Damat Seçme Sınavı - Komik Skeç - Damat Seçme Sınavı Skeç

(Cüneyt masada oflaya puflaya Melis’i beklemektedir. Melis biraz geç kalmıştır, sonunda gelir.)
MELİS: Ay canım, fazla bekletmedim ya... (gözlük, çanta)
CÜNEYT: Yok canım, hiç de fazla olmadı. Şimdiye kadar biriyle tanışıp evlenebilir hatta çocuk sahibi olabilirdim. (küser)
MELİS: Cüneyt, çok özür dilerim, affet.. Hadi ama yaaa...
CÜNEYT: ( elini uzatır) Bilemiyorum, belki affedebilirim...(elektrik) Meloş, ne şiddetli aşkımız varmış ya.
MELİS: Cüneyt, kabloya basıyorsun.
CÜNEYT: Tam affedemedim Meloş. (İkisi de güler, gözlerini kapatır, araya anne çantayı koyar.) Ellerin sanki biraz sertleşmiş senin.
MELİS: Sen kendi ellerine bak. (gözlerini açıp annesini görür.) Anneeeeee!
CÜNEYT: Meloş, bırak şu kadını ya.
MELİS: Cüneyt, annem burada.
CÜNEYT: Tamam, unut artık o cadıyı, bak ne güzel birlikteyiz.
MELİS: Ama, ama...gerçekten burada annem. Aç gözünü.
CÜNEYT: (gözlerini açar) Amanınnnn...
ANNE: Mil pardon, rahatsız ettim sizi sanırım. (bağırır) Ne yapıyorsunuz burada? (Cüneyt’e döner) Sen DSS’yi geçtin mi? Ne arıyorsun kızımın yanında?
CÜNEYT: Neyi? Ne?
ANNE: D-S-S: Yani Damat Seçme Sınavı.
CÜNEYT: Evelallah geçeriz de, bunun kursu falan var mıydı? Ben bir koşu kursu bitirip gelsem...(gitmeye davranır, anne Cüneyt’i ensesinden tutar.)
ANNE: Dur bakalım, bir deneyelim. (oturur, çantasından kalem, kağıt, gözlük, toka çıkarır. Boğazını temizler. Kabloya basar, titrer.) Şu hale bak, sinirimden nasıl da titriyorum.
MELİS: Oh anneciğim, kabloya basıyorsun.
ANNE: (Cüneyt’e döner) Sen kızımı tehlikeli yerlerde mi oturtuyorsun? Bir eksi puan. (kağıda işaretler.) Bir dahaki buluşmanız neredeydi, fay hattı üzerinde mi?
CÜNEYT: (sessizce) Uzak Doğu’da, senden en uzak yerde, mümkünse Kuzey Kutbunda.
ANNE: Bir şey mi dedin?
CÜNEYT: Yok, ne haddime?
MELİS: Ya anne, herkese bunu yapmak zorunda mısın? (tepinir)
ANNE: Hadi delikanlı, gene iyisin. Kızımın hatırı için sayısaldan soru sormayacağım. Söyle bakalım, kaç dil biliyorsun?
CÜNEYT: Koyun dili, dana dili. Haşlaması güzel olur. (soru soran gözlerle Melis’e bakar.)
MELİS: Öyle değil Cüneyt, lisan, lisan...
CÜNEYT: Hıı, segenigin bugu agannegen...
ANNE: Bu nece çocuğum?
CÜNEYT: Kuş dili.
ANNE: İnsan dili biliyor musun peki?
CÜNEYT: İt is buk. Ay em e situdent.
ANNE: (Ayağa kalkar) Jöna pasi bukle! İmposibılll. Kalk bakalım... Kültürde iş yok demek. bir eksi daha...Bir de bedene bakalım. Şuradan şuraya kaç saniyede koşarsın.
MELİS: Cüneyt, gel biz şimdiden ayrılalım, bu sınavdan geçen hiç olmadı.
CÜNEYT: Ben geçeceğim, görürsün. 11 saniye sürmez.
ANNE: (saat tutar) 1,2,3 başla. Aferin, çok hızlısın. Bir artı puan verelim bari. Şimdi de Michael Jackson dansı yap bakalım. (Cüneyt dans eder. Melis de tempo tutar, alkışlar.) Peki, biraz da brek yap bakalım.
CÜNEYT: O nasıl bir şey yaaa. (Uyduruk hareketler yapar. Anne kabloyu Cüneyt’in bacağına değdirince Cüneyt Karadeniz havası yapmaya başlar. Yere düşer. )
ANNE: Eh, bir artı puan daha verelim, fena sayılmaz. Şimdi de sıra güç sınavında.
MELİS: Anneciğim, ne yapacaksın ya, güreş mi yaptıracaksın?
(Anne, Cüneyt’in elini diğer masada oturan iri yarı adamın kafasına vurur.)
DİĞER ADAM: (ayağa kalkarak) Ne yapıyorsun lan?
CÜNEYT: Vallahi abi, yanlışlıkla oldu, benim suçum değildi. Şey...(Adam Cüneyt’i iter.)
DİĞER ADAM: Yok yani kardeş, saçımı bozdun durduk yerde. (Adamı çevreden gelenler yerine oturtur.)
CÜNEYT: Yeter ya, nedir bu? Jennifer Lopez mi bu kız ya? Kusura bakma Melis, ben daha fazla dayanamayacağım, elveda!
MELİS: Hayır Cüneyt, asıl elveda böyle olur. (Tokat atar.) Cüneyt yere düşer

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3773
favori
like
share