Günlük yaşamı sağlıklı sürdürmek,
Vücudumuzun doğal savunma mekanizmasını güçlendirerek olumsuz etkilere karşı korumak,
Yaşın ilerlemesi sonucu oluşan problemlerin önüne geçmek,
Bağışıklık, sinir, dolaşım, solunum, boşaltım, kas ve kemik sistemlerini güçlendirmek,
Yüksek tansiyon, kolestrol, diabet, bronşit, prostat gibi problemlerle baş etmek,
Kanser, karaciğer bozuklukları, hepatit, HIV/AIDS gibi hastalıklardan korunmak ve bu hastalıklarla savaşmak konularındaki faydaları kanıtlanmıştır.
Japonya Sağlık Bakanlığı tarafından kansere karşı tek doğal ilaç olarak kabul edilmiştir. Japoncada ölümsüzlük" anlamına gelen Kırmızı reishi Mantarını içeren Reishi Ganoderma'ı, hastalıklardan uzak, sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürmek için, her yaşta genç olabilmek için siz de koruyucu olarak kullanmalısınız.
Reishi'nin Etkileri
Reishi Mantarının (Ganoderma Lucidum) Bilimsel Araştırmalar Sonucunda Tespit Edilen Bazı Etkileri:
Ganoderma lucidum olarak bilinen ve yüzyıllardan beri yaygın olarak kullanılan Reishi mantarı, Çin tıbbının verilerine göre insanın beş anahtar organına nüfus etmekte ve etkili olmaktadır. Bunlar kalp, karaciğer, akciğer, pankreas ve böbrektir.
Ganoderma lucidum vücudun tüm mekanizmasını ve metabolizmasını dengeleyerek bütün organ fonksiyonlarının düzgün yürütülmesini sağlar.
Özellikle sahip olduğu etkinliklerin bazılarını aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:
1- TÜMÖRLERE ETKİSİ
Tümörün oluşmasında asıl etken immun sistemin bozukluğu veya zayıflığıdır. Ganoderma lucidum immun sistemi düzenleyen ve aktive eden en iyi materyaldir. Önce vücudun bağışıklık mekanizmasını
güçlendirir ve vücudun tümöre karşı kendi kendini müdafaa etme yeteneğini arttırır. Ganoderma lucidum monositik makrofajların özellikle interlökin h sentezini aktive ederek fonksiyonel yönden güçlendirmektedir. Lökositlerin üretimini hedef alan fakat kanın tüm elemanları için geçerli olan sentez kapasitesini arttırır. Kanser hücreleri üzerine inhibisyon etkisi yapan bileşenleri sayesinde giderek anti tümör ilacı, kanserden koruyucu diyet elemanı ve klasik kanser tedavilerine destek amacıyla daha da yaygın anlamda kullanılmaktadır. Ganoderma lucidum insan vücudu üzerine olumsuz ve toksik etki yapan her şeyi yok eder. Bağışıklığı hiçbir toksik etki yapmaksızın güçlendirme özelliği Ganoderma lucidumun diğer bütün ilaçlara karşı asla erişilemez üstünlüğüdür.
2- KARACİĞER KORUMA VE DETOKSİFİKASYON
Ganoderma lucidum karaciğeri çeşitli fizyolojik ve biyolojik olumsuz faktörlerden korumaktadır. Daha da öte etkisi hasardan sonrada mükemmeldir (Var olan bir bozuklukta da geçerlidir.) Hücrelerdeki hem toksik bileşiklerin hem de ilaçların metabolizmasını hızlandırmaktadır ve toksik hepatitin tedavisinde yol göstermektedir. Ganoderma lucidum kronik hepatitin tedavisinde baş dönmesi, göz kararması ve bununla ilgili belirtileri de ortadan kaldırmaktadır. Kronik toksisitenin tedavisinde çeşitli kronik hepatit ve diğer hepatit tedavilerinde kullanılmaktadır.
3- KARDİYOVASKULER ETKİSİ
Hayvanlarda yapılan deney ve klinik çalışmalar G. Lucidumun koroner arteri genişlettiğini damarlardaki kan akışını arttırdığını ve kardiyak kapiller dolaşımını geliştirdiğini desteklemektedir. Böylece oksijen kaynağı ve kardiyak kaslardaki enerji artmaktadır. Kan akımının yavaşlaması kaynaklı kalp rahatsızlıklarında kalbin korunmasına yardım eder. Ve kalp hastalıkların tedavisinde ve önlenmesinde idealdir. Ganoderma lucidumun hipertansif hastalardaki trigliserit, lipoprotein ve kandaki kolesterol seviyesini azalttığı apaçık bellidir. Damar sertliği hastalığı olan arterial atheromotusun çeşitli tiplerini engellemektedir. Damar sertliği oldukça şekillendiyse G. Lucidum arter duvarındaki kolesterol miktarını azaltacak ve kan damarını yumuşatarak hasarı en aza indirecektir. Böylece romatoid artrit kökenli hastalıkların gelişmesini engellemektedir. Romatoit artrit bulunan insanlarda bile G. Lucidum kolesterol seviyesini düşürdüğü için atardamar duvarları esnekleşir ve daha ileri düzeyde hasar görmesi engellenir. Bilhassa periferik dolaşımı güçlendirmesi ve platelet agregasyonu denilen damar içi pıhtı oluşumunu engellemesi mükemmeldir. Tüm bu etkinlikleri nedeniyle kardiyovasküler hastalıkların tümünde koruyucudur.
4- YAŞLANMAYI GECİKTİRME
Ganoderma lucidum polisakkarit ve polipeptitleri aşağıdaki mekanizmalarla yaşlanmayı yüksek düzeyde yavaşlatır.
a- Bağışıklık sistemini güçlendirip düzenlemek suretiyle; böyle bir güçlendirme yeni yetişkin insan da olduğu kadar ileri yaşlardaki insanlarda da çok başarılı bir şekilde gözlenmektedir. Özellikle gençlerde Ganoderma lucidum etkinliğiyle sağlıklı ve optimal bir gelişim bağışıklık sisteminin en büyük destekçisidir.
b- Nükleik asit ve proteinlerin sentezlenmesini optimize eder. Araştırmalar göstermiştir ki kişinin yaşı fazla önemli olmaksızın nükleik asit ve proteinlerin optimize edilmiş senteziyle özellikle kanda, karaciğer ve kemik iliğinde yüksek hücre konsantrasyonlarına
ulaşılmaktadır. Bu da yaşlanmanın en önemli engelleyicisidir. Gözlenmiştir ki ganodermanın yaşlanmayı geciktirme etkisi sadece yetişkinlerde değil gençlerde de aynı şekilde gerçekleşmiştir.
c- Serbest radikaller üzerine etkisi; yaşlılığa neden olan etkenlerden birisi vücuttaki hücrenin kendi antioksidan bileşiklerinde azalma meydana gelmesi veya SOD gibi antioksidan benzeri bileşiklerde azalma ortaya çıkmasıdır. Bu tip antioksidanlar vücudu serbest radikallerin sebep olduğu hasarlardan korumada mutlak gerekmektedir. G. Lucidum polisakkaritleri SOD ye çok benzer özel bileşikler şeklinde serbest radikalleri yok ederek ve yağların aşırı oksidasyonunu durdurarak vücudun hasar görmesini engellemektedir. Bu tip aktiviteler hücreleri korur ve onların yaşlanmasını geciktirir.
d- Ganoderma lucidum polisakkaritleri hücrenin çekirdeğinden DNA sentezini arttırarak hücre bölünmesini teşvik eder ve endirekt olarak bu yolla da yaşlanmayı yavaşlatmış olur.
5- NÖROASTENİA ÜZERİNE ETKİSİ
Çin tıbbında G lucidum asab bozukluğu ve uykusuzluğu tedavi etmede neredeyse klasik bir ilaç şeklinde kullanılmıştır. Çünkü Merkezi Sinir Sistemi üzerinde etkilidir.
G. Lucidum ekstraktları olumsuz vücut aktivitesini fizyolojik düzeye indirgemektedir. Bu inhibisyon neredeyse kantitatif hassasiyette olup aktivite düzeyini her türlü olumsuzluktan koruyacak düzeyde bir yardım sağlar. Ganoderma lucidum kafein gibi merkezi uyarıcı etkisi yapan bileşiklere benzer şekilde ölümü geciktirmesi göstermektedir ki sinir sistemini büyük bir etkinlikle uyarmaktadır. Eski Çin tıp yayınlarında Ganodermanın canlılığı koruyucu yaşam şevkini arttırıcı aklı geliştirici ve hafıza gücünü arttırıcı etkisi olduğu bildirilmektedir.
Çok yakın bir zamanda sinirsel zayıflıktan kaynaklanan uykusuzluğun Ganoderma ile 87,14 100 oranında tedavi edildiği bildirilmiştir. Bilhassa on onbeş günlük bir kullanım periyodu sonunda uyku düzelmekte, iştah artmakta ve vücut ağırlığı dengelenmektedir. Bunlara bağlı her türlü semptom azalmakta veya kaybolmaktadır.
6- HİPERTANSİYON ÜZERİNE ETKİSİ
Ganoderma lucidum anestezi altındaki tavşanlarda başarılı bir şekilde kan basıncını düşürmektedir. Sistolik ve diyastolik basınç 15, 25 oranda düşmektedir (özellikle diyastolik basıncı düşürmesi çok önemlidir). Dolayısıyla sinirsel aktivite inhibe edilmektedir. İnhibisyon düzeyinin 20, 40 olduğu düşünülür. Bir hastane bildirisinde yüksek tansiyonlu 18 vakadan Ganoderma lucidum eksraktıyla 88,9 başarı elde edilerek başarı sağlandığı bildirilmektedir. Kan basıncını düşürme etkisini sempatik sinir sistemini inhibe etmesinden kaynaklandığı kabul edilmiştir. 30 yüksek tansiyon hastasının tedavi edildiği bir diğer araştırmada 88,3 düzeyinde Ganaderma lucidum başarısı sağlandığı bildirilmektedir. Bunun ötesinde G lucidum takviyesinin diğer tansiyon ilaçlarını etkisini arttırma ve stabilize etme yönünde çok faydalı olduğu tespit edilmiştir.
7- DİYABET ÜZERİNE ETKİSİ
Ganodermanın içerdiği bileşiklerden Ganoderma B ve C olarak adlandırılanların kan şekerini düşürdüğü bulunmuştur. Bu etkinliğin Ganodermann vücudun kendi dokuları tarafından kan şekerini daha iyi kullanılır hale getirmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. G. Lucidum bileşenleri bu olayda yağ asitlerinin serbest kalmasını engelleme yönünde insüline destek olduğu bulunmuştur. Bilhassa idrarında ve kanında şeker yüksek insanlarda bu etki açıkça görülmektedir. Yine G. Lucidum suda çözünen polisakkaritleri insüline bağlı olmayan diyabetin kontrol altında tutulmasında etkilidir ve bu amaçla geniş ölçüde kullanılmaktadır.
8- KRONİK BRONŞİT VE BRONŞİYAL ASTIMA ETKİSİ
Ganoderma lucidum öksürük nöbetlerini keser, balgamı saflaştırır. Ve astımı baskı altına alır. Benzer sebeplerle ortaya çıkan belirtileri ve hastalıkların belirtilerini silikleştirir. Bilindiği gibi G lucidum bağışıklık sistemini aktive etmektedir. Dolayısıyla gripten ve yukarıdaki hastalık tablolarından korunma etkinliği buna dayanmaktadır.
9- AŞIRI HASSASİYETE ETKİSİ
Eğer herhangi bir antijene karşı bağışıklık reaksiyonları aşırı düzeyde gerçekleşirse immunopatolojik anormallikler ortaya çıkar. Ganoderma lucidum vücutta bu tip aşırı reaksiyonların ortaya çıkmasını baskılar ve vücut düzeninin korunmasını sağlar. Yapılan çalışmalar da göstermiştir ki alerjik reaksiyonların daha ortaya çıkmadan önlenmesini sağladığı için Ganoderma lucidum bu tip hastalardaki aşırı hassasiyet faktörlerinin serbest kalmasına müsaade etmemektedir. Bu özelliğiyle günümüzde kullanılan bütün aşırı hassasiyet reaksiyonları, alerjik astım gibi otoimmun rahatsızlıklar ve lupus eritemetosiz vulgaris, romatoit artrit, romatoit kalp rahatsızlıkları, alerjik rinit ve alerjik cilt rahatsızlıkları gibi hastalıların tedavisinde çok daha üstün fayda sağlamaktadır. Hormonların vücutta kullanılabilirliğini arttırdığından toksifikasyon hastalarında tedavi amacıyla kullanılabilmektedir.
10- GÜZELLİĞİN KORUNMASI ÜZERİNE ETKİSİ
Ganoderma lucidumun "uzun gençlik ilacı" adını almasının ana sebebi cildi koruması ve yaşlanmayı geciktirmesidir. Ganoderma sayesinde cildin su regül syonu mükemmelleştiğinden cilt, elastik nemli ve düzgün kalır.
Ganodermanın ciltte melanin oluşmasını inhibe ettiği de bulunmuştur. Günümüzde Ganodermadan yapılmış güzellik ürünleri endüstrinin yeni parlayan yıldızı durumundadır. Bunlarla birlikte ganıoderma içeren besinler alındığında sinerjik bir etki ortaya çıkmaktadır. Banyo sularına ganoderma eksraktı katarsanız deriniz genç görünmekle kalmayıp bakteriyel enfeksiyonlardan da korunmuş olur. Yukarıdaki tüm özelliklerine ek olarak ganoderma kemik iliğindeki kan sentezini desteklemesi sebebiyle çeşitli kan hastalıkları taşıyanlar ve yoğun radyasyon altında kalan insanlardaki düşük WC belirtilerinin ortadan kaldırılmasında çok etkilidir.
Vücudun bağışıklık sistemi artığından AİDS de dahil olmak üzere viral enfeksiyonlardan korunmasını sağlar. Uterustaki düz kasların aşırı kasılmasını engeller ve hamile kalınmasını kolaylaştırır. Ganoderma retinadaki pigment denatürasyonunu, beyinin az gelişmişliğini ve anormal zayıf kas gelişmesini başarılı şekilde engellediği ve iyileştirdiği anlaşılmıştır. Baş ağrıları, sinir ağrıları ve kanserle ilgili ağrıları azalttığı da bulunmuştur.
Uzmanlar Diyor ki;
Neden Kırmızı Reishi
- Reishi mantarının birçok çeşidi olmasına karşın, yapılan araştırmalar kanıtlamıştır ki polisakkarit içeriğinin yüksek olması sebebiyle bağışıklık sistemini güçlendirerek, ana vücut fonksiyonlarını ve hayati organları desteklemede en etkin olan kırmızı Reishi mantarıdır.
Kırmızı Reishi Mantarı Bağışıklık Sistemini Nasıl Güçlendirir
- Suda çözünen Polisakaritler C vitaminiyle birlikte alındığında bağışıklık sistemi güçlendiren, antikanser ve kan basıncını düşüren etkiyi sağlarlar.
- Mantara acımsı tat veren Ganoderik asitler (Bitkinin moleküler yapısı steroid hormonlarına benzer) antihistaminik özellik arzeder, oksijenin yararını arttırır ve karaciğer fonksiyonlarını normalleştirirler. Reishi'nin tansiyon düşürücü, kan pıhtılaşmasını azaltıcı, damar tıkanıklığını önleyici ve LDL kolesterol düşürücü etkisi de ganoderik asitlere bağlıdır.
- Kırmızı Reishi'nin bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi kanseri önlemede ve kanserle savaşta da görülmektedir. Güçlü anti-tümör etkileri araştırmalarla belirlenmiştir. İçerdiği glucan maddesi bağışıklık hücrelerinin tümör hücrelerini sarmasına yardımcı olur. Bazı çalışmalarda tümörlerde 50 oranında gerileme kaydedilmiş-tir. Düzenli tüketiminin anti-kanser maddelerin (interferon ve interleukin 1 ve 2) üretimini arttırdığı ve tümör büyümesini önlediği kanıtlanmıştır.Makrofaj T hücrelerinin, kanser hücreleri ile daha etkin olarak savaşmasını sağlamaktadır.
- Yapılan araştırmalar Radyoterapi ve Kemoterapi esnasında görülen saç dökülmesi, bulantı, kusma, ağız iltihabı, boğaz ağrısı, iştah kaybı gibi yan etkilerin 90-95 oranında azaldığı belirlenmiştir.
REİSHİ MANTARINI NEDEN KULLANMALISINIZ
Genelde kendinizi yorgun ve halsiz hissediyor musunuz
Kırmızı Reishinin düzenli kullanımı , kan dolaşımının düzenlenmesine ve hücrelere daha fazla oksijen taşınmasına yardımcı etkileri ile günlük yaşamdan kaynaklanan değişik streslere karşı gösterdiği adaptojen etkileri ile kendinizi daha zinde ve sağlıklı hissetmenize yardımcı olur.
Merdiven çıkarken ya da orta dereceli egzersizler yaparken bile nefes problemi yaşıyor musunuz
Reishi mantarını Solunum ve Dolaşım sisteminizde yaratabileceği olumlu etkileri için kullanmalısınız.
Cildiniz kuru, renksiz ya da solgun mu Ya da yaşınıza göre erken kırışmaya mı başladı
Kırmızı Reishi, kan dolaşımını ve dolayısıyla cilde gelen oksijen ve besin miktarını arttırarak ciltte iyileştirici (anti-aging) etkiler gösterir. Güneş yanıklarında, cilt lekelerinin renginin açılmasnda ve/veya tamamen kaybolmasında, yaralarının iyileştirilmesinde, ince kırışıklıkların giderilmesinde, akne ve diğer cilt problemlerinde etkilidir.
Alerjiler nedeni ile sıkıntı mı yaşıyorsunuz
Kırmızı Reishi mantarını genel koruyucu ve alerjilere karşı kanıtlanmış doğal antihistaminik etkileri nedeni ile kullanmalısınız.
Yaşantınız hareketli ve stresli mi
Strese karşı adaptojen etkisi olan Kırmızı Reishi Mantarını kullanarak içindeki Adenosin maddesinin kasları gevşetici, merkezi sinir sistemini rahatlatıcı etkilerinden yararlanabilirsiniz. Uyku düzeninizde sağlayacağı düzelme ile günlük problemlerle başetmenizde yararlı olacaktır. Strese bağlı ritim bozukluklarını düzenleyici etkisi vardır.
Yaşadığınız ortamda çevre kirliliği yüksek mi
Vücudumuzun doğal savunma mekanizmasını güçlendirerek dışarıdan gelecek tüm olumsuz etkilere karşı koruması sebebiyle Reishi Mantarını kullanmalısınız.
Soğuk havalara karşı duyarlı mısınız Sık sık nezle, grip ve/veya öksürük problemi yaşıyor musunuz
Reishi bağışıklık sisteminizi güçlendirerek sizi hastalıklardan korur.
Ailenizde diabet hastalığı olan var mı
Kandaki şeker seviyesinin düzenlenmesinde etkili olarak sizi diabet riskine karşı korumada yardımcı olur. Kırmızı Reishinin kan şekerini düşürücü etkisi vardır ve Tip 2 diabette glikoz seviyelerini, herhangi bir yan etki göstermeden, düzenlemeye yardımcı olur.
Ailenizde kalp problemi yaşamış olan var mı
Kanı sulandırıcı etkisi nedeni ile pıhtı oluşumunu engeller, alyuvarların kolay hareket etmesini sağlayarak kan akışını hızlandırır ve damar tıkanıklıklarını önler. Böylece kalp krizi riski azalır. Yüksek kan basıncının (yüksek tansiyonun) düşürülmesinde etkin olduğu araştırmalar ile kesin olarak kanıtlanmıştır.
Ailenizde kanser olan var mı Genetik, çalışma ortamı gibi nedenlerle yüksek kanser risk grubunda mısınız
Kırmızı Reishi mantarı Japonya Sağlık Bakanlığı tarafından kansere karşı tek doğal ilaç olarak kabul edilmiştir. Reishi Mantarını kansere karşı koruyucu etkileri ve/ veya kanser tedavisindeki tamamlayıcı etkileri için kullanmalısınız. Kemoterapi Radyoterapi gibi tedavilerin olumsuz yan etkilerini 90-95 oranında azalttığı kanıtlanmıştır.
Uzun süreli bir tedavi görüyor musunuz Ya da ciddi bir rahatsızlığın ardından iyileşme sürecinde misiniz
Kırmızı Reishi dışarıdan gelen tüm etkilere karşı vücudu adapte eder, vücudun doğal savunma mekanizmasını güçlendirerek organizmanın normal ve dengeli hale gelmesine yardımcı olur. Ciddi hastalıklarla savaşırken olumsuz komplıkasyonlara neden olabilen nezle, grip gibi rahatsızlıkların önüne geçerek tedaviyi destekleyici etkiler gösterir.
Yüksek tansiyon ve/veya kolesterol probleminiz mi var
Kırmızı Reishinin yüksek kan basıncını (yüksek tansiyonu) düşürülmesindeki etkinliği araştırmalar ile kesin olarak kanıtlanmıştır. Kırmızı Reishi, bünyesinde bulunan Adenosin maddesi sayesinde kandaki, kötü kolesterol tabir edilen LDL kolesterolü ve Trigliseridi düşürücü etkiye sahiptir.
Sigara ya da içki kullanıyor musunuz
Kırmızı Reishinin sigara içenlerde nefes borusunda ve bronşlarda oluşan epitel dokusu tahribatının giderilmesinde etkili olduğu araştırmalarla belirlenmiştir. Karaciğer (hepato) koruyucu özellikleri kanıtlanmıştır.
Uyku problemi yaşıyor musunuz Günde 8 saatten daha mı az uyuyorsunuz
Reishi mantarının sürekli kullanımı ile stres seviyesinde azalma, uyku düzeninde düzelme görülür. Eğer bir sağlık probleminiz yoksa bile sağlıklı ve genç kalmak hastalıklara yakalanmamak, daha az bedensel ve ruhsal problem ile sağlıklı bir yaşlılık dönemi için koruyucu olarak reishi mantarını kullanabilirsiniz.
Ganoderma lucidum'un Japonya ve Çin'de 2000 yıllık folklorik bir geçmişi vardır. Yüzyıllar boyunca doğal bir sağlık ilacı olarak özellikle hepatopati, kronik hepatit, nefrit, hipertansiyon, eklem romatizması, kireçlenme, nevrasteni, uykusuzluk, bronşit, astım, ülser ve kanser hastalıklarında etkili bir şekilde kullanılmıştır (Thaithatgoon 1995, Ooi 2000).
Simyayı ilk uygulayan Taocu rahipler 1.yy'da ölümsüzlük ve sonsuz gençlik için büyülerinin, iksirlerinin yapımında Ganoderma lucidum'u kullanmışlardır.Kimyanın ortaya çıkışı simyayla başladığına göre Şaman'larla beraber doğanın gücünü kullanarak hastalarını iyi etmeye çalışan bu kişiler günümüzde ilk doktorlar olarak kabul edilmektedir.
Çin seddini yaptıran Shih-Huang (M.Ö. 259-210) bu mantarı kullanan ilk imparatordur.
Tanrıların, imparatorların yiyeceği olarak kutsal kabul edilen Ganoderma lucidum ' un tıbbi etkilerinden dolayı o dönemlerde başkalarının tüketmeleri kesinlikle yasaklanmıştır. Hatta halktan birisinin Reishi'yi bulup imparatora götürdüğünde ödüllendirilirken, bulduğu halde saraya teslim etmemesi ağır şekilde cezalandırılma nedeniydi (Hobbs 1995, Halpern 2007).
Reishi'nin oldukça renkli bir geçmişi vardır. Efsaneye göre; ölümsüzlük mantarı ile ilgili şöhreti 23 yüzyıl önce Chin Hanedanlığı döneminde imparator Ti'nin kulağına gitmiş, bu imparatorun doğuya 300 güzel kadın ve 300 güçlü erkekten oluşan bir gemi filosunu Reishi toplamak üzere mantarın bol yetiştiği bir adaya gönderdiği söylenmektedir. Ancak gemi batar ve kazazedeler adaya çıkarak geri dönemezler ve yeni bir ulus oluştururlar . Bu ülke Japonya'dır!
Bununla beraber, Reishi'yi ünlü Çin'li Budist Jian Zhen He Shang'ın M.S. 753 yılında Japonya'ya götürdüğü söylentiler arasındadır (Anonim 2005, Halpern 2007).
Uzak Doğu ülkelerinde koruyucu bir tılsım olarak bir evi veya kişiyi kötülüklerden koruduğuna inanılan Reishi Yuan Hanedanlığında (1280-1368) Çin'in süsleme sanatında yer almış, birçok mobilya, halı, mücevher, parfüm şişesi, bina dekorasyonlarında kullanılmıştır (Wasser ve Weis1999, Wasser 2005).
Çin'de 2 tane meşhur doğa tarihi ve tıp kitaplarında; Shen Nang Ben Cao Jin (M.S. 25-220) ile Ming Hanedanlığı döneminde Ben Cao Gang Mu (M.S. 1368-1644) Reishi'den uzun yaşamanın sırrı olarak kalbe faydasından bahsedilmiş ve 6 tipi belirtilmiştir (Hobbs 1995, Chiu ve ark. 2000 ).
Reishi Mantarı olarak bilinen Ganoderma lucidum ileri ülkelerde solunum yolları problemlerinin çözücüsü olarak tanınmaktadır. Çünkü kronik bronşit olan 2000 Çinli hasta üzerinde yapılan ve "Herbs for health Jan-Feb 97" dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, iki hafta süreyle Ganaoderma lucidum (Reishi) çayı içen bu hastaların 60-90' nın kendilerini daha iyi hissettikleri ve iştahlarının artığı bulunmuştur.
2000 yılı aşkın süreden beri, Çin ve Japon halklarının sağlıklı yaşam ve uzun ömür için kullandığı Reishi Mantarı, özellikle karaciğer bozuklukları, kanser, artrit ve hipertansiyon gibi rahatsızlıklar için tercih edilmiştir. Günümüzde insanlarla yapılan araştırmalarda da Ganoderma lucidum (Reishi) un antiallerjik, antiemflamatuar, antiviral, anti bakteriyel ve özellikle antioksidant (yaşlanmayı geciktirici ) özellik taşıyan bileşikler içerdiği bulunmuştur. İn vitro testlerle, kanser tümörlerine karşı Ganoderma lucidum (Reishi) bileşenlerinin etkili olduğu gösterilmekle kalmayıp, Ganoderma lucidum (Reishi) dan izole edilen ve Ling zhi -8 adı verilen bir proteinin, transplant reddini engellediği de gösterilmiştir.
Ganoderma lucidum (Reishi) metabolik ve psişik yorgunlukları, (kendini hasta hissetme veya mutsuzluk gibi ) yaşam sevincine ve sağlıklı bir psikolojiye dönüştürmede, büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Herkes (Hemofili şik yetleri olanlar hariç) günlük 1-2 gr lık dozlar halinde Reishi kullanarak çay hazırlayabilir. Bağışıklığını güçlendirme, fiziksel canlılığını koruma, geliştirme ve her türlü asabi yorgunluktan korunabilme yönünde, kendine yüksek düzeyde yardımcı olabilir.
YARARLARI NELERDİR
İçerisinde karmaşık karbonhidratlar ( suda eriyen polisakkaritler), triterbenes(ganoderik asit), amino grup asitler ve proteinler bulunur.
Araştırmacılar en etkili maddesinin polisakkaritler ve ganoderik asit olduğunu ortaya koymuşlardır.
Bunlardan polisakkaritler; antitümör, bağışıklık sistem düzenleyicisi ve tansiyon düşürücü etkisinden sorumlu.Diğer aktif içeriği olan triteterbenes ( ganoderik asit) ise histamine bağlı alerjilere, nefes darlığı ve karaciğer fonksiyonlarını düzeltmekten sorumlu olduğunu ortaya koymuşlardır.Tadının acı olması ganoderik asidin ürün içinde ne kadar fazla olduğunu ifade eder.Günlük olarak Reishi alımı bağışıklık sistemini güçlendirip kan dolaşımını düzenleyerek sağlıklı bir vücuda sahip olmayı sağlar
Yüzyıllardır Ganoderma Lucidum, Çinliler tarafından şifalı bitkilerin kralı olarak kabul edildi. Ganoderma vücudun kendini iyileştirme yeteneğini güçlendirebilir, sağlıklı bir vücudu koruyabilir ve uzun bir yaşamı destekleyebilir. Ganoderma bin yıldan uzun bir süredir gizemli bir örtü ile örtülmüştü. Mantarın, eğer düzenli kullanılırsa, insanı genç tutan etkili ve insana uzun bir yaşam verdiği biliniyordu fakat hiç kimse bilimsel olarak gerçek fonksiyonunu araştırmamıştı. Son yıllarda Çinli ve yabancı bilginler tarafından yapılan araştırmalarda; hastaneler, kolejler ve ecza sanayi imalatçıları tarafından yapılana yardımcı analizlerde ve klinik deneylerde mantarın yaygın etkisi sonunda keşfedildi. Mantar; hemocatharisis, detoxifies, idrar söktürücü, karaciğer koruyucu, bağırsak düzenleyici, kalp toniği, kan basıncı ayarlayıcı, soğuk algınlığı toniği, anti-tussis ve balgam söktürücü, sakinleştirici ve antitümör bir bitkidir.
Refleksoloji Teknikleri
Masaj tekniklerini öncelikle kendi el ve ayaklarınızda uygulamanız tavsiye edilir.
Refleks bölgeleri masajı uygulaması için toplam beş basma tekniği vardır: Başparmak hareketi, parmak hareketi, ovma hareketi, sıvazlama hareketi ve sıkma hareketi.
Bu hareketler hem ellere hem de ayaklara aynı şekilde tatbik edilir. Önemli olan bu tekniğin kime nasıl uygulanacağıdır. Kişinin fizikî yapısı, yaşı ve o andaki sağlık durumu göz önünde bulundurulur. Meselâ iri yapılı bir insana daha kuvvetli, zayıf, yaşlı ve çocuklara ise, normal şekilde basarak masaj yapılır. Tedavi, başparmak veya başka bir parmağın kenarıyla basınç uygulanarak saat yönünde döndürülmesinden oluşur. Bu basınç genellikle oldukça derindir, ama acı verici olmak zorunda değildir. İyi bir refleksolog kısa, acısız seansların tekrarlanmasını, bütün hastalığın bir tek acı verici seans tedavisine tercih eder. Her seans 10 dakikadan 30 dakikaya kadar sürer ve birkaç seansa ihtiyaç olabilir. Hatta sık sık şikâyetler bir tek seanstan sonra ortadan kalkar.
Modern tıp tarafından iyi bilinir ki, iç organlar vücut yüzeyinde deri bölgeleriyle temsil edilirler ve bu deri bölgeleri, bu organlar ile aynı sinirleri paylaşırlar. Meselâ diyaframa tesir eden bir durum omuz başında acıya sebep olur, çünkü her ikisi de aynı siniri paylaşırlar. Bir organı temsil eden deri bölgesini uyararak, bu organ üzerinde fizyolojik bir tesir hasıl edilebilir ve hayvanlar üzerinde yapılan birçok deney bunun böyle olduğunu ispatlamıştır.
Vücud organlarımız büyük çoğunlukla simetrik olduğundan her iki ayakta ve elde aynı bölgeler mevcuttur. Ancak kalbin solda oluşu, midenin eşit olmayan bir şekilde sol ve sağ taraflara kayması, körbağırsağın ve karaciğerin sağda oluşuna göre bunlara tekabül eden masaj bölgeleri de sağ ve sol ayaklarda farklı yerlerdedir.
Şimdi muhatabınızın vücudunda ağrıyan ve hasta olduğunu söylediği organın ayaktaki ve eldeki karşılığını bulup buraya saat istikametinde masaj yapmaya başlayın. Ağrıyan taraf vücudun sol kısmındaysa sol ayağa ve ele, sağ taraftaysa o tarafın el ve ayağına masaj yapacaksınız. Denemenin bir zararı yok, şifa Allah'tan. Ancak yine de ciddi hastalıklara karşı dikkatli olmak ve doktora görülmeyi ihmal etmemek gerekir. Bu metodlar kesin olarak ispatlanıncaya kadar her şeyimizle tamamen bağlanmak ve hastanelerde devam eden tedavimizi kesmemiz doğru değildir. Zaten bir kısım hekimler bu tekniklere "Alternatif Tıp" yerine "Komplementer Tıp" yani "Tamamlayıcı Tıp" adını vermektedirler. Dolayısıyla normal tıbbî tedavi yapılırken, ilâve olarak yapılması tavsiye edilmektedir. Bununla beraber yan tesiri ve bir riski olmadığı için boş zamanlarımızda denemenin bir mahzuru yoktur. Madem ki, bu hususta bazı ip uçları vardır ve Allah hiçbir şeyi abes ve boş yaratmamıştır, niçin denemeyelim? Bir zamanlar akupunktur da aynı durumdaydı, fakat bugün artık modern tıp tarafından da kabul edilir olmuştur. İleride bu bioenerji kanalları ve kanalların nasıl bloke olduğu da daha açık deneylerle ispatlanabilir.
Bazı insanların bioenerjilerini yoğunlaştırarak ve kendini bütün benliği ile vererek sevdiği insana karşı yaptığı masajın çok daha tesirli olduğu tesbit edilmiştir. Masaj yapılan kişinin buna inanması ise tesiri daha da artırmaktadır.
Dikkat! Eğer el ve ayağın yüzey kısmında damarlar çok belirgin kabarık duruyorlarsa, o vakit çok yavaş ve yumuşak basılarak, masaj yapılmalıdır. Yoksa aksi taktirde hematom vakasına (damar zedelenmesi sebebiyle oluşan iç kanama neticesindeki morarma) yol açılmış olur.
Refleksoloji, bugün destekleyici ya da tamamlayıcı tedavi dediğimiz tedaviler arasında yer almaktadır.
Refleksoloji sinir noktalarını belirli tekniklerle uyarmanın ortaya elektrokimyasal mesajları çıkardığını bununda nöronların yardımı ile ilgili organı uyardığını savunur.
Bunun yanısıra psikolojide özellikle panik atak ve depresyon hastalığının tedavisinde destekleyici olarak uygulanmakta olup, başta Rusya ve Amerika'daki engelliler üzerinde özellikle otistik ve spastik engelli çocuklar ile felçli hastalar olmak üzere birçok engel grubunda ciddi gelişmelerin ortaya çıkması sebep olmuştur.
Ayak ve el refleksolojisi belli noktaların manuel uyarılarak vücuttaki sinirlerin ve kan dolaşımının uyarılmasıdır. En yaygın uygulanan ise ayak refleksolojisidir. Stres belkide günümüz insanlarının karşılaştığı en temel sorundur. Bu sorunun sinir sistemimiz üzerindeki etkisi son yıllarda yapılan araştırmalarla kanıtlanmış olup günlük hayatta yaşadığımız birçok sorun buna dayalıdır. Stres kan dolaşımını yavaşlatır refleksoloji ise kan dolaşımını hızlandırarak vücudun besin almasını ve toksin atımını hızlandırır. Refleksoloji yaptıranların bağışıklık sistemlerinin daha iyi çalıştığı özellikle kışın yaşanılan soğuk algınlığı ve grip tarzı hastalıklara daha dirençli oldukları araştırmalarla ve yaptığımız çalışmalarla sabittir. Düzenli refleksoloji yaptıran hastalarımızın bu tip deneyimlerini bize aktarmaları bizim için sürpriz değildir. Aslında bu arada bir başka yorumuda refleksolojiyi tanımlarken anlatmakta fayda var. Enerjinin bloke olduğunu temelde de hastalıkların bu sebeple çıktığını söyleyen yorumlarda tıpkı tıkalı bir kanalın açılıp normal seyrine kavuşan bir kanal gibi anlatan bir yorum.
REFLEKSOLOJI NASIL UYGULANIR?
Bu yönteme göre ellerimiz ve ayak tabanlarımızda vücudumuzun son bulduğu sinir noktaları mevcuttur. Bir başka deyişle her organın el ve ayak tabanında yansıdığı bir nokta vardır. Örneğin; ayaktaki karaciğer noktasına yapılan refleksoloji uygulaması karaciğeri uyarır.
Çoğu zaman özel tasarlanmış koltukta gerçekleşen seanslar 10 dakikadan 45 dakikaya varan sürede gerçekleşir. Tabiki küçük bebekler yada engelliler için çoğu zaman farklı bir uygulama vardır genelde bu tip vakalarda yumuşak bir minder yada hastaların anne tarafından kucağa alınmasını tavsiye ederiz. Bu arada çoğu zaman karşılaştığımız bir soruyu da burada cevaplandırmış olalım refleksoloji etkisi yaşa, hastalığın seviyesine hastanın psikolojisi hatta hasta yakınlarının psikolojisine bağlı olarak değişir.
Bazen sadece denemek için bize gelen kişilerin içindeki kuvvetli şüphenin terapinin verimini düşürdüğünü söylememiz gerekir.yada tam tersi olduğunda refleksoloji tekniğini mantıklı ve bilimsel bulan pozitif bakış açısına sahip kişilerin iyileşme süreçlerinin daha hızlı olduğunu söyleyebiliriz.
Uygulama Alanları Nelerdir ?
- Stres ve anksiyete (kaygı - bunaltı)
- Panik atak
- Sınav stresi
- Depresyon
- Bel - boyun fıtığı - mide reflüsü
- Eklem ağrıları
- Dikkat eksikliği
- Otizm Spastik Özürlü (CP SEREBRAL PALSY)
- Motor gerilik (yürüme bozukluğu)
- Kas rahatsızlıkları ve kireçlenme
- Migren
- Hormon sorunları
- Astım
- Alt ıslatma
- Uykusuzluk - hazımsızlık
- Konuşma bozukluğu
Engellilerde Refleksoloji
Milattan önce 3000 yıllarına kadar uzanan refleksoloji geçmişten günümüze ulaşırken bilgi ve tecrübeleride günümüze kadar taşıma işlevi görmüştür. Genel sağlık sorunlarıyla ilgili birçok çözüme imza atarken bu çözüm imkanlarının engelli çocuklarda da geçerli olup olmadığını merak eden ilk çalışmalar Rusya ve snrasında İngiltere' de yapılan çalışmalarla başlatılmış olup öncelikle otistik ve spastik çocuklar üzerinde uygulanan bu çalışmalar olumlu sonuçlar vermesiyle birlikte diğer engel gruplarında da değişik düzeylerde gelişmeler kaydedilmesine vesile olmuştur.
SEREBRAL PALSY REFLEKSOLOJİ İLİŞKİSİ
Serebral Palsy (SP) gelişimini sürdüren beyinde oluşan bir hasara bağlı kalıcı hareket ve postür bozukluğudur. Beyindeki lezyon kas tonusu ve koordinasyonunda sorunlar yaratır, zamanla kas iskelet sisteminde ikincil bozukluklar da gelişir. SP tablosu doğum öncesinde, doğum sırasında veya doğum sonrası erken dönemde oluşan beyin lezyonlarında görülür. Beynin erken gelişim döneminde ve ilerleyici olmayan beyin lezyonlarının tümü SP olarak tanımlanabilir. Nöromotor kontrol bozukluğu dışında SP' de ayrıca görme, konuşma, yutma ve bilişsel işlev bozuklukları da olabilir.
Risk Faktörleri Öyküsünde aşağıdaki sorunlar bulunan bebeklerde SP riski yüksektir.
Doğum öncesi ,
Enfeksiyonlar ,
Kanamalar ,
Plasental yetmezlik ,
İlaç kullanımı ,
Travma ,
Radyasyon ,
Doğum Prematürite (36. haftadan erken doğum) ,
Düşük doğum ağırlığı (2500 gr'dan az) ,
Zor / Müdahaleli doğum öyküsü ,
Prezentasyon anomalileri ,
Çoğul gebelik ,
Doğum sonrası ( 0 - 6 yaş ) ,
Neonatal hiperbilüribinemi ,
Neonatal enfeksiyonlar sepsis, menenjit ,
Konvülsiyonlar ,
Kafa travması ,
Merkezi sinir sistemi enfeksiyonları ,
SP (serebral palsy ), beyin hasarı oluştuktan sonra vücutta tutulan bölgelere göre sınıflandırılabilir :
1) Hemiplejik Tip : Vücudun bir yarısında tutulum vardır.
2) Diplejik Tip : Bacaklarda baskın olmak üzere dört ekstremitede de tutulum vardır. Bu gruptaki hastaların çoğu 7 yaşa kadar yürür.
3) Kuadriplejik Tip : Dört ekstremite birden şiddetli tutulmuştur. Bu hastaların sadece % 10'u yürür. 7 yaşa kadar yürüyemeyenlerden, hayatları boyunca ambulasyon beklenmez.
Beyinin tutulan bölgesine göre hastalık çeşitli tablolar ile çıkabilir. Buna göre fizyolojik sınıflama yapılırsa:
1) Spastik tip: En sık rastlanılan tiptir. Piramidal sistem tutulumu mevcuttur. Hipertonisite vardır ve daha çok fleksor kas grupları etkilenir.
2) Atetoid tip: Basal ganglionlar tutulmuştur. İstemsiz hareketler, konuşma güçlüğü ve anlamsız yüz gibi belirtiler vardır.
3) Ataksik : serebellum ve beyin kökü tutulumu vardır. Tremor, nistagmus ve denge problemleri izlenir.
4) Yaygın bozukluk : Rijidite, zeka geriliği, yürüme ve konuşma bozukluğu, ağızdan tükrük akması, idrar - gaita inkontinansı gibi belirtiler ile seyreder. Prognozu en kötü tiptir.
Klinik muayenede ; motor, postür ve denge problemlerine ek olarak duyu bozukluğu, konuşma bozukluğu, algılama bozukluğu, zeka geriliği, epilepsi, iskelette gelişme bozukluğu, kalça çıkığı ve hipersalivasyon olabilir. Daha çok spastik ve hemiplejik tip hakimdir. Ekstremiteler tutulduğunda karakteristik bir postür alırlar.
SEREBRAL PALSİDE TEDAVİ AMAÇLARI
•Sosyalite
•Okul katılımı
•Ağrıların azaltılması
•Mobilite ve fonksiyon'un arttırılması
•Eklem çıkıklarının önlenmesi
•Oturma ve yeterli yürümenin sağlanması
SEREBRAL PALSİDE TEDAVİ YÖNTEMLERİ
1)Medikal tedavi:Beslenmeyi düzenlemek Nöbetleri durdurmak
Genel sağlık önlemleri (aşılama). Spastisite ve hareket bozukluğunu azaltmak. Oral medikasyonlar. İntratekal medikasyonlar
Kemonöroliz (fenol,botulinum toksini)
2)REFLEKSOLOJİ
3)Psikolojik tedavi
4)Özel eğitim
5)Fizyoterapi
6)İş-uğraşı terapisi
7)Ortezler
8)Ortopedik tedavi. Düzeltici alçılama. Cerrahi Tedavi
9)Nöroşirurjik girişimler. Talamotomi. Derin beyin stimulasyonu.Selektif dorsal rizotomi
10)Elektrostimulasyon. Fonksiyonel elektrik stimulasyon yöntemleri Repetatif manyetik stimulasyon
REFLEKSOLOJİ İLE TEDAVİ;
SP'nin tedavisi var mıdır?
Merkez sinir sistemine çeşitli yöntemlerle gönderilen duysal uyarıların refleks olarak motor yanıt oluşturduğu bilinmektedir. SP'de yoğun olarak kullanılan refleksoloji tedavisi uzmanların çoklu araştırma prensibine dayanan ve ilgili sinir uçlarına manüel bası ile uygulanan terapilerdir.
Beynin sağlam bölgeleri hasarlı bölgelere ait fonksiyonları üstlenmesine , yeni sinapslar oluşmasına yardımcı olunur ve 5-6 yaşına kadar beyindeki nöronlar yeniden organize olurlar, buna bağlı olarak bazı fonksiyonlar kısmen kazanılmaktadır. Bu sürece nöronal plastisite denmektedir. Refleksoloji ile nöronal plastisiteyi hızlandırmak ve duysal entegrasyonu artırmak ve bazı yöntemlerin erken aylardan itibaren uygulanması ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Refleksoloji ile bu yöntem tüm dünyaca kesinlik kazanmış ve uygulama yelpazesi günden güne artış göstermiştir.
Refleksoloji tekniklerin genel amacı kas tonusunu normalleştirmek, gövdede ileri denge reaksiyonlarını geliştirmek ve normal hareket paternlerini fasilite etmektir. Bazı uyarı noktalarından verilen basınç kas iğciğinden kalkan germe refleksini inhibe ederek spastik kas tonusunu azaltır.
Refleksoloji de amaç: Anormal postür ve paternlerin düzeltilmesi, oluşabilecek deformitelerin önlenmesi, mevcut becerilerin geliştirilmesi, yeni becerilerin öğretilmesi, üst ekstremitelerin fonksiyonel kullanımı sağlamak, yürüme eğitimi vermek, konuşama merkezine yapılan çalışma ile anlaşabilir konuşmayı sağlamaktır. Refleksoloji merkezlerimizde hastanın çocuk olduğu, ruhsal ve fiziksel gelişimi için çevresi ve diğer çocuklarla iletişiminin önemi unutulmamalı, topluma kazandırılmış mutlu bir birey olması hedeflenmelidir.
OTİZM REFLEKSOLOJİ İLİŞKİSİ
Otizm yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkan bir sendromdur. Nedeni bilinmemektedir. Kişi gördükleri, duyduklarını, duyumsadıklarını doğru bir şekilde algılayamaz; bu nedenle sosyal ilişkileri ve davranışlarında ciddi sorunlar vardır. Erkeklerde daha yaygın olarak görülür. Otizm ya kendi başına ya da zeka geriliği, öğrenme güçlüğü, epilepsi gibi diğer gelişimsel bozukluklarla birlikte ortaya çıkabilir. Otizm kelimesinin manası "kendine dönük"tür.
BELİRTİLERİ
Çevresine karşı ilgisizdir. Olaylara ve insanlara tepkisizdir. Genelde tek başınadır. İletişim güçlüğü çeker. Konuşma zorluğu vardır. İnsanlarla temas etmekten rahatsız olur. Tekrarlayıcı davranışlar yapar. Anlamsız kelimeleri tekrarlar. Ellerini kollarını çırpar, olduğu yerde sallanır, kendi etrafında döner.
Yaygın gelişim bozukluğu adı altında toplanan hiçbir süreç birbirinin aynı olarak seyretmez. Her biri kendi iç yapısı içinde farklı özellikler gösterirler. Ancak süreçte kendine özgü ortak özellikler bulunur.
Gelişimleri ne düzeyde veya nasıl bir yapıda olursa olsun onların hayatı ve dünyayı algılayış biçimleri bizim algılama şeklimizden oldukça farklı bir yapı göstermektedir.
TANI ÖLÇÜTLERİ
DSM IV' (Ruhsal Bozukluklarin Tanisal ve Sayimsal El Kitabinin (The Diagnostic and Statistical Manual for Mental Disorders) dördüncü baskisi Amerikan Psikiyatri Dernegi tarafindan çikartilmistir ve psikiyatrik bozukluklarin siniflandirilmasinda kullanilir. DSM IV yalnizca belirtileri tanimlar ve ruh sagligi profesyonelleri tarafindan taninin güvenilirligini ve standartligini artirmak üzere kullanilir.) e göre otizm tanı ölçütleri şunlardır.
1- Aşağıdakilerden en az bir tanesinin varlığı ile kendini gösteren toplumsal ( sosyal) etkileşimde niteliksel bozulma.
a)Toplumsal etkileşimi sağlamak için yapılan el, kol hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi bir çok sözel olmayan davranışta belirgin bir bozulma,
b)Yaşıtlarıyla gelişim düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe, onlardan uzak durma,
c)İlgilerini ya da başarılarını kendiliğinden paylaşmama,
d)Toplumsal veya duygusal karşılık vermeme,
2- Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren iletişimde niteliksel bozulma,
a)Konuşulan dilin gelişiminde bozulma olması ya da hiç gelişmemiş olmaması
b)Konuşması yeterli olan kişilerde, başkaları ile söyleyişi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması,
c)Basmakalıp, yineleyici ( ekolali), ifadeler ya da özel bir dil kullanması,
d)Gelişim düzeyine uygun çeşitli imgesel ya da toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynamama,
3- Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı ilgi örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma.
a)İlgilenme düzeyi üzerinde odaklanma açısından olağan dışı, basmakalıp ve yineleyici davranışlar çerçevesi içinde kalma,
b)Özgül, işlevsel olmayan, alışıla geldiği üzere yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya bağlanma,
c)Yineleyici motor manyerizmler ( parmak şıklatma, el çırpma, karmaşık vücut hareketleri)
d)Eşyaların parçalarıyla sürekli uğraşma.
TEDAVİDE REFLEKSOLOJİNİN YERİ
Kısa bir süre önceye kadar bazı uzmanlar otizmin tedavi edilemeyeceğini ısrarla söylüyor ömür boyu sürecek bir durum olduğu içinde ailelere çocuklarını gerekli kurumlara yerleştirmeleri tavsiyelerinde bulunuyorlardı. Halen birçok uzmana göre otizm tedavi edilemez. Öyle bir şey yoktur bir sefer otist demek ömür boyu otist demektir. Yeni yapılan araştırmanın aksine bu görüşlerin kesinlik kazanmadığı ortaya çıkmıştır.
Autism Research Institute ( Otizm Araştırma Enstitüsü ) otizmin tedavi edilebilir olduğunu ve çocukların iyileşebileceğini savunarak bir çok çevrenin saplantılı yaklaşımlarına rağmen, Otizm Araştırma Enstitüsü doktorları ve sağlık uzmanları çalışmalarıyla değişik yöntemler uygulanarak çocukların durumlarında ciddi oranda iyileşmelerin olduğunu ve hatta düzenli bir tedaviyle otizmin tamamen yenilebileceğini yapmış oldukları çalışmalarla kanıtladılar.
Otizm daha çok beyin ve bağırsak yollarına dokunan tıbbi bir durum olduğundan dolayı vücudu zararlı maddelerden arındırma metodları ve hücreleri yenilemeye yönelik çalışma olumlu gelişmeler göstermektedir. Refleksoloji ile hiçte yabana atılmayacak oranda olumlu gelişmeler görülmüştür.
Örnek verecek olursak Kanada'nın Quebec eyaletinde uygulanan bu yöntem ABD deki gibi olumlu sonuçlar vermektedir. Dünyanın ve daha bir çok ülkelerde her biri 20 dakika süren 10 seanslık küçük bir tedavide dahi anne ve babalar çocuklarında olumlu gelişmeler görmüşlerdir. Tam tedavi uygulamalarında azami oranda faydalanabilmek için bir çocuğun ortalama 70 ila 250 seans arası tedavi görmesi gerekmektedir.
Otistik çocuklarda ailelerin en çok şikayet ettikleri hiperaktiflik, agresiflik, mutsuzluk, kendine zarar verme gibi sıkıntıların kısa sürede olumlu sonuç vermesi yüz güldürücüdür. Refleksoloji seanslarında çoğu otist vakaların ilaç kullanmadan ayak altındaki ilgili sinir uçları dikkatle çalışma sonucunda olumlu sonuçlar alınmıştır. Tedavide hastanın ihtiyacına göre seratonin hormonu salgılatılır, konuşma merkezi düzenlenir, korpuz kollozumdaki bağ kuvvetlendirilir ve gaba düzenlenir.
Tedavi türlerinin değişik olması ve uzmanlık gerektirmesi sebebiyle her çocuğun otistlik dereceside göz önünde tutularak uygulanmaktadır. Refleksolojinin daha ileriki yıllarda bir çok hastalıkların tedavisinde olduğu gibi yaygınlık kazanacağı gerçeği ortaya çıkmıştır.
Ataksi hastalarına son derece iyi geldiği görülmüştür.
Ataksi
Kas kuvvet kaybı olmaksızın meydana gelen denge bozukluğu ve kassal inkoordinasyondur.Normal hareketi oluşturan komponentlerden bir veya birkaçının etkilenmesi sonucu oluşur.
Ataksi Çeşitleri
Duyusal ataksi
Vestibüler ataksi
Serebellar ataksi
Mixtip ataksi
Duyusal ataksi
En önemli özellikleri:
Extiremitelerde vibrasyon, pozisyon duyusu kaybı
Derin tendon refleks kaybı
Gövde ataksisi
(Sadece alt ekstiremiteleri)etkileyen ektiremite atksisi
Romberg (+)
Vestibüler ataksi
En önemli özellikleri:
Graviteye bağımlı hareketlerde gövde atksisi görülür.
Ataksiye vertigo ve nitagmus eşlik eder.
Kesinlikle ekstiremite ataksisi yoktur.
Vestibülo oküler ve vestibulospinal refleksler zayıftır.
Serebeller ataksi
En önemli özellikleri:
Gövde ekstiremite ataksisinin var olamsı
Romberg (-)
DTR'ler var olup pendüler karakterdedir.
Diğer semptomlar
Serebellar ataksiye eşlik eden diğer semptomlar:
Hipotoni
Dismetri
Tremor
Disdiadakokinezi
Dissinerji
Dizartri
Nistagmus
Postür ve yürüyüş anomalileri
Yorgunluk ve zayıflık
TEDAVİ:
Rehabilitasyonun amaç ve hedefleri:
Denge ve postüral reaksiyonları geliştirmek
Postüral stabilizasyonu geliştirmek
Ekstiremite hareketlerinde düzgünlüğü sağlamak
Fonksiyonel yürümeyi geliştirmek
Üst ekstiremiteyi fonksiyonelliği artırmak
EĞİTİMİN TEMEL PRENSİPLERİ
Egzersizlere şuurludan başlanıp otomatik hareketlere geçilmelidir.
Hareketler basitten komplekse doğru ilerletilmelidir.
Önce proksimal tonus ve stabilizasyon kazanılıp daha sonra distal segmentlerin stabilizasyonu sağlanmalıdır.
Tedavi uygun ev programı ve sportif aktivitelerle desteklenmelidir.
Bol tekrar ve pratik yapılmalıdır.
AKTİVİTELER
1-DENGE AKTİVİTELERİ
A)Mat üzerinde (PNF-aproksimasyon-ritmik stabilizasyon)
Friedreich's ataxia, sinir sisteminde ilerleyici dejenerasyon ile seyreden, yürüme bozukluğu, konuşma problemleri, kalp rahatsızlığı gibi belirtiler veren kalıtımsal bir hastalıktır. İlk kez Alman doktor Nicholaus Friedreich tarafından 1860'ta tanımlamıştır. Ataksi, genelde denge bozukluğu, hareketlerde beceriksizlik, koordinasyon bozukluğunu anlatmak için kullanılan bir terimdir. Birçok nörolojik hastalıkta görülebilir. Friedreich Atakside görülen ataksi, omurilikte kol ve bacakların hareketlerini kontrol eden sinirlerde dejenerasyon sonucu ortaya çıkar. Sinir hücreleri myelin kılıflarını kaybeder ve omurilik giderek incelir.
Friedreich's ataxia, 1/50.000 Kişide görülür ve K/E oranı eşittir. En sık görülen kalıtımsal ataksi çeşididir.
Otosomal resesif (çekinik) bir kalıtsal hastalık olan Friedreich's ataxia doğuştan olup, 9. Kromosomda yer alan, frataxin adlı bir proteini üreten ve önceleri X25 olarak bilinen FXN geninde meydana gelen bir mutasyon sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu protein, hücre enerji üretim merkezleri olan mitokondrilerin doğru çalışabilmeleri için hayati önem taşımaktadırlar. Yapılan çalışmalar, frataxin proteininin, demir iyonlarının mitokondri sitoplazmasından dışarı atılması ile ilişkili olduğunu ve yokluğunda serbest demir radikallerinin mitokondriye zarar verdiklerini, sinir ve kas hücrelerinin ise bu zararlı mitokondrisel bozukluğa karşı kısmen daha hassas oldukları gözlenmiştir.
Friedreich's ataxia'nın klasik formu 9q13-q21 (9. kromozom üzerinde 13 ve 21. lokuslarda) haritalandırılmıştır. Çoğu durumda mutasyona uğramış bozuk genler, ilk intron içerisinde normalden fazla sayıda GAA (Guanin-Adenin-Adenin) bazlarından oluşan üçlü tekrar dizilerini içerirler, bununla birlikte çok nadir olarak bazı hastalarda nokta mutasyonları gözlenmiştir. Genetik bozukluk proteinin üretimi öncesi mRNA dizisinden çıkartılan intron içerisinde yer aldığından, bu mutasyon bozuk frataxin proteinlerinin üretimine neden olmamakta, ancak genin verimini azaltarak üretilen frataxin miktarını düşürmektedir. Bunun sonucunda omurilikve beyincik sinir dokusunda bozulma oluşur.
Friedreich's ataxia ve muscular dystrophy sıklıkla birbiri ile karıştırılır. Her ikisinde de sonuçta hareket sistemi etkilenir ancak Friedreich's ataxia, sinir dokusunda dejenerasyon sonucu ortaya çıkar, muscular dystrophy ise kas dokusunda dejenerasyon sonucu ortaya çıkar. Her iki hastalık da Amerika'da Muscular Dystrophy Association tarafından araştırılmaktadır.
Hastalığın iki çeşidi vardır:
1- Klasik form
2- Genetik E vitamin eksikliği ile birlikte olan form
Bu iki formu, klinik olarak birbirinden ayırmak mümkün değildir.
Belirtileri:
Kol ve bacaklarda kas güçsüzlüğü
Koordinasyon bozukluğu
Görme bozukluğu
İşitme bozukluğu
Konuşma bozukluğu
Skolyoz -omurga eğriliği
Karbonhidrat intoleransı-
Kalp belirtileri (çarpıntı, kalp büyümesi)
Genellikle 25 yaşından önce ilerleyici sendeleme yürüme, sık düşme gibi belirtiler başlar. Daha çok alt uzuvlarda güçsüzlük vardır.
Bu belirtiler yavaş yavaş ilerleyici özellik gösterir. Birçok hastanın belirtileri erken erişkinlik yaşlarda plato dönemine ulaşır. Hastaların bir kısmında omurilik ve kalp cerrahisi gerekebilir.
Bulgular:
Gözlerde titreme
Konuşma yavaşlığı
Hareket ölçüsüzlük
Derin tendon reflex kaybı
Alt uzuvlarda daha çok güçsüzlük
Titreşim hissi algılama bozukluğu
Uzuv pozisyon algılama bozukluğu