Phantera

Phantera

Üye
08.02.2009
Acemi Er
36
Hakkında

#18.07.2009 14:06 0 0 0
  • İzbe kuytuluk limanların
    Kapısız feneri gibi
    Sevgili(ler)den duymak istemiyorum
    Özledim seni
    Adıl tekil tümleç edat haykırışlarını

    Sustu pusula yörüngeçleri

    Ölüm prangasız bir düş gibi üstünde
    Bir kelebek dokunuşu bu
    Eskitilmiş
    Eski denizci çanaklarından içiyorum
    İğdiş edilmiş ruhunu

    Sustu pusula yörüngeçleri

    Gemilere giydirip pabuçlarını
    Alabora saatlere
    Kanat açıyorum
    Başka bir zamana yitişin
    Seyrüsefer öpmesi gibi

    sustu pusula yörüngeçleri

    /Yaşamın en ince tozu daha
    Değerlidir; yapıp ettiklerinizden/
    Kuzey kutup haritası
    İşlenmiş gözlerinde ıslandım
    Kurtarmalıyım dünden artan güneşleri

    Sustu pusula yörüngeçleri

    İpeksiz mevsimlerin soğuk sağnağında
    Yolladın beni ilk maceraya
    Cenin yönüne ilk dümen kırmalarım
    Kaldı
    Hazineyi arayan kâşif kanadında

    Sustu pusula yörüngeçleri



    Cemal Mıhçı
    noimage
#04.03.2009 23:07 0 0 0


  • Tabiatın gözlerine rimelmiş ufuk
    Tılsım dalgalarından korkarak şafak
    En hergelesi bile yutar argosunu
    Sanki sular arasında yutulacak

    Yakamozun yıkadığı yere
    Koşmak ister yosunlar
    Eli rüzgâra mahkûm
    Deniz geceye bürününce
    Dalgalar kumsala yorgan
    Yıldızlar semada görününce
    Deniz doğaya hayran
    Kuytu köşelere saklanır martılar
    Yoksunluğundan değil simidin
    Güneşin nankörlüğüne ağlar
    Bu yüzdendir ki martılar, güvertelere umut bağlar

    Deniz beyaz pelerini giyince
    Damlalarında gamalı haç
    Güneş yeşilliğe peçe
    Neden kızgın bakar dağlar denize
    Her dalgayı tokat mı sanır?
    Belki merhamet ifadesidir, ya da
    Ferhat'ın öcüdür her sille
    Gazel olsun
    Şirin'e

    Kum mangalının üstünde
    Medcezir güdümünde kavurucu buz
    Daldan süzülerek dakikalar
    Nasır tutmuş ellerde dargın sigara
    Pusulası aşk limanına doğru pek çok kaptan
    Deşarj olur ikilem dingilinde

    Kim demiş suya yazı yazılmaz
    Mektup olmuş anılar
    Postacı mercan
    Geminin peşinde
    Saklambaç oynar yana yana...

    Serin ateş dokununca mecalsiz dolunaya
    Titreyerek uyanır kaldırımlar
    Yeni bir günün başlama sinyalleri
    Tecelli eder dünyaya
    Deniz kıvranır
    Deniz kıvırır
    Fakat nasıl öğretti ise
    Yunusa yüzmeyi
    Sabır selamet
    Allah'a emanet
    Aşktır can boyu dalgalarda...

    Deniz...
    Yalnızlığın hani o anlatılamayan
    Geveze ve ketum hırçınlığın sakinliğinde
    Okşarsa bir gün beni
    Bir kulaç atıp da Haliç'i ayıracağım...




    Mücahid Günay Ertopuz

    noimage

    ...Saygılarımla...
#23.02.2009 00:36 0 0 0
#08.02.2009 21:14 0 0 0
  • Yolculuk;
    Yitip giden Sürgün müdür?
    Ya da vicdan muhasebesi
    Neyse adı
    Bütün varlığım
    Ümit ile
    Korkunun arasında
    Med-cezir vuruşlarda...
    O yüzdendir ki;
    Başkaldırıya gücüm
    Yok..!

    Başımı yasladım buğulu cama
    İzledim bu şehri, yalnız kalabalıkları
    Yolsuz yolları
    Bir yanımda yaşlı bir amca
    Sonsuza uzanmış sanki
    Yorgun kolları
    Yarı uyanık baktım da
    Hiçbir şey bırakmamışım geride
    Yokluğum kurumuş gül dalında
    Sırtımda acıdan vehimler
    Çok uzaklardan duyuluyor
    Korku marşını sızlatan tambur
    Elimde bir parça kâğıt
    Halime sancılanan fikirsiz kalem
    Yazılıyor bana daha ölmeden ağıt
    Öldürseydi gamlanmazdım, hain elem.

    Galiba buna deniyor gurbet
    Yeni öğrendim
    Cehennem gibiymiş acısı, felaket!
    Ağlasam fışkıracak kalbimin kesif kanı
    Açsam ağzımı
    Feryadım yırtacak gibi dağları
    Umurumda olmayan olaylar zinciri bile
    Rahatsız etmekte...

    Lakin
    Ahtım var
    Bir mum yakacağım gökyüzüne
    Sömürsün, saçlarımı kızartan güneşi
    O mum;
    Ahi olsun da katletsin kasvet kokan geceyi
    Uzak diyarlarda bekleyen şeytan tuzak
    Sileceğim vehmini kalbimden
    Bir malihulyadır yaşamak
    An be an zihnimi kemiren
    Bir buğdayın sıcaklığı kapladı
    Kaybolan tenimi
    Ağlayıp da yıkadım
    Ruhuma sinen
    Donuk encamemi
    Artık aşk mizanımda
    Ne bir tüy var
    Ne de kalbimi sarsan
    Emsalsiz bir ses
    Tadına doyamadığım nimetler gibi
    Tükendik birlikte
    Nefes nefes
    Kıyılıp, doğrandık
    Heves heves

    Kanadı, yalnızlığımın çığlığında çatladı
    Garip bülbülümün
    O yüzdendir ki
    Nicedir dert işler gündemime
    İlmek ilmek
    Âşık olduğum kızın
    Ki zaten;
    Aşk;
    İki yalnızın ortak yalnızlıkta
    Yalnızlık gerdeğidir...


    Mücahid Günay Ertopuz


    noimage


    Saygılarımla
#08.02.2009 20:16 0 0 0
  • Çok güzel

    "Adnan Yücel"

    yeni duydum hemen araştırmaya alıyorum

    Teşekkürler
#08.02.2009 18:37 0 0 0
#08.02.2009 18:34 0 0 0
  • //Belki bundan sonra da âşık olabilirim
    Fakat
    Hiç birinde, böylesine aç oturmayacağım
    Sevda sofrasına...//

    Elin elimde terlediği zamanlar
    Mozaik bir gülümseme alırdı çehremizi
    Ve devamlı raks eden martılardı
    Sen simidini yerdin
    Bense kendimi yerdim...

    Bir ümit çığlığıydı sanki
    Limanda yankılanan sloganımız
    Şikâyet ettiklerim bir yana
    Egolarım silinirdi hakir bedenimden
    O haykırdıkça...

    Marmara havasındaki tenine
    Nasıl da yakışırdı yeşil
    Sen mi yeşili giyerdin
    Yeşil mi seni fethederdi anlayamazdım
    Dalgaların hışırtısı bir yana
    Rüzgâr akardı o yeşillikten, ruhuma

    Bilirsin
    Seni anlatmak için kelimelere başvurmadım
    O dediğim anda;
    Adını bile bilmediğim nice güzellikler
    Seni zikretmeye ve suretinde şekillenmeye başlıyordu
    Ama sen dinlemiyor gibiydin beni
    Anladım ki;
    Kelimelerim, olmayan kalbini teğet geçmiş...

    //Resmi yalanlar zinciri miydi o bakışın?
    Rakımı yüksek insanlara uzanmak mıydı maksadı?//

    Ne zaman vuslat günüydü
    Yanıma yol üstü cümleler alırdım atıştırmalık
    Ve cümleler romana dönüşürdü
    Aşk ortasında...

    İlan etmeden ayrılık haberini
    Yüzün öncekine nazaran mat bir havaya bürünmüştü
    Anlamıştım
    Çünkü o bakışlar;
    Bir aşkın başlangıcı, bir aşığın sonuydu...
    Aşkım aşkını teğet geçti

    //Dertlerim olgun, gönlüm yorgun
    Sağ yanım hayata, sol yanım ayrılığa dönük,
    Bitkinim, çünkü bitkinliğimin sağ kalmak gibi emeli var;
    Yine de bu bitkinliğe senin gibiler uzanamazlar...//

    Yoksunluğuna yoksunluk kattığım harflerdi
    Kırıntılarını birleştirdiğim cümlelerdi bu sözler
    Ve ne zaman bir şehirde ayrılık bitse
    En kaoslu günler çökerdi, o şehre
    Ve senin gidişinle beraber
    Bursam, ışıklarından katran döktü

    Hâlbuki
    Nasıl da yakışırdı sana yeşil
    Sen mi yeşili giyerdin
    Yeşil mi seni fethederdi anlayamazdım
    Dalgaların hışırtısı bir yana
    Rüzgâr akardı yeşillikten, ruhuma

    Ayrılık ertesi, kalbimin kapısını çalan
    Keder, yalnızlık, gurur, kibir, şikâyet
    Adı neyse artık
    En zorlu imtihan mısın hayatımın cilvesinden
    Gördüğüm her nesne seni andırır oldu
    Hatırlarsın, masam da bir gül vardı?
    O da sana küskün, odam sana küskün
    Gittin gideli hiçbir şeyin kalmadı tadı

    Belki bir daha bulamayacak kalbim
    Aşktaki bu performansı
    Tutunamayacak ve düşecekti
    Göz bebeklerinden
    Gözlerim gözlerinden teğet geçti
    Gözlerin olmasaydı âşık olamazdım
    Aşkın aşkımdan teğet geçti
    ........
    ........
    ........
    ........
    //Fransız kaldım galiba, şeceresi kent olan aşklara
    Ben de mi başlasam acaba?
    Omuriliğe şantaj minberlerde, sigaraya...//

    21/31.01.2009 Cumartesi

    Mücahid Günay Ertopuz


    noimage

    Saygılarımla...
#08.02.2009 16:01 0 0 0