İskoçyalı bir ailenin bir çocuğu olarak 4 Ağustos 1900 tarihinde dünyaya geldi. Kardeşlerinden birini I. Dünya Savaşında kaybetti. Daha sonra ailesiyle birlikte Londra'ya taşındı. 1923 yılında daha sonra Kral olacak olan Kral V. George'nin oğlu Albert ile evlendi.
Evlilik ardından genç çifte York Düşü ve York Düşesi unvanı verildi. 1926 yılında ilk çocukları doğdu. Elizabeth adını alan ilk kız çocuğunun, sonradan Britanya İmparatorluğu'nun başına geçeceğini kimse tahmin etmiyordu. 4 yıl sonra, (Prenses) Margaret-Rose dünyaya geldi.
Mutlu bir aile olarak yaşamlarını sürdürürken 1936 yılında Kral V. George'un ölümü üzerine her şey birdenbire değişti. Bu gelişme üzerine Elizabeth'in eşi Albert'ın büyük ağabeyi VIII. Edward, tahtın birinci derecede varisi durumuna geçti. Ancak bir Amerikalı'ya aşık olunca ve bu kadın da dul olduğundan Britanya İmparatorluğu tahtına geçemeyecek olması nedeniyle tahttan feragat etti. Yerine VI. George (Albert) Kral olarak tahta çıktı. Mayıs 1937'den itibaren Elizabeth de, hükümdarın eşi olarak "Kraliçe" ünvanını almış oldu.
1939 yılında patlak veren II. Dünya Savaşı boyunca, Alman bombardımanına rağmen Kraliyet Ailesi, ülkeden ayrılmayarak halkın büyük sevgisini ve saygısını kazandılar. Başbakan Winston Churchill ile birlikte, Alman saldırılarına ve savaşın güçlüklerine direnişin sembolü haline geldiler. Savaş sonrası, 1952 yılında Kral VI. George'un ölümü ile 51 yaşında dul kalan Kraliçe Elizabeth, "Ana Kraliçe" unvanını aldı ve büyük kızı Elizabeth, Britanya İmparatorluğu'nun yeni hükümdarı olarak tahta çıktı ve geçen 50 yıldır ülkenin hükümdarlığını yürütüyor. Ana Kraliçe Elizabeth 30 Mart 2002'de hayata gözlerini yumdu.
Rıfat ILGAZ 1940'ların toplumcu-gerçekçi şairlerinin başta gelenlerindendir.
1911 yılında Cide'de doğdu.Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı.İlk şiiri 27.07.1927'de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı.Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu) , Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı.
Lise yıllarında babasının ölümü nedeniyle buradan ayrıldı.Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi'nde öğrenim gördü.1930 yılında mezun oldu.Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova'da ilkokul öğretmenliği yaptı.Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 'de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı.
1939'da İstanbul Karagümrük Ortaokulu'nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz'ın, yazı ve şiirleri büyük dergilerde yayınlanmaya başladı.1940 'da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi.Hasan TANRIKUT, Sabahattin KUDRET AKSAL, Salah BİRSEL'le tanıştı.Ömer FARUK TOPRAK ile 9 Eylül 1042'de Yürüyüş Dergisi'ni çıkardılar.Bu dergide Orhan KEMAL, Sait FAİK, Cahit IRGAT, A.Kadir, Nazım HİKMET(İbrahim SABRİ) ile birlikte çalıştılar.
1943'te ilk kitabı 'Yarenlik'i yayınladı.Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü.Ocak 1944'de 'Sınıf'adlı şiir kitabı çıktı.Sıkı yönetim kararı ile toplatıldı.Pertev Naili Boratav 'Sınıf' için:'Yeni Türk şiirine inanmayanlara, Rıfat ILGAZ'ın kitabını okuyup anlamalarını dilemekten başka yapılacak birşey yoktur' diye yazdı.
1945'te Gün Dergisi çıktı.Ilgaz bu dergide sekreterdi.Bu dergide yazıları yayınlandı.Aziz NESİN'in Cumartesi Dergisine ortak oldu.Seçici kurulda çalıştı.1946'da Esat ADİL, Sabahattin ALİ ve Aziz NESİN ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar.1946 Ekim ayında Yığın Dergisini'ni Esat ADİL ve Adil YAĞCI ile birlikte çıkardılar.
Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat'a tayini çıktı.Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı.Şubat 1947'de Sebahattin ALİ, Aziz NESİN ve Mim UYKUSUZ'un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi.Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi.
Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu.1950'li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı.Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.
1952-1960'da Tan Gazetesi'nde dizgici-düzeltmen ve röportaj yazarı olarak çalıştı.Turhan SELÇUK ve İlhan SELÇUK'un çıkardığı Dolmuş Dergisi'ne 'Stepne' takma adıyla yazılar yazdı.Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş) , Don Kişot İstanbulda bu dergide dizi olarak yayınlandı.Hababam Sınıfı'nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle 'Stepne'(Yedek Lastik) takma adıyla yazdı.Ocak 1953'te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı.
1961 Anayasası yürürlüğe girdikten sonra kendi adıyla yazı ve şiir yayınlama özgürlüğüne kavuşan Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazabildi.Sınıf Yayınları'nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi.1970'te Basın Şeref Kartı'nı aldı.1974'te emekli oldu.Doğum yeri olan Cİde'ye yerleşti.
12 Eylül 1980 döneminde göz altına alındı..Tutukluluğu sona erince İstanbulda oğlu Aydın ILGAZ ile birlikte ölümüne kadar yaşamaya başladı.Bu olaylar 'Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra' adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı'nın yazarı olarak bildik.Altmış kitabı olmasına karşın onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir.
Kitaplarında; çağdaş, ileri görüşlü, ulusumuzdan yana birlikteliği önerir. Yıllarca bizden kendisini uzaklaştırmaya çalışan yönetimlerden sonra, demokrasi yolunda ülkemizdeki gelişmeler Rıfat ILGAZ adını yeniden yücelttiyse de, Sivas Olaylarının acısına dayanamayan duyarlılığı 7 Temmuz 1993 günü aramızdan ayrılmasına neden oldu.
ESERLERİ
Şiir kitapları:
Yarenlik (1943) , Sınıf (1944) , Yaşadıkça (1948) , Devam (1953) , Üsküdar'da Sabah Oldu (1954) , Soluk Soluğa (önceki kitaplarından seçmelere eklemelerle,1962) , Karakılçık (1969) , Uzak Değil (1971) , Güvercinim Uyur mu (1974) , Kulağımız Kirişte (1983) , Ocak Katın Alagöz (1987) Ömer Faruk Toprak Ödülünü kazandı.
Romanları:
Karadeniz'in Kıyıcığında (1969, önce oyun olarak çıktı,1965) , Karartma Geceleri (1974) , Sarı Yazma (1976) , Yıldız Karayel (1982) ile 1982 Madaralı Roman Ödülü'nü ve 1982 Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazandı
Tiyatroları:
Basılmış oynanmamış veya oynanmış, yayınlanmamış oyunları da olan Ilgaz'ın tiyatro türünde en ünlü eserleri Hababam Sınıfı (ilk oyun.1966, bas.1967) ve Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Baskında, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (ilk oyun.1969, Ibiş oyunuyla, bas.1971) , Abbas Yola Gider (1971) adlı kitaplarıdır.
Mizah:
Önce iki hikaye kitabı çıkardı: Radarın Anahtarı (1957) , Don Kişot Istanbul'da (1957): sonra iki roman: Hababam Sınıfı (1957,10. b.1972, filme de alındı: 1975) ve Pijamalılar (Bizim Koğuş) (1959) . Bunları, gene mizah türünde pek çok hikaye izledi: Kesmeli Bunları (1969) , Nerde O Eski Usturalar (1962) , Saksağanın Kuyruğu (1962) , Şevket Usta'nın Kedisi (1965): Geçmişe Mazi (1965) , Garibin Horozu (1969) ve 1972'de çıkan on kitap: Altın Ekicisi, Palavra, Tuh Sana,
Çatal Matal Kaç Çatal, Bunadı Bu Adam, Keş, Al Atını, Hababam Sınıfı Baskında, Hababam Sınıfı Uyanıyor.
Daha sonra yayımlanan mizah türündeki kitapları, Palavra (hikayeler,1982) ,
Rüşvetin Alamancası (1982) , Çalış Osman Çiftlik Senin (hikayeler,1983) , Sosyal Kadınlar Partisi (hikayeler 1983) ,
Apartıman Çocukları (roman,1984) , Hoca Nasrettin ve Çömezleri (roman,1984) , Hababam Sınıfı Icraatin îçinde (1987) , Şeker Kutusu (1990) , Dördüncü Bölük (1992)
Anılar:
Yokuş Yukarı(1982) , Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra(1986)
Kilolardan kurtulmak için birçok metot deniyoruz. Daha kolay kilo verebilirsiniz...
1)Stresle mücadeleyi tabaklarda aramayın
İş ve yaşam koşullarının stres dozu her geçen gün artarken, duygusal bocalamaları ve stresi "yiyerek" yenmeye çalışıyoruz. Kendimizi her kötü hissettiğimizde farkında olmadan veya kendimize yenilerek tükettiğimiz gereğinden fazla her 7 kalori vücudumuza 1 gram yağ olarak geri dönüyor. Stresi yemekle yenmek yerine, farklı hobiler ve uğraşlar ile vakit geçirmeye çalışmanın çok daha sağlıklı olduğunu aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Çok mu sinirlisiniz? O zaman dışarı çıkın ve temiz havada yarım saat yürüyün.
2)Evde abur cubur bulundurmayın
Zayıflama diyeti yapanların en sık sığındığı bahanelerden ikisi "Misafir geldi, ben de onları yalnız bırakamadım" ve "Hafta sonu alışverişe gittik çocuk . besini istedi, bende dayanamayıp aldım" olur. Yediklerinizin miktarına dikkat etmenin misafirlerinizi yalnız bırakmak veya çocuğunuza istediği bir şeyi almak olmadığını unutmayın. Evde abur-cuburlar bulunduğu sürece kendinizi tutamıyorsanız bir süre abur-cubur besinleri evde bulundurmayın.
3)Meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketin
Mevsiminde olmayan meyve ve sebzelerin tadı daha yavan olur. İstediğiniz lezzete ulaşamadığınızda ise porsiyon ölçülerini büyütebilirsiniz. Gereğinden fazla her porsiyon ise vücudunuza yağ olarak döner. Bu nedenle sebze ve meyveleri mevsiminde tüketin ve size yetecek porsiyonlarla bile yediklerinizin lezzetine varın.
4)Her öğününüzde bir protein kaynağı olsun
Proteinler diğer besin öğelerine göre daha doyurucudur. Ayrıca proteinler metabolik hızın istenilen düzeyde kalmasına da yardımcı olur. Sağlıklı beslenmenin ilk kurallarından biri de besin çeşitliliği sağlamaktır. Bu nedenle sadece karbonhidrat içeren öğünler yerine içinde et ürünleri ve süt ürünleri bulunan menüleri tercih edin.
5)Doğru tatlıyı seçin
Tatlılar yoğun şeker içerdiğinden ötürü genelde kalori yüklüdür. Ayrıca beyaz şekerin sağlıklı beslenme programında sınırlı yer alması gerekir. Canınız tatlı istediğinde hamur tatlıları, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ve dondurmayı tercih edin. Tatlı isteğini bastırmanın düşük kalorili bir yolu ise bir fincan sıcak çikolata içmektir.
6)Kendinizi parmaklıklar arasına almayın
Çok sıkı diyet programları genelde başarısızlıkla ve sağlık riskleri ile son bulur. Bu nedenle yasak besinlerin çok olduğu veya tek besinden oluşan diyetleri yapmayın. Sevdiğiniz besinlerden uzun süre uzak kalmak sizi sıkabilir ve diyetin devamlılığı zarar görür.
7)Herkese diyet yaptığınızı açıklamayın
Siz sürekli diyette olduğunuzu tekrarlarsanız, çevrenizdekiler de diyete odaklanacaktır. Sık sık konuşulan bu konu size yapılacak ikramlarla ve sizin bu ikramlara karşı koyamamanızla son bulabilir. Bu nedenle çevrenizdeki herkese diyet yaptığınızı açıklamayın ve toplu olarak yemek yendiği ortamlarda aç kalmak yerine yapabileceğiniz en iyi tercihleri yapın.
8)Yanlış yaptım diye diyeti bırakmayın Zayıflama diyetleri yapanların en sık yaptıkları hatadır. Diyetin dışına bir gün çıkmak bütün motivasyonu kırar ve kişi diyete devam etmek istemez. Fakat her şeyin bir çözüm yolu vardır. Diyetinizi bozduğunuzda ertesi gün daha aktif ve hareketli olmaya çalışmanız ve daha hafif yiyecekler tercih etmeniz yeterli olacaktır.
9)İçeceklerin içeriğine dikkat edin
Şeker içeren içecekleri çok sık tüketiyorsanız, sadece şekerli içecek tüketimini azaltmanız veya bırakmanız bile kilo vermenizi sağlar. Yapılan araştırmalar, içeceklerin günlük enerji ihtiyacımızın %10-15'ini karşıladığını gösteriyor. Enerji alımınızı şekerli içecekler ile arttırmak yerine; ayranı, doğal maden sularını ve suyu daha fazla tüketmeye çalışın.
10)Sağlıktan vazgeçmeyin
Çok düşük kalorili veya size özel olmayan bütün beslenme programlarından ve diyetlerden uzak durun. Sağlığa olan olumsuz etkilerinin yanı sıra, düzenli uygulanması mümkün olmayan bu diyetler vücut dengenizi alt üst ederek ileriki dönemlerde kilo kontrolünü zorlaştırır.
Sadece ne yediğimiz değil, nerede yediğimiz de önem taşıyor. Buralar şişmanlatıyor...
Sadece ne yediğimiz değil, nerede yediğimiz de beslenmemiz için önem taşıyor. İşte şişmanlatan 7 mekan ve nedenleri...
1. Mutfakta atıştırmak
Buzdolabının önünde ya da yemek yaparken bir şeyler atıştırmak daha fazla yemenize neden olur.
2. İş yerinde yemek
Araştırmaya göre, ofiste atıştırılan yiyecekler genelde yüksek kalorili oluyor.
3. Aceleyle yemek
Aynı pastayı 9 dakikada tüketenler 646 kalori alırken, 20 dakikada tüketenlerin 579 kalori aldığı gözlemlendi.
4. Karanlıkta yemek
Işık seviyesi azaldıkça iştah artıyor. Geceleri canımızın daha çok abur cubur çekmesi de buna bağlanıyor.
1 dilim beyaz ekmek 28 gr 90
1 dilim kepekli ekmek 28 gr 60
1 dilim kızarmış ekmek 15 gr 35
1 adet kruasan 200 gr 200
bisküvi 100 gr 470
mercimek (kuru) 100 gr 314
arpa (kuru) 100 gr 367
bulgur (kuru) 100 gr 371
kuskus (kuru) 100 gr 367
mısır (kuru) 100 gr 342
buğday (kuru) 100 gr 364
susam 100 gr 589
makarna (kuru) 100 gr 339
makarna (haşlanmış) 100 gr 85
pirinç (kuru) 100 gr 357
pirinç (haşlanmış) 100 gr 125
SÜT VE YUMURTA ÜRÜNLERİ
yoğurt (yağlı) 100 gr 95
süt (yağlı) 100 gr 68
yoğurt (yağlı,meyveli) 100 gr 125
beyaz peynir (yağlı) 100 gr 275
kaşar peyniri (yağlı) 100 gr 413
parmesan peyniri (yağlı) 100 gr 440
yumurta 1 adet 80
yumurta akı 1 adet 15
yumurta sarısı 1 adet 65
YAĞLAR
tereyağı 28 gr 206
margarin 28 gr 204
sıvı yağ 28 gr 130
ETLER
biftek (ızgara) 100 gr 278
tavuk (ızgara) 100 gr 132
tavuk göğsü (haşlanmış) 100 gr 150
kuzu (yağlı, ızgara) 100 gr 282
kuzu ciğeri (yağda) 100 gr 232
salam 100 gr 446
sosis 100 gr 295
DENİZ ÜRÜNLERİ
midye 1 adet 9
istiridye 1 adet 6
karides 1 adet 144
somon füme 100 gr 171
ton balığı 100 gr 121
SEBZELER
domates 1 adet 14
enginar 1 adet 10
patlıcan 1 adet 28
taze fasulye 100 gr 90
brokoli 100 gr 35
brüksel lahanası 100 gr 35
kabak 100 gr 25
havuç 100 gr 35
karnabahar 100 gr 32
kereviz 100 gr 18
salatalık 1 adet 11
marul 100 gr 15
mantar 100 gr 14
soğan 100 gr 35
bezelye 100 gr 89
taze yeşil biber 120 gr 15
patates (haşlama) 100 gr 100
ıspanak 100 gr 26
lahana 100 gr 20
KURUYEMİŞLER
badem 100 gr 600
hindistancevizi 100 gr 603
fındık 100 gr 650
fıstık 100 gr 560
çam fıstığı 100 gr 600
ceviz 100 gr 549
patlamış mısır 100 gr 478
kabak çekirdeği 100 gr 571
ay çekirdeği 100 gr 578
MEYVELER
elma 1 adet 60
kayısı 1 adet 8
muz 1 adet 100
kiraz 100 gr 40
hurma 1 adet 15
incir 100 gr 41
incir (kuru) 100 gr 59
greyfurt 1 adet 60
portakal 1 adet 50
kivi 1 adet 34
mandalina 1 adet 50
karpuz 100 gr 19
kavun 100 gr 18
şeftali 1 adet 60
armut 1 adet 70
erik 1 adet 8
üzüm 100 gr 57
çilek 100 gr 26
Kornea gözün ön duvarını oluşturan saydam tabakadır. Tırnak, ağaç dalı, kağıt kenarı, oyuncak gibi cisimlerle kornea sıyrıkları gelişebilir. Matkap, taşlama, çekiçleme gibi atölye işleri yaparken sıçrayan yabancı cisimlerle (demir çapağı) kornea yaralanmaları görülebilir. Bu tür yaralanmalarda şiddetli batma hissi ön plandadır. Genellikle sıçrayan küçük metal parçaları kornea yüzeyine saplanmış ancak derine gitmemişlerdir. Islak bir ortam olduğundan pasları etraf dokulara yayılabilir. Acil tedavi gerektirir, yabancı cismin çıkarılması, antibiyotikli göz damlaları kullanımı ve gözün bantla kapatılması gerekebilir. Daha sonra gelişebilecek enfeksiyonlar yönünden de belli aralıklarla kontrol gerekir. Göze herhangi bir yabancı cisim kaçtığında mutlaka hekime başvurulmalı ve kendi imkanları ile çıkarmaya çalışılmamalıdır. Aksi takdirde ciddi görme kayıpları ile sonuçlanabilen enfeksiyonlar, kornea bulanıklıkları gelişebilir.