Oath of Fealty

Oath of Fealty

Üye
22.04.2008
Acemi Er
32
Hakkında

  • Bu aralar 'göbeklendim' diyenler bu formül tam size göre. İşte detaylar...

    Yaptığı 138 ameliyatla obezite hastalarını 5 bin 162 kg zayıflatan Prof. Güner Öğünç "20 yıldır aynı kilodayım. Formülümü uygulayarak bir ayda 10 kilo verebilirsiniz"dedi.

    Antalya'da yaptığı 138 ameliyatla obezite hastalarını 5 bin 162 kilogram zayıflatan Prof.Dr. Güner Öğünç, 20 yıldır aynı kiloda kalmanın sırlarını anlattı. Akdeniz Üniversitesi Genel Cerrahi Bölümü'nde görevli Prof.Dr. Güner Öğünç, kendisine başvuran 138 obezite hastasını yaptığı mide kelepçesi, tüp mide, mide by-pass, Vertical bantlı gastro plastik ve jejino ileostomi yöntemleriyle 5 bin 162 kilogram zayıflattı.

    UNVANI ZAYIFLATAN HOCA

    1987 yılından beri 68 kilo olduğunu söyleyen ve formda kalmasının sırlarını anlatan Prof.Dr. Öğünç, "Herkes beni zayıflatan hoca olarak tanıyor. Şu ana kadar 138 hastamı manken gibi yaptım" dedi. Kişinin beslenme şekli, obezite derecesi ve yaşam tarzına göre 5 farklı ameliyat yaptıklarını anlatan Öğünç, şöyle konuştu: "İnsanın zayıflaması için önce psikolojik olarak kendisini hazırlaması gerekiyor. Benim onlara önerdiğim diyetle ayda 10 kilo verebilirler. Aslında bu bir diyet değil yaşam tarzı "dedi.

    TEKNİĞİ TIP LİTERATÜRÜNDE

    Kendisine ait "Öğünç Tekniği" hakkında da bilgi veren Prof.Dr. Güner Öğünç, sözlerini şöyle tamamladı: "Böbrek yetmezliği çeken hastalar için katedrolin takılmasında yaptığım yöntem kendi adımla üniversitelerde ders olarak okutulmaya başlandı. Bu yöntemle hastanın karnına bir ucu dışarıda tüp takılır. Buradan belli aralıklarla özel sıvı karın içine verilir. Bir süre karın içinde kaldıktan sonra sıvı dışarıya çıkarılır. Bu şekilde karın böbreğin yaptığı işlevi yerine getirir. Daha önceki yöntemlerde takılan katedrol sıkça tıkanmakta ve karın içinde yer değiştirmekte ve sızıntı olmaktaydı. Hasta bu tür ameliyatlarda çok ağrı çekiyordu. Bu yöntem bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırdı. Uygulanması biraz zor olan yöntemim Türkiye'de kullanılmaya başlandı. Yakında yurt dışında da bu yöntemin kullanılacağını düşünüyorum."

    HOCANIN FORMÜLÜ

    Prof. Öğünç yaşam biçimi haline getirdiği beslenme sistemini ve uygulandığı takdirde bir ayda 10 kilo verdirecek formülünü aktardı:

    1)Her sabah 05:00'de kalkıp yarım saat egzersiz yapıyorum.

    2)Yaz-kış dinlenmeden bir saat yüzüyorum.

    3)Kahvaltıda yarım litre yağsız süt içiyor, birkaç zeytinle yağsız peynir yiyorum.

    4)Öğle yemeğinde haşlanmış sebze, yağsız yoğurt yiyorum.

    5)Akşamları buharda pişmiş sebze, bir bardak taze sıkılmış meyve suyu.

    6)Haftada bir kere buharda pişmiş balık yiyorum.

    7)Zayıflamak isteyenler kesinlikle gazlı içeçeklerden uzak dursun.

    8)Yaptığım tek yaramazlık kalbe iyi geldiği ve mutluluk verdiği için her gün bir adet çikolata yemek

    Bu şekilde beslenen kilolu insanlar bir ayda 10 kilo verebilir


    Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=46417&cat=220&dt=2007/12/04
#29.04.2008 14:23 0 0 0
  • Antibiyotik türü ilaçlar:

    Her ilaç günde kaç kez alınacaksa bu, eşit aralıklarla olmalıdır. İlaçların istenen etkiyi gösterebilmeleri için kanda belirli bir seviyede olmaları gerekir. Bu seviyeyi eşit tutabilmek ancak ilacı eşit aralıklarla almakla mümkündür. Eğer günde 3 kez alacaksanız 8 saat ara ile, 4 kez alacaksanız 6 saat ara ile, 2 kez alacaksanız 12 saat ile, 1 kez alacaksanız her gün aynı saatte içmeye özen göstermelisiniz. İlaç şifa kaynağıdır, ama şifa yeteneği sizin kullanımınızla doğrudan ilgilidir. Ülkemizde antibiyotikler doktor kontrolü olmadan adeta soğuk algınlığı ve grip ilacı gibi kullanılmaktadır. Bu son derece yanlış bir yaklaşımdır, dikkat edilmesinde fayda vardır.

    Ağrı kesici - Ateş düşürücü ilaçlar (analjezik antipiretik):

    Bunlar genellikle tok karnına alınmalıdır. Zira bir çoğu mide iç zarı üzerine tahriş edici etkiye sahiptir. Dolu mide ile alındıklarında bu yan etkileri en aza iner. En azından dolu bir bardak su ile alınmalıdırlar.
    İlaçları asla susuz içmeyin. Şurup bile içmiş olsanız üzerine dolu bir bardak su mutlaka için. Çünkü alınan ilacın etkili olabilmesi için, mide veya bağırsakta çözünerek, kana karışması gerekir. Sizin ilaçla bereber içeceğiniz bir bardak su, bu çözünmeyi kolaylaştıracak, kana karışmayı hızlandıracak ve etkinin çabuk başlamasını sağlayacaktır.

    İlaç kullanımı hakkında genel bilgiler:

    İlaçları -size özel olarak önerilmemişse- asla bölmeyin ve çiğnemeden yutun. Birçok ilaç tablet şeklinde olup üzerleri şeker (örneğin drajeler) veya film (örneğin film tabletler) kaplanmıştır. O ilacın etken maddesi ya mide ortamında bozulup etkisini kaybetmektedir veya mide mukozasını (iç zarı) tahriş edici özelliktedir ya da mideden emilimi kötüdür. O nedenle üzeri kaplanarak midede dağılmadan doğruca barsağa aktarılması sağlanır. Siz eğer böyle bir ilacı böler veya çiğnerseniz etkisini yok etmiş olursunuz. Tableti elinize aldığınızda bakın; eğer üzerinde bölünebileceğini belirtir bir çentik yoksa asla bölmeyin ve çiğnemeyin.

    Çiğneme tabletleri (pastiller) bu grubun dışında tutulmaktadır. Onlar, çiğnenerek alınmalıdır.

    Eğer ilacı kullanacak kişide gebelik ve emzirme gibi bir durum varsa mutlaka hekimi ve eczacıyı uyarın. Gebe ve emzirenlerin doktora veya eczacıya danışmadan en basit ağrı kesiciyi bile almaları, bebekleri için risk teşkil edebilir.

    Çalışıyorsanız; kullanacağınız ilaçlar yaptığınız işi etkileyebilir. Birçok ilaç yan etki olarak sersemlik ve uyku hali (sedasyon) yapar. Dolayısıyla dikkat gerektiren bir makine kullanıyorsanız ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Trafik kazası, iş kazası gibi.

    Evinizdeki bütün ilaçları buzdolabında saklamanız gerekmez. İlaçların kutuları üzerinde nasıl ve ne şartlarda saklanmaları gerektiği yazılıdır. Oda sıcaklığı diyorsa evinizde direkt güneş ışığı almayan, serin ve kuru bir yerde saklayabilirsiniz. Buzdolabı diyorsa buzdolabının kapağında değil, orta raflarından birinde saklayabilirsiniz.

    Buzluk kısmına asla ilaç koymayın!

    İlaçları, ısı yayan cihazlardan uzak tutun. Bütün ilaçları kendi ambalajları içinde ve kapakları sıkıca kapatılmış olarak saklayın.

    Toz halinde alıp sulandırarak kullandığınız şurupları hazırladıktan sonra buzdolabında saklayın. 10 gün içinde bitmezse kalan kısmını atın. Bu şurupları her kullanımdan önce iyice çalkalayın. Bu tip ilaçları hazırlarken mutlaka kaynatılıp soğutulmuş su kullanın. Şişeye su eklemeden önce şişeyi çalkalayarak tozların ayrışmasını sağlayın. Önce şişedeki işaretli yerin bir parmak alt seviyesine kadar su doldurun. İyice çalkalayıp 5-10 dakika bekleyin. Daha sonra işaretli yere kadar su doldurun. 5-10 dakika daha beklettikten sonra ilacı kullanabilirsiniz.

    Trankilizan ve sedatif dediğimiz sakinleştirici, uyku verici ve yatıştırıcı ilaçlarla birlikte alkol almayın! Kural olarak, hangi ilacı kullanırsanız kullanın alkollü içkilerden uzak durun.

    Önemli Uyarı:

    Doktora veya eczacıya danışmadan asla ilaç kullanmayın ve size önerilen şekillerin dışında ilaç içmeyin!

    * Ağrı kesicilerin önemli bir bölümü mide ve bağırsaklar üzerinde ciddi yan etkilere sahiptir. Bu ilaçların rasgele ve mide koruyucu ilaçlar kullanılmadan alınması mide kanamasına yol açabilir
#28.04.2008 12:12 0 0 0
  • Yaz sıcakları hasta ediyor

    Uzmanlar aşırı sıcaklar nedeniyle sulu ve hafif gıdalar tüketilmesi gerektiğini belirterek özellikle kalp hastalığı bulunanların beslenmelerine dikkat etmesi uyarısında bulunuyor.

    İstanbul İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Karaaslan, sıcaklık artışları nedeniyle ortaya çıkabilecek rahatsızlıklara dikkat çekerek, özellikle çocuk ve yaşlılar ile kalp ve şeker gibi kronik hastalığı bulunanların, riskli saatler olan 11.00-15.00 arasında dışarı çıkmamaları gerektiğini söyledi.

    Aşırı sıvı kaybına bağlı yorgunluk, halsizlik, iç sıkıntısı, aşırı terleme, nabız zayıflığı ve dolaşım bozukluğunun oluşabileceğine işaret eden Dr. Karaaslan, bu durumdaki kişiye tıbbi müdahale yapılması ve hemen sıcak ortamdan uzaklaştırılmasının önemini vurguladı.

    Dr. Karaaslan, ardından hastanın uzanmasının sağlanması ve bilinci yerindeyse 1 litreye yakın su içirilmesi, ayrıca, vücudundaki sıkı giysilerin çıkarılarak baş ve vücudunun ıslatılması gerektiğini anlatarak, şöyle devam etti: BUNLARA DİKKAT!

    - Hava sıcaklığının arttığı dönemlerde, mümkün olduğunca serin yerleri tercih edin.
    - Yeterli miktarda sıvı almayı ihmal etmeyin. Bol bol su için.
    - Beslenme düzeyini hafif tutun. Ağır ve aşırı yemek yemekten kaçının.
    - Aşırı sıcaklar çocuklarda ishale neden olur, bu durumda vakit kaybetmeden bir doktora başvurun.
    - Stresli ortamlardan uzak durun.
    - Sık sık ılık su ile duş yapın.
    - Güneşin dik olduğu 11.00-15.00 saatleri arası güneşte kalmayın ve denize girmeyin.
    - Havasız ve kapalı yerlerde uzun süre kalmayın, hava sirkülasyonunun sağlanmasına dikkat edin.
    - Zararlı güneş ışınlarından korunmak için güneşe şapka giymeden çıkmayın. Hasır şapka yerine kumaş şapkaların tercih edin.
    - Sigara ve alkolden uzak durun. Alkolden vazgeçemiyorsanız antioksidan etkisi bulunan şarabı tercih edin.

    ''Özellikle çocuk ve yaşlılar ile kalp ve şeker gibi kronik hastalığı bulunanların, riskli saatler olan 11.00-15.00 arasında dışarı çıkmamaları, serin yerleri tercih edip bol sıvı almaları gerekir. Dışarı çıkılması zorunlu durumlarda şapkayla korunulmalıdır.

    Çocukların güneşe doğrudan maruz kalmamalarına özen gösterilmelidir. Açık alanda, korunmasız şartlarda uzun süre kalınmamalı ve çalışılmamalıdır. Güneşin ultraviyole ışınlarından korunmak için koruyucu kremler kullanılmalı ya da güneş ışınları dolaylı alınmalıdır. Bol, ince, rahat ve açık renk giysiler giyilmelidir.

    Sulu ve hafif gıdalar alınmalı, haşlanmış sebze ile meyve tercih edilmeli, yağlı gıdalar ve alkolden kaçınılmalıdır.''

    Özellikle yaşlı ve kronik hastalara sıcak günlerde aşırı efor harcamaktan kaçınmalarını öneren Dr. Osman Karaaslan, sık sık ılık duş almakta yarar olduğunu sözlerine ekledi.

    BOL SIVI TÜKETİN

    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Münir Telatar, sıcak havalara karşı vücudun dengesini sağlamak için bol miktarda tuzlu ayran içilmesi gerektiğini belirtti.

    Nem ve sıcaklığın vücuda verdiği etkinin arttığını, bunun sonucunda vücudun terleyip su kaybettiğini belirten Prof. Dr. Telatar,''Böylelikle vücudun tuz, potasyum ve sodyum oranları düşüyor. Öncelikle bunları yerine koymak gerekir. Vücudun dengesini sağlamak için, bol miktarda tuzlu ayran içilmeli'' diye konuştu.

    Denize giremeyen insanların günde 1-2 defa soğuk duş alması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Telatar, soğuk suyla duş almanın, vücuttaki harareti düşüreceğine dikkati çekti.

    Prof. Dr. Telatar, meşrubat gibi içeceklerin vücudun ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamadığını ifade ederek, şöyle konuştu:

    ''Sıcaklarda soda, maden suyu ve su tüketilmelidir. Günde ortalama en az 3 litre su içilmeli. Kişi, kaybettiği su oranına göre kendini ayarlamalı. Özellikle deniz kenarında güneş altında alkol tüketilmemelidir. Alkol, vücudun enerji kaynağı olan şekeri azaltıyor,terlemeyi önlüyor''

    BEBEKLERDE İSHAL TEHLİKESİ

    Türk İnfeksiyon Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Semra Çalangu, yaz aylarında ''rota'' virüsünden kaynaklanan ishalin, özellikle bebekler için öldürücü olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Çalangu, Türkiye'deki bebek ölümlerinin tamamına yakınının ishalden kaynaklandığını vurguladı.

    ''Yazın, özellikle rota virüsünden kaynaklanan ishaller, bebekleriçin öldürücü olabilir'' diyen Prof. Dr. Çalangu, ishale yakalanmaları durumunda bebeklerin sıvı kaybının takviye edilmesinin önemine işaret etti.

    Prof. Dr. Çalangu, sıvı kaybının giderilmesi için de eczanelerde satılan ishal tozlarının bebeklere verilmesi gerektiğini söyledi. Erişkinlerde ise ishalin, iyi yıkanmamış sebze ve meyveler ile kirli suların kullanımından kaynaklandığını anlatan Prof. Dr. Çalangu,açıkta satılan suların tüketilmemesinin büyük önem taşıdığını belirtti.
    ler alınmaması halinde insan sağlığını olumsuz etkileyecek ciddi sorunlar yaratabileceğini belirterek, çocuklar, yaşlılar ile kalp ve akciğer hastalarınn 11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınması gerektiğini bildirdi.

    Gül yaptığı açıklamada, güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde, ağaç altı veya şemsiye gibi gölge bir yere sığınılması gerektiğini, güneşlenmeden veya güneşe çıkmadan önce cilde uygun koruyucu bir güneş kremi sürülmesi gerektiğini belirtti.

    Ultraviyole ışınlarından koruyucu güneş gözlüğü kullanılmasını da öğütleyen Gül, şu uyarılarda bulundu:

    Açık renkli, bol elbiseler, geniş kenarlıklı şapka giyilmeli. Uzun süre güneş altında çalışılmamalıdır. Porfiri hastaları, kanser hastaları, kemoterapi alanlar veya değişik deri hastalığı olanlar güneş ışınlarından korunmaya özellikle dikkat etmeliler.

    Ultraviyole ışınları ve sıcak çarpması halinde yapılacak ilk yardım konusunda da bilgi veren Gül, yüz ve boyun yanıkları, nefes sıkıntısı, siyah veya kanlı balgam çıkarmanın tehlike belirtileri olduğunu vurguladı. Hastanın hemen gölge bir yere taşınması gerektiğini anlatan Gül, yanıklarda ağrının giderilmesinde sadece musluk suyu kullanılmasını önerdi.

    Yanıklarda varsa, hastanın yüzüğü, bileziği ve kolyesinin çıkarılmasını isteyen Gül, şöyle devam etti:

    ''Hastanın kusma olasılığı yüksek olduğundan, ağızdan bir şey verilmemelidir. Ancak hasta uzak mesafeye iletilecekse, ılık içeceklerverilebilir. Gözlerde ağrılı kızarıklıklar olması durumunda hekime danışılmadan ilaç kullanılmamalıdır. Güneş gözlüğü kullanılmalı ve soğuk kompres uygulanmalıdır. Güneşlenme sonrasında oluşabilecek güneşyanıklarında kesinlikle yoğurt ve benzeri maddeler kullanılmamalıdır. Bu durumda soğuk kompres uygulaması yeterli olacaktır. Müdahale gerektiren durumlarda, hekime danışılmadan hiç bir şekilde yanığa merhem sürmeyin."



    KAYNAK:
#26.04.2008 08:53 0 0 0
  • HA BU ARADA 2.SINIF A VE B GERI CEKMELERİNDE HATIRLATMAM GEREKİR Kİ ;

    AMBALAJ BOZUKLUĞU VE İLAÇ ŞEKLİNDEKİ DEĞİŞMELERDEN DOLAYI GERİ ÇEKMELER OLMAKTADIR. 1. SINIF A VE B GERİ ÇEKİMLERİNDE İLAÇ BOZUKLUĞU , ETKEN MADDE FAZLALIĞI YADA AZLIĞI VE İLAÇ ETKİLEŞİM MADDELERİNDEKİ KUSURLARDAN DOLAYI TOPLATILMA YAPILMAKTADIR. SAĞLIK BAKANLIĞI TOPLATILAN ÜRÜNLERİ YENİ AMBALAJ VE ŞEKİLLERİ İLE RUHSAT SAHİBİ FİRMA VEYA FİRMALARA YENİDEN PİYASAYA SÜRME HAKKI TANIMAKTADIR.

    YANİ ;

    GÖNÜL RAHATLIĞI İLE ELİNİZDE BULUNAN BU ÜRÜNLERİ KULLANABİLİRSİNİZ. 2. SINIF GERİ ÇEKME OLDUĞU İÇİN BU ÜRÜNLER ZATEN YENİDEN GERİ DÖNÜŞÜMÜ İÇİN AMBALAJLANIP HİZMETE SÜRÜLECEKTİR. SAYGILAR
#25.04.2008 12:04 0 0 0
  • ŞUNU BİLMENİZ GEREKİR Kİ İÇERİĞİNDE HİÇ BİR SORUN YOKTUR. SADECE KUTULARININ RENKLERİNDE SARARMA OLDUĞU İÇİN SAĞLIK BAKANLIĞI TARAFINDAN TOPLATILMISTIR. BİLGİ VERMEK GÜZEL AMA İNSANLARI YANLIŞ BİLGİLENDİRMEK HİÇ BİR İŞE YARAMAMAKTADIR. ASPIRIN PLUS C ADLI İLACIN TÜKETİLMESİ VE KULLANIMINDA HİÇ BİR SAKINCA YOKTUR.
#25.04.2008 11:55 0 0 0
  • TANIMI :

    Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Obezite, besinlerle alınan enerji miktarının, metabolizma ve fizik aktivite ile tüketilen enerji miktarını aştığı durumda ortaya çıkar.
    Obezite, insan vücudunda kalp ve damar sistemi, solunum sistemi, hormonal sistem, sindirim sistemi gibi sistemleri etkileyen ve birçok önemli rahatsızlığa zemin hazırlayan bir hastalıktır.
    Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık, iktidarsızlık, safra kesesi hastalıkları, taş oluşumu, bazı kanser türleri, obezite ile doğrudan ilişkili hastalıklardan birkaçıdır.
    Sonuç olarak obezite, insan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak tanımlanabilir. Yapılan araştırmalara göre, obezite özellikle son 20 yılda, bütün dünyada süratle artmakta ve bir salgın hastalık gibi yayılmaktadır. Bu salgından ülkemiz de etkilenmektedir. Kadın nüfusumuzun yaklaşık üçte biri, erkek nüfusumuzun da yaklaşık beşte biri obez, yani şişmandır.

    OBEZİTE NASIL ÖLÇÜLÜR :

    Obezite için en yaygın kullanılan ölçüm, Beden Kitle İndeksi ya da İngilizce adıyla "Body Mass Index" (BMI) ve bel çevresi ölçümüdür.

    BMI değeri ve anlamı
    BMI, vücut ağırlığının (kg), boyun karesine (m²) bölünmesi ile hesaplanır. Bu değer yaş ve cinsiyetten bağımsızdır. Bununla beraber, BMI kullanımı, çocuklarda, hamile kadınlarda ve çok adaleli kişilerde doğru sonuç vermez, bu nedenle kullanılmamalıdır.


    BMI hesaplanmasında iki örnek:


    Ayşe Hanım'ın ağırlığı 70 kg, boyu ise 1.60 m'dir.
    Buna göre Ayşe Hanım'ın BMI değeri:

    70 / (1.60)²= 70 / 1.60 x 1.60 = 70 / 2.56 = 27.34 kg / m²'dir.


    Hasan Bey'in ağırlığı da 90 kg, boyu ise 1.70 m'dir.
    Buna göre Hasan Bey'in BMI değeri:

    90 / (1.70)² = 90 / 1.70 x 1.70 = 90 / 2.89 = 31.1 kg / m²'dir.



    Sağlık otoriteleri, BMI değerlerini, normal kilolu, fazla kilolu ve obez şeklinde gruplara ayırmışlardır.

    SINIFLAMA :

    Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenmiş sınıflamaya göre;

    18.5 altında BMI Az kilolu
    18.5 - 24.9 Normal Kilo
    25.0 - 29.9 Fazla Kilo
    30.0 - 39.9 Obez
    40.0 'ın üzeri Morbid (ciddî)
    Obez olarak belirlenmiştir.


    OBEZİTEDE GENETİK KALITIMIN ROLÜ

    Yapılan çalışmalar şişmanlık oluşumunda kalıtım veya genetik faktörlerin % 25-40 oranında rol oynadığını göstermiştir. Şişman kişilerin çocuklarında şişman olmayanlara göre şişmanlık görülmesi 2-3 kat fazladır. Anne ve babanın her ikisinin şişman olması durumunda çocuklarının %80' ni erişkin yaşta şişmanlık gelişir.

    Anne veya babadan biri şişman ise %40 Her ikisi normal kilolu ise %10 oranında Çocukluk çağında (3-10 yaş arası) aşırı kilolu olan çocukların %50 sinde erişkin dönemde aşırı kilolu olma riski vardır. Şişmanlığın genetik nedenleri uzun yıllardan beri araştırılmaktadır. Toplumda sık görülen şişmanlığı ortaya çıkaran birçok genetik bozukluk vardır. Fransa ve Almanya da şişman ailelerde yapılan çalışmalarda 10 numaralı kromozomdaki belirli bir alanın şişmanlıktan sorumlu olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu alandaki genlerin incelenmesi ile şişmanlığa neden olan genler daha iyi ortaya çıkarılabilecektir. Bunun yanında tek gen bozukluğuna monogenik bağlı şişmanlıklar da vardır. Şişmanlığın %5 kadarı tek gen bozukluğuna bağlıdır.


    OBEZİTE VE EKONOMİ :

    Hollandada yapılan bir araştırmaya göre obezler ve sigara içenlerin sağlık sistemi açısından daha ekonomik olduğu idda edilmektedir. Sigara içenler ve obezler daha az yaşadığı için kısa dönemde sağlık maliyetleri yüksek olsada uzun dönemde sağlıklı insanlara göre daha az sağlık maliyeti olduğu sonucu çıkmaktadır. Sigara kullanımı ve obezitenin yol açtığı hastalıkların tedavilerinin ileri yaşlarda ortaya çıkan alzheimer gibi hastalıklara oranla çok düşük maliyetinin olması sebep olarak gösterilmektedir. Araştırmaya göre Hollanda sağlık sistemi her obezite kişi başına 50.000 USD (2007) tasarruf edmektedir.
#22.04.2008 10:46 0 0 0