silimbo

silimbo

Üye
02.05.2012
Acemi Er
93
Hakkında

  • Bilgisayarım formattan sonra hopörlörümü görmez oldu driverları yüklüyorum ancak genede göstermiyor.Herhangi bir müzik açtığımda ise çalıyor gösteriyor kayıttan yürütme aygıtlarında ise dijital ses (s/pdfı) ve AMD HDMI Out put var.Amd devre dışı yazıyor. Bütün siteleri araştırdım bi türlü bulamadım.
#27.06.2015 10:51 0 0 0
  • Konu: Ahmet Haşim
    Ahmet Haşim ( 1884)- (1933)
    şair, yazar


    1884 yılında Bağdat'ta doğdu. Bağdat'ın eski ailelerinden Alusi Ailesi'ne mensuptur. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey'in oğludur. Annesi Bağdat'ın ileri gelenlerinden Kahyazadeler'in kızı Sara Hanım'dır.

    Çocukluğu Bağdat'ta geçti. Babasının görevi nedeniyle ilköğrenimini düzenli yapamadı. Annesinin ölümü üzerine babasıyla birlikte İstanbul'a geldi. 1907 yılında Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Reji İdaresine memur olarak girdi. Bir taraftan da Hukuk Fakültesi'ne devam etti.

    (1914-1918) yıllarında Birinci Dünya Savaşı döneminde askerliğini yaptı. Bu dönemde Anadolu'nun çeşitli yerlerini görme fırsatı buldu. 1924 yılında Paris'e, 1932 yılında da hastalığı sebebiyle Frankfurt'a gitti.

    Güzel Sanatlar Akademisi'nde (Sanâyi-i Nefise Mektebi) Mitoloji, Mülkiye Mektebi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı.

    Fecr-i Ati topluluğuna katıldı. Şiirleri, Servet-i Fünun, Aşiyan, Muhit ve Dergah gibi ünlü dergilerde yayınlandı. Sembolist ve empresyonist etki ve izler taşıyan şiirler yazdı. 'Akşam şairi' olarak tanındı. 4 Haziran 1933 tarihinde İstanbul'da vefat etti.


    ESERLERİ:
    Şiirleri:
    Göl Saatleri, Piyale.

    Fıkra ve Sohbet:
    Bize Göre, Gurabahane-i Laklakan

    Gezi:
    Frankfurt Seyahatnamesi


    Örnek Bir Şiiri

    MERDİVEN

    Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
    Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
    Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

    Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
    Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

    Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
    Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
    Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

    Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,
    Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...
#16.02.2015 19:25 0 0 0
  • Attila İlhan Kimdir? Hayatı

    Doğum Tarihi : 15 Haziran 1925
    Vefat Tarihi : 11 Ekim 2005

    Attilâ İlhan ; Türk şair, romancı, denemeci, gazeteci ve eleştirmen. Entelektüel çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuş bir aydındır.

    Hayatı:15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu. Tam ismi, Attilâ Hamdi İlhan'dır. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı.

    Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı.Tiyatro ve sinema sanatçısı Çolpan İlhan'ın ağabeyidir.

    1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette faal olarak yer aldı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Şair bu gerilim havasını ilk şiirlerinde olmasa da özellikle Bela Çiçeği gibi kitaplarında eski günlerini yad ettiği ya da eleştirdiği şiirlerini yayımladı. Birkaç kez gözaltına alındı.

    1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı soruşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlamıştır.

    1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra, tekrar İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan sinema çalışmalarına ağırlık verdi. Onbeşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de evlendi, 15 yıl evli kaldı.

    Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 11 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı.
#16.02.2015 19:01 0 0 0
  • Ø 1920 yılında Sağlık Bakanlığı kuruldu.
    Ø 1924 yılında Ankara, İstanbul, Sivas, Trabzon, Erzurum ve Diyarbakır’da Numune Hastaneleri açıldı.
    Ø 1930 yılında Umum Hıfzıssıhha Kanunu ile Kolera, Veba, Tifo, Çiçek, Menenjit, Kızamık, Sıtma, Verem ve Trahom gibi bulaşıcı hastalıklara karşı mücadele başlatıldı.
    Ø Kızılay, Himaye-i Etfal(Çocuk Esirgeme Kurumu), Yeşilay ve Verem Savaş Dispanserleri kuruldu.
#17.09.2014 16:39 0 0 0
#30.03.2014 09:46 0 0 0
  • İnsanlar kaç yaşına kadar yaşayacağınız, bu dünyadan ne zaman göçüp gideceğini bilme lüksüne sahip değildir. Bu sebeple bütün zamanını o gün ölecekmiş gibi dolu dolu yaşamalıdır. Bu dünya için yapacağımız en mühim şey ölümümüzden sonra ardımızda kalan insanlarda iyi hatıralar bırakmak ve arkamızdan iyi sözler söyletmektir. Eğer kötü olaylara karışıp içki, kumar gibi kötü alışkanlıklara kendimizi kaptırırsak adımız duyulduğunda hiç kimse arkamızdan güzel şeyler söylemez. Yaşadığımız dünya için yaptığımız iyi şeyler ile ileride adımızdan iyi söz ettirebiliriz. Günümüzü gün edip boşa vakit geçirmektense gelecek kuşaklar için faydalı olabilecek işlere imza atmalıyız. Bir insanın vefatından sonra bile isminin iyi olarak anılmasından hoş bir duygu yoktur. Umarız ki bütün insanlar hem yaşadıkları dünyada hem de ölümden sonra iyi olarak anılırlar, güzel sözlerle hatırlanırlar.
    Örnek olabilir ama elimde daha çok seçenek olmasını istiyorum bana yardım ederseniz sevinirim
#26.03.2014 13:23 0 0 0
#26.03.2014 13:13 0 0 0
  • Nurullah Ataç
    (Hayatı - Biyografisi)

    21 Ağustos 1898 tarihinde İstanbul Beylerbeyi'nde doğdu.İlkokuldan sonra dört yıl kadar Galatasaray Sultanisi'ne, sonra da bir süre Edebiyat Fakültesi' ne (1922) gittiyse de Fransızca öğrenmesi ve yetişmesi okullarda değil, kendi kendine ve özeldir. 1921′ de Nişantaşı Lisesi'nde Fransızca okutarak başladığı öğretmenlik hayatı, 1925/26 arası Ticaret Vekaleti' ndeki görevi bir yana hep Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı olarak İstanbul, Adana ve Ankara' da 31 Mayıs 1945′ e kadar sürdü, sonra Cunhurbaşkanlığı Mütercimliği' ne geçerek emekliye ayrılıncaya kadar ( 7 Şubat 1951 ) bu görevde çalıştı. 17 Mayıs 1957 tarihinde öldü.




    Edebiyat dünyasında ilkin Dergah dergisinde yayımladığı şiirleri (1921-22, 6 şiir), makale ve tiyatro eleştirileriyle görünen Ataç, Cumhuriyet devrinde, yalnız deneme, eleştiri yazdı ve çeviriler yaptı. Yeni Şiir' in, başta Cumhuriyet devri şairleri, genç sanatçıların tanınmasında öncülük etti. Türkçe' nin özleşmesi, arınması için yılmadan savaştı, bu uğurda yazdığı yazılarda hiçbir yabancı söz kullanmadığı oldu, kendine özgü, devrik cümleleri çoğunlukta; yeni bir dil ve anlatım biçimi yarattı, genç yazarların çoğu onun etkisinde kaldılar. Kabul edilmiş değerleri yeniden ele alarak tartışmalara yol açması onun arayıcı olumlu yönlerinden biri oldu.



    ESERLERİ



    Yunan, Latin, Fransız, Rus klasik ve çağdaş yazarlarından elliye yakın çevirisi çıkmış olan Ataç' ın deneme ve eleştirileri (ancak 1940′ dan sonra yazdıklarının bir kısmı) şu kitaplarda toplandı: Günlerin Getirdiği (1946), Karalama Defteri (1952), Sözden Söze (1952), Ararken (1954), Diyelim (1954), Söz Arasında (1957), Okuruma Mektuplar (1958), Günce (1960), Prospero ile Caliban (1961).Ataç'ın bütün eserleri, Varlık Yayınları arasında topluca yayımlandı, bu dizide yedi kitabını derleyen beş cilt çıktı (1967-1971). Türk Dil Kurumu da 1972′ de Günce'lerinin iki cildini yayımladı: İlk ciltte 1953-55, ikinci ciltte 1956-57 yıllarında yazdığı günceler derlendi. Bütün eserleri yeniden Yapı Kredi Yayınları' nda basılıyor.

    HAKKINDA YAZILANLAR



    Yazarı çeşitli yönlerden inceleyen, dil üzerine söyleşilerini derleyen, ayrıca Nurullah Ataç bibliyografyası veren bir monograf, Ataç (1962), TDK tarafından yayımlandı, gene Türk Dil Kurumu, 1963′ te Ataç' ın Sözcükleri, 1964′ te yazarın söyleşilerini toplayan Söyleşiler, 1980′ de dergilerde adlarında daha üç kitap çıkardı. Metin And' ın Ataç Tiyatro' da (1963) adlı eseri, yazarı tiyatro eleştirmenliği yönünden inceler. Bu konuda diğer iki eser, Asım Bezirci' nin yazarın eleştiri anlayışını inceleyen, eleştiri üzerine yazılarını derleyen Nurullah Ataç (1968) kitabıyla, Mehmet Salihlioğlu' nun Ataç' la Gelen (1968) adlı incelemesidir. Yazarın kızı Meral Tolluoğlu babasıyla ilgili anılarını Babam Nurullah Ataç (1980) adlı kitapta topladı.Nurullah Ataç' ın ölümünden sonra kızı, babasının yazılarının geliriyle karşılanmak; her yıl Mayıs ayı içinde, bir önceki yılın en iyi eleştiri ve deneme yazılarına verilmek üzere, 500 lira tutarında, bir Ataç Armağanı kurdu (1958). Bu armağan, 1959′ da Mehmet Fuat'a, 1960′ da Sabahattin Eyüboğlu' na verildi, ondan sonra kaldırıldı.
#13.03.2014 19:46 0 0 0
  • Nurullah Ataç. Türk eleştirmen, denemeci, yazar. Cumhuriyet döneminde eleştiri ve deneme alanı dışında hemen hemen eser vermeyen sayılı yazarlardan biridir. Nurullah Ataç, 23 Ağustos 1898'de Hammer'in Osmanlı Tarihi isimli kitabı Türkçe'ye çeviren Mehmet Ata Bey'in oğlu olarak İstanbul'da doğdu. Nurullah ataç'ın babası Mehmet Ata başarılı bir öğretmen idi. İlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi'nde 4 yıl okudu. Daha sonra eğitimine İsviçre'de devam etti. Babasının ölümünün ardından 1919'da İstanbul'a döndü. 1922 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne devam etti fakat tamamlayamadı. Fransızca öğretmenliği ve mütercimlik yaptı. 1945'den sonra Cumhurbaşkanlığı çevirmeni olarak görev yaptı. 1926 yılında Leman Ataç ile evlendi. Bu evlilikten, daha sonra babasının hayatından kesitleri anlattığı kitabı "Babam Nurullah Ataç"'ın yazarı Meral Ataç Tolluoğlu 1926'da doğar. TDK yayın kolu başkanı oldu. İlk şiirleri Dergah'ta yayımlandı. Fransız, Latin ve Rus klasiklerinden çeviriler yaptı. Gazete ve dergilerde eleştiri ve deneme türünde yazılar yazdı. Eleştiri yazılarıyla Türk edebiyatında izlenimci eleştirinin ilk örneklerini verdi. Akşam'da tiyatro eleştirmenliği, Hakimiyeti Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Posta, Cumhuriyet, Son Havadis, Dünya gazetelerinde eleştiri yazıları çıktı. Denemeleri Türk Dili, Varlık, Yedigün, Ülkü, Seçilmiş Hikayeler dergilerindedir. Ataç yazı hayatına tiyatro eleştirisi ile başlamıştır. İlk yazısı 1921’de Dergâh’ta yayımlanan “Türk Tiyatrosunda İlk Göz Ağrısı” adlı tiyatro eleştirisidir. Ataç, tiyatro eleştirisi ile ilgili yazılarını Dergâh ve Akşam dışında Hâkimiyet-i Milliye, Milliyet, Son Posta, Haber-Akşam Postası, Ulus, Son Havadis gazetelerinde ve Hayat, Darülbedayi (Türk Tiyatrosu), Yeni Adam, Ülkü dergilerinde yayımlamıştır. Bu gazete ve dergilerde 1921-1957 yılları arasında tiyatro hakkında yaklaşık 125 yazısı bulunmaktadır ve bu yazıları kitaplarına girmemiştir. Ataç, tiyatro eserleri için yazdığı eleştirilerle Türk tiyatrosu için bir yol gösterici olmuştur. Batılı tiyatroyu yakından tanıyan Ataç, Türk tiyatrosunun ve seyircisinin Batı’nın seçkin oyunlarını oynayacak ve izleyecek seviyeye gelmesi için çok çaba harcamıştır. Ataç tiyatro hakkında yazmış olduğu tenkitlerle sadece tiyatro sanatı ile ilgili teorik görüşlerini ve Türk tiyatrosunun tarihî gelişimini gözler önüne sermekle kalmamış, aynı zamanda bu sanatın ülkemizde gelişimine de katkıda bulunmuştur.
#13.03.2014 19:32 0 0 0
  • 40 HADİS-ezberlenebilir

    1-Unutkanlık ile alakalı Hadis-i Şerif
    Afetul ilmi ennisyan
    İlmin afeti unutkanlıktır.

    2-Tebessüm ile alakalı Hadis-i Şerif
    Ettebessumu sadakatun
    Tebessüm etmek sadakadır.

    3-Ettuhuru şatrul iman
    Temizlik imanın yarısıdır.

    4-A’kilha ve tevekkel
    Deveyi bağla, ondan sonra tevekkül et.

    5-Oruç ile alakalı Hadis-i Şerif
    Sumu tesıhhu
    Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz.

    6-Namaz ile alakalı Hadis-i Şerif
    Essalatu imaduddin
    Namaz dinin direğidir.

    7-İkraul Kur’ane. Feinnehu ye’tiy yevmel kıyameti şefian lieshabihi.
    Kur’an’ı okuyunuz. Zira O, Kıyamet günü sahibine şefaatçi olarak gelir.

    8-Yessiru vela tuassiru beşşiru vela tuneffiru
    Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

    9-Ayetül münafiki selasün: İza haddese kezebe ve ize’tümine hane ve iza vaade ehlefe
    Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, (kendisine bir şey) emanet edildiğinde ihanet eder ve sözünde durmaz.

    10-Eftalu ma kulte ene vennebiyyune min kabli la ilahe illallah
    Ben ve benden önceki peygamberlerin en efdal sözü "La ilahe illallah"tır.

    11-En nazretu sehmun mesmumun min sihami iblis.Men terekeha mehafeti.Ebdeltü li imanen yecid halevetehu fi kalbi
    Harama bakmak şeytanın zehirli oklarından bir oktur.Kim benim korkumdan onu terkederse onun kalbine öyle bir iman atarım ki tazeliğini kalbinde hisseder.-Hadis-i Kudsi

    12-Akrabu ma yekunul abdu min rabbi ve hüve sacid"
    Kulun Rabbine en yakın anı secde anıdır.

    13-Essavm nisfus sabr
    Oruç sabrın yarısıdır.

    14-Essabr nisful iman
    Sabır imanın yarısıdır.

    15-Essabru inde sadmetul ula
    Sabır musibetin ilk gelip çattığı anda gösterilendir.

    16-El Cihadu bağdin ila yevmil kıyame
    Cihad kıyamete kadar devam edecektir.

    17-Efdalu ibadeti edvamuha
    İbadetin efdali devamlı olanıdır.

    18-Men tevedea refaaullah
    Kim tevazu gösterirse Allah(c.c) onu yükseltir.

    19-Kun fiddünya garibün ev abirussebil
    Dünyada bir garip veya yolcu gibi ol.

    20-İnnemel amalü binniyyat.Ve innema likulli emrin ma neva
    meal:Ameller niyyetlere göredir.Herkese ancak niyyet ettiği şey vardır.

    21-Fevallahi lien en yuhde bike reculün vahidun.Hayrun leke min humrinneam
    meal:Tek bir kişinin senin vesilenle hidayete gelmesi sana kizil develer bahşedilmesinden daha hayirlidir.

    22-Habbeballahe ila ibadihi yuhibbekumullah
    meal:Allah’ı kullarına sevdirin ki Allah da sizi sevsin.

    23-Ehabbu ma yağbudini abdi nushi liy
    meal:Kulumun bana en sevimli gelen ibadeti beni anlatması ve benim namımla nasihat etmesidir.

    24-Kelimetan hafifetan alel lisan.Sakiyletan fil mizan.Habiybetan ilerrahman:Subhanallahi ve bihamdihi.Subhanallahil azim
    meal:Dilde hafif.Mizanda ağır.Ve Rahmanın katında sevimli iki kelime:Subhanallahi ve bihamdihi.subhanallahil azim.

    25-Hucibetinnar bişehevati ve hucibetilcenneh bil mekarih.
    Meal:Cehennem nefsin hoşuna giden şeylerle.Cennette nefsin zoruna giden şeylerle kuşatilmiştir

    26-Men katale litekunu kelimatillahi hiyel ulya fehüve fi sebiylillah
    meal:Kim Allah’ın ismini yüceltmek için çalışırsa,o Allah yolundadır

    27- Aynani la temessuhumünnar.aynun baket min haşyetillah.Ve aynun batet tehrusu fiy sebilillah
    meal:İki göz vardır ki ateş görmez.Allah korkusundan ağlayan göz...Ve Allah yolunda nöbet bekleyen göz

    28-Yeti alennasi zamanun Essabiru fiyhim.alddiynihi.kel kabidi alel cemri.
    Meal:İnsanlara öyle bir zaman gelecekki,aralarında din üzerinde sabreden, ateşi elinde tutan gibidir.

    29-La tezalü taifetün min ümmeti.Zahiriyne alel hak.Hatta yetiyallahu biemrihi
    meal:Ümmetimden bir taife hak üzerine bulunacak.Taki Allah’ın emri olan kıyamete kadar

    30-La yuldegul müminu.min hucrin.vahidin merreteyn
    meal:Bir mümin bir delikten iki kere ısırılmaz.

    31-Men rae minküm münkeren.Felyugarrihu.Fein lem yestatiğ.febilisanihi .fein lem yestatiğ.Febikalbihi. Ve zalike edaful iman
    meal:Sizden biriniz bir münkeri gördüğünde eliyle düzeltsin.ona gücü yetmezse,diliyle düzeltsin.Ona da gücü yetmiyorsa kalben buğz etsin.Bu ise imanın en zayıfıdır.

    32-Lev tağlemune ma ağlem.Le dahiktum kaliylen.Vele bekeytüm kesiyren
    meal:Eğer benim bildiğimi bilseydiniz.Çok ağlar az gülerdiniz...

    33-İnne beynerreculü ve beyneşşirki vel küfri.terkessalati
    meal:Kişi ile şirk ve küfür arasinda namazi terk etmesi vardir.

    34-Teaccebe rabbuke min şebbe leyset bihi sabvetün
    meal:Rabbin lehviyata ve fani zevklere meyil ve arzusu olmayan bir gençten çok hoşlanir.

    35-Erreculü ala diyni haliylihi. Felyenzur ehadüküm men yuhallil.
    meal: Kişi dostunun dini üzerinde bulunur. Sizden biriniz kimi dost edineceğine iyi baksın.

    36-İnnallahe la yenzuru ecsamiküm vela ila süvariküm. Velakin yenzuru ila kulubikûm.
    meal:Allah sizin bedenlerinize ve dış görüşünüze değil fakat sizin kalbinize nazar eder.

    37-İza harece selasetün fiy seferin felyüemmiru ehadehüm.
    meal:Üç kimse sefere çıkarsa içlerinden birini kendilerine imam(reis) seçsin.

    38-Eddünya sicnül mümin ve cennetül kafir .
    meal:Dünya müminin zindanı ve kafirin cennetidir.

    39-Yub’asu külli abdin ala ma mate aleyhi.
    meal:Her kul ne gibi amel üzerine ölürse o amel üzerine dirilir.

    40-Salatül cemaati efdalü min salatilfezzi bisebin ve aşriye derecaten
    meal:Cemaatle kılınan namazın sevabı yalnız kılınan namazdan 27 kat daha faziletlidir


    alıntı
#21.12.2013 19:07 0 0 0
  • Konu: Ayakkabı
    ancak dinimizdeki sağ sol kavramında sağ sol diye ayırt etmemizin sebebi öldüğümüzde sağ tarafımıza düşermişiz bu yüzden sağ sol önemlidir . Ancak dışarıya çıkarken sağ ile çıkarsak diyelim o sırada öldik o zaman sışarıya doğru düşeriz?
#21.12.2013 16:45 0 0 0
  • kurban ibadeti ile ilgili kavramlar nelerdir ?
    lütfen bana Kurban - Kurban Kavramı bu konuda getirmeyin ben kurban kavramı değil kurban ibadeti ile ilgili kavramların ne OLDUĞUNU ARIYORUM
#21.12.2013 16:42 0 0 0
  • Konu: Haarp
    Yüksek Frekanslı Etkin Güneşsel Araştırma Programı (İngilizce: High Frequency Active Auroral Research Program) veya kısaca HAARP; Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Alaska Üniversitesi tarafından ortak yürütülen iyonosferin özelliklerini ve davranışlarını araştırmak üzere Alaska'da sürdürülen çalışma. Bu fikir, ilk kez Sırp asıllı ABD'li bilim adamı Nikola Tesla tarafından ortaya atılmıştır.
    Bu projenin hayata geçirilmemesi için birçok ülkede kampanyalar olmuştur. Çünkü HAARP projesi iklim kontrol ve yapay deprem silahı olarak kullanılabilme iddialarından dolayı çok tartışmalı bir konu halini almıştır. [1]
    HAARP, Pentagon'un kontrolünde ve ABD ordusunun hizmetinde olan önemli bir projedir.


    Alaska'daki HAARP antenleri
    Alaska'daki merkezde şu anda, yüksek frekansta radyo sinyali yayınlayabilen toplam 180 adet anten bulunmaktadır. Bunların yanı sıra, çok yüksek frekanstaki sinyallerle ilgili çalışmalarda kullanılacak olan bir radarın yapılması da planlanmaktadır.
    HAARP projesi kapsamında, iyonosferin ısıtılması yoluyla VLF (çok düşük frekans) dalgaları da üretilmektedir.
    Elektromanyetik dalgalar üzerine birçok deneyin yapıldığı bu alan uçaklar için çok tehlikelidir. Bu yüzden HAARP tesislerinde, uçak kontrol sistemi kurulmuştur. Herhangi bir uçağın yaklaşması durumunda antenlerin faaliyetleri otomatik olarak durdurulmaktadır.
#05.12.2013 15:55 0 0 0
  • Konu: Ayakkabı
    Sünnet olarak ayakkabıyı eğer dışarıda giyiyorsak ve yani dışarı koyup öyle giyiyorsak ayakkabıyı sol ayak ile mi sağ ayak ile mi giymeliyiz çünkü aynı zaman da dışarıda çıkmış olacağız. dışarıya sol ayakla çıkılır . Ama ayakkabı sağ ayak ile giyilir? Nasıl olmalı bileniniz var mı?
#05.12.2013 15:26 0 0 0
#07.01.2013 15:15 0 0 0
  • Konu: vantilatör
    En başa bakarsanız zaten vantiratöre dinamo koyacağımı söylemiştim . BU sayede vantiratör tekrar tekrar aynı enerjiyi üretecek ve yazın insanlar kolay serinleyecek ve ayrıca bu böyle olabilirse yakında uçaklar klimalar ve çeşitli hareketle çalışan eşyalar hem elektrik fazla istemedenfatura şoku yaşamadan insanlar rahatlıyacak.

    Ama elektrik üreten fabrikalar için kötü olacak iflas edecekler:)

    bide üyelere söyleseniz bu konuda yoğunlaşsak olabilirmi

    nie cevap yazan yok
#19.11.2012 13:29 0 0 0
  • Konu: vantilatör
    bu arada benim yşm küçük ama olsun yine de böyle bişe düşündüm teknoloji tasarım dersinde yapmayı düşünüyorum ama illa büyük deilde küçük vantiratör de olabilir
#09.11.2012 14:42 0 0 0
  • Konu: vantilatör
    teşekkur ederim ama şöyle bir düşündüğümde sana hak veriyorum fakat bununda fişi olursa ve ilk başta pirize takıp çalıştırdıktan sonra fişi çıkardıgımızı düşünürsek mantıklı deilmi
    bide bunu dinamonun birine baglarsak vantilatör çalışlırken hareket enerjisi sayesinde tekrar enerjiye dönüştürüp ondan sonra kablo aracılıgıyla vantilatöre enerjiyi gönderirsek ve böyle enerji akışının devam etmesini sağlarsak bence mümkün.
#09.11.2012 14:41 0 0 0
  • Konu: vantilatör
    Afedersiniz sizce vantilatörü kendi hareket enerjisiyle dinamo sayesinde elektriğe çevirip kendi kendini hareket ettirerek vatilatörü çalıştırabilir miyiz?
#24.06.2012 11:47 0 0 0