kurtuluş

kurtuluş

Üye
10.03.2008
Acemi Er
36
Hakkında

  • Terfi Ettim İnsanlıktan; Islık Çalan Bir Yağmurum Artık!

    antetli kağıt yiyordu kahvaltıda adamlar
    ayak izleri ceplerinden çıkmıyordu
    bir küçük kız çikolata paketinden baba yapıyordu
    kalın ciltli saman yapraklı sayfalar
    ''ha bire üretin!ha bire!''diyordu
    sloganlar bakkal tezgahlarında çürüyordu
    takım elbiseli kadınlar
    kalem topuk ayakkabılarıyla ormanlardan geçiyor
    soğuk çorbalara batırıyorlardı saçlarını
    bir küçük kız masallar uyduruyordu bebeğine.

    haberler başlıyor!haberler başlıyor!
    salona!

    ''baba,çizgi filmler neden hemen bitiyor.
    baba, gözlerim sana benziyormuş.
    baba!saçlarım
    baba!televizyonunun sesini açar mısın?''

    kan tadında çaylar ince belli kristal bardaklarda
    gümüş çay kaşıklarıyla ezer spikerin sesini baba.
    çaylar kan tadınla!çaylar kan..!

    ''ölü bebek fotoğrafları koleksiyonu yapıyorum anne!
    bir savaş neresinden vurulur?
    savaşı öldürmek istiyorum anne!''

    kan tadında çaylar ince belli kristal bardaklarda,tazeleniyor
    ''baba , çizgi film kahramanı olmak istiyorum.
    şekerden rüyalar görmek istiyorum.
    baba gözlerim sana benziyormuş
    baba saçlarım
    baba!işlerin nasıl gidiyor?''
    -yoğun kızım ,çalışmam lazım şimdi!
    ''baba!bana bir rüya senaryosu yazar mısın?''

    bir ahtapot başından sarmalıyor babayı
    banka hesapları,kredi kartları,arabanın taksitleri
    daha çok çalışmalı!
    daha çok
    cüzdanda yanıyor vesikalık fotoğraflar.
    buhar kaplıyor geceyi.
    gömlekler ütülendikçe tozlanıyor raflarda gümüş tepsiler.
    ''anne!rüyası olmayan kızlar hep üşür!
    anne!masal
    anne!üşüyorum
    anne!soğukanne!masal''

    iş görüşmeleri,yemek davetleri,yeni kahvaltı takımları
    masal kitapları anne sesinden mahkum ,yastık altlarında yıpranır.
    ''sabah konuşuruz kızım!işim var!''
    ''sabah anne!''

    sabah ezanı duyulmaz evde.
    fetihler,yasinler okuyan büyükanneler huzur evlerinde!
    gri çizgili siyah takım elbise,beyaz gömlek
    babasının kravatında boğulur kızın masal kahramanları.
    anne!sabah
    ''geç kalıyorum kızım!akşam''
    ''akşam anne!''

    annenin kırmızı dudakları alır rengini kızın bakışının
    kornaya basar ha bire adamlar!
    cadde teneke çöplüğü,
    kadının fönlü saçlarında boğulur yağmur
    kız şaşkın!mektup yazar karıncalara!
    yağmur nereden başlar!

    beni sev baba!
    modeline yetişmeye çalıştığın araba kadar!
    beni de sev anne!
    son moda ayakkabılarını sevdiğin kadar!

    Emine Şimşek
#29.01.2009 21:57 0 0 0
  • http://collect.myspace.com/music/popup.cfm?num=0&time=undefined&fid=201654791&uid=1&t=g198mPa4Fu26zb


    NOKTA HALA DESTANI



    Çolvaroş köyünde Haşiloğlu cevherin kızı Hacınumanoğlu İsmail'in karısı nokta hala adında bir Hemşin gelini 3 kızı ve bir oğlu dünyaya geldikten sonra çok genç yaşta dul kalır. Ama oda birçok Hemşin kadını gibi evlenmek istemez ve kaderine razı olur. Oğlu Ahmet'i büyütmek için bütün şefkatini ve fedakârlığını seferber eder. Onun en büyük arzusu Ahmet'i büyütmek ve gurbet ellere Kırım'a yollamaktı.(Hemşin'de yaşlıların dilinde gurbete Kırım denirdi çünkü genelde yöre insanları yöre insanları gurbete Kırım, Batum tarafına giderlerdi) yıllar çabuk geçti. Nokta halanın Ahmet'i büyüdü köyde herkesin sevdiği takdir ettiği akıllı bir delikanlı oldu. O da her Hemşinli erkek gibi genç yaşında ailesinin geçimini, sorumluluğunu kalbinde, taze omuzlarında duyarak gurbete çıktı. Kırım'da hemşerisinin yanına gelen Ahmet, orda çalışmaya başladı gurbet hayatı 4 yıl sürdü. Bu sırda ise Nokta Hala Ahmet'in özlemiyle yaşıyordu, kardeşlerini ve eşini çok genç yaşta kaybeden Nokta Hala yalnızlığını ve özlemini hep Ahmet'i için biriktiriyordu. Fakat nokta Halanın kara bahtı gülmeyeceğe benzerdi onuruna çok düşkün olan Ahmet patronu ile kavga etmiş, çok kısa süreli olsa hapis yatmıştı. Veremin amansız kollarına hapishanede yakalanan Ahmet'in üzüntüden bu hâle düştüğü sanılmaktadır. Özellikle Nokta hala bu olaya böyle yorumlamaktadır. Memlekete hasta dönen Ahmet bu korkunç hastalıktan kurtulamayarak öldü. Nokta Hala ise oğlunun acısını en büyük şiddetiyle tattı. Bu acılara Nokta Halaoğlu Ahmet için söyledikleri zamanla destan olarak dilden dile yayıldı. Bu destanda bazen isyan, bazen tevekkül, bazen cemiyet, bazen felek, bazen mazi, bazen hal, bazen istikbal, fakat her zaman Ahmet vardır. Bu destanın dört yüz kıta civarı olduğu sanılıyor günümüzde yüze yakın dörtlüğü mevcut ayrıca İbrahim Can , Birol Topaloğlu ve Gökhan Birbenin ayrı ayrı kasetlerine koydukları ağıtlar dinlenmeye değerdir. Aşağıda bu destanın küçük bir kısmı var, kalemsiz kâğıtsız dilden dile dolaşan bu destandan bir annenin evladı için hissettiklerini bulacaksınız.

    AHMEDUM DESTANI

    Kirova şehrine ettim intizar,
    Kara bıyıkların aldı mı nazar?
    Ahmet anasına bir mektup yazar,
    Şimden sonra yazamazsın Ahmedum.

    Uğramasın Kirova ya makina,
    Felek ağu kattı tatlı aşına.
    Çok oturdum mezarının taşina,
    Şimden sonra daha yazmam Ahmedum.

    Kirova şehrine makine işler,
    Batum limanında gemiler kışlar.
    Yaram derindedir ciğere işler,
    Şimden sonra yara almam Ahmedum.

    Kirova dediğin adenli şeher,
    Kara bıyıkların dünyayi değer.
    Ağaç meyve verir dalini eğer,
    Senden sonra daha yemem Ahmedum.

    Merağım yok, koca ile kardaşa,
    Eyvah, evladımla çıkmadım başa.
    Felek beni ne hain çaldın taşa,
    Dört yanımdan yara aldım Ahmedum.

    Tam yirmi yaşında aldı eşimi,
    Deryalara kattım bu göz yaşımi.
    Kim kabre indirecek leşimi,
    Kuran okuyanım yoktur Ahmedum.

    Düşsem deryalara deryalar boğar,
    Evladı olana bir gün gün doğar.
    Bizim dağa yağmur ile kar yağar,
    Senden sonra hiç kalkmasın Ahmedum.

    Kirova dediğin kırımın ucu,
    Kahpe felek seçmez kocayı genci,
    Kavga ettin seni kaldırdı kolcu,
    Belki hapsoldun da korktun Ahmedum.

    Ben seni büyüttüm kıymetli nazlı,
    Mektubun içimden okudum gizli.
    Ananun haberi çok acı sözlü,
    Belki ondan verem oldun Ahmedum

    Yaz gelince çoban kurar yataği,
    Herkesin işliyor şendir peteği.
    Biz kahpe felekten yedik köteği
    Bu kötekten iflah olmam Ahmedum.

    Bizim çorap ipti baştan söküldi,
    Geldi vereseler sınır dikildi.
    Anan dört kat oldu beli büküldi.
    Sınır dikenlere ahım kalsın Ahmedum.

    Yol ver dağlar aşacağım buzlama,
    Yeter yaralarım daha sızlama.
    Ahmedum un mektubunu gizlema
    Verin okuyayım sitem yazılı.

    Dedim 'ölüm olmaz',hastalık şaka,
    Meğer Azrail'e vermiştin yaka.
    Yetim kızlarıma kim olsun arka,
    Senden sonra arkam yoktur Ahmedum.

    Dumanlanur gemilerun borisi
    Azrail da aldi evun birisi
    Benum gurbetcimun geldi gerisi
    Senden sonra gurbet yansun Ahmedum.

    Evvel bahar gelur merakli aydur
    Mezarun yüksekdur etrafi çaydur
    Kirpiklerun uzun kaşlarun yaydur
    Senden sonra daha görmem Ahmedum.




    Gülüm soldi,doli vurdi bostana
    Benum dertlerumi yazun destana
    Haber sorsam Haladaki ustana
    Acap meraktan mi eldun Ahmedum.

    Ben dertliyim, öz canumdan bezerum
    Dağlara, taşlara destan yazarum
    Abdal oldum her kapiyi gezerum
    Eller güler ben ağlarum Ahmedum.

    Her an dumanlidu bizum dağumuz
    Bülbül ötmez viran kaldi bağumuz
    Cefa ile geldi geçti çağumuz
    Bu dünyayi viran gördum Ahmedum.

    Sen meraktun çağlayanun suyina
    Ben yangunim evladumun boyina
    Çikamadum Çolvaroşun köyina
    Senden sonra varoş yansun Ahmedum.

    Hunut daği çiçeklenup aşmasun
    Dereler kurusun, asla taşmasun
    Ana yuvasuzdur, nasil şaşmasun
    Şimden sonra yuva görmem Ahmedum.

    Gemi yolci ister, borisi sesler
    Kuşlar yavrisini yuvada besler
    Başina koydiler kırmızi fesler
    Senden sonra fesli görmem Ahmedum.

    Güz gelince bizum dereler buzlar
    Evladun acısi içerden sızlar
    Toplanun yanuma sahipsuz kızlar
    Şimden sonra 'baci'demez Ahmedum.




    Çiçekli yaylalar toprakli, taşli
    Eyvah, ben gezerum gözlerum yaşli
    Eller gelin eder kutni kumaşli
    Senden sonra gelin görmem Ahmedum.

    Deli gönul daim gitme havada
    Ben bülbüli uçurmişim yuvada
    Yol bulamam, kaldum bir düz ovada
    Ne tarafa gideceğum Ahmedum.

    Deli gönül, her an çekersin firak
    Çok çektum dünyada dert ile merak
    Kahpe felek elleri etti çirak
    Bize hayat kara oldi Ahmedum.

    Benum gönlüm herdem duruyor garip
    Mahşerde görürüm, olursa nasip
    Bize yardum etsun Hazreti Habip,
    Hayatumda gülemedum Ahmedum.

    Arı oğul verdi sardı peteği
    Koyin otlar, çoban kurar yataği
    Ben felekten hain yedum köteği
    Bundan sonra daha yemem Ahmedum.

    Göçler çat düzina ederler düşüm
    Dedum yuva kuram, bozuldi işum
    Kudretten sineme vurdi bir kurşun
    Bu yaradan iflah olmam Ahmedum.
    ALINTI
#02.01.2009 22:00 0 0 0
  • Türküler Dolusu

    Kirazın derisinin altında kiraz
    Narın içinde nar
    Benim yüreğimde boylu boyunca
    Memleketim var
    Canıma ciğerime dek işlemiş
    Canıma ciğerime
    Sapına kadar.
    Elma dalından uzağa düşmez
    Ne yana gitsem nafile.
    Memleketin hali gözümden gitmez
    Binbir yerimden bağlanmışım
    Bundan ötesine aklım ermez.

    Yerliyim yerli olmasına
    ilmik ilmik, damar damar
    Yerliyim.
    Bir dilim Trabzon peyniri
    Bir avuç tiftik
    Bir çimdik çavdar
    Bir tutam şile bezi gibi
    Dişimden tırnağıma kadar
    Ressamım.
    Yurdumun taşından toprağından sürüp gelir nakışlarım
    Taşıma toprağıma toz konduranın
    Alnını karışlarım.
    Şairim şair olmasına
    Canım kurban şiirin gerçeğine hasına
    içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
    Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter
    Eğri büğrü, kör topal kabulüm
    Şairim
    Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
    Ayak seslerinden tanırım
    Ne zaman bir köy türküsu duysam
    Şairliğimden utanırım
    Şairim
    Şiirin gerceğini köy türkülerimizde bulmuşum
    Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
    Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm.

    Hey hey, yine de hey hey
    Salınsın türküler bir uçtan bir uca
    Evelallah hepsinde varım
    Onlar kadar sahici
    Onlar kadar gercek
    insancasına, erkekcesine
    Bana bir bardak su' dercesine
    Bir türkü söylemeden gidersem yanarım.

    Ah bu türküler
    Türkülerimiz
    Ana sütü gibi candan
    Ana sütü gibi temiz
    Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
    Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
    Ah bu türküler,
    Köy türküleri
    Dilimizin tuzu biberi
    Memleket ahvalini onlardan sor
    Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i
    Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...
    Ben türkülerden aldım haberi.

    Ah bu türküler, köy türküleri
    Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
    Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
    Dişisi dişi, erkeği erkek
    Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
    Bıçağı bıçak.
    Ah bu türküler, köy türküleri
    Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
    Kiminin reyhasından geçilmez
    Kimi zehir, kimi zemberek gibi.

    Ah bu türküler, köy türküleri
    Olgun bir karpuz gibi yarılır içim
    Kan damlar ucundan, mürekkep değil
    işte söz, işte ses, işte biçim:
    Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar
    iliklerine kadar işlemiş sızı
    Artık iflah olmaz kavak ağacı
    Bu türkünün yüreğinde sancı var.

    Ah bu türküler, köy türküleri
    Ne düzeni belli, ne yazanı
    Altlarında imza yok ama
    içlerinde yürek var
    Cennet misali sevişen
    Cehennemler gibi dövüşen
    Bir çocuk gibi gülüp
    Mağaralar gibi inleyen
    Nasıl unutur nasıl
    Ömründe bir kez olsun
    Halk türküsu dinleyen...



    Bedri Rahmi EYÜBOĞLU
#01.01.2009 15:00 0 0 0
  • Konu: Bir Adam
    Bir adam

    Anadolu'nun orta vilayetlerinden bir köyde, yavaş yavaş güneş batmaya hava kararmaya başlar.

    Karanlık iyice çöker köyün üzerine.

    Evlerden birinde bir kadın ve adam yatma hazırlığı yapmaktadır. Erken yatıp yarın sabaha, güneş ışığına erken uyanılacaktır. Adam üzerini değiştirir, yatağına yönelir.

    Evin penceresinden; karanlık bahçeye vuran ışıkta ağaçların arasında bir gölge belirir. Kadın pencereden dışarı bakar ve gülümser.

    Kadının sevgilisi bahçededir

    Tam sözleştikleri gibi, sözleştikleri saatte ve yerde adam onu beklemektedir.

    Kadın kocasının uyumasından emin olunca, sessizce yataktan kalkar, üstünü giyer Ve pencereden aşağıya atlar. Başka bir adam için, kadın kocasını terk eder.

    Koşarlar iki sevgili Kaçıyorlar.

    Tarlaları, ovaları aşarlar

    Anadolu' da bir köy nasıl koşmasınlar ki.

    Arkalarından onları kovalayacak onca şey vardır. Namus belası, Töre cinayetleri, yoksulluk, cefa, korku.

    Arkalarında bunlar varken nasıl durabilirler.

    Köyden uzaklaştıklarına iyice emin olunca soluklanmak için dururlar.

    Kadın duraksamayı fırsat bilip nefes nefese der ki :

    'Evden çıktığımdan beri, ayakkabımın içinde bir şey var beni rahatsız ediyor'

    Çıkartıp bakar ki ayakkabısının içinde bir tomar para!!!!!

    Kocası her şeyin farkında.

    Biliyor ki gidecek,

    'Beni terk edecek ama bunca yıl çorbasını içtim, çamaşırlarımı yıkadı, ütüledi. Bana emeği geçti' YABAN ELDE MUHTAÇ OLMASIN DİYE ! ! !
    O Yoksul köylü; bütün parasını; başka bir adam için kendisini terk eden karısının, giderek kendinden uzaklaşan adımlarını attığı ayakkabısının içine koydu.

    O güzel insanı,

    O onurlu davranışı sergileyen,

    O terk edilen adamı,

    HEPİNİZ TANIYORSUNUZ ..

    Çünkü O;

    Bir dizesinde bize yürekten seslendiği gibi Uzun ince bir yoldaydı ve gidiyordu gündüz gece


    Sunay Akın






    Memlekete destan oldum
    Karım beni beğenmedi
    Eşten oldum dosttan oldum
    Yarim beni beğenmedi

    Ne söylesem "deli" dedi
    "Meyva vermez çalı" dedi
    "Açma bana kolu" dedi
    Sarım beni beğenmedi

    Ben gönlümün valisiyim
    Altı çocuk velisiyim
    Bir güzel delisiyim
    Durum beni beğenmedi

    Yine düştüm dilden dile
    Gözyaşlarım sile sile
    Attı beni gurbet ele
    Yarim beni beğenmedi

    Geçti güzelliğin çağı
    Gölköy'e kurdum otağı
    Güz geldi döktü yaprağı
    Dalım beni beğenmedi

    Veysel yönüm yare döndüm
    Lodos değmiş kara döndüm
    Yeşillenmiş yare döndüm
    Pirim beni beğenmedi

    Aşık Veysel Şatıroğlu
#09.12.2008 22:21 0 0 0
  • BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ, KARDEŞLİK VE DOSTLUĞUMUZU EN SICAK ŞEKİLDE HİSSEDECEĞİMİZ MÜBAREK KURBAN BAYRAMINIZI

    TEBRİK EDER, MUTLULUKLAR DİLERİM.
#08.12.2008 16:01 0 0 0
  • Her insanın bir hikayesi ve söyleyecek sözü mutlaka vardır..

    emeğine ve ellerinize sağlık çok değerli paylaşımınıza teşekkürler.
#30.07.2008 17:38 0 0 0
#10.06.2008 22:12 0 0 0
  • yüreğine ve emeğine sağlık pedaliza kardeşim inan tekrar yıllar öncesine döndüm ve hüzünlendim çok teşekkürederim buarada kuzeyin oğlunada hakkını verelim onunda koca yüreğine sağlık
#10.03.2008 14:39 0 0 0