XIII.Louis

XIII.Louis

Üye
23.04.2009
Acemi Er
2
Hakkında

  • Sevgi sözcüğü birbirinden kesinlikle farklı iki anlama gelebilir; sadece farklı değil, taban tabana zıt. Bir anlamı, ilişki olarak sevgidir; diğer anlamı, bir oluş hâli olarak sevgidir. Sevgi bir ilişki hâline geldiği an bir esarete dönüşür, çünkü beklentiler vardır ve talepler vardır ve düş kırıklıkları vardır, her iki taraftan da hükmetme çabaları vardır. O bir iktidar mücadelesine dönüşür. İlişki doğru şey değildir. Ancak bir oluş hâli olarak sevgi farklıdır. O senin basitçe sevdiğin anlamına gelir; ondan bir ilişki yaratmıyorsun. Sevgin tıpkı bir çiçeğin mis kokusu gibidir. O bir ilişki yaratmıyor; o senin belirli bir şekilde olmanı, belirli bir şekilde davranmanı, belirli eylemleri yapmanı istemiyor. O hiçbir şey talep etmez. O sadece paylaşır. Ve paylaşmada da herhangi bir ödül için arzu yoktur. Paylaşmanın kendisidir ödül.Sevgi senin için hoş bir koku hâline geldiğinde, o zaman onun muazzam bir güzelliği vardır. Ve sözde insanlığın çok daha üzerinde bir şey; ilahî bir şey vardır.
    Sevgi bir hâl olduğunda onunla ilgili hiçbir şey yapamazsın. O ışıyacaktır, ancak hiç kimse
    için hiçbir esaret yaratmayacaktır, ne de senin herhangi birisi tarafından esir edilmene mü-
    saade edecektir. Fakat sen ilişkilere ta çocukluğundan beridir alışmışsındır. Yabancı bir adam ve sen onunla babanmış gibi bir ilişki yaratmak zorundasın. Onun gerçekten baban olduğundan dahi asla emin olamazsın
    İnsanların el falına bakan bir falcı duymuştum. Bir ateist, Tanrı'ya inanmayan ve her türden
    boktan şeye — astrolojiye, el falına — inanmayan bir genç adam falcıya gidip, "Şayet senin ilmin doğruysa elime bak ve babamın tam şu an nerede olduğunu bana söyle," demiş.
    Falcı eline bakmış ve, "Baban balık tutmaya gitmiş," demiş. O da, "Benim dediğim şey işte
    budur: Bu tümden saçmalık. Babam üç yıl önce öldü; nasıl olur da bugün balığa gider?"
    demiş. Falcı da, "Bundan bana ne, ancak gerçek şu ki üç yıl önce ölen adamın senin baban olmadığı da bir gerçektir. Senin gerçek baban balık tutuyor. Annene git ve sor. Eğer dürüst ve samimiyse, ölen adamın senin baban olmadığını söyleyecektir; her ne kadar baban olduğu söylendiği için onunla bir ilişki kurmuş olsan da!" demiş.
    Hayatın pek çok türden ilişkilerle çevrilidir. Ve bu haliyle ilişkiler — gerçek ya da hayal mahsulü — çok incelikli bir çeşit köleliktir. Ya diğerini esir alırsın, ya da kendin bir esir olursun. Bir kenara yazılması gereken diğer bir nokta da kendin bir köle olmadan kimseyi esir alamayacağındır. Esaret iki tarafı keskin bir kılıçtır. Birisi daha güçlü ve diğeri daha zayıf olabilir ama her ilişkide sen hapseden ve diğeri de hapsolandır. Ve onun tarafından
    bakıldığında da hapseden o ve hapsedilen de sensin. Ve bu, insanlığın böylesi bir üzüntü
    içerisinde, böylesi bir keder hâlinde yaşama nedenlerinden birisidir. Ve nefret senin sevginden çok daha güçlü bir ilişkidir, çünkü senin sevgin çok yüzeysel. Nefretin çok derin. Nefretin senin tüm hayvani mirasındır. Sevgin sadece gelecek için bir potansiyelden ibarettir; o gerçekleşmiş bir şey değildir, sadece bir tohumdur. Ancak, senin nefretin tam olarak gelişmiştir, tamamen palazlanmıştır; binlerce yıllık geçmişin değişik yaşam formları halinde hareket ediyor. Gelişmek için zamana ve mekâna sahipti. Sadece insanda değişim gerçekleşmeye başlıyor. Ancak, kimsenin benden nefret etmesini engelleyemezken, o halde nasıl olur da birisinin beni sevmesini engelleyebilirim? Yapabileceğim tek şey, sevginin ya da nefretin ya da herhangi bir şeyin ilişki hâlini aldıktan sonra saflığını yitirdiğini açıklamak olacaktır. Bırak sevgi senin oluş hâlin olsun. Âşık olman değil, seviyor olmandır bu. O basitçe senin doğandır. Senin için sevgi sadece varlığının güzel kokusudur. Tek başına dahi olsan sevgi enerjisiyle sarılı olursun. Sandalyen gibi ölü bir şeye bile dokunsan elin sevgi yağdırır; neye ya da kime olduğunun önemi yoktur. Sevgi hâlinin bir adresi yoktur.
    Ben senin sevgi hâlinde olmamanı önermiyorum; ancak, kafandaki eski ilişki kalıbını bırakmadığın sürece sevgi hâlinde olamazsın. Sevgi bir ilişki değildir. İki insan birlikte son derece sevme hâlinde olabilirler. Ne kadar severlerse, herhangi bir ilişki olasılığı da o kadar küçük olur. Onlar ne kadar severlerse, onların arasında o kadar çok özgürlük mevcuttur. Onlar ne kadar severlerse, bir şey talep etmenin, herhangi bir hükmetmenin, beklentinin olasılığı o kadar azdır. Ve doğal olarak da herhangi bir düş kırıklığı mevzubahis olmaz.
    İki kişi ilişkiye girdiğinde ve beklentileri karşılanmadığında — ve onlar karşılanamayacaktır — o zaman, hemen sevgi nefrete dönüşür. Beklentiler mevcuttu; artık hayal kırıklıkları vardır.
    Ancak, onlar ilk önce beklentilerini yansıtıyorlardı; şimdi hayal kırıklıklarını yansıtıyorlar.
    Her ikisi de kendi bilinçsiz fikirleri tarafından sarmalandığını göremez. Ve onlar azap
    çekiyor. Ve tıpkı sevgi hayali kurarken diğerini pek de tanımadan birbirlerine hayranlık gösterdikleri gibi, şimdi de diğerini suçluyorlar. Bu nedenle unutmamanı istiyorum: Hiçbir beklentiye sahip olma. Sev, çünkü sevmek senin kendi manevi gelişimindir. Sevgin daha çok ışığa doğru, daha çok hakikate doğru, daha çok özgürlüğe doğru gelişmene yardım edecek. Ama bir ilişki yaratma.
    OSHO
#23.04.2009 18:22 0 0 0