Sivil Toplum Kuruluşları hepimizin bildiği aynı amaç ve hedeflerde birçok bireylerin bir araya gelerek oluşturdukları kuruluşlardır. Sendikalar, odalar, dernekler ve vakıflar sivil toplum kuruluşlarıdır. Demokrasilerde nasıl ki, siyasal partiler olmazsa olmazı ise, Sivil Toplum Kuruluşlarında Demokrasinin olmazsa olmazıdır.
Ülkemizde demokrasinin tam oturmasını istiyorsak, Sivil Toplum Kuruluşlarına gereken önemim verilmesi gereklidir. Demokrasinin en büyük göstergesi, siyasete katılım ve insanların kendi düşündüklerini rahatça ifade edebilmesidir.
Sivil toplum kuruluşları sadece düşüncelerini ifade eden değil, aynı zamanda proje üreten, sorunlara çözüm arayan, bilimsel araştırmalar yapan, hizmet eden ve barışçıl bir yapıya sahiptir. Ülkemizde ise, STK'lar korkulan ve devlete düşman olarak algılanmaktadır. Hâlbuki Sivil Toplum Kuruluşları devletimizin yapmış olduğu çalışmalara yardımcı ve destek olacağı ortak çözümlerin bulunabileceği kuruluşlardır. Bu İşbirliği ülkemiz için büyük yarar sağlayacaktır. Her Sivil Toplum Kuruluşları amaçları doğrultusunda çalışmalar yaparak devlete katkı sağlamalıdır.
STK'lar halkın sesi, gözü ve kulağıdır. Devlet ve halkın arasında bir köprüdür. Devletin ve vatandaşların tüm hak ve hukukunun savunucusudur.
Toplumumuzda yaşayan bireylerin bilinçlendirilmesi, Sivil Toplum Kuruluşlarının nedenli önemli olduğu, birlik ve beraberliğin sorunları çözmekte olmazsa olmaz bir şart olduğu anlatılması gerekmektedir.
Bundan yıllar önce, Sivil toplum kuruluşları denilince, kavga ve şiddet içeriği olan gruplar akla gelmekteydi. Günümüzde bu anlayışın yok olduğunu, Sivil Toplum Kuruluşlarının barış ve hoşgörü ile hareket ettiği bilinmektedir. Bu bilinçlenme sürecinde eğitim seviyemizin yükselmesi etkilidir.
Ülkemizdeki Demokratikleşme sürecinde sivil toplumun katkıları ortadadır. Gerek sivilleşmede ve gerekse demokratikleşmede sivil toplum kuruluşları varlıklarını ortaya koymaktadır. Gelecekte ise daha güzel yarınlar, ekonomik refahın artması noktasında, çok daha bilinçli bir şekilde çalışmalar yapılacağından kimsenin kuşkusu olasın.
Örgütlü olmanın faydalarını savunurken ülkemizde amaçlarının dışında işlev gören Sivil toplum kuruluşlarının olduğu bilinmektedir. Örneğin mahalle ve köy dernekleri diye adlandırdığımız bazı sivil toplum kuruluşlarında, halkı kumara, kötü alışkanlıklara karşı eğilimlerinin arttırdığını da bilmekteyiz. Bu gibi kuruluşlarında ilgili makamlarca denetimlerinin sıklaştırılması hatta kapatılmasının da uygun olacağı düşüncesindeyim.
Sivil toplum kuruluşları ile resmi kurumlar arasındaki farklar nelerdir?
Sivil toplum kuruluşları, resmi kurumlar dışında ve bunlardan bağımsız olarak,toplumun eğitim, sağlık, çevre,kültür bilim teknoloji ile ilgili ihtiyaclarını karşılamak için kurulmulmuş, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar ve/veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır.
Resmi toplum kuruluşları , devlet güvencesi altında halka yardım eden sağlık(hastaneler, sağlık ocakları, dispanserler), eğitim(okullar)huzur ve güvenlik(jandarma, emniyet),çevre korunması(Orman Bakanlığı, Belediye)gibi kuruluşlardır.