>
><<<<<>>>>>>
Amerikada bir supermarkette, musteri yarim
kivi satin almak istiyor.
Tezgahtar bunun mumkun olmadigini
soyluyor. Kavga cikiyor.
Tezgahtar kosa kosa mudure cikiyor:
- "Efendim, hayvanin biri yarim kivi almak
istiyor",
der demez soyle bir arkasina donunce ne
gorsun!!
Musteri birlikte gelmis, ensesinde
duruyor...
Tezgahtar hemen musteriyi isaret ediyor:
-"Bu beyefendi de diger yarisini almak
istiyor, efendim..."
Mudur durumu anliyor, adama yarim kiviyi
mecburen verip gonderiyorlar.
Mudur bir saat sonra tezgahtari cagirtiyor:
-"Tebrik ederim, cok zeki davrandin, iyi
idare ettin, nerelisin sen?
-" Brezilyaliyim efendim..."
-"Amerika'ya niye geldin?"
-"Brezilya cazip bir yer degil efendim,
orada insanlar ya o****u, ya da futbolcu..."
-"Biliyor musun benim karim da Brezilyali..."
-"Yaa oyle mi, acaba kariniz hangi takimda
futbol oynuyordu?
Aşagidaki siir, edebiyat tarihimizin saygin sahsiyetlerinden
Sümbülüzade Vehbi Efendi'nin müstesna bir eseridir. Bu gerçekten yasanmis siir
olayinin hikayesi de söyle: Bir gün padisah, Vehbi Efendiyi yanına çagirir
ve: "Bana öyle bir siir yaz ki, bir misrasini okuyunca içimden seni
öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin" der.
Ve iste sonuç:
Azm-u hamam edelim, sürtüstürem ben sana,
Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.
> > * *
Lal-u sarap içurem ve islatip geçirem,
Parmagina yüzügü, hatem-i zer rahsan.
> > * *
Egil egil sokayim, iki tutam az midir?
Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.
> > * *
Diz çökerek önüne ilik ilik akitam,
Bir gümüs ibrik ile destine ab-i revan.
> > * *
Salinarak giderken arkandan ben sokayım,
Ard etegin beline, olmasin çamur aman.
> > * *
Kulaklarindan tutam, dibine kadar sokam,
Sahtiyenden çizmeyi, olasin yola revan.
> > * *
Öyle bir sokayım ki, kalmasin disarda hiç,
Düsmanin bagrina, hançerimi nagehan.
> > * *
Eger arzu edersen, ben agzina vereyim,
Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.
> > * *
Herkese vermektesin, bir de bana versene,
Avuç avuç altini, olsun kulun saduman.
> > * *
Sen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin
Esselamun aleyküm ve aleyküm esselam.
Donald Ramsfeld ölmüş ve cennete gitmiş.. Aziz Peter'in karşisinda
cennetin kapsinda duruken arkasinda saatlerle dolu çok büyük bir kapi
görmüş ve sormuş:
-"Bu saatler ne böyle??"
Aziz Peter cevap vermiş:
-"Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardir.. Her
yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder.."
Ramsfeld:
-"OO, peki bu kimin saati?"
-"Bu Azize Teresa'nin saati.. Ibre hiç bir zaman oynamadi, yani hiç yalan
söylememiş..
-"Inanilmaz" demiş Ramsfeld. "Peki bu kimin saati??"
Aziz Peter cevap vermiş:
-"Bu Abraham Lincoln'ün saati.Ibre iki kez hareket etti, yani Abe tüm
yaşaminda sadece iki kez yalan söyledi.."
En sonunda Ramsfeld dayanamamiş ve sormuş:
-"Peki Bush'un saati nerede??"
-"Bush'un saati Isa'nin ofisinde, Isa onu vantilatör olarak kullaniyor.."