sulfato

sulfato

Üye
06.09.2005
Çavuş
1.756
Hakkında

  • Adamın biri her gece çocuğuyla yatar. Bir gece bakar ki çocuğu bir sağa, bir sola dönmekte ve bir türlü gözlerini yumup da uyuyamamaktadır. Hasta mıdır, yoksa bir sıkıntısı mı var diye merak eden baba, "Ne oldu yavrum, yoksa hasta mısın?" diye sorar. Çocukda, "Babacığım!.." der. "Yarın günlerden perşembe. Öğretmen imtihan edecek. Çalıştım imtihanımın başarılı geçeceğine inanıyorum, fakat yine de bir hata yaparım da öğretmenim beni döver veyahut da kendisini kızdırırım diye korkuyorum. Onun için de sıkıldığımdan gözlerime bir türlü uyku girmiyor. İmtihan bu. Kolay değil."
    Küçücük çocuğun bu şekilde manalı ve yerinde konuşması adamı birden bire aptallaştırıverir. Daha bu yaşta bir çocuğun yarını düşünmesi ve imtihandan bu derece korkması ne demek? İşte bu düşünçe kendisini büsbütün çileden çıkarır ve hüngür hüngür ağlamaya başlar. Bir sabi yarını düşünerek ve korkarak imtihanına hazırlanırda; bizler niye hazırlanmayız, bizler niye korkmayız? Hem de bizim imtihanımız Kıyamet günü yüce Allah'ın huzurunda Mahkeme-i Kübra'da olacak, diyen düşünceler içinde saçını başını yolmaya koyulur. O sırada, "Birgün dağları yerinden sökeriz de yeri dümdüz olmuş görürsünüz. Sonra da hiçbirini bırakmaksızın insanları toplarız. Saf saf Rabbine arz edildiklerinde onlara; And olsun ki, sizi önce nasıl yarattıysak, huzurumuza da öylece getiririz. Kıyamet kopup da huzurumuza çıkarak hesaba çekilmeyeceğinizi mi sandınız?" diyen Allah kelamını hatırlar.
    Bundan sonra artık adam kendini Allah'a ibadete adıyarak bütün zamanını ahiret imtihanına hazırlamakla geçirir.
#05.11.2005 12:14 2 0 0
  • Konu: Konak
    Belh Sultanı İbrahim b. Ethem, sarayında ayak divanını toplar. Vezirleri, alimler, kumandanları, tebaası hazırdır. Divanın iç yüzünü savunurken, dışını berbat eden dervişler hakkında konuşulmakta, Sultan, o kum yığınları arasında altın parçalarının da bulunduğuna inanmaktadır. Bir ara kalabalıktan birisi konuşmaya başlar. Her sözü ile sultanın yüreğini deşmektedir. Yaklaşır. İbrahim Ethem:
    - Sen kimsin?... İşin gücün ne?... Gözüm pek tutmadı seni?... der.
    - Ben işsiz, güçsüz, evsiz, barksız biriyim, der adam. Rast geldiğim yere konarım, şimdi sana konuk olmaya geldim.
    İbrahim Ethem sinirlenir, han işletmediğini, orasının konak olmadığını söyler. Adam:
    - Burası han değil mi?... diye sorar.
    - Burası İbrahim Ethem'in sarayı...
    - Senden önce kim vardı burada?...
    - Babam...
    - Ya ondan önce, ondan önce?...
    - Babam, babalarım...
    - Birinin konup gittiği, öbürünün gelip konduğu yer han değil de nedir?...
    İbrahim Ethem donar kalır.

    * * *

    İnsan dünyayı bir uğrak yeri bilip, yığınağını, hazırladığını asıl kalacağı diyar için yapmalıdır. Dünyanın en akılsız adamıdır ki, tedarik ettiği şeyleri yollara bıraksın, gideceği yere götürmesin... Epiktetos'un dediği gibi insan, karar verirken ölümü iki kaşı arasında düşünürse isabetli karar vermiş olur.
#05.11.2005 12:22 1 0 0
  • Arkadaşlar Bence Müthiş Bir Yazı Okumanızı Şiddetle Tavsiye Ediyorum

    >Adamin biri her zaman yaptigi
    >
    >gibi sac ve sakal trasi olmak
    >
    >için
    >
    >berbere gitti. Onunla
    >
    >ilgilenen berberle güzel bir
    >
    >sohbete basladilar.
    >
    >Degisik konular üzerinde
    >
    >konustular. Birden Allah ile
    >
    >ilgili konu acildi...
    >
    >
    >
    >Berber: " Bak adamin, ben
    >
    >senin söyledigin gibi Allah'in
    >
    >varligina inanmiyorum."
    >
    >Adam: " Peki neden böyle
    >
    >diyorsun?"
    >
    >Berber: " Bunu açiklamak çok
    >
    >kolay. Bunu görmek için
    >
    >disariya çikmalisin.
    >
    >Lütfen bana söyler misin, eger
    >
    >Allah var olsaydi, bu kadar
    >
    >çok sorunlu, sıkıntılı, hasta
    >
    >insan olur muydu, terkedilmis
    >
    >çocuklar olur muydu? Allah
    >
    >olsaydi, kimse aci çektirmez,
    >
    >birbirini üzmezdi. Allah
    >
    >olsaydi, bunlarin olmasina
    >
    >izin verecegini sanmiyorum..."
    >
    >
    >
    >Adam bir an durdu ve düsündü,
    >
    >ama gereksiz bir tartismaya
    >
    >girmek
    >
    >istemedigi için cevap vermedi.
    >
    >Berber isini bitirdikten sonra
    >
    >adam
    >
    >disariya çikti. Tam o anda
    >
    >caddede uzun saçli ve sakalli
    >
    >bir adam gördü.
    >
    >Adam bu kadar daginik
    >
    >göründügüne göre belli ki tras
    >
    >olmayali uzun
    >
    >süre geçmisti. Adam berberin
    >
    >dükkanina geri döndü.
    >
    >
    >
    >Adam: " Biliyor musun ne var,
    >
    >bence berber diye birsey yok"
    >
    >Berber: " Bu nasil olabilir
    >
    >ki? Ben buradayim ve bir
    >
    >berberim."
    >
    >Adam: " Hayir, yok. çünkü
    >
    >olsaydi, caddede yürüyen uzun
    >
    >saçli
    >
    >ve sakalli adamlar olmazdi."
    >
    >Berber: " Himmm... Berber diye
    >
    >birsey var ama o insanlar bana
    >
    >gelmiyorsa, ben ne yapabilirim
    >
    >ki?"
    >
    >Adam: " Kesinlikle dogru! Püf
    >
    >noktasi bu! Allah var, ve
    >
    >insanlar ona gitmiyorsa, bu
    >
    >gitmeyenlerin tercihi. Iste
    >
    >dünyada bu kadar çok
    >
    >aci ve keder olmasinin
    >
    >nedeni!"
#06.09.2005 19:50 1 0 0