ÇOCUK DÜŞÜRMENİN HÜKMÜ

METİN

Hür kadından kocası onun izniyle azl yapar. Nehir'de inceleme neticesi, "mükâtebe de öyledir" denilmiştir. Lâkin Hâniyye'de; "Bu bizim zamanımızda mübahtır. Çünkü zaman bozulmuştur." denilmektedir.

Kemâl, "0 halde kadının iznini ıskat eden bir özür sayılıversin." demiştir. Ulema, "Dört aydan önce velev kocasının izni olmadan çocuğu düşürmek mübahtır." demişlerdir. Bir kimse cariyesinden onun izni olmaksızın azl yapabilir. Bunda kerahet yoktur. Cariyede gebelik zuhur ederse, küçük abdest bozmadan cimayı tekrarlamadığı takdirde, benden değildir demesi helâldir.

İZAH

«Lâkin Hâniyye'de...» şöyle denilmiştir:

«Kudûrî'de bildirildiğine göre kadının izni olmazsa mübah değildir. Ulema zaman bozukluğu için bizim zamanımızda mübahtır demişlerdir.»

"Kemâl..." şöyle demiştir:

«Fetevâ'da bildirildiğine göre hür kadının doğuracağı çocukta kötülük zuhur edeceğinden korkarsa, kadının rızası olmaksızın azl yapabilir.
Çünkü zaman bozulmuştur. Bu gibi özürler kadının iznini ıskât eder sayılıversin.»

Hâniyye'den nakledilen ibareden anlaşılıyor ki, mezhepten nakledilen kavil mübah olmamasıdır. Bu kayıt zaman değiştiği için bazı hükümlerin değişeceğine dair mezhep uleması tarafından yapılmıştır. Fetih sahibi bunu ikrar etmiş; Kuhistânî dahi kesinlikle buna kail olarak, "Ama bu, çocuğun kötü olacağından korkmadığına göredir. Zira zaman bozulmuştur. Aksi takdirde azl kadının izni olmaksızın da caîzdir." demiştir.

«Ulema şöyle demişlerdir...»

Nehir sahibi diyor ki: Şimdi şu kalır:

Acaba gebe kaldıktan sonra çocuğu düşürmek mübah mıdır?

Evet. henüz bir uzvu yaratılmamış olmak şartıyla mübahtır. Bu da ancak yüzyirmi gün sonra olur.

Bu sözün muktezası, ulema yaratmak sözüyle ruh üfürülmesini murad etmişlerdir. Aksi takdirde söz yanlıştır.

Çünkü yaratılmanın bu müddetten önce olduğu müşahede suretiyle tahakkuk etmektedir. Fetih'te de böyle denilmiştir.

Ulemanın mutlak olan sözleri, bu müddet geçmeden kadının çocuk düşürmesinin cevazı kocasının iznine bağlı olmadığını göstermektedir.

Hâniyye'nin kerahet bahsinde şöyle denilmektedir: «Ben helâldir diyemem. Çünkü ihramlı bir kimse bir avın yumurtasını kırsa onu öder.
Zira yumurta avın aslıdır. Bu ceza ile karşılaştığına göre burada da en azından özürsüz düşürürse kadına günah yazılır.»

İbn-i Vehbân şunları söylemiştir:

«Özürlerden biri de, gebelik zuhur ettikten sonra kadının sütünün kesilmesidir. Çocuğun babasının sütanne kiralamaya kudreti yoksa, çocuğun helâl olacağından da korkuyorsa, bu bir özürdür.» Zahîre'den de şunu nakletmiştir: «Kadın çocuğa ruh üfürülmezden önce onu düşürmek isterse, bu kendisine mübah olur mu olmaz mı?

Bu hususta ulema ihtilâf etmişlerdir. Fakih Ali b. Mûşa mekruh olduğunu söylermiş. Çünkü meni rahime vardıktan sonra onun varacağı netice hayattır. Binaenaleyh ona diri hükmü verilir.

Nasıl ki Harem-i Şerif'in avının yumurtasına aynı hüküm verilmiştir.

Zahîriyye'de de böyle denilmiştir. İbn-i Vehbân, "Şu halde çocuk düşürmenin mübah olması özür haline yorumlanır. Yahut çocuk düşüren kadın öldürmüş kadar günah işlemiş sa-yılmaz mânâsına alınır." demiştir.

Zahîre'nin ifadesinden anlaşılıyor ki, ulema yaratmak sözünden ancak ruh üfürülmesini kasdetmişlerdir. Ve Kâdıhân'ın yukarıda geçen tefekkuhunu ondan önce gösterenler vardır. Muvaffakiyet Allah'tandır.» Nehîr.

T E M B İ H : Nehir sahibi bundan ve şarihin Hâniyye ile Kemâl'den naklettiklerinden alarak, "Kadının başka kadınların yaptıkları gibi rahminin ağzını tıkaması caizdir." diyerek Bahır sahibinin eleştirmesine muhalefet göstermiştir.

Bahır sahibi, "Kadından izin almadan yapılan azle kıyasen bunun da kocasının izni olmadan yapılması haram olmak gerekir." demiştir.

Ben derim ki: Lâkin Bezzâziye'de, "Kocasının kansını azlden men etmeye hakkı vardır." denilmektedir.

Evet, zamanın bozukluğuna bakılırsa;iki taraftan azlin caiz olması gerekir. Bahır'ın sözü, mezhebin aslına göredir. Nehir'in sözü ise, ulemanın söylediklerine bakarak ifade edilmiştir. Muvaffakiyet Allah'tandır.

«Küçük abdest bozmadan cimayı tekrarlamadığı takdirde...»
Yani ya tekrar cima etmemek yahut abdest bozduktan sonra cimada bulunmak suretiyle olursa demektir ki, cimayı tekrarlayınca yine azl yapar.

Nitekim bunu Ebussuud Hânûtî'den nakletmiştir. Zeylâî'nin el yazısından dahi şunu nakletmiştir: "Âletinin başını yıkadıktan sonra" cümlesini ziyade etmek gerekir.

Yani abdest bozduktan sonra âletin başında meniden eser kalmasın diye yıkamakla temizler demek istemiştir.
Bundan anlaşılır ki, ulemanın gusül bâbında, "Temizlik hâsıl olmak için uyumak ve yürümek de abdest gibidir." sözleri burada münasip değildir

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1323
favori
like
share
by_KaRizMa Tarih: 26.03.2008 18:45
bu konu hakkind ahic bilgim yok

paylasimin icin saol