın saç rengi nedir?
    ALP - (Aslı bileceğinden emin.)Sarı.
    ASLI - İnanmıyorum sana. (Alp ona bakar.)
    ALP - (Maç izlerken destekler gibi.)Sarı, lacivert! Sarı lacivert en büyük Fenerbahçe (Ani dönüş) Sen ne dedin hayatım?
    ASLI - İnanmıyorum sana Alp?
    ALP - Bugün Fenerbahçe maçı varmış ona gitti aklım gerçekten. Sor canım, valla soruyu duymadım.
    ASLI - Karınızın saç rengi nedir?
    ALP - Siyah.
    ASLI - (Çocuklaşır) Süper, beni sevdiğini biliyordum.
    ALP - Bitti mi sorular?
    ASLI - Yok ikinci soru, kendinizi en çok nerede huzurlu ve mutlu hissediyorsunuz?. A-) Sevgilinizin yanında (Sözünü keser.)
    ALP - Be (Aslı sinirli bir şekilde döner.)şiktaşla birlikte yapıyormuş maçı, onu okudum da hayatım, bir şey mi dedin?
    ASLI - Alp bilerek mi yapıyorsun?
    ALP - Şaka yapıyorum birtanem, şaka.
    ASLI - Sen beni sevmiyorsun.
    ALP - Daha neler? Ya saçmalama hayatım testlere mi inanıyorsun yoksa kalbime mi?
    ASLI - Seviyor musun?
    ALP - Sevmesem seni, sever miyim seni?
    ASLI - Yerim seni.
    ALP - Bende seni küçük suratlı aşkım benim.
    ASLI - Nerem küçük, çok kilo aldım resmen.
    ALP - Nedir bu kilo takıntısı hayatım?
    ASLI - Görmüyor musun? Godzilla gibiyim.
    ALP - Daha neler.
    ASLI - Soru sormaca oynayalım mı?
    ALP - Hey Allah'ım neydi günahım! (Aslının bakışlarından sonra) Oynayalım aşkım oynayalım.
    ASLI - İlk sen mi soracaksın, ben mi sorayım?
    ALP - Ben sorayım.
    ASLI - Tamam.
    ALP - Benim en çok sevdiğim çorba? (Hızlı.)
    ASLI - Mercimek
    ALP - Nefret ettiğim -
    ASLI - Kereviz yemeği, sarma ama yeşilini seviyorsun.
    ALP - İlk evlenme teklifini saat kaçta -
    ASLI - Saat ikiyi on gece yirmi yedinci saniyede.
    ALP - Küçükken mahalle arkadaşlarıyla yaptığımız -
    ASLI - Zillere basıp kaçma.
    ALP - Köpek -
    ASLI - Popondan ısırmıştı.
    ALP - Üç dört?
    ASLI - Yedi
    ALP - Yedi den üç çıktı
    ASLI - Dört
    ALP - Gerçekten bir şey diyemiyorum sana.
    ASLI - Peki sıra bende mi?
    ALP - Hayatım zaten biliyorum senin hakkında her şeyi. Artık kanıt mı gerekiyor lütfen ama lütfen.
    ASLI - Bravo Alp, bir şey diyemiyorum. Sen beni tanımıyorsun bitti artık.
    ALP - Ne yani? Biz burada iki yabancı gibi sanki tanımıyormuş gibi soru mu soracağız birbirimize. Oldu o zaman ismim ne hadi?
    ASLI - Alp!
    ALP - Tamam o zaman hadi sor.
    ASLI - En sevdiğim renk? Burcum, doğum tarihim, tanıştığımız gün, sevdiğim arkadaş, sevmediğim arkadaş.
    ALP - Çüş!
    ASLI - Bu daha ilk sorum
    ALP - Hayatım tane tane gidelim.
    ASLI - Peki o zaman en sevdiğim renk?
    ALP - Ezan mı okunuyor? Yoksa telefon mu çaldı.
    ASLI - Yok aşkım çalmadı. Alp konu mu değiştirmeye çalışıyorsun. Yok, artık en sevdiğim rengi bilmiyor olamazsın değil mi?
    ALP - Yok artık tabi ki de en sevdiğin rengi bilmiyorum.
    ASLI - (Belli bir süre sonra.) Bilmiyorum dedin?
    ALP - Sana öyle mi geldi?
    ASLI - Alp!
    ALP - Si-si-si (Aslı sinirli bir şekilde) Kır-kır-kır (Aslı aynı şekilde.) Yeş-yeş-yeş(Aslı evet gibisinden) Yeşil tabi ki de.
    ASLI - Beni sevdiğini biliyordum. Alp beni ne zaman sevdiğini anladın?
    ALP - Yuh artık oha artık çüş artık! Ulan bir kere sorduğun sorularda o yoktu ya! (Aslı çok sinirlenir ve daha da abartılı ağlamaya başlar.) Hayatım şimdi niye ağlıyorsun? Yoksa! Aman Allah'ım bugün ayın 15 mi? (Kendi kendine) Alp! Regli! Adette! Sakin ol! Ne istiyorsa onu ver! Tatlı getir. O bizim kıymetlimiz! Ha ilaç tatlı! (Aslıya) Hayatım tatlı yer miyiz?
    ASLI - Sen bana kilo mu aldırmaya çalışıyorsun Alp! Ne yani sen beni beğenmiyor musun, zayıf olduğumu mu düşünüyorsun? Ya da bunları yediğimde sivilcem çıktığında mutlu olacaksın? Ya da beni aldatıyorsun gönlümü mü çalmaya çalışıyorsun.
    ALP - Tebrik ediyorum Aslı. Yani muhabbet nerden, nereye, nasıl geldi helal olsun vallah. Yani bunu giriş gelişme sonuç şeklinde filme çeksek oscar'a adaydık. And the Oscar goes to ASLI! Oscar goes to Aslı yani! (Aslı daha da sinirlenir.) Tamam, hayatım sakin ol. Sinirlenme canım. Benim canım tatlı çekti de birlikte yer miyiz diye dedim Hani... Sen bana hep düşüncesizsin dersin ya. O yüzden yani. (Alp kendi kendine) Abi bugün ne yapıp, ne edip bu tatlıyı yedirmeliyiz! Yoksa, ayvayı yeriz.
    ASLI - Tatlı matlı istemiyorum of. (Radyoyu çıkartır kulaklıklarını takar.)
    ALP - Abi ben bu kadınları anlamıyorum ya. Regliydi, doğumdu, menapozdu, ulan hayat bitti.
    ASLI - (Kulaklığı çıkartıp) Bir şey mi diyorsun Alp?
    ALP - Yok hayatım Erhanla konuşuyordum.
    ASLI - Ne diyordun?
    ALP - Sen, sen ol hep sev oğlum diyordum. Erhan oğlum sen bir tur daha at. Melis'e de sahip çık! Biz daha buradayız belli ki. Annenin regli dönemi 15 gün kamptayız aslanlarım.
    ASLI - Canım?
    ALP - Efendim.
    ASLI - (Kulaklığı uzatır.) Bu sıradaki bizim parçamız olsun hadi.
    ALP - Kaçıncı parça olacak acaba. Arşiv yaptık en hit parçalarımız diye. (Aslının bakışının ardından) Olsun canım olsun. (Kulaklığı takar. Saatine bakar. Cebinden kendi kulaklığını çıkarıp takar. Kendi Kendine.) Gerizekalı herif kaçar mı lan o? Vur lan, vur lan. Tüh Allah belanı! (Aslı Alp'e dönüp)
    ASLI - Nasıl buldun aşkım?
    ALP - Ne?
    ASLI - Parçayı diyorum.
    ALP - Güzel
    ASLI - Nasıl yani?
    ALP - Allah'ı var güzel işte aşkım, söyleyen hakkını vermiş. Bizi anlatmış resmen parça. Tam parça yani
    ASLI - Nasıl bizi anlatmış Alp. Söyleyen resmen, aldatılmayı işlemiş.
    ALP - Hayde... Bebeğim aldatıldık ya, kader bizi aldattı ya. Hele o söze bittim.
    ASLI - Neye?
    ALP - Bittikten sonrasını hatırlamıyorum. Acayip güzeldi ama bebeğim.
    ASLI - Tebrik ediyorum Alp, sen dön bakiyim bu tarafa.
    ALP - Ne tarafa doğru? Kıbleye doğru mu?
    ASLI - Alp uzatma! Dön bakiyim. Bu kulaklık da neyin nesi?
    ALP - Canım annem arar diye parçayı dinlerken rahatsız olmayalım sesten diye taktım?
    ASLI - Ver bakiyim şu kulaklığı. (Alıp takar.) Annen ne zamandır maç spikerliği yapıyor hayatım. (Kadın geçiyormuş gibi Aslı onu tarar resmen.)
    ALP - Zamanlama süper! (Kadın geçmiştir. Arkasından bakmaktadır Aslı. Düşüncelidir yaramaz gibisinden.) Hayatım niye öyle değişti suratın?
    ASLI - Kadına bakıyorum.
    ALP - Hayatım nedir sizin bu kadın takıntınız? Bir erkekten daha çok tarama yapıyorsunuz.
    ASLI - Görmüyor musun Alp? Dip boyası gelmiş, kaşı bıyığı çıkmış. Onun kalçası benden daha büyük.
    ALP - Evet bende fark ettim. (Aslının tip tip bakmasıyla) Yani şeyi fark ettim sen bakınca, bende bakma gereği duydum kıskandım aşkım seni.
    ASLI - Ha öyle mi aman da aman kıskanırmış sevgilisini de. Bak bu arada sana jöle aldım?
    ALP - Nerde? (Aslı bankın arkasından beyazlatıcı saç spreyini çıkartır. Alp'in saçlarına sıkar spreyi.)
    ASLI - Güzel oldu.
    ALP - Dur sana da sıkalım. (Sıktıktan sonra bankın arkasına koyar. Saçlarına bakar. Yaşlanmışlardır.)
    ASLI - Var mı?
    ALP - Burada bir tane var siyah (Üzülür.) Neden üzülüyorsun hayatım?
    ASLI - İyice yaşlandık.
    ALP - Saçmalama, daha çok uzun yıllar var önümüzde hem bak çok şanslıyız biz.
    ASLI - Nasıl?
    ALP - Erhan evlendi 11 tane çocuk yaptı aşiret kurdu resmen. Melis evlendi tık yok onlarda tüp bebek yapıyoruz dediler falan bakalım yani parada yolluyorlar. Hepsinin sağlığı iyi, hepsinin hayatı iyi daha ne göreceğiz hanım?
    ASLI - Doğru diyorsun, bak ben sana ne aldım? (Bankın arkasından kasket, ceket ve hediyeleri çıkartır.)
    ALP - Ne aldın? Bana mı aldın, çok güzel bunlar.
    ASLI - Giy bakalım.
    ALP - Bende sana aldım bak burada. (Alp bankın arkasından ona aldıklarını çıkartır.)
    ASLI - Ben aldım diye aldın demi?
    ALP - Başa mı dönüyoruz?
    ASLI - Şaka yaptım.
    ALP - Giy bakalım.
    ASLI - Çok güzel oldular. (Aslının telefonu çalar.)
    ALP - Kim o?
    ASLI - Erhan arıyor.
    ALP - Beni niye aramıyor? (Alp'in telefonu çalar.)
    ASLI - Kim o?
    ALP - Melis
    ASLI - O beni niye aramıyor?
    ALP - Çocuklaşma Aslı aç bende açıyorum.
    ASLI VE ALP - Efendim? (Alp konuşur gibi devam eder.)
    ASLI - Ne yapıyorsunuz oğlum? Nasıl. Eh oğlum zor olmuyor o kadar çocuğa bakması? (Aslı konuşur gibi devam eder.)
    ALP - Nasılsın Melis'im Eh çocuk ne yapıyor? Tüpe benziyor mu çocuk? İyiyiz iyiyiz canım dur vereyim. Al seni istiyor.
    ASLI - Tamam veriyorum oğlum.
    ALP VE ASLI - Efendim? (Alp konuşur gibi devam eder.)
    ASLI - Ne yapıyorsun kızım? Tüp bebek mi hiç aklım almıyor yani Melis. Nasıl bari iyi mi? Ateşle yaklaşmayın bari o çocuğa maazallah ne olur ne olmaz kızım. Şükür çok iyiyiz para sıkıntımız yok.
    ALP - Çekmiyor oğlum ha çekti. Ne yapıyorsun oğlum? Ne diyeceğim kaç oldu? 11 ha maşallah. Milli takım kadrosunu kurmuşsunuz oğlum. Bari takım ayarlayın da 11 - 11 maç yapın karşılıklı. Erhan bana bak çaktırma biz annenle çok kötüyüz oğlum. Durumlar çok kötü bildiğin gibi değil. Bize şöyle para yolla 3 bin olur oğlum olur. Tamam, aslanım annene söyleme kızar yoksa söylediğime. Tamam, aslanım görüşürüz öpüyorum.
    ASLI - Öptüm kızım görüşürüz. (Kapatırlar telefonları.)
    ALP - İyi parayı da yollar. Güzel oldu bu.
    ASLI - Ne dedin Alp?
    ALP - Selamı var?
    ASLI - Aleyküm Selam Biliyor musun Alp?
    ALP - Neyi hanım?.
    ASLI - Biz çok şanslıyız.
    ALP - Biliyorum.
    ASLI - Şu önümüzde ki gençleri görüyor musun?
    ALP - Hangilerini? (Bir kız görmüştür onun tepkisini verir.) Gördüm (Aslı dürter.)
    ASLI - Onu değil şunları.
    ALP - Gördüm.
    ASLI - Bize çok benziyorlar?
    ALP - O çocuğun vah haline.
    ASLI - Sen beni sevmiyorsun.
    ALP - Saçmalama gel buraya. (Sarılırlar.) Ben seni çok ama çok seviyorum.
    ASLI - Ben seni daha çok seviyorum. (Aslı Alp'in omzuna başını koyar ve huzurlu bir şekilde donarlar tek spot üzerlerindedir. Işıklar söner. Işıklar açıldığında sahnede sedye, sedyenin içerisine başka biri yatmaktadır. Ama seyirci yüzünü görmediği için Alp sanmalıdır. Aslı sedyenin yanında oturmaktadır. Fonda Alp'in kalp atışları duyulmaktadır.)
    ASLI - (Fonda dram bir müzik çalmaya başlar.) Nereden nereye geldik Alp... Ne yaptık ki biz hayata? Neden cezalandırdı ki bizi... Yaşadıklarımız bir film şeridi gibi geçti gitti... Ne kadar da dolu dolu yaşamışız hayatı... Hayat bu kadar kısa mı? Hani kimi aşklar ölümsüzleştirirdi hayatı... Bir şans daha verir mi hayat bize? Geçmişin hatırına, yelkovanla akrep geri döner mi? Bak çocuklar dışarı da, hadi Alp çocuklaşma da kalk hadi... Hani söz vermiştin onlara, hani bana söz vermiştin... Yarı yolda bırakmam diye...
    Hadi Alp çocuklaşma da kalk... Hadi! Alp! (Sahne donar. Sahnenin bir köşesinde tek spot yanar. Beyazlar içersinde Alp gözükür.)
    ALP - Derler ki bakmak gerek kimi zaman... Oysa ki bilmezler bakmanın kimi zaman zor olduğunu. Tarifsiz duyguların bir anda son bulduğunu Dünyanın en tatlı sesini duymanın, hiç bir şeye değişilmeyeceğini Derler ki kalp yarası ölümün son sahnesi... Son perde geldi mi? Peki bu son perde tamir edilir mi? İki kişilik bir oyunda tek kişi çıkabilir mi? Çıksa bile bu oyun güzel olabilir mi? Derler ki hayat bir sahne. Bu sahne çok ağır değil mi?. (Tek spot aniden kapanır ve Alp'in kalp atışları durmuştur ve bunun sesi yüksek bir şekilde duyulmaktadır. Aslının feryadı ile oyun biter.)
    SON

    BEBEĞİN OLUŞUM TARİHİ - 31 Temmuz 2009 /17:36 (İzmir.)
    BEBEĞİN DOĞUM TARİHİ - 16 Ocak 2010 / 22.06 (Bodrum.)
#25.09.2010 17:44 0 0 0
  • " SESSİZLİĞİM BENDEN DEĞİL "
    YAZAN: ERHAN ADSAY
    2 PERDE, KOMEDİ

    NOT - Oyunu oynamak / oyun müzikleri ya da oyundan yararlanmak isteyen arkadaşlar izin ve irtibat için aşağıdaki iletişim bilgilerini kullanabilirler
    Mail - [email]e.adsay@gmail.com[/email]
    Cep Tel - 0537 644 3777 / 0506 792 0614

    İSMAİL - Son dakikalarım. Hayat ve ölüm arasında kaldım. Bu defa son. Gidiyorum, terk ediyorum bu dünyayı. Kimse döndüremez geriye beni. Gidiyorum. Yeni bir keşif yapacağım. Sanırım orada huzuru bulacağım. Bana yardım eder misiniz? Yine mi yalnız kaldım yoksa? Artık önemi yok, gidiyorum. Yalnızlığım da sizinle kalsın. O da sizin olsun. Ama ruhum benimle. İşte onu alamazsınız elimden. Buna izin vermem. Ama yalnızlığım sizin olsun. Yalnızlığınıza dost olur belki. Ne dersiniz? Dakikalarım bitmek üzere. Dakikaları çok görmeyin bana. Saatlerimi size bıraktım. Hala ne istiyorsunuz benden? Daha neler alabilirsiniz ki benden? Sevgimi aldınız. İçimdeki insanlığımı aldınız. Ne almak istiyorsunuz ki başka? Hayatımı almışsınız. Ruhumu çok görmeyin bari. Sanırım zaman doldu, gidiyorum. Bir saniye Görüşürüz demiş miydim? Dünyaya iyi bakın, etrafınıza iyi bakın, insanlara iyi bakın. Bakın ama, at gözlüklerinizle değil. Bir kamera merceği gibi bakmayın dünyaya. Gözlerinizi açarak değil. Ruhunuzu açarak bakın etrafınıza. Bakın da görün nerde yaşıyorsunuz? Bakında görün kimlerle birlikte nefes alıyorsunuz. Bakın da görün Tamam Sustum Söylemeyeceğim. Kimle konuştuğumu merak mı ediyorsunuz? Tamam Söylemeyeceğim Kızdı, sadece vedalaş dedi. Ben abarttım biraz. Onu kızdırmak istemem. Vakit doldu mu? Çoktan mı? Peki Şimdi gidiyorum. Artık dakikalarım da sizin olabilir. Hatta bir saniye, saniyelerimi de alabilirsiniz. Kendinize iyi bakın. Görüşürüz. (Sahneden çıkar. Bir müddet sonra tekrar gelir.) Sessiz olun; kaçtım, geldim. Sakın söylemeyin. Şaka, şaka; izin aldım, biraz daha kalabilirmişim. Ama tek bir şartı var; insanların yanında konuşmayacakmışım. Konuştuğumda bu sefer dönüşü olmayan bir yola gidecekmişim. Anlarsınız ya. Ah bir de yazmayacakmışım da. El kol hareketleriyle anlatırım herhalde? (Tedirgin bir şekilde yukarı bakar.) Peki, tek başıma kaldığımda konuşabilir miyim efendim? Oh buna da şükür. Çok teşekkür ederim efendim. (Seyirciye) Şey Bu arada siz de bana yardım edersiniz umarım. (Işıklar söner. Sesler duyulur. Sahnede rabarba oluşur."Doktor Bey, hastanın kalbi atmaya başladı." v.b konuşmalar duyulur. Ardından ışıklar açıldığında Ünlü Ailesi'nin evi görülür. Neriman, tekerlekli sandalyede bulunan İsmail'i sahneye getirir.)
    NERİMAN - Valla bugün de bayağı gezdik İsmail Bey. Gül, kızım gel buraya, poşetleri al. (İsmail'i yerine götürür. Ardından koltukta bulunan örgüyü alıp örmeye başlar.)
    GÜL - Geldim, geldim.
    NERİMAN - Ay çok gezdik bugün ayaklarım şişti. (Tekerlekli sandalyenin yanındaki poşetleri alır.)
    GÜL - Hoş geldin babişko. (Öper çıkar. İçeriye Emrah girer.)
    EMRAH - Selam ünlü ailem.
    NERİMAN - Nereye kayboldun sabah sen?
    EMRAH - Anne dedim ya işim var diye.
    NERİMAN - Çişin mi var? Dışarıda mı işiyorsun olum?
    EMRAH - İşim diyorum anne, işim!
    NERİMAN - Neymiş bu iş?
    EMRAH - Para lazım anne. Gel naz etme satalım şu evi Kudret Abi'ye.
    NERİMAN - Konuştuk bu konuyu Emrah, unut. Satmak, matmak yok. Bu ev dedenden kalma. Dedenin de dedesinin dedesinden kalma.
    EMRAH - İyi de anne bütün sülalemiz bu yüzden aç!
    NERİMAN - Manevi anlamda tokuz evladım, daha ne istiyorsun. Allahım'a şükürler olsun, başımızı sokacak bir yerimiz var. Dışarıda mı kalalım?
    EMRAH - Annecim burayı satarsak sülalemizin bile evi olur diyorum ben de sana.
    NERİMAN - Emrah kızdırıyorsun beni. Burayı satarsak dedelerin mezarda rahat mı uyuyacağını sanıyorsun?
    EMRAH - O zaman şu dedelerden kalan antikaları satalım.
    NERİMAN - Emrah!
    EMRAH - Üf tamam anne, tamam! Şuraya bak ya, çokluk içinde bokluk çekiyoruz.
    NERİMAN - Ne dedin?
    EMRAH - Her neyse köşeyi döneceğiz diyorum anne. Bir kız var; adı Nihan, çok zengin. Onunla evlenip kurtulacağım. Sonra da mirasa konarım. Anne, eğer düşündüğüm gibi olursa köşeyi dönüyoruz. Dönmeyi de bırak sıçratıyoruz.
    NERİMAN - Köşeye mi sıçıyoruz? Görüyorsun değil mi İsmail Efendi. Artık utanma kalmamış, köşelere sıçıyor oğlun.
    EMRAH - Ya anne sıçratıyorum diyorum! Seninle de bir şey konuşulmuyor. Nerede senin kulak temizleyicin?
    NERİMAN - Bitti. Hadi bir koşu al da gel oğluşum?
    EMRAH - İyi iyi, tamam. (Çıkar. Gül girer.)
    GÜL - Anne, telefonda Asuman Teyze var, seni istiyor.
    NERİMAN - Yine ne isteyecek bakalım. (Çıkarlar. Sahnede sadece İsmail kalır.)
    İSMAİL - Gittiler mi? Oh be konuşamamak ne kadar kötü bir şey. Hani bir söz vardı, "Susmak en güzel cevaptır." diye. Ben yıllardır en güzel cevabı veriyorum. Ama bunu takdir eden yok. Şimdi siz biraz yabancı kaldınız buraya değil mi? Ben size anlatayım. Burası müstakbel eşim Neriman'ın babasından bize armağan. Onun babasına da dedesinden armağan. Öyle, öyle gidiyor. Yani hem tarihi, hem de pahalı, müstakil bir ev. Kudret dedikleri kişi ise, bu evi satın alıp, ardından bu güzelim tarihi yıkıp, yerine koca bir otel yapmak peşinde. Bizim asalak oğlanla kıza kalsaydı çoktan satılırdı. İyi ki eşim Neriman bu konuda benim gibi hassas. Az önce kapıdan içeri beni getiren, eşim Neriman Ünlü. Poşetleri yanımdan alan ve yanağıma bir buse konduran, kızım Gül Ünlü. Kapıdan girip, ardından eczaneye giden ise, büyük oğlum Emrah Ünlü. Birde ailenin kazandibisi var; küçük oğlum Cem Ünlü. O da Amerika'da okuyor. Kalabalık bir aile olarak gözüküyorsa, yanlış düşünüyorsunuz. Çünkü zaman olsaydı, sanırım milli takım kadrosunu kurardım. Çocukları severim. Ama şu an içinde bulunduğum durum o kadar kötü ki. Düşünsenize, çocuğunuz sizin yanağınıza bir buse konduruyor ama karşılık veremiyorsunuz. Bir an yanınıza gelmesi için dua ediyor, gelince de o mis kokan evlat kokusunu içinize çekmek için saniyelerle savaşıyorsunuz. Çok konuşuyor demeyin benim için. Çünkü 1 aydır konuşamıyorum. (Birden Emrah girer. Baba eskisi gibi donar.)
    EMRAH - Anne aldım. Anne? Baba, annem nerde? Baba? (Panikler.) Anne babam konuşmuyor!
    NERİMAN - (Sevinçli bir şekilde içeriye girer.) Ay ay konuşuyor mu? Kızım koş fotoğraf makinesini getir. Baban konuşmaya başlamış. İsmail, hayatım bu kaç? Hadi bir tanem bu kaç?
    EMRAH - Anne konuşmuyor diyorum.
    NERİMAN - Ah benim salak oğlum. Hatırlamıyor musun, doktor konuşma yetisini kaybetti demişti.
    EMRAH - Alışkanlık olmuş. Her neyse kula temizleyicini aldım. Ben kaçıyorum kahveye bizimkiler bekliyor.
    NERİMAN - İyi tamam geç kalma.
    EMRAH - Tamam (Çıkar, Gül girer.)
    GÜL - Anne ben çıkıyorum, yemeği yaptım. Tolga'yla buluşacağım.
    NERİMAN - İyi, tamam.
    GÜL - Buluşacağım diyorum anne.
    NERİMAN - İyi, tamam.
    GÜL - İyi de anne, para yok.
    NERİMAN - İyi, tamam. Para boksa buluş Gül. Aaa
    GÜL - Para yok anne!
    NERİMAN - Kızım sen çalışmıyor musun?
    GÜL - Çalışıyorum.
    NERİMAN - Kime?
    GÜL - Elsi vaikikiye
    NERİMAN - (Terliği eline alır.) Şimdi kıracağım kafanı. (Gül kaçar.)
    GÜL - Tamam anne, tamam! (Çıkar.)
    NERİMAN - Acıktınız mı İsmail Bey? Hemen getireyim çorbanızı. Radyoyu açıyım, canın sıkılmasın. (Radyoda Tanju Okan'dan Kadınım parçası çalar.) Şansın da bu kadarı Bak İsmail Bey, bizim parçamız çalıyor. (Neriman İsmail'in yanına oturur. Ellerini elinin üstüne koyar.) Aslında bu parçayı eskisi gibi dans ederek dinlemek vardı. (Derin bir nefes çeker. Sahne donar. Birden İsmail'in hayalini görürüz. İsmail yerinden kalkar. Neriman'ı da kaldırır. İyice gözlerine bakar, yüzüne dokunur, özlem giderir. İyice sarılır, derin derin nefes çeker. Şarkı bitimine doğru ışıklar söner. Açıldığında ikisi de donmadan önceki haldedir. Şarkının ardından Tanju Okan'dan İçkim Sigaram parçası çalar.) Bugün Tanju Okan günü sanırım. Ben çorbanızı getiriyim hemen. (Çıkar.)
    İSMAİL - Ah canım benim Aslında bilsen ne kadar çok istediğimi? Eğer buna karşı gelip yaparsam, bir daha seni göremeyeceğim. Aslında bu şarkı beni çok iyi anlatıyor. Ama tek bir şey var. Sigara içemiyorum, tabii içki de. Bazen isyan etmek geliyor. İçimden "Yeter!" deyip, karşı gelmek istiyorum. Her birinize deliler gibi sarılmak, öpmek, koklamak istiyorum. Ama korkuyorum. Ben daha yaşayamadım sizleri. (Çerçeveli Ünlü Ailesi'nin resmini alır.) Canım ailem. (Seyirciye döner.) Yeşilçam filmleri gibi oldu değil mi? Ama bu filmin sonu iyi mi biter, kötü mü, hiç bilmiyorum.
    NERİMAN - (İçeriden seslenir.) Çorba da muhteşem olmuş İsmail Bey. Tam kıvamında vallahi. (İsmail çerçeveyi geri koyarken düşürür. Onu alırken yere düşer. Kalkmaya çalışır, Neriman'ın seslerini duyar, ifadesiz durur. Neriman koşa koşa girer.)
    NERİMAN - İsmail? Ne oldu hayatım? Ne yapıyorsun yerde? Deprem mi oldu? (Işıklar söner. Işıklar açıldığında Ünlü Ailesi'nin evi tekrar gözükür. İsmail yerindedir. Kapıdan Emrah ve arkasından Nihan girer. )
    EMRAH - Gel hayatım geç şöyle. Babamla tanıştırayım seni. Babacım, bu Nihan.
    NİHAN - (Babanın yanına doğru gelir.) Merhaba efendim. (Elini tutar, öpüp başına koyar. Ardından bir tepki bekler. Babanın baktığı tarafa bakar.)
    EMRAH - Gel Nihancım.
    NİHAN - Baban iyi mi?
    EMRAH - Çok iyi bir insandır.
    NİHAN - Yok onu demiyorum canım. Yani tepki vermedi de.
    EMRAH - Ah Onu mu diyorsun Babam bundan iki yıl önce kalp krizi geçirdi. Ne olduysa, o ameliyattan sonra oldu. Ne konuşabiliyor, ne de tepki verebiliyor.
    NİHAN - Peki ne istediğini nasıl anlıyorsunuz?
    EMRAH - Anlayamıyoruz. Bir takvim ayarladık. Bütün her şeyi o takvimdeki zamana göre yapıyoruz. Babam da alıştı o zamana. 2 yıldır sorun olmuyor. (Saatine bakar.) Şimdi su saati. Sen de su ister misin?
    NİHAN - Olur canım.
    EMRAH - Ay ben senin olur diyen dilini yerim. Gel bakayım şöyle (Tam kaynaşacakları sırada babadan osuruk sesi gelir.)
    EMRAH - Ben suyu getiriyim canım. (Çıkar. Kulisten ses devam eder. O sırada Nihan da inceler.) Aslında babam konuşsaydı çok iyi anlaşırdınız. Suyu şekerli mi şekersiz mi içersin? Ne diyorum ben ya (O sırada Nihan'ın telefonu çalar, telefonu açar.) Benim aklım da allak bullak bu aralar.
    NİHAN - Efendim? Ararım ben seni sonra. Kapat şimdi canım. (Kapatır.)
    EMRAH - Suyunuz geldi (Nihan hemen düzelir. Emrah girer.) Al canım ( Nihan'a suyu verir.) Babacım su saati (Babaya suyu içirir.) Nasıl buldun evi?
    NİHAN - Çok hoş (O sırada içeri Neriman girer.)
    EMRAH - Hoş geldin anne, zamanlaman süper. Bak, bu bahsettiğim Nihan. (Nihan'ın arkasından kaş göz yapar.)
    NERİMAN - Hoş geldin kızım. Geç otur, rahatsız olma. (Otururlar.)
    NİHAN - Emrah sizden çok bahsetti.
    NERİMAN - Emrah, niye bahsetmedin oğlum annenden? (Örgüsünü eline alır.)
    EMRAH - (Nihan'ın kulağına doğru ) Bazen konuşmaları yanlış duyuyor da Annemin kulak zarının orada sorun var, ondan (Anneye) Bahsettim annecim. Ondan geldi Nihan da.
    NERİMAN - Ah iyi, iyi. Şimdi ben sana sorular soracağım, sen de sorularıma hızlı bir şekilde cevap vereceksin, tamam mı? (Neriman soruları ardı ardına hızlı bir şekilde sorarken Emrah şaşkın bakmaktadır.)
    NİHAN - (Anlamsız bir şekilde) Tamam.
    NERİMAN - Çalışıyor musun?
    NİHAN - Üniversitede okuyorum.
    NERİMAN - Kaçıncı yıl oldu?
    NİHAN - Bu yıl son.
    NERİMAN - Annen ne iş yapıyor?
    NİHAN - Ev hanımı.
    NERİMAN - Baban?
    NİHAN - Fabrikatör.
    NERİMAN - Yaşın?
    NİHAN - 20
    NERİMAN - Araban var mı?
    NİHAN - Var.
    NERİMAN - Kedin?
    NİHAN - Var.
    NERİMAN - Köpeğin?
    NİHAN - Var.
    NERİMAN - Kuşun?
    NİHAN - Var.
    NERİMAN - Aslanın?
    NİHAN - Var. Şey, yok. Aslan yok.
    NERİMAN - Öp bakayım annenin elini. (Nihan şaşkın, Neriman'ın elinden öper. Emrah mutludur.) Ne zaman istiyoruz seni babandan? (Örgüye devam eder.)
    NİHAN - Şey aslında..
    EMRAH - Daha o kadarına girmedik annecim.
    NİHAN - (Saatine bakar.) Ooo bayağı geç kaldım eve hayatım.
    EMRAH - Tamam, ben seni bırakırım tatlım. Anne, ben Nihan'ı bırakıp geliyorum.
    NERİMAN - Tamam oğlum, geç kalma.
    EMRAH - Tatlı yer miyiz hayatım, çoklu indirim var?
    NERİMAN - Tövbe tövbe..
    NİHAN - Yok, iyice geç kaldım hayatım. (Çıkarlar.)
    NERİMAN - Görüyorsun değil mi İsmail Beycim bizim zamanımızda tatlıda boklu indirim bile yoktu. ( Gül ve akabinde Tolga içeri gelir.)
    GÜL - Gir Tolga, annem de buradaymış. Anne bu, sana bahsettiğim Tolga.
    NERİMAN - Hoş geldin evladım, gel şöyle.
    TOLGA - Merhaba, öpeyim. (Elinden öper.)
    NERİMAN - Sağ ol evladım. (Tolga İsmail'in elinden de öper. Tepki vermeyince şaşırır, baktığı yere bakar.) Gel sen otur şöyle. (Tolga Geçer, oturur.) Sen de bize kahve yap kızım.
    GÜL - Nasıl alırsın kahveni Tolga?
    TOLGA - Orta alırım. (Gül çıkar.)
    NERİMAN - Fal da bakıyorsun yani?
    TOLGA - Efendim?
    NERİMAN - Fal da bakarım demedin mi?
    TOLGA - Yok, hayır. Demedim efendim.
    NERİMAN - Kulağımda biraz sorun var da.
    TOLGA - Geçmiş olsun efendim.
    NERİMAN - Sağ ol evladım böyle bazen kelimeleri yanlış anlıyorum. İnanır mısın, televizyonu açıyorum dizi ya da film izliyorum. Böyle sonu geliyor ya, orada bir şey diyor ama anlamıyorum. Bütün filmi birçok defa izlemek zorunda kalıyorum.
    TOLGA - Kötü bir şey olsa gerek.
    NERİMAN - Sorma evladım. Asuman Teyzen'le eskiden her sabah, sabah sporu yapardık ama artık yaşlılık işte koşamıyorsun.
    TOLGA - (Güler.) Enteresan (Duraksar.) İyi de duymamakla ilgili bir bağlantı kuramadım ben?
    NERİMAN - Efendim?
    GÜL - Kahveler geldi. (Kahveleri verdikten sonra oturur.) Ah Bu arada anne, Tolga doktordur. Kulak - burun - boğazla ilgileniyor. Söylemeyi unuttum hayatım, benim annemin kulağında biraz sorun var da Hazır gelmişken bir baksana.
    TOLGA - (Tedirgin) Şey Ama benim yanımda alet çantam yok. Başka bir zaman baksam olur mu?
    NERİMAN - Olur evladım olur. (Aynı sual şekliyle) Bak şimdi sana sorular soracağım, sen de sorularıma hızlı bir şekilde cevap vereceksin, tamam mı?
    TOLGA - Tamam.
    NERİMAN - Nerede oturuyorsun?
    TOLGA - Güzelyalı'da.
    NERİMAN - Ev senin mi?
    TOLGA - Benim.
    NERİMAN - Araban var mı?
    TOLGA - Var.
    NERİMAN - Ne kadar kazanıyorsun?
    TOLGA - 3-4 bin Değişiyor.
    NERİMAN - Kedin var mı?
    TOLGA - Yok
    NERİMAN - Kuşun?
    TOLGA - Kuş? Ah yok.
    NERİMAN - Askerlik yaptın mı?
    TOLGA - Yaptım.
    NERİMAN - Tamam, gel öp bakayım annenin elinden. (Kalkar öper. Tekrar oturur.) Ne zaman istemeye geliyorsunuz Gül'ü ailenle?
    TOLGA - Şey..
    GÜL - Aslında daha konuşmadık biz anne. (Tolga'nın telefonu çalar, bakmaz.)
    NERİMAN - Çekinme evladım baksana.
    TOLGA - (Telefonu çıkartır, meşgule atar.) Önemli değil, hatırlatma. Arkadaşımın doğum günü varmış da Ben gideyim artık
    NERİMAN - Dur, kahveni içseydin evladım.
    TOLGA - Anca yetişirim. Başka bir zaman tekrar gelirim.
    GÜL - Israr etme anne, doğum gününe gidecekmiş.
    TOLGA - (Annenin elinden öper.) Tanıştığıma memnun oldum efendim. (İsmail'in de elinden öper.)
    GÜL - Ben bırakayım seni kapıya kadar.
    TOLGA - Zahmet etmeseydin canım.
    GÜL - Aa olur mu hayatım (Tolga çıkarken içeriye Emrah girer.) Hoş geldin abi.
    EMRAH - Hoş bulduk da, bu kim?
    GÜL - Arkadaşım abi.
    EMRAH - Yürü len evine! (Tolga hemen evden çıkar.) Sen de geç bakayım içeri. Anne, ne olmuş bu kızın hali?
    NERİMAN - Ne olmuş ki?
    EMRAH - Erkek arkadaşı var?
    NERİMAN - İsteyecekler oğlum. Artık büyüdü, o da evlenip çoluk çocuğa kavuşacak.
    EMRAH - Ahh senin haberin var yani Tamam o zaman.
    NERİMAN - Gül, bak abin de evleniyor.
    GÜL - (Şaşkın) Aaaa
    EMRAH - Çifte düğün mü olacak yani?
    NERİMAN - İnşallah oğlum. İkinizin de evlendiğini göreyim, açık gitmez gözlerim öteki tarafa.
    EMRAH - Tövbe de anne ya.. (Kapı çalar.)
    GÜL - Ben bakıyorum.
    KUDRET - Selamlar kızım. Neriman Teyze evde mi?
    GÜL - Evde. (Kudret hemen içeri girer.)
    KUDRET - Merhabalar efenim, merhabalar. Destur var mıdır?
    NERİMAN - Hoş geldin Kudret, geç oğlum.
    KUDRET - Sağ olun, sağ olun. Efendim teşrif etmemin nedeni Biliyorsunuz krizdeyiz.
    NERİMAN - Sorma oğlum Allah'tan İsmail Bey'in maaşı var. O yetiyor da artıyor bize.
    KUDRET - Değil mi ya değil mi Allah'tan İsmail Abi'nin maaşı var. Şimdi Allah korusun, bir haber dinledim geçenlerde
    EMRAH - Hayırdır Kudret Abi.
    KUDRET - Keşke habere hayır diyebilsek İsmail Abi gibi maaş alanların maalesef ki maalesef, aldıkları maaşı keseceklermiş. Eh, malum kriz var, paraları depolamak gerek. Devlet de haklı bir yerde değil mi ya değil mi?
    NERİMAN - Deme Bak sen Oğlum duyuyor musun?
    EMRAH - Duydum anne.
    NERİMAN - Ben duymadım da ne diyor Kudret?
    EMRAH - Diyor ki; babamın maaşını kesecekmiş devlet, krizi önlemek için.
    NERİMAN - Tüh, tüh, tüh. Ne yapacağız şimdi? Görüyorsun değil mi İsmail Bey başımıza gelenleri
    EMRAH - Anne, satalım şu evi de rahatlayalım diyorum. Hazır Kudret Abi de burada?
    KUDRET - Değil mi ya değil mi Kıyamam, yerim seni Ağzından bal damlıyor şerefsizim. (Düzelir.) Valla ben de başka ev satın alacaktım, artık nasip Para yabancıya gitmemiş olur.
    NERİMAN - Yok, ne olursa olsun bu ev satılmayacak, işte o kadar! Hem evi satamayız çünkü ev ,babanın üzerine. İmza neyim nasıl atacak. O yüzden, unutun siz onu.
    KUDRET - Efendim parasal problemlerde çareler tükenmez. Malum, imza yoksa bazma var.
    NERİMAN - Bazma neymiş?
    EMRAH - Parmak izini mi diyorsun Kudret Abi?
    KUDRET - Eh, yaşa sen Emrah! Evet efendim, imza atmasa bile parmak izi yeterli.
    NERİMAN - Yok Kudret oğlum, satmıyoruz evi.
    GÜL - Anne satalım ya
    NERİMAN - Sen sus bakayım.
    GÜL - Of (İçeriye geçer.)
    NERİMAN - Hadi ben yatıyorum. İyi geceler size.
    KUDRET - İyi geceler efendim.
    EMRAH - Allah rahatlık versin anne. (Neriman çıkar.) Kudret Abi şimdi biz bu evi satsak, kaç para eder?
    KUDRET - En aşağı 500 bin eder. Ama bana satarsanız, ben size 1 milyon veririm.
    EMRAH - Deme
    KUDRET - Tabi oğlum Denize sıfır, müstakil 3 katlı ev. Bir de tarihi değeri var.
    EMRAH - 1 milyon Yuh ya Her gün söylüyorum anneme satalım satalım diye. Hayır diyor, başka bir şey demiyor. Keçi inadı var annemde.
    KUDRET - Bana yardım edersen satarız burayı.
    EMRAH - Ne yapacağız Kudret Abi?
    KUDRET - Şimdi (Cebinden kağıt parçasını çıkartır.) Ben buraya bu evi sattığına dair babanın adını soyadını, tüm bilgileri yazdım. Tek geriye kalan, imza olayı. Eğer babanın başparmağını (Cebinden mürekkep kutusunu çıkartır.) bunun içine sokup, ardından bastırdık mı, cebinde 1 milyonu bitmiş bil Emrah!
    EMRAH - Bu kadar kolay yani Kudret Abi?
    KUDRET - Yok, geriye evrak falan bir ton zırtapoz iş var. Tabii bu işlerin hepsi de para demek. Ama size yük olmasın diye bütün işleri ben halledip, ben ödeyeceğim. Sizin iyiliğinizi düşünüyorum. Bu krizde kim verir 1 milyon buraya?
    EMRAH - Doğru diyorsun Kudret Abi.
    KUDRET - Bak, eğer ileride devlet buraya tarihi eser diye ya da yıkılacak kadar eskidiğinde devlet el koyarsa o zaman zırnık alamazsınız.
    EMRAH - Satalım o zaman Kudret Abi de Annem öldürür beni.
    KUDRET - Bak, eğer sen bu işe yardım edersen, ilkten biraz kızar annen ama daha sonra krizi görünce diyecek ki: Aferin benim oğluma!
    EMRAH - Valla evi sattık mı 1 milyon Eh Nihan'la da evlendik mi, ondan gelen para Oh mis Yaşadık Kudret Abi.
    KUDRET - Tabii oğlum Direkt gidin yurt dışına, hayatınızı yaşayın.
    EMRAH - Ya bırak yurt dışını Kudret Abi. Asıl, para olursa bizim memleketimiz cennet.
    KUDRET - Eh yaşa oğlum sen. O zaman direkt batır babanın başparmağını şu kutuya, ardından bastır.
    EMRAH - Ver Kudret Abi. (Alır. Babanın başparmağını tam bastıracakken babanın şiddetli osuruğu duyulur.) Off (Emrah ve Kudret öksürük krizine girer, burunlarını tıkarlar. Babanın etrafından biraz uzaklaşırlar.)
    KUDRET - Yuh! Leş gibi koktu! Ne yediriyorsunuz siz babanıza?
    EMRAH - Valla kuru fasulye çok sever, onu veriyorduk. (Baba bir daha osurur.)
    KUDRET - Biraz bekleyelim koku gitsin yaparız.
    EMRAH - Yaklaşamam o koku varken. Bazen, ayıptır söylemesi, bir osuruyor babam, eve giremiyoruz.
    KUDRET - Sen o alacağın paralarla hangi eve gireceğini şaşırırsın.
    EMRAH - Değil mi (O sırada Neriman içeriye girer.)
    NERİMAN - Ne yapıyorsunuz siz orada?
    EMRAH - Anne?
    NERİMAN - Ne o elindeki.
    EMRAH - Hangisi?
    NERİMAN - Elindeki oğlum
    EMRAH - Ah elimdeki Elimdeki resim boyası. Değil mi Kudret Abi?
    KUDRET - Değil mi ya değil mi... Öyle canım Şimdi Neriman Teyze, benim ufak oğlan var ya, hocası ona demiş ki: Sizin evin kuş bakışını çiz, sana beş vereceğim. Emrah'ta da atmaca gözü var maşallah. Göster gözü
    EMRAH - Biliyorsun anne işte, 07 numaralı bakışımdan bahsediyor.
    KUDRET - İşte o mesele yani Neriman Teyze.
    NERİMAN - Ah iyi Çok tutma oğlum Kudret Abi'ni, işi gücü vardır.
    KUDRET - İşte biz de şu an işimizi (Öksürerek kendini düzeltir.) Estağfurullah.
    NERİMAN - Bak, sana söyleyemez de o, saygılıdır. Hadi Kudretçiğim, sonra yine uğrarsın, görüşürüz. (Zorla kapıdan çıkartır. Kudret ve Emrah kaş göz anlaşması yapar.)
    NERİMAN - Hadi yat bakayım sen de. Ben de salonda yatacağım bundan sonra. Sert zemine yat, dedi doktor, ağrı için. (Odadaki kokuyu farkeder.) Oda parfümü mü sıktınız eve?
    EMRAH - Ne?
    NERİMAN - Çok güzel kokmuş. Hep bundan alın, aferin.
    (Işıklar söner. Işıklar açıldığında sahnede sadece İsmail vardır.)
    İSMAİL - Enteresan değil mi? Gaz çıkartmanın bu kadar etkileyici olabileceğini düşünmemiştim açıkçası. (Kapı çalar.) Bu saatte kim gelebilir ki? (Gül içeriden seslenerek gelir.)
    GÜL - Geldim geldim. (Kapıyı açar. Tolga kapıdadır.)
    TOLGA - Gittiler mi?
    GÜL - Gittiler hayatım. Bir babam var, o kadar. Sen otur istersen, ben bir duşa gireyim. Sonra hemen çıkalım.
    TOLGA - Tamam hayatım (Gül gider. Tolga babanın koltuğa gelir.) İskele babası nasılsınız? Kıyamam ya Ama keyfiniz yerinde maşallah. Ne isterseniz anında geliyor. Oh, ne ala memleket. Bizse sürünelim. Sen şimdi merak ediyorsundur, böyle bir adamın kızımın yanında ne işi var diye. Hemen anlatayım. Sümüklü kızınıza sırf şu evdeki ganimetleri almak için katlanıyorum. Yoksa ne işim var Siz de ganimetlerin turşusunu kurmuşsunuz canım. İnsan en azından muhtacı olanlara verir değil mi? Ama nerede o sizdeki incelik Her neyse ben alacağım zaten, siz merak etmeyin. (Tolga'nın telefonu çalar.)
    TOLGA - Alo Ah efendim canım? Girdim canım Banyoda şu an Tamam açıyorum (Kapıyı açar. Kapıdan içeriye Nihan girer. Elinde torba vardır.)
    NİHAN - Dondum orada, dondum.
    TOLGA - Ancak aşkım. Hadi halledelim, hemen çıkalım.
    NİHAN - Anne nerede?
    TOLGA - Bilmem. Seninki nerede?
    NİHAN - Kahvede. Her neyse sen burada bekle. Ben ganimetleri torbaya doldurup geliyorum hemen. (Odaya geçer.)
    TOLGA - Tamam aşkım. (Sırıtarak babanın yanına gelir.) Meraklanma babalık, kızına bir şey yapmayacağız.
    GÜL - (İçeriden) Tatlım bu tarafa mı geldin? Salona geç, üstümü değiştirip geliyorum.
    (Dolu torbayla Nihan koşarak içeriye gelir.)
    TOLGA - Aldın mı?
    GÜL - (İçeriden) Tatlım?
    NİHAN - Aldım aldım.
    GÜL - (İçeriden) Tatlım?
    TOLGA - Duydum tatlım. İçerideydim zaten.
    GÜL - (İçeriden) Tamam. Hemen geliyorum.
    TOLGA - Geç hadi geç (Nihan'ı salonda bulunan dolaba sokar. Ardından kapının oradan sesler duyulur.)
    EMRAH - Ya işte böyle Muhsin Dayı. Ben de evleniyorum biliyor musun?
    MUHSİN - Deme
    EMRAH - Valla Dur içeride anlatırım. Anahtarı unutmuşum her neyse. (Kapıyı çalar. Tolga da dolaba girer.)
    GÜL - (Giyinik bir şekilde gelir.) Hayatım? Abim geldi. İkimizi görürse, beni de senmi de öldürür. Hayatım? (Dolaba doğru gider.) Burada mısın?
    EMRAH - Uyuyorlar galiba? (Kapıyı çalmaya devam eder. Tolga dolabı tıklatır.)
    GÜL - Ah, tamam buradasın. Ses çıkartma sakın. Geldim geldim. (Kapıyı açar.)
    EMRAH - Neredesin kızım sen?
    GÜL - Yıkanıyordum abi. Aa Muhsin Dayı hoş geldin. (Elinden öper.)
    MUHSİN - Hoş bulduk canım. Eşek kadar olmuşsun, maşallah maşallah.
    EMRAH - Geç dayı içeri. Çıkart şu üstünü de (Ceketini alır, dolaba götürür.)
    GÜL - (Hemen hamle yapar.) Ver abi, ben asarım. (Elinden alır.) Yolculuk nasıl geçti dayı?
    MUHSİN - İyiydi yeğenim.
    EMRAH - Geç dayı, otur şöyle. (Gül, dolabı açıp içeriye bakmadan ceketi uzatır. Ardından kapatır. Muhsin, İsmail'i görür.)
    MUHSİN - Aslan eniştem ya Senin bu baban var ya Emrah, çok sağlam bir adamdır. Bizim köyde hala konuşurlar.
    EMRAH - Bir tanedir benim babam. Gül, koş bize kahve yap.
    GÜL - Tamam abi. (Çıkar.)
    MUHSİN - Evi görmeyeli epey değiştirmişsiniz.
    EMRAH - Evet dayı, gel sana evi göstereyim.
    MUHSİN - Tamam yeğenim.
    EMRAH - Ev çok pahalı biliyorsun dayı. Annem sattırmıyor da Çürümeden gezdireyim; burası salon.
    MUHSİN - Çok geniş ev, maşallah.
    EMRAH - İçeride merdiven var. Oradan (Çıkarlar.)
    (Dolaptan Tolga ile Nihan'ın kafası çıkar.)
    TOLGA - Gittiler. Hadi, hemen çıkalım evden. (Tam çıkacakları sırada dışarıdan sesler duyarlar.) Gir, gir içeri. (Kapıdan Kudret girer. Elinde parmak basma aleti ve dekont vardır.)
    KUDRET - Zamanlama süper. Kimse yok. Hemen hallet şu işi Kudret (Babanın yanına koşar.
    Parmağı bastırır. Daha sonra parmağı kontrata bastırır.)
    EMRAH - (İçeriden ses duyulur) İşte öyle Muhsin dayı
    (Kudret paniğe kapılır. Kapıdan dışarıya çıkmaya yönelir. Sokaktan sesler duyulur.)
    NERİMAN - (Dışarıdan) Ay Asuman ne vardı bu kadar yürütecek beni?
    ASUMAN - (Dışarıdan) Ay kız iyi oldu, spor oldu işte, fena mı?
    (Kudret konuşmalar olduğunda dolabın oraya gelir. Tam oraya girecekken yanındaki ufak dolaba girer.)
    MUHSİN - (İçeriden) Ablam sattırmıyorsa vardır bir bildiği.
    EMRAH - Gelir birazdan annem de. Gül, kahvelere ne oldu?
    GÜL - (İçeriden) Geliyor abi.
    (Kapıdan içeriye Asuman ve Neriman girer.)
    MUHSİN - Ablam
    NERİMAN - Asuman bak kız, kardeşim gelmiş. Canım benim, nereden çıktın sen? (Sarılırlar.)
    MUHSİN - Sürpriz yapayım dedim.
    NERİMAN - Biz de Asuman Teyze'nle yürüyüş yaptık.
    ASUMAN - Hoş geldin oğlum.
    MUHSİN - Hoş bulduk teyzecim.
    EMRAH - Hoş geldin Asuman Teyze.
    GÜL - Kahveler geldi.
    NERİMAN - Ayakta kaldınız, geçin şöyle oturun. (Herkes oturur. Gül bir yandan Muhsin ve Emrah'a kahvelerini verir.) Hadi bize de kahve koy kızım.
    GÜL - Tamam anne.
    NERİMAN - Ee anlat bakalım Muhsin, hangi rüzgar attı seni böyle?
    ASUMAN - Neriman, bu o kazandibi mi?
    NERİMAN - Yok, o kazandibi Amerika'ya gitti. Ne zamandır gelmiyor. Muhsin, senin o yeğenin var ya, ne zamandır gelmiyor.
    MUHSİN - Öyle deme abla, işi vardır. Ben de gideceğim bugün.
    NERİMAN - Daha yeni geldin çocuğum, nereye gidiyorsun?
    EMRAH - Valla dayı ya
    MUHSİN - Geliriz yine yeğenim kaçıyor muyuz? Abla, biliyorsun işler bırakılmaya gelmez. Geçenlerde bir haftalığına gideyim dedim, iflas ediyorduk. Ondan günü birlik sizi görmeye geldim zaten. Yeğenlerimi, eniştemi, seni gördüm, tamamdır.
    NERİMAN - Ne zaman geleceksin bir daha?
    MUHSİN - Şu işleri bitireyim, gelirim yine ablacım. (Saatine bakar.) Ooo çok geç kaldım bile. Öpeyim ablacım (Öper.)
    NERİMAN - Kendine iyi bak ablacım.
    GÜL - Kahveler geldi. Nereye dayı?
    MUHSİN - Gidiyorum yeğenim, kendinize iyi bakın.
    GÜL - Yine gel dayıcım.
    MUHSİN - Gelirim gelirim. (Gül kahveleri verir.)
    EMRAH - Dur geçireyim seni Muhsin Dayı.
    MUHSİN - Asuman Teyzecim görüşürüz.
    ASUMAN - Görüşürüz evladım.
    MUHSİN - (Muhsin kapıdan çıkarken ceketi unutur.) Dur ceketi unutuyordum az kalsın.
    EMRAH - Vereyim dayı. (Küçük dolaba yönelir.)
    GÜL - Dur ben veririm abi.
    EMRAH - Tamam. (Gül dolabı açıp elini sokar, ceketi alır.) Yine gel dayı tamam mı? (Gül, dayıya ceketi verir.)
    MUHSİN - Tamam yeğenim, hadi görüşürüz. Enişteme iyi bakın. (Çıkar.)
    ASUMAN - Aç kız şu televizyonu da "Senden Çocuğum Olsun" başlamıştır, onu izleyelim.
    NERİMAN - Sen katılacaktın buraya, ne oldu?
    ASUMAN - O kadar çok talip geldi ki, uğraşamadım Neriman.
    NERİMAN - Kumanda nerede oğlum?
    EMRAH - Orada anne, dur vereyim. (Kumandayı alıp verir.)
    NERİMAN - Hadi bakalım bismillah.
    HABER SPİKERİ - Haber 1500'e hoş geldiniz.
    ASUMAN - Dur bakalım şu haberlere.
    NERİMAN - Tamam
    HABER SPİKERİ - Hoş geldiniz.
    NERİMAN - Hoş bulduk kızım.
    HABER SPİKERİ - Dolandırıcı sevgililer hakkında son gelişmeyi vermek için sözü şimdi İzmir'de bulunan arkadaşımıza bırakıyoruz. Evet Emel, söz sende.
    EMEL - Evet Ezgi, günlerdir ortalığı karıştıran dolandırıcı çiftin İzmir'de bulunduğuna dair bilgiler aldık. Takma isim kullanarak insanları ağına düşüren bu çiftin gerçek adlarıysa Cenk ile Ceren. Bildiğiniz üzere İstanbul başta olmak üzere Ankara, Antalya, Marmaris, Bodrum, Konya, Ağrı, Sinop, Trabzon
    HABER SPİKERİ - Evet Emel, sona gel.
    EMEL - Son olaraksa İzmir'e gelen bu çift, bundan önce dolandırdıkları kişiler başta olmak üzere
    HABER SPİKERİ - Sona gel Emelcim.
    EMEL - Son olaraksa Osmanlı torunlarından olan Osman Osmanlı'nın evine girip, değerli eşyaları alıp Daha sonra bir bilgi vereceğim ama ondan sonra bir bilgi yok Ezgicim.
    HABER SPİKERİ - Evet, şu an bizi izleyen izleyicilerimiz merakla bu dolandırıcı çiftin hedeflerinin kimler olduğunu merak ediyor.
    NERİMAN - Asuman, sen merak ediyor musun?
    ASUMAN - Yoo
    EMRAH - Anne dur, ben merak ettim şimdi.
    EMEL - Bu çiftin hedefi para, tamamen para.
    HABER SPİKERİ - Şu an gördüğüm kadarıyla yanında dolandırıcı çiftin mağduru bulunmakta. Biraz onunla iletişim kurabilir miyiz?
    EMEL - Evt,hemen. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
    OSMAN - Merhaba, ben Osman Osmanlı. Biz Osmanlı soyundan gelmeyiz.
    EMEL - Evet Osman Bey ne tarz müziklerden hoşlanırsınız?
    OSMAN - Her zaman rock!
    HABER SPİKERİ - Ooo bu yine saçmalamaya başladı. Emelcim?
    EMEL - Efendim?
    HABER SPİEKRİ - Konuya girer misin?
    EMEL - Özür dilerim. Evet Osman Bey. Hangi spor dalıyla ilgileniyorsunuz? Şey pardon Ezgi, hemen konuya giriyorum. Osman Bey nasıl oldu olay, anlatır mısınız?
    OSMAN - Uyuyordum. Sabah kalktım, olan olmuş. Yani açıkçası evde hiçbir şey kalmamış. Sadece yayınınıza çıkarken bu kıyafetleri buldum, o kadar. Benim bir karım vardı. Onu da almışlar giderken, o derece yani O konuda takdir ettim dolandırıcı çifti.
    EMEL - Evet Ezgi, görüldüğü kadarıyla çiftimiz "Şipşak" diye adlandırabileceğimiz türden hızlı.
    SAFİYE - (Bağrırarak girer.) Osman!
    OSMAN - Safiye?
    SAFİYE - Hayvan herif! Beni kurtarmadın bilerek, elimden kaçacağını sandın değil mi? Geberteceğim seni geberteceğim!
    EMEL - Evet Sinem, burada son dakika gelişmesi var.
    OSMAN - Safiye bak, yanlış anlıyorsun karıcım. Ben bu kameralara seni ne kadar sevdiğimi anlatıyordum, valla bak. Bana sordular sen gelmeden önce, bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey diye, bende Safiye, Safiye, Safiye dedim, o derece! Valla bak Değil mi Emel Hanım?
    EMEL - Hayır.
    SAFİYE - Ne?!
    EMEL - Siz kaçırıldınız mı hanımefendi?
    SAFİYE - Hayır! Bahsedilen çift beni yatak odamızdaki sandığa kapattı. Ben orada avazım çıktığı kadar bağırdım. Bu hayvan herif de beni duymazlıktan geldi.
    OSMAN - Aa hayatım, o ses sana mı aitti? Ben kedi zannettim, valla bak.
    SAFİYE - Bizim kedimiz var mı Osman?!
    OSMAN - Benden izinsiz almışsındır diye düşündüm hayatım, valla bak.
    SAFİYE - Ben bunların hepsini soracağım sana. Peki sandığın üstüne çıkıp zıplayan babam mıydı?
    OSMAN - Baban bizi ziyarete gelmiş olabilir, bilmiyorum hayatım.
    NERİMAN - Görüyorsun değil mi Asuman Bu erkek milletinin kökünü kazımak lazım Ama benim İsmail'im melek gibi Bak hiç böyle şey yapmaz bana.
    EMRAH - Anne istese de yapamaz zaten.
    HABER SPİKERİ - Emel, öküze bakar gibi bakmasana, müdahale etsene. Karı koca kavgası çıkıyor orada.
    EMEL - Hemen ediyorum. Şimdi Safiye Hanım, Osman Bey'in bana ilk söylediklerini söylüyorum. (Osman, hayır gibisinden işaretler yapar.) Sizden kurtulduğu için takdir etti çifti. Ne diyeceksiniz?
    OSMAN - Ben böyle salak bir kanal görmedim!
    SAFİYE - Yürü eve! Bunun hesabını evde sorarım ben sana, yürü! (Safiye, Osman'ı döverek çıkartır.)
    EMEL - İzmir'den aktarabileceğimiz bilgiler bunlar. Söz sende Canan.
    HABER SPİKERİ - Ezgi! Ezgi! Allahın belası, 1 aydır çalışıyorsun, hala adımı öğrenemedin, geri zekâlı, moron!
    REJİ - Yayındasın!
    NERİMAN - Kapat oğlum.
    HABER SPİKERİ - Şey, evet pardon. Haber 1500 şimdi hava durumunu sunar.
    ASUMAN - Ay kız ben kalkayım artık. (Emrah kapatır. Haber spikeri, Osman, Emel çıkarlar.)
    NERİMAN - Nereye?
    ASUMAN - Çocuğun okuldan çıkma saati gelmiştir şimdi.
    NERİMAN - Tamam ben de bir yıkanayım, sonra yatacağım.
    ASUMAN - Hadi çocuğum, kendinize iyi bakın.
    NERİMAN - Hadi görüşürüz.
    EMRAH - Görüşürüz Asuman Teyze.
    GÜL - Dur, geçireyim sizi.
    ASUMAN - Sağ ol kızım.(Çıkar.)
    NERİMAN - Ben de geçtim içeriye. Kızım, yemeği sen yaparsın.
    GÜL - Yaparım annecim. (Neriman çıkar.) Ee abi, daha daha? Siz buluşmayacak mısınız?
    EMRAH - Kimle Nihan'la mı?
    GÜL - Evet
    EMRAH - Yok, onun işi varmış. (Kapı çalar.) Bu da kim şimdi? (Kapıyı açar. Polisler içeri girer.)
    POLİS 1 - İyi akşamlar. İsmail Ünlü'nün evi mi?
    EMRAH - Evet burası.
    POLİS 2 - Ünlü müsünüz peki?
    EMRAH - Anlamadım?
    POLİS - Arkadaşım biraz salaktır da Biz karakoldan geliyoruz. Malum bu aralar dolandırıcı çiftin İzmir'de olduğuna dair bilgi aldık.
    EMRAH - Ah evet, duyduk televizyondan.
    POLİS 1 - Hiç çift gördünüz mü bu yakınlarda?
    EMRAH - Anlamadım?
    POLİS 2 - İkili ikili gezen
    POLİS 1 - Oğlum sen sussana 2 dakika Şüpheli kimseler gördünüz mü?
    EMRAH - Açıkçası haberlerde sadece bu çifti duydum. Bir resim falan varsa, öyle yardımcı olabilirim.
    POLİS 1 - Robot resimlerini çizdik. Göster oğlum. (Polis 2, büyük kartona çizilen çöp adamları gösterir.)
    POLİS 2 - Bunlar
    EMRAH - (İyice bakar.) Valla ne diyeyim Böyle bir çifti bırak, böyle bir insan görmedim. Ama bizim Kuddusi Abi var, o size belki yardım edebilir. Onun böyle acayip arkadaşları var.
    POLİS 1 - Kuddisi Bey'e sorduk, görmediğini söyledi. Her neyse biz buralardayız. İlginiz için teşekkürler.
    POLİS 2 - İyi günler. (Çıkarlar.)
    EMRAH - İyi günler Gül, ben de çıkıyorum. Sen de kapıyı açma kimseye. (Çıkarlar.)
    GÜL - Tamam abi. (Emrah çıkar.) Aşkım gitti herkes, çıkabilirsin. (Dolabı açmak ister, dolabı içerden tutarlar.) Ee çıkmayacak mısın aşkım?
    TOLGA - Korkudan altıma ettim utanıyorum.
    GÜL - (Güler.) Olur mu öyle şey Çık çık, evleneceğiz biz. Benden mi utanıyorsun?
    TOLGA - Aşkım beni böyle hatırlamanı istemiyorum. Sen içeri geç, ben hemen üstümü sileyim o zaman gel, olur mu?
    GÜL - Tamam o zaman. İçeriye geçiyorum, hemen hallet.
    TOLGA - Tamam aşkım. (Gül, içeriye geçer. Dolaptan Tolga kafasını çıkarır.)
    NİHAN - (İçeriden) Gitti mi?
    TOLGA - Gitmiş, çık çabuk sen.
    NİHAN - Sen ne yapacaksın?
    TOLGA - Aşkım gelirim ben hemen arkandan.
    GÜL - Geliyorum aşkım.
    NİHAN - Tamam aşağıda bekliyorum ben seni.
    TOLGA - Tamam. (Nihan çıkar. Gül girer. Tolga pantolonunu siler gibi yapar.)
    GÜL - Ee aşkım? Altına işediğine emin misin?
    TOLGA - Kurudu hemen, ben de anlamadım.
    GÜL - Ütü mü bastın?
    TOLGA - Daha neler (Saatine bakar.) Ooo saat de bayağı bir ilerlemiş.
    GÜL - Ne oldu ki?
    TOLGA - Bugün sürpriz yapacaktım ama sürprizin bütün büyüsü kaçtı. Annemle seni istemeye geleceğiz akşam.
    GÜL - Gerçekten mi?
    TOLGA - Tabii bir an önce gidersem
    GÜL - Git o zaman aşkım. Ben de hemen anneme söyleyeyim bu sevinçli haberi. (Kapı çalar.) Hayırdır inşallah.
    ASUMAN - Gül, kızım aç, benim
    GÜL - Asuman Teyze merak etme. Bugün görür, yarın unutur bile.
    TOLGA - Gideyim hemen aşkım.
    GÜL - Tamam aşkım. Gidersin, acelen mi var. (Kapıyı açar.)
    ASUMAN - Kızım, benim oğlanın patiği burada kalmış.
    GÜL - Vereyim Asuman Teyzecim. (Küçük dolabı açar. Kudret, elinde kontratla yavaş yavaş çıkar.)
    KUDRET - Annen evde mi canım?
    GÜL - Kudret Amca?
    KUDRET - Abin evde mi?
    GÜL - Sizin orada ne işiniz var?
    KUDRET - Sokak kapısını açık unutmuşsunuz. Ben de eve girdim, bağırdım bağırdım, kimse cevap vermedi. Bunun içindesinizdir diye düşündüm.
    GÜL - Anlamadım?
    KUDRET - Anlamadınız mı? Olsun, sorun değil. O zaman ben gideyim. (Tam giderken Emrah sahneye girer.)
    EMRAH - Of, telefonu evde unuttum. Ne oluyor burada? Kudret Abi, o elindeki nedir?
    ASUMAN - Hadi kızım versene patikleri.
    NERİMAN - (İçerden seslenerek gelir.) Gül, Emrah, bu dedenden kalma antikalar kaybolmuş oğlum. (İçeriye girer.) Gördünüz mü siz? (Emrah, Gül, Tolga şoktadır.)
    ASUMAN - Ne oldu Neriman?
    NERİMAN - Sorma Asuman, bu antikalar olduğu yerde yok.
    ASUMAN - Bak, şunu söyleyerek evi gez, bulursun: "Kemal Etem, kürkünü dikem, kaybettiğimi bulayım, sana bir Fatiha okuyayım."
    NERİMAN - Kim bu adam? Noter mi?
    ASUMAN - Öyle deme kız Geçenlerde benim ufaklığı kaybettim parkta. Bunu söyledim, ağaçların arasında çocuklarla oyun oynarken buldum.
    NERİMAN - "Kemal Etem, kürkünü dikem, kaybettiğimi bulayım sana bir Fatiha okuyayım." Oldu mu?
    ASUMAN - Oldu. Şimdi gez evi. (Neriman tam gezecekken kapıdan yanında Nihan'la beraber polisler girer.)
    POLİS 2 - İyi akşamlar.
    POLİS 1 - Ne akşamı salak.
    POLİS 2 - İyi geceler.
    POLİS 1 - Off. (Emrah hemen kontratı Kudret'ten alıp yırtar.)
    EMRAH - Ben de tam sizi çağıracaktım; haneye tecavüz var efendim.
    POLİS 2 - Hane dişi mi?
    POLİS 1 - Dolandırıcı çiftimizin dişisini yakaladık. (Tolga'yı görür.) O da ne? Çiftin damını da bulduk. (Polis 2 silahını çeker. Tolga'ya doğru tutar.) Eller yukarı. (Tolga ellerini kaldırır.)
    POLİS 2 - Amirim bu adam buraya damsız nasıl girmiş?
    EMRAH - Ne oluyor burada?
    GÜL - Ne oluyor ya?
    POLİS 1 - Efendim dolandırıcı çiftimizi sizlerle tanıştırayım; Ceren ve Cenk
    POLİS 2 - Bildiğiniz o kartondaki kişiler.
    POLİS 1 - Tam aşağıda gezinti yaparken, sizin evin oradan çıkan torbalı bu bayanı gördük içindekilere bakılırsa değerli eşyalar var.
    NERİMAN - Ay Asuman ağzını öpeyim senin. Bak şipşak geri geldi. (Nihan'dan torbayı alır.) Ver kızım benim. Bu arada en yakın zamanda istemeye gelelim. Hadi ben koyayım bunları yerine.
    ASUMAN - Hadi kızım sen de ver patiği bana. (Gül patikleri verir. Asuman ve anne çıkar.)
    POLİS 1 - Millet et derdinde, elalem patik.
    EMRAH - Ben fakir bir gencim, sense zengin bir fabrikatörün kızısın. Biz ayrı dünyaların insanlarıyız. (Düzelir.) Ne diyorum ben ya?
    GÜL - Vücuduma sahip olabilirsin ama ruhuma asla. (Düzelir.) Ben ne diyorum ya?
    POLİS 1 - Galiba bu beyi de götürüyoruz içeri.
    EMRAH - Evet polis bey. Bu bey de dolandırıcı (Kudret silahı çıkartır.)
    KUDRET - Dağılın. (Emrah ve Gül ellerini kaldırır.)
    POLİS 1 - İndirin o silahı!
    KUDRET - Oldu paşam indiriyorum. İndirin lan silahlarınızı. İndirin yoksa vururum bunlardan birisini!
    POLİS 2 - Bizi vurmuyor amirim, sorun değil.
    POLİS 1 - Allahın salağı! Sus 2 dakika!
    KUDRET - İndirin dedim!
    POLİS 2 - Ben vereyim mi silahımı amirim?
    POLİS 1 - Seni benim yanıma veren kimse
    KUDRET - İndirin dedim, son kez söylüyorum!
    EMRAH - Polis Bey indirin, yoksa kaza kurşuna gideceğiz.
    GÜL - Abi.
    EMRAH - Sus sen de, gerilim verme!
    POLİS 1 - Tamam indiriyoruz silahı. Sen de saçma hareket yapma sakın!
    KUDRET - Geçin bakayım şöyle Şimdi usluca durun (Cebinden kontratı çıkartır. Televizyondan "Gool" sesi gelir. Herkes gol diye bağırır. Sahne karışır.)
    KUDRET - (Babanın yanına gelir.) Gel sen, salak olan!
    POLİS 2 - Ben mi?
    POLİS 1 - Kimse konuşmuyor burada Ben mi diye bir salak sen, ben mi diyorsun!
    KUDRET - Evet sen! Şu cebimden al bazmayı, babanın parmağına bastır. Sonra koy yerine.
    POLİS 2 - Tamam (Cebinden alır. Sahneden çıkmaya yönelir.)
    KUDRET - Nereye gidiyorsun?
    POLİS 2 - Babamın yanına.
    KUDRET - Bu hakikaten salakmış.
    POLİS 1 - Ben her gün diyorum anlamıyorlar beni.
    KUDRET - Benim yanımdaki adamın başparmağına.
    POLİS 2 - Ah anladım. (Dediklerini yapar.)
    EMRAH - Kudret Abi, bu senin yaptığın şerefsizlik resmen!
    GÜL - Şerefsiz!
    KUDRET - Sus lan sen de Senden mi öğreneceğiz şerefsizliği? Şimdi al şu kontratı, parmağa bastır.
    POLİS 2 - Tamam. (Yapar. Verir.)
    KUDRET - Aferin, sağ ol.
    POLİS 2 - Taksi çağırayım mı size?
    POLİS 1 - Allahın salağı!
    KUDRET - Kımıldamayın. Şimdi yavaş yavaş çıkıyorum. Sakın aptalca bir hareket yapmayın.
    (Televizyondan tekrar "Gool" sesi gelir. Sahne yine karışır. Kudret geri geri çıkarken Cem Ünlü elinde bavulla kapıda gözükür. Kudret, ona doğru gelmektedir. Herkes Cem'i görür, el işareti yaparken) Oynaşmayın! (Cem Kudret'in arkasından usulca sokulup birden iki elinle Kudret'in ellerini tutar. O sırada babaya doğru çevrilen silahın ateşlenmesiyle ışıklar söner ve babanın inlemesi üzerine Emrah ve Gül'ün "Baba!" diye sesleri duyulur. PERDE.)

    2. PERDE

    (Işıklar açıldığında sahnede sadece baba vardır. Omzu sarılmış bir şekildedir. Sahneye Emrah ile Cem girer.)
    EMRAH - Oğlum, insan adamın ellerini yukarıya doğru kaldırır. Ne dengesizsin! Allah'tan babama bir şey olmadı.
    CEM - I don't know abi.
    EMRAH - Ee neresinde yaşıyorsun Amerika'nın?
    CEM - Vegas baby
    EMRAH - Beybi beybi ne biçim konuşuyorsun abinle? Dur, gündeme bakalım. Nerede bu kumanda (Kumandayı alır, koltuğa oturur.) Ah buldum.
    HABER SPİKERİ - Haber 1500'e hoş geldiniz. Son durumlardan haber vermek için hemen sözü Emel'e bırakıyoruz. Evet Emel, söz sende
    EMEL - Merhaba Ecem.
    HABER SPİKERİ - Ezgi!
    EMEL - Evet Latife, İzmir'de bugün gergin anlar ve bir o kadar sürpriz dolu anlar yaşandı.
    Bunlardan biri de dolandırıcı çiftin yakalanmasıydı. Dolandırıcı çift başta olmak üzere...
    HABER SPİKERİ - Başı geç.
    EMEL - Son olarak Ünlü Ailesi'nin evine girip, iş üzerinde şu an yanımda bulunan iki polis memuru tarafından yakalandılar. Bu polis memurları başta olmak üzere
    POLİS 2 - Bizi yakalamışlar amirim.
    POLİS 1 - Geri zekâlı, sus! Devam edin hanımefendi.
    HABER SPİKERİ - Sona gel sona
    EMEL - Son olarak bu çift yakalandı.
    HABER SPİKERİ - Bu olayı bir de onların ağzından duyabilir miyiz Emelcim?
    EMEL - Tabii ki Melis. Evet efendim, sizi dinliyoruz.
    POLİS 2 - Valla hiç zor olmadı yakalamamız. Yolda gidiyorduk. Gördük, yakaladık.
    POLİS 1 - (Öksürerek keser.) Sus, salak oğlum benim. Ben anlatayım efendim. Öncelikle adım Recep. Şimdi şöyle oldu; biz ünlü ailesinin evinin orada pusu kurduk, daha önce bunun üzerine birçok araştırma yaptık ve araştırmaların sonuncusunda bu evde olduklarını tespit ettik. Takma isimlerinin bu sefer Polat ile Yaren olduklarını öğrendik.
    EMRAH - Bari ex aşkımın ismini doğru söyleyin!
    POLİS 1 - Ardından usta çizimim ile robot resimlerini çizdik. Bire bir uyan bu resimler
    EMEL - Yanınızda mı efendim robot çizimleri?
    POLİS 2 - (Gösterir.) Bu!
    EMEL - Evet çok benziyorlar.
    HABER SPİKERİ - Sona gelin sona!
    POLİS 1 - Son olarak, müthiş baskının ardından ele geçirdik.
    POLİS 2 - Geçirdik!
    EMEL - Evet Pelin, buradan aktaracağımız bilgiler bunlar. Bir sonraki durağımız, çiftin en son girdikleri ev olacak.
    HABER SPİKERİ - Ezgi! Allahın belası! Ezgi adım! Öküz! Sen hangi kulağınla dinliyorsan beni Bu kızı atmazsanız ben bir daha sunuculuk yapmam diyeyim!
    REJİ - Yayındasın!
    HABER SPİKERİ - Özür dilerim. Haber 1500 şimdi spor programını sunar
    EMRAH - (Kumandayı alıp kapatır.) Koca televizyon gelecek oğlum eve.
    CEM - Buraya mı?
    EMRAH - Yes Yes (Kapı çalar.) Aha geldiler. Sen otur, ben açarım canım. (Kapıyı açar. İçeriye Gül'ün arkadaşı girer.)
    İREM - Merhaba
    EMRAH - Yayından mı geliyorsunuz?
    İREM - Yoo. Ben Gül'ün arkadaşıyım da... Evde mi diye uğrayayım dedim.
    CEM - Kim gelmiş brother? (Arkasına bakar. İrem'i görür.) Oh my god!
    EMRAH - Buyurun birazdan gelir o.
    İREM - O zaman sonra geleyim.
    CEM - (İrem'in yanına gelir.) Please My name is Jem.
    İREM - Pardon?
    EMRAH - Cem durur musun! Yayın akışını bozma ya. Siz buyurun.
    İREM - Yok, geldiğimi söylersiniz. (O sırada Gül gelir.)
    GÜL - Neden bu kapı açık? Aa İrem
    İREM - Gül (Sarılırlar.)
    GÜL - Gel, geç otur şöyle. Geldin mi temelli artık? (İrem, Emrah ve Cem oturur. Gül İrem'in yanına geçer.)
    İREM - Geldim canım. (Cem öksürür.)
    GÜL - Dur tanıştırayım seni bizimkilerle. Bak, abim Emrah. Küçük kardeşim Cem.
    İREM - Memnun oldum.
    EMRAH - Biz de memnun olduk.
    CEM - Glad to meet you İrem.
    GÜL - Kardeşim Amerika'dan geldi de Türkçe'yi unuttu iyice.
    CEM - Aa abla Ayıp oluyor ama. Pardon, isim İrem'di değil mi?
    İREM - Evet.
    CEM - The person you have called, can not be reach at the moment. Please try again later. (Toparlanır.) Pardon. O kadar ülke gezdim ama sizin kadar güzelini görmedim.
    EMRAH - Ufak at! Sadece Amerika'ya gidip geldin.
    İREM - Teşekkür ederim. Sağ olun.
    CEM - You're welcome. Pardon bir soru daha sormak istiyorum size.
    İREM - Tabi buyurun?
    CEM - Ama zor bir soru bu. Very hard, you know?
    İREM - Olsun, siz yine de sorun. Belki cevap verebilirim.
    CEM - Tamam o zaman soruyorum. Neden bu kadar güzelsiniz?
    EMRAH - Ooo
    GÜL - Abi bu Amerika'da hangi bölümü okuyor?
    EMRAH - Ne bileyim kızım Çocuk, bildiğin halkla ilişkiler okumuş.
    İREM - Ama beni utandırıyorsunuz. Her neyse, ben kalkayım. Sinemaya gideceğiz. Gelecek misin sen de?
    GÜL - Olur valla ya Ama param yok.
    CEM - Aa duymamış olayım sister. I'm ne güne duruyorum here?
    GÜL - Kardeşim de gelse olur mu?
    İREM - Tabii ki. Hadi kalkalım bir an önce. Bekletmeyelim insanları.
    CEM- Seni beklemek demek, dünyanın en güzel şeyi olsa gerek.
    GÜL - Cem, kararımı değiştirmeden yürü! (Çıkarlar.)
    EMRAH - Ya baba Kaldık işte baş başa yine... (Kapı çalar.) Aha, kesin haberciler. (Kapıyı açar. Polislerle birlikte Emel gelir.)
    POLİS 2 - İyi akşamlar.
    EMRAH - Bu, hala sizinle birlikte mi amirim?
    POLİS 1 - Maalesef.
    EMEL - İsmail Ünlü'nün evi mi burası?
    EMRAH - Evet, hoş geldiniz.
    EMEL - Hoş bulduk. Birazdan yayına gireceğiz. İsmail Ünlü kim oluyor?
    EMRAH - Babam oluyor. Şurada kendisi. (Emel babanın yanına geçer.)
    REJİ - Yayındasın! (Haber spikeri de devreye girer.)
    HABER SPİKERİ - Yine mi bu! Off, Allah'ım! Evet, şimdi gelişmeleri almak için İzmir'e, bağlanmak istemediğim birine bağlanıyoruz. Evet, sendeyiz Emel.
    EMEL - Evet Şükran, şu an yanımda bulunan İsmail Ünlü, gördüğünüz gibi sağ omzu tamamen sargı bezleriyle kapanmış bir şekilde. Sargı bezlerinin üzerine baktığımızda el iş ve birbirinden farklı motifler görüyoruz.
    HABER SPİKERİ - Ne saçmalıyorsun yine, ne saçmalıyorsun? Konuya gir konuya!
    EMEL - Evet, şu an yanımda İsmail Ünlü'nün oğlu bulunuyor. Merhaba
    EMRAH - Merhaba, buradan Muhsin Dayıma selamlarımı iletmek istiyorum.
    EMEL - Evet, Muhsin Dayınıza buradan selamlarınızı ilettik. İlk sorumu soruyorum hemen. Ünlü müsünüz?
    POLİS 2 - O soruyu ben de sormuştum.
    POLİS 1 - Oğlum sen hala akıllanmadın mı? Seni dövmedik mi biz? (Öksürür. Gülerek üstünü kapatmaya çalışır.) Yani sevmedik mi bu davranışları yapma diye?
    HABER SPİKERİ - Ya bu kadın beni delirtecek! Arkadaşım, siz komplo düzenleyip reyting artsın diye mi yapıyorsunuz bunu?
    EMEL - Efendim?
    HABER SPİKERİ - Efendim diyor hala, efendim diyor! Yok, ben bu işi burada bırakıyorum.
    REJİ - Yayındasın!
    HABER SPİKERİ - İsterse Mars'ta olayım, ben bırakıyorum bu işi! (Sahneden çıkar.)
    POLİS 1 - Sen kendi sesine bak cırtlak karı!
    EMEL - Ezgi? Orda mısın?
    HABER SPİKERİ - (Koşarak gelir.) Bir daha söyle!
    EMEL - Ezgi?
    HABER SPİKERİ - Bir daha söyle!
    EMEL - Şükran mı?
    HABER SPİKERİ - Hühühü (Ağlayarak sahneden çıkar.)
    EMRAH - Ne oldu Emel Hanım?
    EMEL - Bilmem İsmini yanlış söyledim galiba.
    (Işıklar söner. Loş bir ışık verilir. Sahnede sadece İsmail vardır, uyukluyordur. Sahneye arkadan yavaş yavaş Cem, Emrah, Gül, Muhsin, İrem, elinde mum yakılmış bir pastayla Neriman gelir.)
    EMRAH - Anne, adamın yüreğine indireceğiz!
    MUHSİN - Yeğenim doğru diyor abla. Bak, ödü patlar Allah korusun, gider o tarafa.
    NERİMAN - Asuman Teyzeniz televizyonda görmüş. Hafızası gidenleri böyle korkutacakmışsın, hafızası yerine gelirmiş.
    GÜL - Allah'ım sen babamı koru
    CEM - Anne, ne yapacağız şimdi?
    NERİMAN - Hepimiz sıralı bir şekilde babanızın yanına geçeceğiz. Ben 3 deyince, hep bir ağızdan "İyi ki doğdun!" diye bağıracağız tamam mı?
    CEM - Peki. (Hepsi sıralanır. Anne parmağıyla 1-2 işareti yapar.)
    NERİMAN - Üç!
    HEPSİ BİRDEN - İyi ki doğdun baba!
    İSMAİL - (Panikleyerek havaya zıplar.) Ne oluyor ya? Geldi mi zaman? Bitti mi? (Herkes şaşkın bir şekilde babaya bakar.)
    NERİMAN - İsmail?
    İSMAİL - Hayır konuştum! Ayağa bile kalkmışım. (Yerine oturur. Hiçbir şey olmamış gibi, eskisi gibi durur.)
    NERİMAN - İsmail, konuş canım. Hadi hayatım benim
    İSMAİL - Bir saniye Ee az önce ben konuştum değil mi? (Herkes şaşkın bir şekilde kafa sallar.) Ayağa da kalktım değil mi? (Herkes bir daha kafa sallar.)
    İSMAİL - Peki neden ben ölmedim? Ne yani? Yoksa bir rüya mıydı o? Bir rüya yüzünden mi ben her şeyin olmasına izin verdim?
    EMRAH - Anne, dedim ben sana yapmayalım diye.
    GÜL - Ay anne, babama geldiler.
    NERİMAN - Kim geldi?
    İSMAİL - (Herkese) Hepinizden ayrı ayrı özür dilemem gerekiyor. (Herkes donar. Loş ışık iyice açılmıştır. İsmail yukarıya bakar, ışık gözünü almıştır. Yukarıyı dinler.) Çok teşekkür ederim efendim. (Ağzını fermuarlar gibi yapar.) Sustum bile. Çok teşekkür ederim efendim. (Işıklar tekrar loş bir hal alır. İsmail herkese iyice sarılır.)
    CEM - Baba, düzeldiğine göre sana bomba bir sürprizim var. Biz İrem'le married. Yani evleniyoruz. Yarın istemeye gideriz değil mi?
    HEPSİ BİRDEN - Cem!
    (Işıklar söner. Açıldığında İsmail'in üzerinde deli gömleği vardır ve bir hücrededir. Hücrenin yanında, elinde not defteriyle bir doktor {Doktor-1} görülür. Ardından başka bir doktor {Doktor-2} daha gelir.)
    DOKTOR 2 - Kolay gelsin.
    DOKTOR 1- Sağ ol.
    DOKTOR 2 - Bu yeni mi geldi?
    DOKTOR 1 - İzmir'den sevk ettiler.
    DOKTOR 2 - Nasıl olmuş?
    DOKTOR 1 - Karmaşık. Doğum gününde deprem olmuş. Evleri yıkılmış. Çocukları, eşi ve yakınları göçük altında kalmış, gözleri önünde can vermişler.
    DOKTOR 2 - Karmaşık olan kısmı?
    DOKTOR 1 - Kimilerine göre farklı. İsmail Bey bir yazarmış. Tanrı hakkında bir oyun yazıyormuş. Ama kendini kelimelerin büyüsüne öyle kaptırmış ki, bir türlü bu hikayenin sonunu getirememiş. Sonra, yazarın üstüne büyük bir lanet gelmiş ve Tanrı İsmail'in yazdığı o hikayeyi gerçek kılmış. Hikayenin sonunda da doğum gününde evde deprem oluyor ve sevdikleri, yakınları göçük altında, onun gözleri önünde can veriyor.
    DOKTOR 2 - Enteresanmış.Bugün yemek ısmarlama sırası sende bu arada.
    DOKTOR 1 - Tamam birkaç not alıp geliyorum. (Çıkar. Doktor notunu alır. Ardından İsmail'e bakar, iç çeker ve gider. İsmail, hücrede bir ileri bir geri sallanmaktadır ve fonda İsmail'in çocuklarıyla konuşması duyulur.)
    İSMAİL - Emrah, Cem, Gül gelin. Bakın, şimdi beni dikkatle dinleyin. Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev hayattır. Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye, bir anlık eğlence için servetini tüketmeye, bir zamanlık mevki için el ayak öpmeye, insanları ezip geçmeye, günlük menfaatler için, onurunu terk etmeye, bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düşman olmaya değmez bu hayat.
    EMRAH - İyi de baba nereden çıktı şimdi bu?
    İSMAİL - Benim babam söylemişti bunu. Unutmadan bir yere kaydedeyim dedim. Şimdi de unutmadan söyleyeyim dedim.
    CEM - Thank you so much baba.
    GÜL - Cem!
    NERİMAN - Hayatım, yemek hazır
    İSMAİL - Geliyorum
    NERİMAN - Tamam canım. Tuvaletten çıkınca gelirsin
    İSMAİL - Hey Allah'ım (İsmail, olduğu yerde sallanmaya devam eder. Yavaş yavaş fısıldamaya başlar ve bu fısıldama giderek büyür.)
    İSMAİL - Sessizliğim benden değil! Sessizliğim benden değil! Sessizliğim benden değil! (Sayıklar. Ses tonun en yüksek anına geldiğinde doktorlar sahneye girer ve İsmail'i zorla sahneden çıkartırlar. Işıklar söner. Işıklar yavaş yavaş açıldığında sahneye Cem girer.)
    CEM - Baba?
    İSMAİL - (Cem'i fark etmemiştir.) Sessizliğim benden değil! Sessizliğim benden değil!
    CEM - Baba?
    İSMAİL - Oğlum
    CEM - Baba
    (İsmail Cem'e sarılmaya çalışır. Kolları deli gömleğiyle bağlı olduğu için bir şey yapamaz. Cem ona sarılır.)
    CEM - Gidiyorum baba.
    İSMAİL - Nereye?
    CEM - Bilmiyorum, ama gidiyorum.
    İSMAİL - Daha yeni geldin oğlum. Nereye gidiyorsun? Kardeşlerin nerede?
    CEM - Benim gittiğim yere gidiyorlar.
    İSMAİL - Nereye gidiyorsunuz? Beni de götürün. Beni de alın yanınıza
    (Neriman sahneye girer. Donuk bir şekilde sadece bakmaktadır.)
    İSMAİL - Hayatım, çocuklar gitti. Beni bırakıp gitti. Beni götürmediler giderken. Sen de mi beni yalnız bırakacaksın? Beni tekrar eve götür. (Neriman ağır ağır İsmail'den uzaklaşmaya başlar.) Sen de mi beni yalnız bırakıyorsun? Gitme lütfen! Gitme, bırakma beni burada. Ben ne yaparım tek başıma burada? Üşüyorum, korkuyorum. Yanımda kal lütfen! Yanımda kal, yalnız bırakma beni! Son bir kez daha kal yanımda, lütfen! Sessiz kalmam bir daha. Susmam hiçbir zaman. Zaten sessizliğim benden değil ki! (Haykırmaya başlar. Doktorlar sahneye girer ve İsmail'i alıp götürürler. Işıklar Söner.)

    BEBEĞİN OLUŞUM TARİHİ - 12 Kasım 2008 / 00:22 (Çarşamba) (İzmir)
    BEBEĞİN DOĞUM TARİHİ - 23 Ocak 2009 / 06:38 (Cuma) (İzmir)

    SON
#22.09.2009 21:37 0 0 0