1 - TANJU ÇOLAK Samsunspor, Galatasaray, Fenerbahçe (1982-1993, 276 maç, maç başına 0.87 gol) 240
2 - HAKAN ŞÜKÜR Sakarya, Bursaspor, Galatasaray (1988-2006, 437 maç, maç başına 0.54 gol) * Özel not aşağıda 234
3 - HAMİ MANDIRALI Trabzonspor, MKE Ankaragücü (1985-2003, 465 maç, maç başına 0.47 gol) 219
4 - METİN OKTAY Galatasaray (1959-1969, 252 maç, maç başına 0.86 gol) 217
5 - AYKUT KOCAMAN Sakaryaspor, Fenerbahçe, İstanbulspor (1984-2000, 355 maç, maç başına 0.56 gol) 200
6 - FEYYAZ UÇAR Beşiktaş, Fenerbahçe, Antalyaspor (1982-1996, 375 maç, maç başına 0.51 gol) 191
7 - SERKAN AYKUT Samsunspor, Galatasaray, Samsunspor (tekrar) (1993-2006, 337 maç, maç başına 0.56 gol) 188
8 - FEVZİ ZEMZEM Göztepe (1959-1970, 220 maç, maç başına 0.65 gol) 144
9 - MEHMET ÖZDİLEK (önce Kahramanmaraş'da (2.Lig) oynamıştı), Beşiktaş (1988-2001, 387 maç, maç başına 0.34 gol) 130
10 - SAFFET SANCAKLI Beşiktaş, Eskişehirspor, Konyaspor, Sarıyer, Kocaelispor, Galatasaray, Fenerbahçe (1987-1998, 262 maç, maç başına 0.50 gol) 130
11 - ELVIR BOLIC Galatasaray, Gaziantepspor, Fenerbahçe, İstanbulspor AŞ, Gençlerbirliği, Malatyaspor (1992-2005, 280 maç, maç başına 0.46 gol) 129
12 - FİKRİ ELMA Ankara Demirspor (1959-1964, 201 maç, maç başına 0.64 gol) 128
13 - ERTUĞRUL SAĞLAM Samsunspor, Beşiktaş, Samsunspor (tekrar) (1989-2003, 328 maç, maç başına 0.38 gol) 126
14 - FATİH TEKKE Trabzonspor, Altay, Trabzonspor (tekrar), Gaziantepspor, Trabzonspor (tekrar) (1994-2006, 277 maç, maç başına 0.45 gol) 126
15 - CENK İŞLER Samsunspor, Adanaspor, İstanbulspor, Konyaspor, Samsunspor (tekrar), MKE Ankaragücü, Kayseri Erciyesspor (1995-2006, 284 maç, maç başına 0.44 gol) 124
16 - ERTAN ADATEPE Galatasaray, MKE Ankaragücü, PTT (1959-1969, 268 maç, maç başına 0.46 gol) 122
17 - OKTAY DERELİOĞLU Trabzonspor, Beşiktaş, Gaziantepspor, Trabzonspor (tekrar), Fenerbahçe, Samsunspor, Akçaabat Sebatspor (1992-2005, 248 maç, maç başına 0.49 gol) 122
18 - CEMİL TURAN İstanbulspor, Fenerbahçe (1969-1980, 293 maç, maç başına 0.41 gol) 120
19 - HALİL İBRAHİM EREN Boluspor, MKE Ankaragücü, Gençlerbirliği, Samsunspor, Sakaryaspor (1976-1989, 378 maç, maç başına 0.31 gol) 119
20 - MUSTAFA DENİZLİ Altay, Galatasaray (1973-1984, 303 maç, maç başına 0.39 gol) 117
21 - OSMAN ARPACIOĞLU Mersin İdman Yurdu, Fenerbahçe (1968-1977, 236 maç, maç başına 0.45 gol) 107
22 - ZAFER TÜZÜN Eskişehirspor, Fenerbahçe, Adanademirspor, Sakaryaspor, Bakırköyspor, Kayserispor, Denizlispor (1980-1996, 267 maç, maç başına 0.40 gol) 107
23 - ARİF ERDEM Galatasaray (1991-2005, 347 maç, maç başına 0.30 gol) 105
24 - ALİ RIZA SERGEN YALÇIN Beşiktaş, İstanbulspor, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor, Beşiktaş (tekrar) (1991-2006, 345 maç, maç başına 0.30 gol) 105
25 - GÖKMEN ÖZDENAK İstanbulspor, Galatasaray (1966-1980, 311 maç, maç başına 0.32 gol) 101
26 - AHMET ÖZACAR Beşiktaş (1959-1971, 313 maç, maç başına 0.32 gol) 100
27 - ANDRE KONA NGOLE Gençlerbirliği, Antalyaspor, Diyarbakırspor, İstanbulspor AŞ (1993-2003, 275 maç, maç başına 0.36 gol) 100
28 - OKAN YILMAZ Bursaspor, Malatyaspor, Konyaspor (1997-2006, 210 maç, maç başına 0.48 gol) 100
100'ler kulübüne aday futbolcular
1 - HASAN ÖZER Gaziantepspor, Trabzonspor, Şekerspor, Altay, Gaziantepspor (tekrar), Çaykur Rizespor, Malatyaspor, Gaziantepspor (tekrar), Akçaabat Sebatspor, Diyarbakırspor (1992-2006, 328 maç, maç başına 0.30 gol) 99
2 - ÜMİT KARAN Gençlerbirliği, Galatasaray, B.B. Ankaraspor, Galatasaray (tekrar) (1996-2006, 242 maç, maç başına 0.40 gol)
100'ler kulübüne üye olanlar Türkiye 1. Ligi'nde en az 100 gol atma başarısını gösterdi.
Türkiye Süper 1. Ligi'nin 2005 - 2006 sezonunun 34.haftasındaki goller dahil edilmiştir.
NOT: Hakan Şükür Türkiye Ligi dışında, Torino (İtalya, 1995) 5 lig maçında 1 gol, Internazionale (İtalya, 2000-Ocak 2002) 23 lig maçında 5 gol, AC Parma (İtalya, Ocak 2002-Haziran 2002) 15 lig maçında 3 gol, Blackburn Rovers (İngiltere, 1 Aralık 2002-Haziran 2003) 9 lig maçında 2 gol olmak üzere toplam 52 lig maçında 11 gol kaydetti.
Rangers Futbol Kulübü
Kuruluş: 1873
Stat: Ibrox Stadyumu (50.411)
Takma adı: The Gers, Teddy Bears, Light Blues
Celtic Futbol Kulübü
Kuruluş: 1888
Stat: Celtic Park (60.830)
Takma adı: The Bhoys, The Hoops, The Tic, Tims
Glasgow derbisi Dünya üzerindeki en zorlu ve karmaşık futbol maçlarından biridir.
İki takım arasındaki ezeli rekabet Old Firm olarak bilinir ve iki tarafı birbirinden ayıran şey; din ile politikadır.
.::BAŞLANGIÇ::.
Celtic 1888de Glasgow şehrinin Doğusunda İrlanda nüfusunun yüksek olduğu ve Katolik vakıflarına bolca bağaş yapılan bölgede kuruldu.
Bölgede yer alan İrlandalıların büyük bir çoğunluğu gece kondularda ve kenar mahallelerde yaşarken yabancı muamelesi gördükleri dönemde çok düşük maaşlara çalışmayı kabul ettiler.
Bu durum Katliklerin Protestanlara nazaran çok daha düşük bir yaşan kalitesi içinde yaşamasına yol açtı.
Büyük bir taraftar desteğini arkasına alan ve Edinburghdaki Hibernian kulübünden de bir çok katolik oyuncu tranfer eden Celtic kısa sürede oldukça iyi durumda olan ve Govanda kurulmuş olan Rangersın ezeli rakibi oldu.
.:EKİ PROBLEM NE?::.
Rangers sadece Prtotestanlara açık bir kulüp olarak başlarken Celticde rakibi gibi ilk zamanlarda sadece Katolik oyunculara sahada şans tanıdı.
Zamanla Katolikler tarafından Katolik Takımı olarak görülmeye başlanan Celtic karşısında yer alan Rangers ise Protestanların desteğiyle anti-Katalolik bir kulüp oldu.
İrlanda semptazanlığı sebebiyle Celtice karşı her geçen gün yükselen önyargı ve Celtic taraftarının sık sık çıkarttığı olaylar takımın imajına pek yardımcı olmadı.
Ancak karşı tartaf; Rangersda işler değişmeye başladı.
Graeme Souness ateşten gömleği giydi ve Celticin eski futbolcusu Mo Johnston sınırı geçen ilk tanınmış Katolik futbolcu oldu.
O dönemde yayınlanan televizyon porgramları ve gazete makalelerinde Rangers taraftarları biletlerini yakarken karelerde yer aldı.
.::BİR GELİŞME VAR MI?::.
Kesin olan; iki takım taraftarının da ne olursa olsun %100 renklerine bağlı olduğu ve herşeyi yapacak kadar gözünü karartabildiği !
O zamandan beri Rangers bir kaç Katolik oyuncuyu bünyesine kattı. Zaman içerisinde de Rangers taraftarı mavi formayı taşıyan ve elinden geleni yaptığını göstermeyi başaran futbolcularını neye inandıklarına bakmadan desteklemeye başladı.
Ancak herşeye rağmen günümüzde de trübünlerde bazı çatlak sesler var. Ve bunlar sınırın karşısında da geçerli.
Her ne kadar iki takımda elinden geleni yapmaya ve taraftarını mutlu etmeye çalışa da bu durumda "hiç bir şey mükemmel değildir" mantığı geçerli.
.::KALİTE YÜKSEK SEVİYEDE::.
İki ekipte İskoç Ligini domine ediyor. Takımlara katılan uluslarası oyuncular ve yükselen gelirlerin bunda etkisi çok büyük.
Bugünlerde iki ekipte de fazla yerel bölge futbolcusu kalmadı, ancak taraftar ilk günkü kadar ateşli ve heyecanlı bir şekilde bağlı olduğu renkleri yeşil, mavi- destekliyor.
Dünyanın önemli derbilerinden biri olan Al-Ahly Zamalek maçı Mısır kadar fantastiktir ve başkent Kahire bu atmosferi yüksek, heyecanı hat safhada olan maça ev sahipliği yapar..
Her seferinde 110.000i aşan taraftar, tarafsız olan Kahire Uluslararası Stadını doldurarak takımlarından mutlak zafer bekler..
.::KİM BUNLAR?::.
Al-Ahly ve Zamalek Afrikanın en başarılı iki futbol kulübüdür..
CAF yani Afrikanın UEFA versiyonu Ahlyi 2000 senesinde Yüzyılın Takımı olarak seçmiştir.. Ahlynin özellikle 1990larda üst seviyeye ulaşan performansıyla gelen bu unvan ezeli rakipleri karşısında elde ettikleri en büyük zaferdir..
Bu iki takım sadece ülkelerinin en başarılı takımları değil aynı zamanda büyük bir farkla bütün Afrika kıtasının da en başarılı takımlarıdır..
.::REKABET ÇOK MU BÜYÜK?::.
Bu iki takım arasındaki rekabet o kadar büyüktür ki her zaman maçları yönetebilmesi için ülke dışından hakemler getirilir, çünkü Mısırlı hakemlerin mutlaka iki takımdan birinin taraftarı olduğuna inanılır..
2001de 6 Avrupa federasyonunun derbiye hakem sağlayamamasının ardından İskoç veteran Kenny Clark 2001deki derbi için çağırılmıştır ve zor da olsa bu maçtan sağ salim kurtulmayı başarmıştır..
Bu derbide aksiyon o kadar çok artar ki sonuncusu 1999da olmak üzere bu maç 4 kez yarım bırakılmak zorunda kalmıştır.. Fransız hakem Mark Batta maçın başlama düdüğünü çaldıktan 2 dakika sonra Zamalek futbolcusu Ayman Abdel Azize rakibine arkadan faul yaptığı için kırmızı kart göstermiştir ve Zamalek futbolcuları bu kadar erken gelen kırmızı kartın ardından hakemi protesto etmek amacıyla sahayı terk ederek cevap vermişlerdir.. Her seferinde artan olaylar ve atmosfer sebebiyle maçlar artık tarafların stadında değil tarafsız bir saha olan Kahire Uluslararası Stadında oynanmaktadır..
Eğer bir futbolcu iki takım arasında transfer olmayı düşünüyorsa Hossam Hassanın başına gelenleri duymamış olmazı lazım..
Dünyanın en çok milli forma taşımış futbolcularından biri ve Mısırın en başarılı futbolcusu olarak kabul edilen 170 kez Mısır Milli Formasının taşımış olan Hossam Hassan 16 yıl Ahly formasını başarıyla taşıdıktan sonra 2001de şehrin karşı tarafına geçti..
Taraflar karşı karşıya gelene kadar ölüm tehditleri alan Hassan maçın başlamasıyla birlikte şişe, taş, sopa ve koltuk yağmuruna tutularak eski taraftarının tepkisiyle karşılaştı ve bu maça ara verilmek zorunda kaldı.. Bu hafife alınacak bir transfer değil !!!
.::HANGİSİ DAHA BAŞARILI?::.
Ahlynin altın çağı 1950lerde Zamaleki tam 8 kez yendiklerinde geldi. Zamalek ise buna karşılık olarak 1960larda derbiyi 4 kez kazandı..
Ancak son yıllara bakıldığında Ahlynin Mısırda muhteşem bir üstünlük kurduğu görülür.. Afrikanın en kuvvetli takımlarından biri olarak da kabul edilen Al-Ahly son olarak peş peşe 45 maç galibiyet elde ederek ayrı bir rekor kırmıştır.. Özellikle sonuncusu 2005de olmak üzere son 20 yılda kazandıkları 12 şampiyonluk bu dönemde kurdukları üstünlüğün bir göstergesidir.. Zamalek ise son 20 yılda 5 şampiyonlukla yetinmek zorunda kalmıştır ve sonuncusu 2004de gelmiştir..
Boca Juniors
Kuruluş: 1905
Stat: Camilo Cichero - "La Bombonara" (60,245)
Takma adı: Los Xeneises (Cenova'nın halkı)
River Plate
Kuruluş: 1901
Stat: Monumental de Nunez (76,687)
Takma adı: Los Millionarios (Milyonerler)
Bu inanılmaz derbinin ev sahibi Arjantin'in başkenti Buenos Aires..
Bu maç aynı zamanda "halkın takımı" ve "milyonerlerin takımı"nın ezeli mücadelesi ve taraftarı galyana getiren puan değil prestij ve gurur maçıdır..
Boca - River maçının ardından bir taraf ya gururunu kaybedecektir ya da dünyanın en iyisi olduğuna inanacaktır..
.::KİM BUNLAR ?::.
Boca ve River Arjantin'in en büyük futbol takımlarıdır ve Arjantin Ligi'ni (Apertura/Clasura) 80 yıldır domine etmektedirler..
Arjantin ülkesinin yarısından fazlası bu iki takımdan birinin taraftarıdır..
Bu takımlar aynı zamanda Dünya'nın en iyi futbolcularından bir kaçını yetiştirmiştir.. Diego Maradona'dan Alfredo di Stefano'ya ve Gabriel "Batigol" Batistuta ve Marcelo Salas'a kadar..
Bu arada Juan Pablo Angel'i de unutmayalım O da River Plate'in eski öğrencisidir..
İki kulüpte Buenos Aires'in La Boca bölgesinde kurulmuştur.. Ancak 1938'de River Plate "milyonerlerin takımı" takma adını oldukça varlıklı ve zengin bir bölge olan Nunez'e taşınarak almıştır..
Boca ise "halkın takımı" olarak kalmaya devam etmiş ve tanınmıştır.. Boca taraftarının büyük bir çoğunluğunu İtalyan göçmenler ve gelir seviyesi düşük olanlar oluşturmaktadır..
.:EKİ REKABET NE DURUMDA ?::.
Bu takımların karşılaştıkları maçın bir çok derbide olduğu gibi kendine özgü bir takma adı vardır ve Boca - River maçı gazete manşetlerine maçın başlamasından 1 hafta önce "Superclasico"ya bir hafta kaldı şeklinde yansımaya başlar..
River'ın beyaz ve kırmızısı ile Boca'nın sarı ve laciverti ile karşılıklı oturan taraftarlar bir birlerinden tam anlamıyla nefret eder..
Boca taraftarının River taraftarına taktığı isim "gallinas" yani "tavuk"tur.. Boca taraftarı River ve taraftarının herşeyden korkutuğuna inanır..
River taraftarı ise Boca taraftarına "los puercos" yani "domuzlar" takma adıyla karşılık verir.. Bu takma ismin sebebi ise Boca stadyumunun fakir Boca bölgesinde yer alıyor olmasıdır..
Bu takımların rekabeti özellikle parayla alakalıdır.. River taraftarının büyük bir çoğunluğu yüksek kesimden Buenos Aires sosyetesinden gelir..
Öte yandan Boca taraftarını ise çalışan kesim ve göçmenler oluşturur..
.::NELER OLUYOR ?::.
Bazen daha doğrusu çoğu zaman hırs ve sevgi şiddete yol açabiliyor..
River taraftarının içinde yer alan bir grup daha doğrusu tanındıkları isimle "Los Borrachos del Tablon" yani "Tribün Sarhoşları" bu işi en ciddiye alan gruptur..
Bu grup arasından bir kaç kişinin kulübün jimnastik salonunu kulüp üyesi gibi "üye olarak" kullandıkları ve stadyuma yaptıkları "ziyaretlerde" para aldıkları her maçın ardından en çok konuşuluan konulardan biridir.. (Korkutucu bir durum!)
Bu maç her seferinde unutulmaz bir deneyim olur; Rengarenk bayraklar ve bandanalardan oluşan bir taraftar denizi, çığlıklar, ağlama sesleri, koro eşliğinde tezahüratlar ve hiç bir zaman sonu gelmeyen meşaleler..
2004'te İngiliz gazetesi The Observer "Seyretmeden ölmemeniz gereken 50 spor olayı" arasında Boca - River derbisini 1. sıradan okuyucularına önermiştir..
2006'nın 27 Mart'ına kadar iki takımın arasında yapılan toplam 295 maçta Boca'nın hafif bir üstünlüğü vardır.. Boca 113 kez galip gelirken River 90 maçı kazanmış ve "EL SUPERCLASICO"da 90 maç berabere tamamlanmıştır..
Real Madride 68.6 milyon dolar karşılığında transfer olduğunda basın bir anda saldırıya geçti.. Bu para bir orta saha oyuncusuna verilir mi ?.., Real Madrid saçmaladı, hangi orta saha oyuncusuna bu para verilir ?.. Evet herhalde haklılar, çok daha fazlası verilebilirdi.. Zinedine Zidaneın hesabına bir baksanıza; Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonluğu, lig şampiyonlukları ve kupalar, uluslararası kupalardan bir demet, Şampiyonlar Liginin zirvesi, Dünyanın en tepesi..
Kısaca Zinédine Zidane
Zinédine Yazid Zidane 23 Haziran 1972te Fransanın Marsilya şehrinde doğdu.. Zizou, takma adıyla çağırılan Real Madrid ve Fransa Milli Takımının yıldız futbolcusu, dünya çapında tanınan ve günümüzde futbol oynayan en yetenekli isimlerin başında gösteriliyor..
Laik bir Müslüman olan Cezayir asıllı Fransız Zidane, uzun zamandır yoksulluk ve ırkçılıkla savaşıyor..
Halen futbola hizmet eden, Dünyanın en iyi futbolcusu olarak bakılan Zidane aynı zamanda en yetenekli isim olarak anılıyor.. Top hakimiyeti ve yüksek süratte top sürüşü ile rakiplerini çaresiz bırakan Zidane orta sahada görev yapıyor.. Dahi ve Büyücü gibi takma adların yakıştırıldığı Zidane, ESPN televizyonundan Luis Omar Tapia tarafından Futbolun Harry Potterı olarak adlandırılıyor..
Zidane'ın muhteşem balansı, Onu futbolun seyir zevki en yüksek futbolcuları arasında en üst sıralarda tutuyor ve Zizou, Fransız efsanesi Michel Platininin yükselttiği Fransız futbolunun çitasını başarıyla yüksekte tutmayı başarıyor..
ZIDANEIN GENÇLİK KARİYERİ
Çocuk yaşta US Saint-Henri Kulübünde futbola başlayan Zidane, burada okul ile antrenman sahası arasında mekik dokudu.. Henri antrenörünün ikna çalışmaları ile Septemes Sports Olympiquese geçen genç Zidane, 14 yaşında elde ettiği gençler ligi şampiyonluğu ile parlamaya başladı..
Cannes'da parlıyor !..
Aynı sene Aix-en-Provencede yapılan 3 günlük denemelere katılan Zidane, Cannesın tecrübeli futbolcu avcısı Jean Varraud tarafından keşfedilmeyi başardı.. Cannes defteri açılan Zidanea 6 haftalık bir şans tanındı ve Cannes forması teslim edildi.. Ancak bir terslik olmuş olacak ki Zidane biraz daha fazla kaldı !.. Hatta henüz 16 yaşındayken Cannesda profesyonel futbolcularla birlikte sahaya çıkmaya başladı..
Bir atletin yapması gereken her şeyi yapan ve fiziki özellikleri de buna müsait olan Zidane, bir çok insanın beklediğinden çok daha sağlam ve kuvvetli bir yapıya kısa sürede bürünmeye başladı ve 17 yaşındayken Fransa 1 Liginde sahaya çıktı..
Cannes başkanı sözünü tuttu !.. 8 Şubat 1991de Fransa 1. Liginde ilk golünü kaydeden Zidane, Cannes başkanı tarafından ilk golü attığında kendisine hediye edilecek olan arabayı kazandı ve Zidanea bir Reanult Clio verildi.. Zidane henüz ilk sezonunda Cannesın UEFA Kupasına katılmasına yardımcı oldu..
Zidaneın Cannesdaki ikinci sezonu beklediği kadar iyi geçmedi.. Ancak profesyonel olmayan bir futbolcudan ne kadar çok şey beklenebilirdi.. Zidane için Cannesın 2. senesine gerçekleşen en güzel şey gelecekte karısı olacak İspanyol model ve dansçı Veronique ile tanışmasıydı.. Keyifli geçen 91 92 sezonunun ardından değişiklik kararı veren Zizou kendisini 4 yıllığına isteyen Marsilyanın yerine, daha çok istediğini kanıtlayan Bordeauxya katıldı..
Bordeaux..
24 yaşındaki Zidaneın Bordeauxya alışması pek de kolay olmadı.. Adaptasyon dönemini, zor günleri geride bırakarak atlatan Zidane kısa süre sonra buralara veda edeceğini sinyallerini vermeye başladı.. Zidaneın oynadığı her yıl Bordeaux sadece gelişmeye ve Avrupa Kupalarına katılmaya başlamadı, 95-96da Intertotodan geçtikleri UEFAda final oynamayı başardı.. O sezon aynı zamanda Zidaneın Bordeauxya veda ettiği yıl oldu..
Juventus..
Zidaneın peşine düşen takımlar arasında genç Fransızı en çok isteyen ve bunu gösteren Juventus oldu.. Ancak Zidane için zor günler yine başladı..
Torinoda imzayı atan Zizou, İtalyan hayat tarzına ve Torinoya alışmakta zaman zaman zorluklar yaşadı.. Ama her şeyden önemlisi Fransadan çok farklı olan İtalyan tarzı futbola alışmaktı..
Juventusta ilk yılını hüzün ve bol düşünceyle tamamlayan Zidane, 2. sezonla birlikte hayat tarzını ve yeteneklerini yeşil çime yansıtmayı başardı ve tam anlamıyla bir yıldız oldu..
Önce Fransa'yı uçurdu.. Sonra İspanya'ya uçtu..
1998 Dünya Kupasını kazanan Fransa Milli Takımının en önemli üyesi olan Zidane özellikle final maçında Brezilyayı yendiklerinde kaydettiği 2 golle bütün Dünyanın gözü önünde en tepeye çıkmayı başardı.. Dünya Kupasını kaldıran Zidane, 2 sene sonra da 2000 Avrupa Şampiyonasında takımını Avrupanın zirvesine taşıyarak peş peşe 2 önemli turnuvada Fransayı en tepede tuttu..
Zidane kariyerinin en önemli onuruna tam 3 kez FIFA Dünyanın En İyi Futbolcusu seçilerek ulaştı.. Zizou 1998, 2000 ve 2003te Dünyanın en iyisi oldu..
Zidane, 2001de İtalyan devi Juventusdan İspanyol devi Real Madride 4 yıllık kontrat ile transfer oldu.. Ancak bu öyle sıradan bir transfer değildi.. Bir yıldızın iki takım arasında gerçekleşen transferi değildi.. Zidane için Juventusa Real Madrid tarafından ödenen bonservis bedeli tam 47 milyon pound, yaklaşık 69 milyon dolardı ve Fransız yıldız bir anda futbol tarihinin en pahalı futbolcusu olarak bütün Dünyada manşetleri süsledi..
Zidane transfer oldu, bütün Dünyada televizyon kanalları spor haberlerinin yanı sıra ekonomi haberlerinin akışını da değiştirmek zorunda kaldı.. Borsa haberleri ikinci sıraya düşerken Zidaneın kırdığı rekoru bütün Dünyada ilk sıraya yerleşti..
Diğer takım arkadaşları ile birlikte oluşturdukları Galacticos adı altında Real Madride kısa sürede ayak uyduran Fransız yıldız Raul, Luis Figo, Steve McManaman ve Roberto Carlos gibi yıldızların arasından ön planda yer almayı başardı.. Kariyeri, futbol yeteneği, saha içindeki liderliği, gerektiğinde biraz da abarttığı hırçınlığı, saha dışında taraftara jestleri ve bir denizde ilerleyen bir tekne misali yeşil çimde topla akışı ile herkesi kısa sürede büyülemeye başardı..
Zidane hiçbir zaman sadece asist yapan, güzel ortalar yapan ya da savunmada takıma destek olan biri olmadı.. O kaydettiği muhteşem gollerle de her zaman ön planda oldu..
Özellikle 2001-2002 sezonunda oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde Alman ekibi Bayer Leverkuseni 2-1 deviren isimdi ama bundan önemlisi 2. golü fantastik bir vole ile atmasıydı.. UEFA tarafından bugüne kadar atılmış en güzel goller arasında yer alan bu gol, sadece takım arkadaşlarının ve kendi taraftarının değil, rakip takım ve taraftar tarafından da saygı ile alkışlanmasını sağladı..
2002 Dünya Kupasında istediği futbolu oynayamayan Zidane sakatlıklar ile boğuşmak zorunda kaldı.. Fransanın Dünya Kupası sahibi unvanını korumaya çalıştığı 2002 Dünya Kupası tarihteki en kötü unvan koruma mücadelelerinden biriydi; Zidaneın yaratıcılığı olmadan Fransa tam anlamıyla kayıptı. Sakat olmasına rağmen erken geri dönüş yapan ve Fransanın son maçında oynayan Zidane kendinde değildi ve o yeteneği daha önce sadece 5 dakika bile izleyen biri dahi sahadakinin başka biri olduğunu zannederdi.. İlk turda kupaya veda eden Fransa gol dahi atamadı..
12 Ağustos 2004te Dünya futbolu için üzücü bir gündü, 2004 Avrupa Şampiyonasında çeyrek finalde sonradan kupaya uzanan Yunanistana elenen Fransa Milli Takımının yıldızı Zinedine Zidane ulusal formayı bıraktığını açıkladı.. İlerleyen günlerde, Şubat 4te de 2006-2007 sezonunun sonunda Real Madrid ile tamamlanacak kontratının ardından da futbolu bırakacağını ve jübilesini yapacağını duyurdu..
Fransanın 2006 Dünya Kupasına katılamama riski yaşamaya başlaması ve oyun düzeninde oluşan problemler sebebiyle daha fazla dışarıda kalamayan Zidane 3 Ağustos 2005te Horozloru daha fazla yalnız bırakamayacağını ve Fransanın Dünya Kupası finallerine gitmesi için milli takıma geri döndüğünü belirtti.. Zidane bu kararı tek başında aldığını ve kimsenden baskı görmediğini hemen açıkladı ancak kimse bu açıklamaya inanmadı.. En büyük baskı Fransa halkından gelmişti ve Zidane bile kendi halkına çalım atamazdı..
Zidaneın geri döndüğünü açıklaması bir çok değişikliğe sebep oldu.. Aynı gün yakın arkadaşı Chelsea orta sahasının kilit ismi Claude Makelele de milli formayı yeniden taşımaya karar verdiğini açıkladı.. Aynı hafta bir geri dönüş daha yaşandı.. Zidanedan etkilenen bir diğer isim Lilian Thuramdı.. Fransa Milli Takımının muhteşem üçlüsü, bel kemiği, 3 Eylülde Faroe Adaları ile oynadıkları maçı 3-0 kazanmalarını ve devamında da Fransanın Dünya Kupası finallerine gitmesini sağladı..
ZIDANEIN MİRASI
Futbol ikonlarından biri olan Zidane bütün Dünyada futbol topunu tanıyan herkes tarafından çok iyi bilinen bir efsane.. Kendi jenerasyonunun ötesine geçen Zidane günümüzün küçükleri ve kendisinden çok önce sahalara veda eden bir çok yıldız tarafından en çok taktir edilen isim..
Oldukça utangaç biri olan Zidane İspanyol asıllı Fransız Veronique ile evli.. Eski bir model olan Véronique ile birlikte Enzo, Théo, Lucas ve Elyas adından 4 çocukları olan ünlü çift Madridte yaşıyor..
Takım arkadaşı Ronaldo ile karşılıklı kurdukları takımlarla Dünya yıldızlarını bir araya getiren ikili UNICEFin elçiliğini de yaparak düzenli bir şekilde bağış topluyor..
FIFA için Pele tarafından seçilen Dünyanın en iyi futbolcuları listesinde yer alan Zinedine Zidane, UEFA Golden Jubilee oylamasında en iyi futbolcu seçildi.. Bütün Dünyadan 7 milyona yakın oy kullanılan UEFA Golden Jubileede Zidane 123.582 oy alarak Franz Beckenbauer, Johan Cruijff, Marco van Basten ve Dino Zoff gibi efsaneleri geride bırakarak tüm zamanlarda Dünyanın En İyi futbolcusu seçildi..
ZIDANEIN İTİBARI
Fransa Milli Takımı ile 1998 ve 2002 Dünya Kupasına katıldı ve 98de kupayı kaldırdı..
1996, 2000 ve 2004te Avrupa Şampiyonasına katıldı ve 2000de kupayı kaldırdı..
Juventus ile 1996da Avrupa Süper Kupasını, Kıtalararası Şampiyonayı ve Serie A şampiyonluğunu kazandı.. Yine Juventus ile 1997de Serie A şampiyonu oldu ve İtalya Süper Kupasını kaldırdı..
Real Madrid ile 2001 2002de Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırdı.. 2002de Kıtalararası Şampiyonada kupanın sahibi oldu.. 2002 - 2003te Real Madrid ile La Liga şampiyonu oldu..
1998, 2000 ve 2003te FIFA Dünyanın En İyi Futbolcusu seçildi..
1998te Avrupada Yılın Futbolcusu oldu, Ballon d'Oru kaldırdı..
ZIDANE HAKKINDA
Zinedine Zidane'ın dünyaca ünlü bir futbol efsanesi ya da Dünyanın en çok kazanan futbol yıldızlarından biri olması sert Marsilya sokaklarından Madride olan yolculuğunu hiç bir zaman kolaylaştırmadı..
Cezayirli göçmen bir ailenin çocuğu olan Zidane her zaman politikanın içine çekilmeye çalışan bir futbol yıldızı oldu.. Köklerinin Cezayirden gelmesinden her zaman gurur duyan ve bunu her fırsatta dile getiren Zidane hayatı boyunca ne kadar çok sevilse de, ne kadar çok kazansa da karşısına çıkan ırkçı söylemlerle savaşmak zorunda kaldı, kalacak !..
1960larda ailesinin işçi olarak geldiği, Marsilyanın kuzeyinde yer alan banliyölerinden, ilk ya da ikinci jenerasyon göçmenlerin yeri olan La Castellanede yetişen Zidane her zaman sorunlar içinde yaşamak zorunda kaldı.. En iyi olmayı en zor yollardan geçerek öğrendi !..
Babası Smailin Ona söylediği Eğer bir göçmensen, iki katı fazla çalışmak zorundasın ancak böyle ayakta kalırsın lafını hiç bir zaman unutmayan Zidane her zaman ailesinden gurur duydu ve bunu da her fırsatta dile getirdi..
Belki de Dünyanın en yetenekli futbolcusunun evi olan La Castellane, şu anda da ailesinin yaşadığı yer.. Köklerini hiç bir zaman unutmayan Zizou geride kalan 15 yılda futbol dünyasının sunduğu bütün ödülleri kazandı ama ne yaparsa yapsın göçmen problemi peşini bırakmadı..
La Castellanede kurdukları ve göçmen çocukları yetiştirdikleri futbol takımının antrenörlüğünü Zidaneın abisi Farid yapıyor..
Fransanın en popüler ismi seçilen Zidaneın halen göçmen problemini yaşıyor olması efsane futbolcunun en büyük sıkıntısı.. Zidane ve ailesinin takımında oynayan çocuklar için hayat en azından Zidaneın yaşadıklarından daha kolay geçiyor.. Takımın kalecisi Karim Bize her zaman göçmen muamelesi yapılıyor ama karşımızdakine Zidaneın takımında oynadığımızı söylediğimizde bize saygıyla bakıyorlar diyor..
Her zaman politikanın içine çekilmeye çalışan Zidane, hiç bir zaman göçmen olmaktan utanmadığını, aksine bununla gurur duyduğunu dile getiriyor ve ekliyor, Bu sayede sert olmayı, sağlam bir karaktere sahip olmayı öğrendim, ailem bana bunları öğretti.. Köklerimle gurur duyuyorum..
Diğer abisi Nordine açıklıyor: Onu politikada kullanmak isteyen çok fazla köpek balığı etrafında dolanıyor ama Yazid (Zidane) akıllı biri, Onu tuzağa düşüremiyorlar..
Köklerini unutmayan Zidane, Madridte çok mutlu ancak yıldız futbolcunun futbol kariyerinden sonra ailesiyle birlikte döneceği yer kesinlikle yetiştiği La Castellane olacak.. Zizou bunu her fırsatta dile getiriyor ve soranlara açıklıyor; Ben Madridte çok mutluyum, Akdeniz havası beni rahatlatıyor ama ben La Castellanede başarılı olmayı öğrendim ve bununla da gurur duyuyorum ve döneceğim yer orasıdır..
Oğluyla gurur duyan baba Smaïl, 1998 Dünya Kupasını izleme fırsatı yakalayamadı, sebebi ise o sırada torunu Lucaya bakıyor olmasıydı.. Ancak oğlunun yaptıklarının, başardıklarının farkında ve Onun la hep gururu duymuş.. Hatta 98de kupayla döndüklerinde Zidaneın başkanlığa gitmesini isteyecek kadar abartan Zidane taraftarına teşekkür ediyor..
Ancak Zidaneın yaşadığı problemlerin başında ırkçı Fransız politikacı Le Penın milli takımdan göçmenleri çıkartacağını söylemesi geldi.. Le Penin dalkavuklarından birinin Zidaneı milli takıma bir tek sebeple alabiliriz o da babası harki olduğu için demesi ortalığı karıştırdı.. Arapça olan harki kelimesi Cezayir ile yapılan savaşta Fransa için savaşan Cezayirlileri anlatmak için kullanılıyordu ve Zidaneın sırtından geçinmeye çalışan politikacılar O'nu vatan haini konumuna soktu..
Gerçekler bazen üzücü ya da komik olabiliyor; Fransa ile Cezayir arasında Stade de Francede Ekim 2001de oynadıkları dostluk maçı Zidaneın son dönemde atlatmaya çalıştığı zor dönemin tuzu biberi oldu.. Zizou her ayağına top geldiğinde politikacıların etkisinde kalan Cezayirli taraftar tarafından ıslıklandı, Zidane-Harki posterleri asıldı.. Mücadele atmosferin her geçen dakika artmasıyla devam etti.. Cezayirin özgürlüğüne kavuştuğu yıllardan beri bir birini pek sevmeyen iki tarafın maçında yükselen atmosfer Zidaneın maç öncesine aldığı ölüm tehditleri ve ikinci yarıda sahaya giren taraftar sebebiyle iptal edilen bir dostluk maçı !..
Zidane bu maçın ardından sonunda babası ve ailesi hakkında ve politik görüşleri hakkında açıklama yaptı.. Zidane sert ve vurucuydu; Bunu sadece bir kez söyleyeceğim, babam harki değil.. Babam Cezayirli ve ben babamla, babam da benimle gurur duyuyoruz. Babam hiç bir zaman gurur duyduğu ülkesi karşısında savaşmamıştır..
Zidane bu açıklamayı yaptığı günden beri daha rahat yaşıyor.. Bir kısım, futbol dünyasını her ayağına top geldiğinde şaşkına çeviren bu yeteneğin ve ailesinin politika ile alakası olmadığını ancak bu açıklamanın ardından anlayabildi..
Zidane Ağustos 2005te ulusal formayı yeniden giydiğinde kaptanlık bandını da koluna taktı.. Milli takım da 10 numaralı formayı giyen Zidane, Real Madridte ise 5 numaralı formayı taşıyor..
Efsane futbolcunun küçük yaşlardan beri hayran olduğu en önemli isim ise Olympique de Marseille'nın Uruguaylı oyun kurucusu Enzo Francescoli.. Zidane, Enzoya duyduğu hayranlığı son çocuğuna Onun adını vererek gösterdi.. Enzoyu küçük yaşlarda seyretmeye başlayan Zidaneın futbola bakış açısını değiştiren an ise stadyumda görevli çocuk olarak çalıştığı sırada Enzonun futbolunu canlı gözlerle seyrettiği an oldu..
Zizou, 2004 Atina Olimpiyatlarında meşale taşıyan isimler arasında yer aldı..
Zidaneın layık görüldüğü en önemli onur ise Fransa Başkanı Jacques Chirac tarafından "Chevalier" (Şövalye) Légion d'honneur yapılması oldu..
PAZARLAMA VE ZIDANE
Dünyanın önde gelen sağlık örgütleri ile ırkçılık ve yoksullukla savaşan örgütlerin promosyonlarında gönüllü olarak yer alan Zidane, Dünyaca ünlü oyuncak markası LEGOnun da ömür boyu yüzü..
ZIDANE HAKKINDA SÖYLENEN EN ANLAMLI CÜMLE
"Ne zaman sahada ne yapacağımızı bilmesek, ayaklarımız birbirine dolaşsa, işimiz çok basit, topu hemen Zizouya veriyoruz. O nasılsa bir şeyler yapar
Eski takım arkadaşı Bixente Lizarazu
bence amacına uygun bir anket değil.en azından zamanlama olarak.suan ki haliyle taraftar anketi gibi olmuş.bence transferler bitince veya lig başlamadan 3 5 gün önce olurdu bu anket.henüz erken diyorum.