emani

emani

Üye
20.11.2007
Acemi Er
20
Hakkında

  • Telefonda bu tür proğramların olması iyi bir şeydir. Böyle proğramlar varken cep telefonu ile tuvalete girmekte bir sakınca yoktur. Ancak tuvalette açmamak ve zil sesi yapmamak kaydıyla
#15.12.2008 10:32 0 0 0
  • Nikah konusun da toplum büyük yanlış içinde nikahın dini resmi olmak üzere bir ayrımı büyük yanlışlara sebebiyet veriyor. Nikah dinen icap- kabul ve ilan dan ibarettir. İcap yerine teklif de denilebilir. İlan da herkese duyurmak demektir. Resmi nikah bunu sağlamaktadır. Buna yapılabilecek yegane ilave duadan ibarettir. Nikahla evlenme tamamlanmıştır. Ayrıca düğüne gerek yoktur. Düğün sadece kültürel bir ögedir. Falan filanla evlidir şeklinde bir resmi belge ve bunun hazır olan şahitlerce (ve de nikah töreninde ki misafirlerce) bilinmesi akdin tamam olduğunu gösterir. Dini nikah denilerek insanlar kendini aladatmaktadırlar. belki erkek açısından bir sorun oluşturmadığı düşünebilir ancak burada kadının hakkı nasıl korunacak ve kim tarafından korunacak bu büyük bir sorun teşkil edecektir. Nikah bir oyun ya da eğlence değildir. Ben nikahınızı kıydım diyerek birinin gizlice birşeyler yapması ya da dua etmesi zinayı ortadan kaldırmaz.
#15.12.2008 10:19 0 0 0
  • Kur'an da geçen kader kelimeleri bir ölçü anlamındadır. Bugün anladığımız mana da bir kader anlayışı ve tarifi ne Kur'an da ne de sahih hadislerde yer almaz. Allah'ın önceden herşeyi bilip te yazması söz konusu değildir. Allah mutlak ilim sahibi olması ve yaratıcı olmasından dolayı her şeyi bilmesi kesindir ve muhakkaktır. Bunun kader olarak ifade edilmesi ve herşey ezelde yazılmış biz onu yaşıyoruz demek Allah'a karşı kendimizi aldatmaktan öte bir şey değildir. Şayet böyle olsaydı sorumluluk olmazdı. Yazılmış olan bir şey yok yazılıyor olan var. Basit bir ifade ile anlatmak gerekirse güvenlik kamerası kayıtta... bizi her an izliyor. Tekrar ifade etmek gerekirse gelecekte ne olacağının yani gaybın bilinmesi kaderle alakalı değil Allah'ın ilmiyle alakalıdır.
#15.12.2008 10:06 0 0 0
  • Cehhennemi kadınlar dolduracakta müşrikler ve kafirler ne olacak....
    bu benzeri kadınları küçük düşürücü ya da dışlayıcı ifadeler Hz Peygamberin vefatından sonra uydurulmuş ya da hadislerin bir kısmı çıkarılarak yarım cümle şeklinde insanlar kendi düşüncelerini desteklemek için kullanmışlardır. Bir örnek vermek gerekirse bir gün peygamber (S.A.V) şu şu kadınlar şöyledir şeklinde bir ifadesi oluyor tesadüfen oradan geçen sahabinin biri de sonunu duyuyor ve herkese 'Peygamber kadınlar hakkında şöyle şöyle diyor' diyerek kadınları rencide edince Hz Aişe ye kadar bu söz ulaşıyor ve Hz Aişe bu sahabiyi şöyle uyarıyor o gün bende oradaydım sen mi daha iyi bileceksin ben mi neden başını söylemiyorsun da sonunu söylüyorsun diyerek adeta sahabiyi azarlıyor. Çünkü bir yarım ifade maksadı aşan yorumlara sebep olabileceği gibi yanlış sonuçlara insanları götürebilir. Yukarıda ifade edilen muhtemelen eksik rivayet olma olasılığı yüksektir. Kur'an da ki emir ve yasaklar bir kaç istisna dışında herkese yöneliktir, kadın erkek ayırımı yoktur. Ey erkekler ya da ey kadınlar şeklinde ifadeler yer almaz. Sadece Nur Suresin'de Mü'min erkeklere söyle... ile başlayan ve devamında ki ayette de mü'min kadınlara da söyle... bundan başka böyle bir emir ve vb ayet yoktur. İslam dini kadına önem veren ve mal olmaktan kurtarıp insan olduğunu hissettiren onurunu fazlasıyla veren bir dindir. Böyle abuk sabuk karalayıcı ifadelerin dinle uzaktan yakından alakası yoktur.
#15.12.2008 09:55 0 0 0
  • "Arkadaşlar; Allahın varlığına ve birliğine sonuna kadar inanıyorum. Ama Allah'ın bu dünyada bizimle ilgilenmediği gibi düşünceler içindeyim. Ne edilen duaları kabul ettiği, nede haklıyla haksız arasındaki adaleti sağladığı kanaatindeyim. Bu düşünceminde yüce Allah'a küfür olmasından korkuyorum. Ya benim bu saplantımı gerçek manada değiştirebilecek bilgilere ihtiyacım var..."

    Allah insanı yarattıktan sonra bizahi onun yaşamına müdahale etmez. Küfür içinde olanlara ve azgınlara mmüdahalede bulunmaz ki daha ileriye gitsin ve cehennemi boylasın. İnsanlar hata yapmak ve hatasını anlayıp tevbe edebilecek kabiliyette yaratılmış varlıklardır. Hata işlememek peygamberlere mahsustur ki onlar da hata yaptıklarında ya da yapmaya meylettiklerinde vahiyle uyarılırlar. İnsan hata yapar ve tevbe eder. Tevbe ise hatanın farkına varıp hatadan geri dönmek ve bir daha yapmamak üzere Rabb'ine söz vermektir. Dua ise her zaman kabul olur ancak biz onu her zaman anlamaya biliriz. Ayette "Sizin şer zannettiğiniz sizin için hayr, hayr zannettiğiniz şeyler de şerr olabilir ben bilirim siz bilmezsiniz" denilir ki buradan hareketle şöyle diyebiliriz biz kendimize göre dua ederiz Allah da bizim için hayırlı olan sonuca ulaştırır.
#15.12.2008 09:32 0 0 0
  • Biraz eski konu ama yazmadan olmaz. Tarikatlar islamdan bir parça değildir ve bir çoğu din adına büyük yanlışlar yapmaktadır. Hatta kendisi bizzat şirke düşmekte ve insanları da şirke sürüklemektedirler. Ve Kur'an da "Allah ile insanları aldatanlar" olarak adlandırılan kişi ve gruplardır. Şekil ile din olmaz. Din Allah'ın bize bildirdiği ve Hz Peygamberin bize açıkladığından (Sahih Hadisler) den ibarettir. Diğerlerinin dini bir bağlayıcılığı yoktur. Ayrıca ayrıca bir takım törenler ve zikir ayinleri düzenliyorlar ki bunun dini bir geçerliliğinin olması mümkün değildir. Bunlar uzakdoğu kökenli dinlerin etkisinden kaynaklanmaktadır. Zikir namazdır Kur'an bunu açıkça ifade eder "Beni zikretmek (anmak) için namaz kıl" bundan başkası yoktur. İnsanın mürşidi olması gerekiyorsa illa o da ancak Kur'an ve o kişinin aklıdır. Bundan başka mürşit olmaz.
#15.12.2008 09:13 0 0 0
#15.12.2008 08:52 0 0 0
  • Diyanetin eğitim merkezlerinin bir sonucudur bunlar. Memlekette İlahiyat Fakülteleri var ama bburadan mezunda olsanız müftü ve vaiz olabilmak için ya da Kur'an Kurslarında Hafız yetiştirebilmek için buralardan mezun olmak zorundasınız. Oradan mezun olanlarda malum. Diyanetin eğitim kurumları bir ilahiyat alternatifi gibi ve de ilahiyatlar yetersiz görülüyor. Kendileri bu işe el atıyor ve böylesi ilginç insan tipleri orataya çıkıyor. Bu işlerin düzelmesi için öncelikle müftü olacak insanların en azından doktora yapmış olması gerekir ki dinin hassasiyetlerini, Psikolojik ve sosyal boyutunu bilen sorun oluşturan değil sorun çözen bir nitelik kazansınlar. Bu sayede bahsettiğiniz tarz daki şahıslar olmaz ve dini karalamak isteyenlere de fırsat verilmez.
#15.12.2008 08:11 0 0 0
  • Kolonya kimyasal işlem görmüş etil alkol,esans ve saf sudan oluşur kullandıktan hemen sonra vücut ısısı ile alkol buharlaşır. Vücutta bir kalıcılığı yoktur. Parfümler de böyle değerlendirilebilir. Dolayısıyla dinen bir sakıncası yoktur.
#15.12.2008 07:55 0 0 0
#20.11.2007 12:46 0 0 0