Diesel denim koleksiyonu, her sezon olduğu gibi yine birbirinden çekici tasarımlar ve yıkamalarla yeni sezonu karşılıyor. Bayanlarda özellikle yüksek bel ve bilek hizasında kısa paçalar dikkat çekerken; erkeklerde ise kumaş pantolonlardan esinlenerek yaratılmış modeller ön plana çıkıyor.
Diesel'in ilkbahar-yaz denim koleksiyonu yine çok zengin Kış sezonun gözdesi koyu renk yıkamalar yaz için de yerini korurken, yaz mevsiminin ana rengi beyaz, bu sezon jean modasının vazgeçilmezi...
Yaz koleksiyonunun bu sezon en önemli ayrıntısı kadın koleksiyonunda yüksek bellere geri dönüş olması. Dar kesimli modeller ve bilek hizasında kısa paçalar ise kış sezonundan yaza taşınıyor Erkeklerde kumaş pantolonlardan esinlenerek yaratılan modeller ön plana çıkarken, kadın modellerinde pullu işlemeler sezonun en trendy parçaları...
Diesel denimde "Made in Italy" ayrıcalığını yeni sezon modelleriyle bir kez daha gözler önüne serecek: Saf ve katkısız, yıkamalı-yıkamasız, beyaz, koyu veya çizgili ama her zaman denimden çok daha fazlası...
Yaz öncesinde kadınların ilk kabusu kilosu, ikinci kabusu ise kurtulması bir hayli zor olan selülitleridir. Ancak birçok kadının sandığının aksine, sadece kremlerle bu portakal kabuğu görünümünden kurtulmak mümkün olmaz. Kremler destekleyici olarak kullanılmalı, beslenme ve egzersiz alışkanlıklarını değiştirmek esas alınmalıdır.
'Hızlı ve etkili bir şekilde selülitten nasıl kurtulurum?' diyorsanız; ülkemizde de uygulanan tüm yöntemler burada...
LPG uygulaması
Portakal kabuğu görüntüsünü 15 seansta yok eden bu cihaz, lenf akımının ve kan dolaşımının düzenlenmesine dayanıyor. Doku arasında biriken sıvının idrar yoluyla dışarıya atılması sağlanarak ödem çözülüyor. LPG uygulanırken tüm vücudu saran özel bir çorap giyiliyor. Çorabın kaygan yapısı sayesinde vücuda homojen bir uygulama yapılıyor.
Caci masaj cihazı
Londra'da 10 yıldır kullanılan bu cihaz Türkiye'de de çok ilgi görüyor. Özel ütü başlığı yardımıyla, kendine özgü masaj tekniği, birikmiş yağ kütlelerini dağıtarak vücuttan atılımını sağlıyor. Makine yardımıyla vücuda bir mikro akım veriliyor ve böylece kaslar sıkışıyor, doku toparlanıyor. Kaslar çalıştıkça sıkışmış toksinler vücuttan atılıyor. 10-15 seans sonrasında incelme ve sıkılaşma başlıyor. Cilt kalitesinde artış sağlanıyor, popo düşüklüğü ortadan kalkıyor, selülit tamamen yok oluyor ve kaslar güçleniyor.
Karboksiterapi
Yöntemin çıkış noktası, 'bir ortamın oksijensiz bırakılmasının o ortamdaki yağ dokusunun azaltılmasını tetiklemesi'dir. Cildin altına ince bir iğne aracılığıyla karbondioksit gazının verilmesi; öncelikle o bölgeye kan akışını hızlandıran, daha da önemlisi dolaşımı düzenleyen bir mekanizmayı tetikliyor. Bu sayede kanın birinci görevi olan oksijen taşıma işlemi başlıyor. Karbondioksit verilen bölgeye gelen kanın bu bölgedeki karbondioksiti alıp yerine oksijen bırakmasıyla yağ hücrelerinde yağ yakımı başlatılıyor. Karboksiterapi özellikle LPG ile desteklendiğinde mükemmel bir selülit tedavisine, bölgesel zayıflamaya ve sıkılaşmaya olanak sağlıyor.
Kızılötesi ışınlar
Kızılötesi ışın veren bir makinenin altında sorunlu bölgelere, makineden ışın verilmesini sağlayan bantlar yapıştırılıyor. Kas canlandırma etkisi olan bu makine lokalize yağları azaltıyor. Metabolizmanın hızlanmasını sağlayan kızılötesi ışınlarla tedavi için 15 seans öneriliyor.
Lipoliz
Tüm dünyada uygulanan ve FDA onayı alan yöntemin en önemli özelliği spor ve diyetle yakılamayan, bölgesel ve kalıcı yağ depolarının erimesini sağlamak. Yağları yakarken yerleşmiş selülitleri tedavi eden yöntem; yağ hücrelerinin kalıcı olarak küçültülmesi ve yok edilmesi anlamına geliyor. Soya yağından elde edilen maddenin sorunlu bölgelere enjekte edilmesiyle uygulanan Lipoliz, minimum dört seans sonra selülitlerde gözle görülür bir azalma sağlıyor.
Mezoterapi
Selülit tedavisinin yanı sıra saç dökülmesi ve cilt yaşlanması için de tercih ediliyor. Bacak, popo, karın ve kollara enjeksiyon ile düşük dozlarda bitkisel kökenli ilaç karışımları veriliyor. 15 dakikada bir seans bitiyor. Uygulama sonrası güneşe çıkmak sakıncalı olacağı için hazirandan önce uygulanması tavsiye ediliyor.
Ozon terapi
Yumurta şeklindeki bir kabın içinde gerçekleşen terapide ozon buharı derinin altına inerek selülit hücrelerinin oksijenle dolmasını sağlıyor. Kan dolaşımı hızlanıyor ve selülitli bölgeler harekete geçiyor. İdrar yoluyla toksinlerin atılımı sağlanıyor. Yöntemin mezoterapi ile birlikte uygulanması tavsiye ediliyor.
Masaj tedavisi
Sorunlu bölgelerde uygulanan masajla, önemli noktalardaki dolaşımın hareketli hale gelmesi sağlanıyor. Bu nedenle profesyonel bir kişinin yapması gerekiyor.
Ultrason tedavisi
Bu yöntem ses dalgaları vibrasyon etkisi ile selüliti parçalama ve idrar yoluyla atılma esasına dayanıyor. Ultrason plakalarına jel sürülüyor. Selülitli bölgelere bu plakalar yerleştiriliyor. Ses dalgası derin ve yüzeysel yağları parçalayarak, o bölgenin incelmesi sağlanıyor.
İğnesiz mezoterapi
İyonize edilmiş ilaçların, elektriksel olarak yüklenerek elektroporasyon teknolojisi ile dokulara yedirilmesiyle gerçekleşiyor. Diğer yöntemlere göre tedavi süresini kısaltan uygulama ayrıca cilt çatlakları, güneş sonrası lekeler ve anti-aging amaçlı tedavilerde de kullanılıyor.
Lipodissolve
Vücutta yağ bulunan bölgelere iğnelerle soya enjekte edilmesiyle gerçekleşen, 'yağ çözülmesi' anlamına gelen Lipodissolve yöntemi, mezoterapinin daha geliştirilmiş bir şekli. Lokal olarak yerleşmiş yağ ve selülit depolarını hedef alan yöntem, yağları oksitleyerek hücre metabolizmasını hızlandırarak çalışıyor. En az dört haftalık bir tedavi uygulanması gerekiyor.
Vacu styler
Uzay bilimcileri, doktorlar ve kozmetologlar ile işbirliği içinde yıllarca süren araştırmalar sonucunda geliştirilen cihaz; vücudu toksinlerden arındırarak, yağ çözerek ve sıkılaşma sağlayarak selülite çözüm sağlıyor. Negatif ve pozitif atmosfer basınçları basınç ve çekim gücü ile işleyişini sağlayan yöntem, alçak basınç sırasında bacaklara kan ve oksijen pompalıyor. Yüksek basınç sırasında ise kirli kan ve toksinler damarlar ve lenf kanalları aracılığıyla dışarı atılıyor.
Slide styler
Bu cihaz; bir kumanda aletinden ve bu aletin ek parçalarından oluşuyor. Bandajlar; ayakların, bacakların, kalçaların, göbeğin veya yağ fazlası varsa kolların etrafına sarılıyor. Basınçlı hava üreten Slide Styler, havayı ayakuçlarından baldırlara, popoya ve kalçalara ulaşıyor. 30 dakikalık seansla şişlikler azalıyor ve hafiflik hissi oluşuyor. Yerleşmiş selülitler için önerilen tedavi süresi 15-20 seans.
Spm vacupress
Vakum uygulamasına dayanan yöntemle, şekillendirme ve sıkılaştırma cihazı hücreleri aktive ederek, dokunun derinliğindeki enerjiyi açığa çıkarıyor. Yağları çözerek cildin sıkılaşmasını ve pürüzsüzleşmesini sağlayan cihaz; bacak, basen, bacak içi, karın, mide, kol, göğüs, yüz ve dekolte bölgelerinde uygulanabiliyor.
Sono care
Yerleşmiş yağlar, selülitler, problemli bölgeler, basen ve kalça çıkıntıları için mucize niteliğindeki ultrason yöntemi Sono Care ümitsiz durumlarda bile başarılı sonuçlar sağlıyor. Derinin ultrasona maruz kalması sonucu metabolizma aktif hale gelerek atık maddelerin vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. Bu işlem sonucunda deri sıkılaşıyor, deri altındaki yağlar vücuttan atılıyor, mikro masajla selülit ve basen sorunları başarılı bir şekilde çözümleniyor.
Sevginin dinginliği, aşkın tutkulu coşkusu ve beraberliğin mutluluğun sonsuzluğuna kilitlenmek isterken her iki taraf da, bozguna uğrayan yürekleri hangi söz alt üst eder? Gülücüklerinizi donduran sözler, çok sevdiğiniz erkekten gelirse hangi özür sizi eski neşenize döndürür?
Bir kadın ve bir erkek, aşkı bulduklarında kendilerini dünyanın en mutlu çifti olarak görürler. Onlara göre şanslıdırlar çünkü yeryüzündeki hiçbir çift onlar kadar birbirine aşık değildir. Şarkılar söylenir, şiirler yazılır, mesajlar, özlemler, ilanı aşklar derken, kadın yavaş yavaş anlaşılmadığını hissetmeye başlar.
Anlaşılmakla, anlaşılabilmek farklıdır. Anlaşmak, ilişkinin doğasında aynı bakış açısına, aynı kültüre, benzer hobilere ve zevklere sahip olmanın getirdiği olası bir sonuçtur. Karşı tarafın sizi anlıyor olması doğal bir davranışken, onun tarafından anlaşılabiliyor olmak, ona ait olan özel bir beceridir. Ve ne yazık ki erkeklerde böyle bir beceri gelişmemiştir.
Erkekler neden kabalaşır?
Bu soruyu kadın danışanlarımdan o kadar çok duyarım ki! Dünyanın en nazik, en kibar, en düşünceli, en romantik erkeği bile bir güm gelir kabalaşır. Övgülerin yerini acımasız eleştiriler, onaylamaların yerini suçlamalar, ilginin yerini duyarsızlıkla harmanlanmış bir ilgisizlik alabilir. Erkeklerin bilinçaltlarındaki kabalık gün gelir bilinç üstlerine çıkarak davranışlarına ve sözlerine yansır. Kadının ruhundaki kırılganlık, erkeğin bilin üstüne çıkan kabalığıyla karşılaştığında, kadının kalbi tıpkı bir kristalin tuzla buz olması gibi darmadağın olur. Bu noktadan sonra kadın anlaşılabilmeyi boşu boşuna bekler durur.
Sorumlu anneler mi?
Erkeklere hiç öğretilmez mi, kadın ruhunun incinmeye gelmediği? Erkeklere öğretilemez mi biraz daha hassas olmaları? Bu noktada çuvaldızı annelere mi batırmak gerekiyor, hani oğullarını yetiştiren annelere! Peki ya babalar? Babalar oğulları için annelere şunları demez mi? ';Kız gibi hassas yetiştirme şu oğlanı, erkek adam ağlamaz vb'; Demek ki anneler uğraşırlar oğullarının duyarlı olmaları için. Demek ki babalar, annelerin bu uğraşlarını engeller. Böylelikle kaba babaların, kaba oğulları olur. Kadınlar da onlara aşık olur.
Ya sonra?
Aşk, kadınlar için nasıl tutkudur ki, erkeğin başlardaki sevgi dolu sözleri onları mutluluğun tahtına oturtur. Sonrası anlaşılamamaktan geçiyor. Erkekte var olmayan bu ';anlama yetisi'; sayesinde, hoşgörülü olmak, alttan almak, hatta karşı tarafı çözmeye, anlamaya çalışmak kadına düşüyor.
Aradan günler, aylar, yıllar geçiyor, kadın anlaşılamadığı için dırdırcı kadın etiketini, ister istemez üzerine alıyor. Kadın üzgün, kadın bıkkın, kadın yorgun ve kadın ümidini yitirmeyerek sabırla, erkeği tarafından anlaşılmayı bekliyor.
Bekledikçe yıpranıyor, yıprandıkça anlaşılabilmek isteği daha da çoğalıyor. Kadın daha çok dırdırcı olurken, erkeğin bilinçaltındaki kabalık da bir o kadar ortaya çıkıyor.
Her kadının zihninde, ';Neden anlaşılamıyorum'; soru işareti vardır. Kiminde çoktur, kiminde azdır ama hepsinde vardır. Kaç kadın, erkeğinin kabalığını törpülemiştir, kaç erkek sevdiği kadın için kabalığını terk etmiştir bilinmez ama kadına ';anlaşılabiliyor hissini verememek'; erkeğin ilişkide izlediği yoludur... İşte erkek budur
Aslında boşuna bağrışıyoruz.
Hamur bu!
Erkeklerden bahsediyorum.
22.01.2007
Yani yapacak bir şey yok. Mevlam domatesi nasıl yuvarlak ve kırmızı yarattıysa erkeği de böyle yaratmış.
Bizimkisi mor ve köşeli domates yetiştirmeye çalışan üreticinin çabası gibi. Yöntemimiz farklı sadece.
Biz, ürünün karşısına geçip konuşa konuşa becermeye çalışıyoruz bunu.
Erkeğin durumu, kadına doğanın bir cezası adeta. Ne günahımız vardı bilmiyorum.
Fakat belki de defolu olan biziz. Ki kadın kısmının tamirat işine girdiği görülüyor son zamanlarda.
Kadınlar da sadakat denen şeyle vedalaşmış bulunuyorlar. Aldığımız duyum bu.
Ve işte belki de bu, şu demek: Kendilerini düzeltiyorlar.
Olması gerekene doğru hızla yol alıyorlar. Yani kadının ruhu anca tekámül ediyor olabilir.
Bu durumda bir süre sonra hepten eşit duruma geleceğiz erkekle.
Bizim açımızdan sorun kalmayacak. Fakat karşı taraf ne der, bilmem.
Onlar eşitsizlikten hoşnuttu çünkü. Bu bakımdan sıra onlara geliyor galiba.
"Kımılla mücadele" sırası. Ne derler hani... "Parayla değil sırayla bu işler."
* * *
Aldatma hususunu hallettik diyelim... Menopozu ne yapacağız, bir de o var. Kadının menopozu kesin, erkeğin andropozu "keyfe keder".
Hatta keşke her erkek girse andropoza. Zira bir ilacı var ki dostlar başına! Kadının reçetesinde "hormon takviyesi", erkeğinde "kadın takviyesi" yazıyor.
Bakıyorsunuz "andropozum var" diyen erkek takmış koluna bir tazeyi gidiyor... Var mı böyle bir adaletsizlik! Bunu aşmamız mümkün değil.
Ancak "global ısınma" gibi dünyanın iklimi nasıl değişe değişe bugünkü haline geldiyse bakmışsınız bilmem kaç kuşak sonra menopoz diye bir şey bilinmiyor!
Fakat şu anda kadın olarak "azmedip menopozun kökünü kazımak" gibi bir şansımız bulunmuyor. Doğa ileride bir kıyak yaparsa dediğim gibi... Allah'tan umut kesilmez.
* * *
Geriye ota boka uyarılma konusundaki adaletsizlik kalıyor. Bu nasıl olacak?
Bir gün, adamın çorabıyla pantolonu arasından bacağının görünmesinden uyarılabilecek misin ey kadın kısmı? Ben uyarılmaktan vazgeçtim, bu görüntü sinirime dokunmasın yeter.
Yine Allah'tan umut kesilmez diyeceğim. Zaman içerisinde mucize gerçekleşti, biz de elimiz pantolonumuzun cebinde erkek kollar olduk diyelim... Bu durumda eşitlik tamamen sağlanmış olacak.
Gördüğünüz gibi biraz bizim gayretimizle, biraz doğanın katkılarıyla olmayacak şey değil!
Fakat bu arada Ocak ayında havanın haline bakıyorum da... Bütün bu işler için geç kaldık galiba. Başka bir zaman, başka bir gezegende artık...
Zenith';in sevgililer günü için özel olarak hazırladığı ';Starissime Open Love'; saati, görenleri kedine hayran bırakıyor.
Zenith'in sevgililer günü için özel olarak hazırladığı ';Starissime Open Love'; saati, mücevher ve saat arasındaki sonsuz derinliği sevdiğinizin bileğine taşımaya aday.
Zenith ';Open Love';'da, sayılar mücevherlerle canlanıyor, üst üste geçiyor ve düz bir kadranda buluşuyor. Saatin içindeki elmaslar, kadranın kalp şekilli ağını güzelleştiriyor.
Kırmızı bir yakut küçük saniye kolunun yerini alıyor ve her dakika tam bir devir yapıyor.
Evinizin havasını değiştirmek istiyor fakat ne yapacağınızı bilmiyor musunuz? İşe aynalardan başlayabilirsiniz.
1. Romantik izler
Banyoya her girdiğinizde çiçeklerle bezeli romantik bir aynada kendinizi seyretmek isterseniz önerimize kulak verin. Bu iş için birkaç yapışkanlı çiçek tüpü ve bir demet çiçek alırsanız gönlünüzce aynanızı düzenleyebilirsiniz.
Çeşitli renklerdeki yapışkanlı çiçek tüplerini Tahtakale ya da Euroflora'da kolaylıkla bulabilirsiniz.
2. Etnik esinti
Evinizin bir odasını etnik izlerle yenilemek istiyor, fakat çok da abartıya kaçmaktan çekiniyorsanız; abartısız ve fazla aksesuara gerek duymaksızın kullanabileceğiniz ve etnik izleri odanızda taşıyabileceğiniz tek aksesuar aynadır.
Hal böyle olunca biz de sizlere etnik izler taşıyan bir ayna hazırlamaya karar verdik. Maskeleme bandı kullanarak ayna çerçevesinin kenarlarını arzu ettiğiniz bölümlere ayırın.
Her bölümü ayrı ayrı cam boyaları ile boyayın. Boyanın kurumasına izin vermeden bantları çıkartın. Boyanın kuruması için bir gün bekletin. Kırtasiyelerden, hobi marketlerden kolaylıkla sağlayabileceğiniz boyutlu boyalarla, çeşitli noktalar koyarak desenleri oluşturun. Son olarak kuvvetli bir boncuk yapıştırıcısı kullanarak taş, kristal, boncuk ya da pulları zevkinize göre istediğiniz bölümlere yapıştırın.
3. Akvaryum gibi
Evinizde hep bir akvaryum istediniz ama balıklara bakmak size zor geldi. Her seferinde almaktan vazgeçtiniz. Kolayı var. Aynanıza yeşil, beyaz ve sarı renk cam boyalarını kullanarak yosunlarla boyayın. Aralara dekupaj kağıtlardan keseceğiniz birkaç balığı dekupaj tutkalı ile yapıştırın.
Şimdi birkaç yosunu da balıkların üzerinden geçerek boyayın. Kuruduktan sonra boyalı kısımlarını verniklerseniz silinirken zarar görmesini engellemiş olursunuz. Birkaç dakikada hazırladığınız akvaryumunuz gerçeğinden hiç de farklı değil.
Tüm dizayn trendleri, renk, kumaş, mobilya ve aksesuarlar ile tanımlanamaz. Evin tam şekli ve odaların büyüklüğü, mobilyaların kumaşlarının seçiminde veya masa ve sandalyelerin ahşabının tercihinde göz önüne alınan bir husustur.
Toplum ve teknoloji, evimize şekil verip, bizim o evde yaşama tarzımızı da etkilemektedir.
Eskiden mutfaklar sadece yemek yapma amacına hizmet eden ev bölümleriydi, ama günümüzde insanlar mutfaklara, eğlence için ayrılan yerler kadar önem veriyorlar. Artık mutfaklar kadınların çocuklarla ilgilenip yemek yaptıkları saklı bir yer olmaktan çıktı, şimdi hem erkek hem kadın mutfakta zaman geçiriyor, mutfak neredeyse evin merkezi durumunda ve misafirlerin de kabul edildiği bir yer haline geldi.
Mutfaklar artık diğer yaşam alanlarıyla daha iç içe ve daha büyük. Kimi mutfaklarda bilgisayar dahi var, yemek yapan kişiler, internete girerek özel yemek malzemeleri sipariş edebiliyorlar veya yemek tariflerini internetten bulup, uygulayabiliyorlar. Mutfaklar gelecekte güzel görünmekten çok, daha rahat bir yaşam getirebilecek tarzda dizayn edilecek.
İnsanlar artık banyolarını da eskisine göre daha büyük istiyorlar. Küvetlerin büyüklükleri git gide artıyor ve banyolar, diğer odaların küçülmesi pahasına büyük isteniyor. Büyük banyolar genellikle lüks düzeydeki evlerde oluyor. Saunalar da lüks banyo meraklılarının bir tercihi haline geldi ve yaygınlaşıyor. Buhar duşları ve buharlı odalar, iki kişilik büyük küvetler banyolardaki tercihler arasında yer alıyor. Cam lavabolar da banyo dekorasyonunun aranan parçası olma yolunda.
Yatak odaları da gösterilen ilginin arttığı bölümler arasında. Evlerde yatak odalarına ayrılan alanlar giderek büyüyor, insanlar yatak odalarını özel bir sığınak olarak görüyorlar. Eskiden evin diğer odalarından izole edilerek kullanılan yatak odaları günümüzde evin diğer odaları ile kaynaştırılıyor. Ev sahipleri yatak odalarına koltuk, sandalye ve eğlence aksesuarları ekleyerek, yatak odasını sadece uyuma alanı olmaktan çıkarıyorlar ve bu alanı zor bir günün sonunda gevşemek için kullanıyorlar.
Dekor
İç dekorasyon işinde olan kimi insanlar trendlere inanmıyorlar ve trendlerin geçici olduğunu söylüyorlar. Onlara göre Orta Çağ'da güzel kabul edilen bir renk günümüzde de güzeldir. Yani klasikler kanıtlanmış bir güzellik getirir.
Buna ters olarak günümüzün değişen hayat şartları kişiye özel renklerin ve dekorasyonun tercih edildiği, daha az resmi bir dekorasyon tarzını ön plana çıkarmıştır. Günümüzde ev sahibi olan genç insanlar, evlerinin dekorasyon sürecinin içine daha çok dahil olmak istiyorlar. Bunun sebebi genç insanların daha çok gezmeleridir. Farklı kültür ve dekorasyon tarzlarını dünyayı gezerek gören gençler, bunların arasından beğendiklerini seçerek kendilerine has dekorasyon tarzlarını belirliyorlar.
Bu arada insanlar geçmiş dönemlerin tarzlarından etkilenerek kendi dekorasyon tarzlarını da yaratabiliyorlar. 30'lar, 40'lar, 60'lar ve 70'ler günümüze ilham kaynağı olmayı sürdürüyor.
Avrupa ve Amerika'daki kimi evlerde alışık olunmadık çeşitli desenler kullanılıyor. Vinil ve deriden duvar kağıtları kullanılıyor ayrıca, gerçek hayvan derisi ile kaplanmış koltuklar tercihler arasında. 20'ler ve 40'lar arasında Fransız mobilyalarında kullanılan sürüngen derileri günümüzde de bazı ev sahiplerinin tercihi olabiliyor.
Bir yeni trend ise ilhamını doğadan almış durumda. Mutfakta, çiçek ve doğa baz alınan dizaynlar, güzel vazolar ve çiçek desenli paspaslarla pekiştiriliyor. Böylece ortaya mükemmel bir bütünlük çıkıyor.
Görsellik ve ses
Televizyonun misafir odalarına olan hakimiyeti de değişen konular arasında. Televizyonları kabinlerin içine koyarak saklamak yeni ortaya çıkan bir tarz. Bu uygulama sayesinde insanların birbirleriyle olan diyaloğunu artıyor.
Televizyonlar ortadan kalkıyor olsa da, müzik yine evin her yerinde olacak. Ses sistemleri en çok ilgiyi gören ev aksesuarları arasında geliyor. Hangi odada olursanız olun müziği açabileceğiniz, hoparlörleri küçük ve fark edilmeyen ses sistemlerini evlerimize almak günümüzde mümkün. Hoparlörlerin küçülmesi ses sistemine dekoratif anlamda bir uyum getirmiştir.
İş icabı restoranlara ve otellere çok girip çıkan kişiler buralarda gördükleri dekorasyon tarzlarını evlerinde de tercih etmeye yönelebiliyorlar. Örneğin; bu yerlerdeki ışıklandırma sistemlerini, tüketiciler evlerinde görmek isteyebiliyor.
Günümüzde tüketiciler çok çeşitli mobilyalar almak yerine az, ama kaliteli mobilya almayı tercih ediyorlar. En çok aranan ürünler ise tek üretilmiş orijinal mobilyalardır. Kimi tüketiciler, alacakları mobilyanın adeta bir heykel veya bir mücevher gibi orijinal olmasını isteyebiliyorlar.
Kate Winslet
En İyi Kadın Oyuncu ödülüne aday gösterilen Kate Winslet, Azzaro imzalı bu sade ve şık tuvaletle, törende İngiltere'yi en iyi şekilde temsil etti.
Angelina Jolie
Angelina, şu an modelliğini de yaptığı, dolayısıyla elbiselerini giymeye zorunlu olduğu St. John marka elbisesiyle geceye katıldı. Ancak dedikodulara bakılırsa, kendisine teklif edilen elbiselerin hiçbirini beğenmemiş ve kendisi için özel bir elbise tasarlanmasında ısrar etmiş.
Naomi Watts
Bu askısız, metal boncuklarla işli turkuaz elbisede Antik Yunan havası hissediliyor.
Chloe Sevigny
Yves St. Laurent imzalı bu siyah-beyaz tuvalet, biraz Deli İbrahim'in gardrobundan aşırılmışa benzese de, Chloe'dir, ne yapsa yeridir diyoruz.
Sienna Miller
Jude Law'un sevgilisi olarak tanıdığımız Sienna Miller'ın Marchesa imzalı, İsviçre Alplerinden Heidi'yle, Yunan simalarından bir Yunan tanrıçasını biraraya getirdiği tuvaleti, Sienna'nın doğal börünümüne yakışmış.
Drew Barrymore
Gecenin hedefi vuran güzellerinden biri de Drew Barrymore. John Galliano imzalı bu toz pembe tuvalet gerçekten de son derece şık.
Jennifer Lopez
J-Lo'nun seçimi de, Sienna Miller'ınki gibi Marchesa'dan yana. Bol drapeli tuvalet bize biraz Bülent Ersoy'u da hatırlattı.
Tırnaklar "keratin" denen ve koruyucu bir protein olan maddeden oluşur. Ana işlevleri parmak uçlarını darbelerden korumak ve küçük nesneleri almayı sağlamaktır.
Tırnakların sağlığı iki ana faktöre bağlıdır: sağlıklı bir metabolizma ve tırnak sağlığını tehdit edici dış etkenlerden korunmak için alınan önlemler.
Sağlıklı tırnaklar sert ama esnek, düzgün yüzeyli ve koyu pembe renkli olur. Tırnak sağlığını korumak için tırnak etrafındaki etlerin düzenli bakımı yapılarak tırnak yüzeyine koruyucu ve kuvvetlendirici uygulanmalıdır. Tırnak sağlığı için el ve ayak tırnaklarına haftada bir evde bakım uygulamalı; 4-6 haftada bir de profesyonel bilgisi olan kişiler tarafından manikür ve pedikür yaptırılmalıdır.
NELER YAPMALI?
Muhteşem tırnaklara sahip olmak zordur. Tam hepsini aynı boyda uzattığınız anda, bir tanesi nedensizce kırılarak tüm hevesinizi de kırar! Aslında bu durumun pek çok nedeni vardır.
Tırnaklarımızı sürekli bir alet gibi kullanır, dayanmaları güç olan durumlarda da onları zorlarız. Aşağıdaki listeden yapmanız gerekip de yapmadıklarınızı saptayarak güçlü, dayanıklı ve sağlıklı tırnaklara kavuşmanın yollarını öğrenebilirsiniz:
Güneş, klor ve sert temizlik deterjanları tırnaklarınızı hassaslaştırarak zedeler. Sokakta güneş korumalı bir krem kullanmayı, iş yaparken ise eldiven kullanmayı alışkanlık haline getirin. El ve tırnaklarınızı mutlaka kaliteli bir krem ile nemlendirin.
Tırnaklarınızın yan taraflarını törpülemekten kaçının. Böylece daha az kırılgan olmasını sağlarsınız.
Günde birkaç kez tırnaklarınızı bir fırçayla yanlara doğru fırçalayın. Hareketlenen kan dolaşımı sayesinde tırnaklarınız daha çabuk uzayacaktır.
Demir, kalsiyum, B vitamini ve potasyum açısından zengin olan besinler, vücudunuzun geri kalanı için olduğu gibi tırnaklarınız için de faydalıdır.
Tırnaklarınız zayıf, kırılgan ve katlara ayrılıyorsa, nedeni yeterince su içmemeniz olabilir. Mutlaka bol ve yeterli su tüketin.
Alkol içeren losyonlar kullanmamaya özen gösterin.
Her bir parmağınıza kökünden ucuna doğru masaj uygulayın. Rahatlayacaksınız!
Günde altı adet badem yediğiniz taktirde tırnaklarınızdaki değişimi fark edeceksiniz. Bademde, tırnakların ihtiyaç duyduğu yağ asitleri vardır.
NELER ZARARLI?
Aslında hiç düşünmeden yaptığınız birçok küçük davranış tırnaklarınızın sağlık ve estetiğini kötü etkileyebilir. İşte dikkat etmeniz gereken birkaç öneri:
Plastik eldiven kullanmadan bulaşık yıkamayın.
Oje sürmeden önce tırnaklarınızı yağdan arındırın.
Ojeniz bozulmaya yüz tuttuğunda gerisini de dişleriniz veya tırnaklarınızla kendiniz mi kazıyorsunuz? Tırnaklarınıza çok büyük zarar veriyor olabilirsiniz. Yapmayın!
Tırnaklarınızı fazla uzatmayın. Hem görüntü olarak hoş olmaz, hem de kırılmaya çok daha meyilli olurlar.
Tırnaklarınızı birer "alet" olarak kullanmayın. Zayıflarlar!
Bozulmuş, ucu silinmiş ojeyle sakın dolaşmayın. Fark edilir!
Tırnak etlerinizi nemlendirmiyor musunuz? Nemlendirme alışkanlığı kazanırsanız çok daha sağlıklı ellere sahip olabilirsiniz.
Çok ağır yükler taşımayın. Ağırlık nedeniyle kan ellerinize hücum ederek damarlarda birikip, damarların zamanla genişlemesine neden olur. Bu da yaşlandığınızda hoş olmayan görüntülere sebep olacaktır.
Kimse tırnaklarındaki kabarık çizgileri sevmez ama onları törpüyle yok etmek tırnağa zarar verebilir. Bunun yerine, ojeden önce bir kat koruma sürün. Çizgilerin yok olduğunu göreceksiniz.
TIRNAK SORUNLARI
Tırnaklarınız yumuşak veya kırılgan mı? Belki kötü bir alışkanlık sonucu tırnaklarınızı sürekli kemiriyorsunuz. Belki de tırnaklarınız sararıyor. Sorunların tümü için çözüm yolları var...
Kırılgan tırnaklar
Saç gibi, tırnaklar da genel sağlık durumunun yansımasıdır. Sık kırılan tırnaklar, çoğunlukla vücuttaki bir eksikliğin (genellikle yağ) göstergesidir. Tırnaklarınız susuz kalmış da olabilir.
Sağlıklı ve dengeli beslenmeye gayret edin ve bir ay boyunca besleyici bir merhem kullanın. Böylelikle tırnaklarınız eski kuvvetine kavuşacaktır.
Yumuşak tırnaklar
Tırnaklarınız kırılgan ve hassas ise onları kuvvetlendirmek gerekir. Kendileri için gerekli olan vitamin ve kalsiyumu iyi alamamış olma olasılığı da vardır. Sağlık ve kuvvetlerini geri kazandırmak için haftada iki kere kalsiyum içerikli besleyici uygulayın.
Sararan tırnaklar
Dişlerde olduğu gibi, tırnak rengi de kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu arada bazı etmenler sarı pigmentlerin öne çıkmasına neden olur: nikotin, kötü ojeler, kötü asetonlar. Dolayısıyla tırnakların beyazlaşması sarılık yapmayan ürünler kullanılarak sağlanabilir.
Parmak uçlarınız ve tırnaklarınız nikotinden sararmışsa...
- Bir limonu ikiye bölerek 10 dakika boyunca sararmış bölgelere sürüp bekletin.
- Daha sonra oksijenli suyla ıslatılmış bir pamukla ovuşturarak temizleyin.
Tırnak yeme
Her şeyden önce bu kötü alışkanlığın kaynağını araştırın. Stresli misiniz? Ya da sıkıntılı? Kendinizle barışın. İç huzurunuzu bulmaya çalışın. Sonra da önerilerimize bir göz atın...
- Tırnaklarınızın kırılganlığını gidermek için bir sertleştirici kullanın; böylece kolay ezilebilmelerini engellemiş olursunuz.
- Yanınızda mutlaka bir tırnak törpüsü bulundurun. Tırnaklarınızda sizi rahatsız eden bir şey olursa, dişlerinizden önce törpüye baş vurun!
- Her gün, belli bir süreyi tırnak bakımına ayırın. Tırnaklarınıza masaj yapın, nemlendirin, oje sürün. Verdiğiniz emek karşılığında yeme dürtünüzün önüne geçebileceksiniz.
- Tırnaklarınızı mutlaka ojeli olarak tutun. Ojeli tırnaklarınızı bozmak istemeyeceksiniz. Kısa tırnaklarda bile kırmızı ojenin güzel durduğunu unutmayın!
- İyi ve pahalı bir oje satın alırsanız belki de böylece onları yeme dürtünüzden vazgeçebilirsiniz. Ya da bir süre takma tırnak kullanın. Pahalı ama oldukça etkili bir yöntemdir.
- Tırnak yemekten vazgeçemiyorsanız eczanelerde de bulabileceğiniz bir küçük şişe "acı oje" edinin. Farkında olmadan tırnaklarınızı yemenize bu şekilde mani olabilirsiniz.
- Ellerinizi bir şeylerle meşgul ederseniz tırnak yeme konusunun aklınıza daha az takıldığını fark edeceksiniz. Hiç işiniz yoksa, bir stres topu kullanın.
- Tırnak yemekten vazgeçme aşamasında özenle uzatılmış bir tırnağın kırılması kadar moral bozucu bir şey yoktur! İşte size bir ip ucu: tırnaklarınız kırılgansa uçlarına çiğ sarımsak sürün. Kokusuna katlandığınız sürece en fazla bir hafta içinde tırnaklarınızın kuvvetlendiğini göreceksiniz.
ŞEYTAN TIRNAKLARI
Şeytan tırnakları bir kenarıyla hala tırnak dibine bağlı olan deri parçalarıdır. Bunun genel nedeni kurumuş olan tırnak dibi derisidir. Küçük olmalarına karşın yabana atılmayacak kadar acı verirler.
Ancak bunlardan da kurtulmanın yolu vardır:
Tırnak diplerinizi dişlemekten vazgeçin. Bu alışkanlık da en az tırnak yemek kadar zararlıdır.
Tırnak etrafındaki deriyi nemli tutmak için bir yağ veya krem kullanın. Tırnak etrafındaki cildin kuruması da şeytan tırnaklarının oluşmasına sebep olur.
Şeytan tırnağı olduğunu fark ettiğiniz an, makasla kesin.
Yatmadan önce tırnaklarınızın etrafına besleyici bir krem sürün. Kreminizin olmadığı durumlarda bir dudak besleyicisi bile sürebilirsiniz. Siz uyurken tırnaklarınız ve onları çevreleyen cilt beslenecek, şeytan tırnağı riskini de azaltacaktır.
E vitamini yağı da şeytan tırnaklarına karşı iyi bir çözümdür.
FAYDALI BİLGİLER
Her şeyden önce tırnaklarınızı ağzınızdan uzak tutun. Tırnaklarınızda oluşabilecek problemleri dişlerinizle halletmekten vazgeçmek sorunun yarısını çözecektir.
- Aseton kullanımınızı azaltmaya çalışın. Örneğin haftada bir kereden fazla aseton kullanmayın.
- Bulunduğunuz ortamların nemlilik veya kuruluk oranlarına göre el ve tırnaklarınızın nemlendirilmesine özen gösterin. Krem sürerken tırnaklarınıza hafifçe masaj yapın.
- Haftada 1-2 gün oje sürmeyerek havalanmalarını sağlayın. Eğer sürekli olarak takma tırnak kullanıyorsanız, ara sıra tırnaklarınızı serbest bırakın. Sürekli takma tırnak kullananlarda enfeksiyon riski de yüksektir.
- Tırnaklarınız zayıfsa törpüleme işlemini en aza indirin ve metal törpülerden kaçının.
- Doğru ve yeterli beslenin. Metabolizmanızın sağlığı oranında güzel tırnaklara sahip olacaksınız.
İLGİNÇ BİLGİLER
Güzel tırnaklar denildiğinde akla gelen ilk şeylerden biri oje olsa gerek. Ojeler hakkında pek bilinmeyen birkaç hoş bilgiyi sizin için derledik:
Yeşil veya sarı cilt tonunuz varsa açık renkte ve şeftali tonlarında; pembe cilt tonunuz varsa açık pembe renkte ojeler seçerek küçük tırnak defolarını kapatabilirsiniz.
Ming Hanedanlığı zamanında ojeler balmumu, yumurta akı, jelatin, sebze boyaları ve Arap sakızı karışımıyla yapılırdı. Bugün kullandığımız ojeler ise otomotiv sektörü sayesinde piyasada, çünkü günümüz ojesi araba boyalarının rafine edilmiş bir versiyonu!
Bugün bildiğimiz anlamda oje, yaklaşık 5000 yıl önce Çinliler tarafından kullanılmaya başlamıştı. O zamanlarda tercih edilen renkler siyah ve kırmızıydı.
Eski Mısırlılar tırnaklarını boyamak için parmaklarını turuncu kınaya batırırlardı.
Tırnakların sadece ucu bozulduğu için yeniden oje sürmek zorunda kaldığımız birçok sıkıcı zaman vardır. Bu duruma mani olmak için 1 veya 2 kalın kat süreceğinize, birkaç ince kat oje sürmeyi tercih edin.
Ojenizi sürdükten sonra iyice kurumasını bekleyip elinize krem sürerek masaj yapın. Cildiniz kremi eminceye kadar dairesel hareketlerle masajı sürdürün. Unutmayın ki eller devamlı meydandadır ve bu yüzden sürekli bir bakım ister.
Doğru saklandığı sürece ojelerin raf ömrü 1 seneden fazladır.
Ojenizin içinde baloncuklar oluşuyorsa bunun nedeni klimalı ortamlar, fanlar veya hava akımlarıdır. Oje sürerken bu problemlerin olmadığı mekanları tercih edin.