PERDE 2
SAHNE 1

Sokak. Önde sahneye karşı bir bank.. Arkada İnternet Cafe,Tekel Bayi, Sokak lambası. .
(Sahne açılır. Murat İnternet Cafenin önünde beklemektedir. İçeriden Yusuf gelir. Elinde sigara. )
YUSUF: Oooo Murat arkadaşım sen buralara pek gelmezdin.
MURAT: Evet gelmezdim .Ama sen de gelmezdin. (Yusuf’un yüz hatları değişir.Öndeki banka geçer oturur. Murat yanına gelir, o da oturur. Elini Yusuf’un dizine koyar ) Bir yerlerde yanlışlık yok mu sence be Yusuf?.
YUSUF:Ne gibi?
MURAT : Buralar, bu sokak senin için tehlikeli değil mi?
YUSUF: Ne yapayım Murat. Babam neyi var neyi yok kumara yatırdı. En son bilgisayarımı sattı. Artık evden internete giremiyorum Sevgi ile görüşebildiğim tek ortam internet ve bu sokaklar. Biliyorsun ben onsuz yapamam. Hem evde de her gün annemle babamın kavgaları artık çekilmez oldu. Mahalleden taşınalı aylar oldu, bak seninle ilk defa görüşüyoruz. Babaannem öleli içimi bir tek Sevgi’ye dökebiliyorum. O beni rahatlatıyor onunla huzur buluyorum anlıyor musun?
MURAT: Evet onunla ne bulduğun ortada. (Elindeki sigarayı göstererek). Üstelik üstün başın da çok kötü sigara kokuyor. Baksana perişan haldesin. Bu internet cafe senin için pek iyi bir yer gibi görünmüyor be Yusuf.
YUSUF:.Yanılıyorsun. Ödevlerimizi buradan buluyoruz.Araştırma yapıyoruz.Dünyanın öbür ucundaki insanlarla görüşüyoruz. Biliyor musun Afrika’dan bile arkadaşlar edindim kendime netten. İnanır mısın Türkçe konuşuyorlar.
MURAT: Hadi be işletmiştir onlar seni.
YUSUF: Yok be oğlum, kameradan gördüm harbi Afrikalı işte.

MURAT: Bırak Afrikalıyı falan da senin rahatın nasıl. Memnun musun hayatından.
YUSUF: (Neşeli bir tavırla) Oooo rahat da ne demek. Bak bu oturduğumuz yerin adı bank palas. Kim erken gelirse o kapar. Burası birinci sınıf. Burayı kapamayan, aha şurada yerde yatmak zorunda kalır, orası da ikinci sınıf. Gecenin bir yarısı şarapçısı tinercisi gelir buraya yatmaya. Eğer paraları varsa şu bayiden alırlar bir. şişe şarap kafayı çeker uyurlar. Para yoksa köpek gibi yalvarırlar. Bir şişe şarap için babalarını bile satar bunlar.
MURAT:Peki sen nasıl uyuyorsun bu kadar keşmekeşin arasında?
YUSUF:Ben o saatlerde çoktan uçuşa geçmiş oluyorum. Üsteğmen Pilot Yusuf senin anlayacağın.
MURAT: Hadi be. Dalga geçme.
YUSUF:Ya ne demezsin. İşte böyle banklar yaysız yatak, sokak lambaları gece lamban, yıldızlar da yorganın olur. Ama var ya, kafa ne kadar kıyak olursa olsun sabah uyandığında tahta gibi kalkıyosun. Senin anlayacağın sokaklarda yaşamak öyle hiç de kolay değil.
(Sahneye Sevgi girer. Yüzünde perişanlık belirtileri vardır.)
MURAT: Bana müsaade . Eğer istersen benimle birlikte gelebilir ve bizimle kalabilirsin. Annem ve babam da buna çok sevinecektir.
SEVGİ: (Alaycı bir tavırla) Vay iyi adam kötü çocuğu çekip çıkaracak bu hayattan ha? Cüneyt Arkın mısın aslanım.(Murat sinirlenir. Ancak bir şey söylemeden sahneyi terk eder.) Buldun mu hap parasını?
YUSUF:Nerden bulayım Sevgi. Para için çevirmediğimiz dolap kalmadı. En son kapkaç yapalım dedik, heriflere yakalanınca dünyanın dayağını yedik. İyi ki polise vermediler bizi.
SEVGİ: Bak Yusuf damarım çekiliyor. Gözlerim bulanıyor, elim ayağım Azer BÜLBÜL oldu titremekten. Bana hap bulman lazım anlıyor musun. (Bu arada sahneye giren zenci olan biteni duyar ancak gençler henüz onu fark etmemişlerdir.)
JOSEF(Zenci): Hey sen var hap istemek. Ben de hap olmak . İşte hap.
SEVGİ: İşte bu ya işte bu. Kara adamdan gelen beyaz mutluluk. (Hızla Josef’e yönelir hapı elinden alır) Bu ne be.
JOSEF: Aspirin!
YUSUF: Git hemşerim işine dalga mı geçiyorsun bizimle?
JOSEF: Biz var olmak hemşeri? Sen Papua Yeni Gineli? İçinden mi?
YUSUF: Haydaaa çattık iyi mi? Git baba git işine. Derdimiz bize yetiyor zaten Bir de kara bela mı saralım başımıza.
JOSEF: Ben yok gitmek. Yeni geldi ben. Ben aramak Yusuf kardeş.
YUSUF: Dur dur bakim..Sen yoksa Josef?
JOSEF:Evet ben olmak Josef, sen de Yusuf?
YUSUF:Evet ben Yusuf. Ulan gündüz feneri ben sana demedim mi gece gelme karanlıkta seni seçemem, gündüz gel diye.
JOSEF: Ne yapayım. Ben de para bitti. Vize süresi de geçince polis düşmek peşime. Dostum bana yardım eder dedim çıktı geldi işte ben.
SEVGİ (Olan biteni hayretle izlemektedir) Alo bir zenci, bir beyaz, ben de olaya Fransız. Yusuf ne iş?
YUSUF: Sevgi, Josef internetten tanıştığım Afrikalı arkadaş. İstanbul’a gelmişti bir iş için.
SEVGİ: (Yusuf’un koluna girerek sahnenin köşesine kadar getirir ve fısıldayarak konuşur) Bu karabatak kim biliyor musun sen?
YUSUF: Ne bileyim SEVGİ. Haftalardır netten konuşuyoruz ama yüz yüze ilk defa görüşüyorum.
SEVGİ: Hani bize mal sağlayan kopil var ya? İşte o, malı bu zenciden alıyor. Seninki beni tanımadı ama ben onu hatırladım. Senin anlayacağın iyi olacak hastanın ayağına doktor geldi.
YUSUF: Zehir tacirinden doktor olursa benden de başbakan olur.
(SAHNE KARARIP AYDINLANIR)
JOSEF: (Ortada bankta oturuyor) Demek siz istemek benden mal. Bendeki mallar olmak çok iyi. Siz de para bol?
SEVGİ: Bana bak gündüz feneri benim babada para gani. Sen malı verecek, biz deneyecek kalite iyi , biz para ödemek. Anlamak sen?
JOSEF: Ok.. (Hapları verir . Gençler koşarak sahneden çıkar)
SES: Hey sen Josef?
JOSEF: (Korkarak) Kim var olmak orada?
SES: (Sahneye çıkar) Ben seyirciyim. Karışmayacaktım ama duramadım. Senin yaptığın doğrumu ha?
JOSEF: Ne yaptı ben yamuk?
SES: Yaptığının doğru bir tarafı mı var? Zehirliyorsun gençleri.
JOSEF: Ben mecbur buna. Benim ülkemin insanları aç.Benim kardeşler perişan memlekette. Sen Afrika’yı bilmek?
SES: İnsanları zehirleyerek kendi ülkenin insanına hizmet ettiğini mi sanıyorsun sen? Kara derili insanların kara talihini yazan yaratıcı buna sizin için müsaade eder mi sanıyorsun? Buradan kazandığın paranın senin için fayda sağlayacağına mı inanıyorsun sen?
JOSEF: Demek eski bir Afrika atasözü . Bir gergedanla asla birdir bir oynama. Ben bu alemin gergedanıyım anladın mı. Beni yargılamak senin işin değil.

(Sahneyi terk eder ve sahne kararır.)

SAHNE 2 (AYNI SAHNE SOKAK)

Zaman, gece geç vakit. Ağustos böceği sesleri. Sahne açıldığında Yusuf bank üzerinde oturur. İkisi de telaşlı . Sevgi ayakta, bir sağa bir sola yürüyerek konuşmaktadır.

SEVGİ: Ufffffff anlamıyor musun Yusuf? Adam pisliğin teki.
YUSUF:Ne yapacak ha? Ne yapabilir Seevgi, yok para mara bulamıyorum işte. Canımı mı alacak.
SEVGİ: Ya canını alsa, bununla kurtulabilsen yine iyi. Anlamıyor musun adamlar resmen organlarını çıkarıp satmakla tehdit ediyorlar.
YUSUF: Tamam Sevgi tamam sus. Düşüncesi bile ne kadar kötü. Nerden bilecektim ki adamın böyle pislik biri çıkacağını.
SEVGİ: Evet ya. Biz de sandık ki bu adam Allah’ın Afrikalı’sı. Para vermez atlatırız. Adam uyuşturucu mafyası, organ mafyası ne varsa hepsinin içinde.
YUSUF: Evet Sevgi para bulamazsak bu adamların hiç şakası yok..
(Sahnenin bir köşesinden baba girer. Üstü başı perişan halde, elinde şarap şişesi. Yusuf onu tanır. Banktan kalkar ve ona yönelir)
YUSUF: Baba? (Baba tanımazdan gelir. Yusuf ısrar eder. Ama Yusuf’u bir türlü tanımaz.)
BABA: Kim? Ben mi baba? Ha evet ben bu alemin babasıyım. Kumar masalarının değişmez müdavimi. Şarabın hortumcusu. İstanbul aşüftelerinin gözde erkeği. Babaaa.(Ruh haleti birden değişir ağlamaya başlar) Ama şimdi yapayalnızım. Karım beni terk etti, çocuğum sokaklarda yaşıyor, beş parasız ve işsizim, kimsem kalmadı. Böyle baba mı olur. Bu alemin babalığı bu mu. (Ağlayarak sahneyi terk eder.)
YUSUF:( Sevgi’ye dönerek) Görüyorsun değil mi? İçki, kumar, sevgisizlik, saygısızlık bizi ne hale getirdi. Annem evi terk etmiş, ben sokaklarda yaşamak zorunda kaldım, babam ise beni tanımayacak derecede alkolik.
SEVGİ: Daha kötüsü de var Yusuf. Eğer yarın öğleye kadar para bulamazsak sokaklarda yaşıyor olamayacaksın. Çünkü yaşamıyor olacaksın. Öldürecek o pislikler ikimizi de Yusuf.
(Yusuf oturduğu yerden kalkar. Sevgi’yi yana iter. Yerden bir taş alır. İnternet cafenin camını kırar. Süratle içeri dalar. İçeriden elinde bir bilgisayar ile çıkar.Başını göğe diker. Bağırmaya başlar)
YUSUF : Beni affet babaanne, affet beni babaanne. Sana verdiğim sözü yerine getirmek için çok direndim. Hırsız olmayı asla istemezdim babaanne. Ama buna mecburum babaanne. Anla beni, sakın benden nefret etme. Beni affet babaanne.
SES: Hey Yusuf. Artık hırsızlığa başlıyorsun ha?
YUSUF: Bunu yapmayı gerçekten istemiyorum.
SES: Öyleyse git ve o bilgisayarı yerine bırak. Sabah olunca da sahibinden özür diler bir hata yapmak üzere iken geri döndüğünü anlatırsın. İnan bana seni affedecektir. Ben ve diğer seyirciler senin hala temiz ve masum olduğunu biliyoruz. (Yusuf tam geri dönmek üzere iken Sevgi seslenir.)
SEVGİ:Yusuf. Para bulmaya mecburuz. Josef, adamları, organ mafyası. Yusuf mecburuz bunu yapmaya anlasana. (Yusuf tam ikilemde kalmıştır. Yerinde donup kalmış düşünürken bekçinin düdük sesleri duyulmaya başlar ve sahne kapanır.)

SAHNE 3

(Sahne boş.sadece ortada parmaklık var. Loş ışık, hapishane müziği arka fonda. Yusuf parmaklığın bir tarafında. Hafif bir şekilde uyuşturucu krizine girmeye başlamıştır. Sahnenin diğer ucundan bir gardiyan ve Sevgi girer. )

YUSUF: Hoş geldin Sevgi. Bir gelişme var mı?
SEVGİ: Avukatla konuştum. Karşı taraf davasını geri almış,”Yusuf’u iyi tanırız o böyle bir işe kalkışmaz. Ortada bi yanlış anlama var” demişler ama savcı kamu davası açmış. İşin özeti dava sonuçlanana kadar hapis yatacakmışsın.
YUSUF: Hapis bana zor değil de Sevgi. Boynuma vurulan hırsız damgası yok mu. O beni mahvediyor
SEVGİ: Yusuf bir ihtiyacın var mı?
YUSUF: Tek ihtiyacımın ne olduğunu biliyorsun Sevgi. Ellerim titremeye başladı. Gözlerim bulanıklaşıyor. Her yanım kaşınıyor. Krizim kapıda senin anlayacağın. Ne olur Sevgi. Yalvarırım bana toz bul.
SEVGİ: Delirdin mi sen . Nasıl bulacağım tozu. Hadi buldum diyelim. Buraya nasıl sokarım.
YUSUF: Sevgi anlamıyor musun? (Yakasına yapışır parmaklıkların arasından) Sana kriz kapıda diyorum. Ne pahasına olursa olsun bulmalısın. Biraz olsun bana sevgin varsa., kalbinde biraz merhamet duygusu varsa. Ne olursun köpeğin olayım Sevgi.
SEVGİ: Tamam sen benim için borca girdin. Hırsızlık yaptın. Bulacağım, her ne şekilde olursa olsun bulacağım.(Sevgi çıkar)
(Işıklar söner yanar.Sadece Yusuf’un üzerine ışık düşer.Yusuf artık krizin üst noktasındadır. Yerlerde sürünür. Bağırır. Gardiyan gelir. Deli gömleğini giydirir.Işıklar bir kez daha söner. Işıklar yandığında zaman geçmiş Yusuf biraz daha sakinleşmiştir. Sevgi içeri girer)
YUSUF: Buldun mu ha buldun mu? Ne olur getiremedim deme.
SEVGİ: Al, sana temiz çamaşır ve sigara getirdim. İstediğin de içinde. Ama dikkat et bu çok etkili. Bir paketi üç doz halinde kullan. Şırınga da içinde.
YUSUF: Harikasın Sevgi. Harikasın nasıl buldun bu malı. İnanamıyorum. Aşkımsın.
SEVGİ: (Utanarak başını öne eğer) Sorma Yusuf. Nasıl bulduğumu sorma. Para için yaptıklarımı duysan benden iğrenirsin.Atık ben bile kendimden iğrenir oldum.
(Gardiyan görüş süresinin bittiğini seslenir. Sevgi dışarı çıkar. Bir süre sonra gardiyan geri döner ve Yusuf’a çamaşırlarını teslim eder. Yusuf süratle çamaşırları karıştırır ve tozu bulur. Şırıngayı ve tozu hazırlar. Koluna lastiği bağlar. Damarına iki parmağı ile vurarak damar yolunu açar.)
YUSUF : Uf dikkatsiz başım. Bir defada üç doz muydu. Üç defada mı bir doz kullanacaktım. Ama bu paketler çok küçük , galiba üç dozu bir kerede alacaksın demişti.
(Şırınganın içine çeker ve damarına enjekte eder. Vücudunun rahatladığını hissederek uzanır. Bu arada arka fondan annenin feryadı yükselir. Yusuf artık ölmüştür.

(Sahne kararır.)

SAHNE 4

(Ortada içinde Yusuf’un bulunduğu bir mezar. Mezarın başında anne türkü söylerken mezarı sevmekte. Arkada baba, Sevgi, Murat, Josef. Annenin türküsü bittikten sonra Yusuf mezarından kalkar)

YUSUF : Şimdi bu şekilde ağlamanın ya da üzülmenin bana bir faydası var mı. Artık öldüm. Siz de biliyorsunuz ki ölüm dönüşü olmayan bir yolun başlangıcı. Maalesef ben bu yolculuğa uyuşturucu almış olarak sarhoş, kendinden geçmiş, aciz bir durumda başladım . Ve oradaki durumum hiç de iyi değil. Sevgili anneciğim ben hayatta iken, benim başımı da bu mezar taşımı okşadığın gibi okşasaydın ne olurdu ha? Biraz sevgi gösterebilseydin, arkadaşlarına ayırdığın zamanının yarısını bana ayırabilseydin ben şimdi bu hallerde mi olurdum? Ya sevgili babacığım. Yudum yudum içkileri tüketirken, kumar masalarında paraları kaybederken, harcadıkların sadece mal varlığın değil aynı zamanda benim hayatımmış. Sana ne demeli Sevgi Hanım? Sevgime karşılığın beni sigara, alkol derken uyuşturucuya alıştırmak oldu. Oysa ben seni ne duygularla sevmiştim. Kara bahtımın kara rastlantısı Josef. Şu hale bak ikimiz de aynı peygamberden almışız ismimizi. Sen Josef ben Yusuf. Ama gel gör ki Josefler Yusufları zehirler olmuş. Kazandığın üç kuruş para senin için benim hayatımdan daha mı önemli? Galiba bir tek sen vardın hayatımda bana zararı dokunmayan Murat. Sen sen ol ailenin kıymetini iyi bil. Keşke benimkiler de senin ailen kadar benim üzerime titreselerdi de bu duruma gelmeseydim.
SES: Yusuf. Durumun hiç de iyi değil anlaşılan öbür tarafta.
YUSUF: Evet . Tahmininizden de kötü. Buna inanın.
SES: Peki bu durumundan dolayı suçlu olanlar bu insanlar mı sadece.
YUSUF: Evet, annem ve babam gerekli sevgi ve ilgiyi göstermedi. Sevgi aşkıma karşılık beni kötü alışkanlıklarla tanıştırdı. Josef bana uyuşturucu temin etti.
SES : Acaba senin hiç mi suçun yok?
YUSUF: Anlamadım.
SES: Anlamadın değil. Anlamak istemedin. Seni içine düştüğün her yanlışta uyardım. Her defasında vazgeçirmek istemedim. Ama sen ne yaptın?
YUSUF :Sen sadece konuşuyordun o kadar.
SES: Bak Yusuf ben senin içindeki sesim. Bir ses ne yapabilirse ancak o kadarını yapabilirim. Kulağına fısıldayan iyilik meleği olarak da düşünebilirsin beni. Ve ben sadece senin yüreğinde yaşarım. Eğer bana yani yüreğinin sesine kulak vermeyi deneseydin aradığın gerçek sevginin ne olduğunu da bulurdun.
YUSUF : Şimdi ne olacak.
SES: Olacak bir şey yok. Sen artık bir ölüsün ve hayatın provası ya da tekrarı yok. Mezarına dönecek ve oradaki hayatına devam edeceksin .Artık senin için yapılacak bir şey kalmadı. Ama senin hayatını yaşayan binlercesi için belki söyleyecek bir şeylerin vardır.
YUSUF: (Sahneye dönerek) Arkadaşlar ben içinde bulunduğum kötü ortamın arkasına sığınarak kötü alışkanlıklarımdan vazgeçmeyi denemedim bile. İçimdeki sese kulak vermek istemedim . Durumum ortada. Benim için her şey çok geç. Ama sizin için henüz yolun başı. Lütfen herhangi bir kötü davranışta bulunmadan önce içinizdeki sese kulak verin. O sizi doğru yola götürecektir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1536
favori
like
share
MiSS-FENER Tarih: 24.05.2009 23:13
PERDE 2
SAHNE 1

Sokak. Önde sahneye karşı bir bank.. Arkada İnternet Cafe,Tekel Bayi, Sokak lambası. .
(Sahne açılır. Murat İnternet Cafenin önünde beklemektedir. İçeriden Yusuf gelir. Elinde sigara. )
YUSUF: Oooo Murat arkadaşım sen buralara pek gelmezdin.
MURAT: Evet gelmezdim .Ama sen de gelmezdin. (Yusuf’un yüz hatları değişir.Öndeki banka geçer oturur. Murat yanına gelir, o da oturur. Elini Yusuf’un dizine koyar ) Bir yerlerde yanlışlık yok mu sence be Yusuf?.
YUSUF:Ne gibi?
MURAT : Buralar, bu sokak senin için tehlikeli değil mi?
YUSUF: Ne yapayım Murat. Babam neyi var neyi yok kumara yatırdı. En son bilgisayarımı sattı. Artık evden internete giremiyorum Sevgi ile görüşebildiğim tek ortam internet ve bu sokaklar. Biliyorsun ben onsuz yapamam. Hem evde de her gün annemle babamın kavgaları artık çekilmez oldu. Mahalleden taşınalı aylar oldu, bak seninle ilk defa görüşüyoruz. Babaannem öleli içimi bir tek Sevgi’ye dökebiliyorum. O beni rahatlatıyor onunla huzur buluyorum anlıyor musun?
MURAT: Evet onunla ne bulduğun ortada. (Elindeki sigarayı göstererek). Üstelik üstün başın da çok kötü sigara kokuyor. Baksana perişan haldesin. Bu internet cafe senin için pek iyi bir yer gibi görünmüyor be Yusuf.
YUSUF:.Yanılıyorsun. Ödevlerimizi buradan buluyoruz.Araştırma yapıyoruz.Dünyanın öbür ucundaki insanlarla görüşüyoruz. Biliyor musun Afrika’dan bile arkadaşlar edindim kendime netten. İnanır mısın Türkçe konuşuyorlar.
MURAT: Hadi be işletmiştir onlar seni.
YUSUF: Yok be oğlum, kameradan gördüm harbi Afrikalı işte.

MURAT: Bırak Afrikalıyı falan da senin rahatın nasıl. Memnun musun hayatından.
YUSUF: (Neşeli bir tavırla) Oooo rahat da ne demek. Bak bu oturduğumuz yerin adı bank palas. Kim erken gelirse o kapar. Burası birinci sınıf. Burayı kapamayan, aha şurada yerde yatmak zorunda kalır, orası da ikinci sınıf. Gecenin bir yarısı şarapçısı tinercisi gelir buraya yatmaya. Eğer paraları varsa şu bayiden alırlar bir. şişe şarap kafayı çeker uyurlar. Para yoksa köpek gibi yalvarırlar. Bir şişe şarap için babalarını bile satar bunlar.
MURATeki sen nasıl uyuyorsun bu kadar keşmekeşin arasında?
YUSUF:Ben o saatlerde çoktan uçuşa geçmiş oluyorum. Üsteğmen Pilot Yusuf senin anlayacağın.
MURAT: Hadi be. Dalga geçme.
YUSUF:Ya ne demezsin. İşte böyle banklar yaysız yatak, sokak lambaları gece lamban, yıldızlar da yorganın olur. Ama var ya, kafa ne kadar kıyak olursa olsun sabah uyandığında tahta gibi kalkıyosun. Senin anlayacağın sokaklarda yaşamak öyle hiç de kolay değil.
(Sahneye Sevgi girer. Yüzünde perişanlık belirtileri vardır.)
MURAT: Bana müsaade . Eğer istersen benimle birlikte gelebilir ve bizimle kalabilirsin. Annem ve babam da buna çok sevinecektir.
SEVGİ: (Alaycı bir tavırla) Vay iyi adam kötü çocuğu çekip çıkaracak bu hayattan ha? Cüneyt Arkın mısın aslanım.(Murat sinirlenir. Ancak bir şey söylemeden sahneyi terk eder.) Buldun mu hap parasını?
YUSUF:Nerden bulayım Sevgi. Para için çevirmediğimiz dolap kalmadı. En son kapkaç yapalım dedik, heriflere yakalanınca dünyanın dayağını yedik. İyi ki polise vermediler bizi.
SEVGİ: Bak Yusuf damarım çekiliyor. Gözlerim bulanıyor, elim ayağım Azer BÜLBÜL oldu titremekten. Bana hap bulman lazım anlıyor musun. (Bu arada sahneye giren zenci olan biteni duyar ancak gençler henüz onu fark etmemişlerdir.)
JOSEF(Zenci): Hey sen var hap istemek. Ben de hap olmak . İşte hap.
SEVGİ: İşte bu ya işte bu. Kara adamdan gelen beyaz mutluluk. (Hızla Josef’e yönelir hapı elinden alır) Bu ne be.
JOSEF: Aspirin!
YUSUF: Git hemşerim işine dalga mı geçiyorsun bizimle?
JOSEF: Biz var olmak hemşeri? Sen Papua Yeni Gineli? İçinden mi?
YUSUF: Haydaaa çattık iyi mi? Git baba git işine. Derdimiz bize yetiyor zaten Bir de kara bela mı saralım başımıza.
JOSEF: Ben yok gitmek. Yeni geldi ben. Ben aramak Yusuf kardeş.
YUSUF: Dur dur bakim..Sen yoksa Josef?
JOSEF:Evet ben olmak Josef, sen de Yusuf?
YUSUF:Evet ben Yusuf. Ulan gündüz feneri ben sana demedim mi gece gelme karanlıkta seni seçemem, gündüz gel diye.
JOSEF: Ne yapayım. Ben de para bitti. Vize süresi de geçince polis düşmek peşime. Dostum bana yardım eder dedim çıktı geldi işte ben.
SEVGİ (Olan biteni hayretle izlemektedir) Alo bir zenci, bir beyaz, ben de olaya Fransız. Yusuf ne iş?
YUSUF: Sevgi, Josef internetten tanıştığım Afrikalı arkadaş. İstanbul’a gelmişti bir iş için.
SEVGİ: (Yusuf’un koluna girerek sahnenin köşesine kadar getirir ve fısıldayarak konuşur) Bu karabatak kim biliyor musun sen?
YUSUF: Ne bileyim SEVGİ. Haftalardır netten konuşuyoruz ama yüz yüze ilk defa görüşüyorum.
SEVGİ: Hani bize mal sağlayan kopil var ya? İşte o, malı bu zenciden alıyor. Seninki beni tanımadı ama ben onu hatırladım. Senin anlayacağın iyi olacak hastanın ayağına doktor geldi.
YUSUF: Zehir tacirinden doktor olursa benden de başbakan olur.
(SAHNE KARARIP AYDINLANIR)
JOSEF: (Ortada bankta oturuyor) Demek siz istemek benden mal. Bendeki mallar olmak çok iyi. Siz de para bol?
SEVGİ: Bana bak gündüz feneri benim babada para gani. Sen malı verecek, biz deneyecek kalite iyi , biz para ödemek. Anlamak sen?
JOSEF: Ok.. (Hapları verir . Gençler koşarak sahneden çıkar)
SES: Hey sen Josef?
JOSEF: (Korkarak) Kim var olmak orada?
SES: (Sahneye çıkar) Ben seyirciyim. Karışmayacaktım ama duramadım. Senin yaptığın doğrumu ha?
JOSEF: Ne yaptı ben yamuk?
SES: Yaptığının doğru bir tarafı mı var? Zehirliyorsun gençleri.
JOSEF: Ben mecbur buna. Benim ülkemin insanları aç.Benim kardeşler perişan memlekette. Sen Afrika’yı bilmek?
SES: İnsanları zehirleyerek kendi ülkenin insanına hizmet ettiğini mi sanıyorsun sen? Kara derili insanların kara talihini yazan yaratıcı buna sizin için müsaade eder mi sanıyorsun? Buradan kazandığın paranın senin için fayda sağlayacağına mı inanıyorsun sen?
JOSEF: Demek eski bir Afrika atasözü . Bir gergedanla asla birdir bir oynama. Ben bu alemin gergedanıyım anladın mı. Beni yargılamak senin işin değil.

(Sahneyi terk eder ve sahne kararır.)

SAHNE 2 (AYNI SAHNE SOKAK)

Zaman, gece geç vakit. Ağustos böceği sesleri. Sahne açıldığında Yusuf bank üzerinde oturur. İkisi de telaşlı . Sevgi ayakta, bir sağa bir sola yürüyerek konuşmaktadır.

SEVGİ: Ufffffff anlamıyor musun Yusuf? Adam pisliğin teki.
YUSUF:Ne yapacak ha? Ne yapabilir Seevgi, yok para mara bulamıyorum işte. Canımı mı alacak.
SEVGİ: Ya canını alsa, bununla kurtulabilsen yine iyi. Anlamıyor musun adamlar resmen organlarını çıkarıp satmakla tehdit ediyorlar.
YUSUF: Tamam Sevgi tamam sus. Düşüncesi bile ne kadar kötü. Nerden bilecektim ki adamın böyle pislik biri çıkacağını.
SEVGİ: Evet ya. Biz de sandık ki bu adam Allah’ın Afrikalı’sı. Para vermez atlatırız. Adam uyuşturucu mafyası, organ mafyası ne varsa hepsinin içinde.
YUSUF: Evet Sevgi para bulamazsak bu adamların hiç şakası yok..
(Sahnenin bir köşesinden baba girer. Üstü başı perişan halde, elinde şarap şişesi. Yusuf onu tanır. Banktan kalkar ve ona yönelir)
YUSUF: Baba? (Baba tanımazdan gelir. Yusuf ısrar eder. Ama Yusuf’u bir türlü tanımaz.)
BABA: Kim? Ben mi baba? Ha evet ben bu alemin babasıyım. Kumar masalarının değişmez müdavimi. Şarabın hortumcusu. İstanbul aşüftelerinin gözde erkeği. Babaaa.(Ruh haleti birden değişir ağlamaya başlar) Ama şimdi yapayalnızım. Karım beni terk etti, çocuğum sokaklarda yaşıyor, beş parasız ve işsizim, kimsem kalmadı. Böyle baba mı olur. Bu alemin babalığı bu mu. (Ağlayarak sahneyi terk eder.)
YUSUF Sevgi’ye dönerek) Görüyorsun değil mi? İçki, kumar, sevgisizlik, saygısızlık bizi ne hale getirdi. Annem evi terk etmiş, ben sokaklarda yaşamak zorunda kaldım, babam ise beni tanımayacak derecede alkolik.
SEVGİ: Daha kötüsü de var Yusuf. Eğer yarın öğleye kadar para bulamazsak sokaklarda yaşıyor olamayacaksın. Çünkü yaşamıyor olacaksın. Öldürecek o pislikler ikimizi de Yusuf.
(Yusuf oturduğu yerden kalkar. Sevgi’yi yana iter. Yerden bir taş alır. İnternet cafenin camını kırar. Süratle içeri dalar. İçeriden elinde bir bilgisayar ile çıkar.Başını göğe diker. Bağırmaya başlar)
YUSUF : Beni affet babaanne, affet beni babaanne. Sana verdiğim sözü yerine getirmek için çok direndim. Hırsız olmayı asla istemezdim babaanne. Ama buna mecburum babaanne. Anla beni, sakın benden nefret etme. Beni affet babaanne.
SES: Hey Yusuf. Artık hırsızlığa başlıyorsun ha?
YUSUF: Bunu yapmayı gerçekten istemiyorum.
SES: Öyleyse git ve o bilgisayarı yerine bırak. Sabah olunca da sahibinden özür diler bir hata yapmak üzere iken geri döndüğünü anlatırsın. İnan bana seni affedecektir. Ben ve diğer seyirciler senin hala temiz ve masum olduğunu biliyoruz. (Yusuf tam geri dönmek üzere iken Sevgi seslenir.)
SEVGİ:Yusuf. Para bulmaya mecburuz. Josef, adamları, organ mafyası. Yusuf mecburuz bunu yapmaya anlasana. (Yusuf tam ikilemde kalmıştır. Yerinde donup kalmış düşünürken bekçinin düdük sesleri duyulmaya başlar ve sahne kapanır.)

SAHNE 3

(Sahne boş.sadece ortada parmaklık var. Loş ışık, hapishane müziği arka fonda. Yusuf parmaklığın bir tarafında. Hafif bir şekilde uyuşturucu krizine girmeye başlamıştır. Sahnenin diğer ucundan bir gardiyan ve Sevgi girer. )

YUSUF: Hoş geldin Sevgi. Bir gelişme var mı?
SEVGİ: Avukatla konuştum. Karşı taraf davasını geri almış,”Yusuf’u iyi tanırız o böyle bir işe kalkışmaz. Ortada bi yanlış anlama var” demişler ama savcı kamu davası açmış. İşin özeti dava sonuçlanana kadar hapis yatacakmışsın.
YUSUF: Hapis bana zor değil de Sevgi. Boynuma vurulan hırsız damgası yok mu. O beni mahvediyor
SEVGİ: Yusuf bir ihtiyacın var mı?
YUSUF: Tek ihtiyacımın ne olduğunu biliyorsun Sevgi. Ellerim titremeye başladı. Gözlerim bulanıklaşıyor. Her yanım kaşınıyor. Krizim kapıda senin anlayacağın. Ne olur Sevgi. Yalvarırım bana toz bul.
SEVGİ: Delirdin mi sen . Nasıl bulacağım tozu. Hadi buldum diyelim. Buraya nasıl sokarım.
YUSUF: Sevgi anlamıyor musun? (Yakasına yapışır parmaklıkların arasından) Sana kriz kapıda diyorum. Ne pahasına olursa olsun bulmalısın. Biraz olsun bana sevgin varsa., kalbinde biraz merhamet duygusu varsa. Ne olursun köpeğin olayım Sevgi.
SEVGİ: Tamam sen benim için borca girdin. Hırsızlık yaptın. Bulacağım, her ne şekilde olursa olsun bulacağım.(Sevgi çıkar)
(Işıklar söner yanar.Sadece Yusuf’un üzerine ışık düşer.Yusuf artık krizin üst noktasındadır. Yerlerde sürünür. Bağırır. Gardiyan gelir. Deli gömleğini giydirir.Işıklar bir kez daha söner. Işıklar yandığında zaman geçmiş Yusuf biraz daha sakinleşmiştir. Sevgi içeri girer)
YUSUF: Buldun mu ha buldun mu? Ne olur getiremedim deme.
SEVGİ: Al, sana temiz çamaşır ve sigara getirdim. İstediğin de içinde. Ama dikkat et bu çok etkili. Bir paketi üç doz halinde kullan. Şırınga da içinde.
YUSUF: Harikasın Sevgi. Harikasın nasıl buldun bu malı. İnanamıyorum. Aşkımsın.
SEVGİ: (Utanarak başını öne eğer) Sorma Yusuf. Nasıl bulduğumu sorma. Para için yaptıklarımı duysan benden iğrenirsin.Atık ben bile kendimden iğrenir oldum.
(Gardiyan görüş süresinin bittiğini seslenir. Sevgi dışarı çıkar. Bir süre sonra gardiyan geri döner ve Yusuf’a çamaşırlarını teslim eder. Yusuf süratle çamaşırları karıştırır ve tozu bulur. Şırıngayı ve tozu hazırlar. Koluna lastiği bağlar. Damarına iki parmağı ile vurarak damar yolunu açar.)
YUSUF : Uf dikkatsiz başım. Bir defada üç doz muydu. Üç defada mı bir doz kullanacaktım. Ama bu paketler çok küçük , galiba üç dozu bir kerede alacaksın demişti.
(Şırınganın içine çeker ve damarına enjekte eder. Vücudunun rahatladığını hissederek uzanır. Bu arada arka fondan annenin feryadı yükselir. Yusuf artık ölmüştür.

(Sahne kararır.)

SAHNE 4

(Ortada içinde Yusuf’un bulunduğu bir mezar. Mezarın başında anne türkü söylerken mezarı sevmekte. Arkada baba, Sevgi, Murat, Josef. Annenin türküsü bittikten sonra Yusuf mezarından kalkar)

YUSUF : Şimdi bu şekilde ağlamanın ya da üzülmenin bana bir faydası var mı. Artık öldüm. Siz de biliyorsunuz ki ölüm dönüşü olmayan bir yolun başlangıcı. Maalesef ben bu yolculuğa uyuşturucu almış olarak sarhoş, kendinden geçmiş, aciz bir durumda başladım . Ve oradaki durumum hiç de iyi değil. Sevgili anneciğim ben hayatta iken, benim başımı da bu mezar taşımı okşadığın gibi okşasaydın ne olurdu ha? Biraz sevgi gösterebilseydin, arkadaşlarına ayırdığın zamanının yarısını bana ayırabilseydin ben şimdi bu hallerde mi olurdum? Ya sevgili babacığım. Yudum yudum içkileri tüketirken, kumar masalarında paraları kaybederken, harcadıkların sadece mal varlığın değil aynı zamanda benim hayatımmış. Sana ne demeli Sevgi Hanım? Sevgime karşılığın beni sigara, alkol derken uyuşturucuya alıştırmak oldu. Oysa ben seni ne duygularla sevmiştim. Kara bahtımın kara rastlantısı Josef. Şu hale bak ikimiz de aynı peygamberden almışız ismimizi. Sen Josef ben Yusuf. Ama gel gör ki Josefler Yusufları zehirler olmuş. Kazandığın üç kuruş para senin için benim hayatımdan daha mı önemli? Galiba bir tek sen vardın hayatımda bana zararı dokunmayan Murat. Sen sen ol ailenin kıymetini iyi bil. Keşke benimkiler de senin ailen kadar benim üzerime titreselerdi de bu duruma gelmeseydim.
SES: Yusuf. Durumun hiç de iyi değil anlaşılan öbür tarafta.
YUSUF: Evet . Tahmininizden de kötü. Buna inanın.
SES: Peki bu durumundan dolayı suçlu olanlar bu insanlar mı sadece.
YUSUF: Evet, annem ve babam gerekli sevgi ve ilgiyi göstermedi. Sevgi aşkıma karşılık beni kötü alışkanlıklarla tanıştırdı. Josef bana uyuşturucu temin etti.
SES : Acaba senin hiç mi suçun yok?
YUSUF: Anlamadım.
SES: Anlamadın değil. Anlamak istemedin. Seni içine düştüğün her yanlışta uyardım. Her defasında vazgeçirmek istemedim. Ama sen ne yaptın?
YUSUF :Sen sadece konuşuyordun o kadar.
SES: Bak Yusuf ben senin içindeki sesim. Bir ses ne yapabilirse ancak o kadarını yapabilirim. Kulağına fısıldayan iyilik meleği olarak da düşünebilirsin beni. Ve ben sadece senin yüreğinde yaşarım. Eğer bana yani yüreğinin sesine kulak vermeyi deneseydin aradığın gerçek sevginin ne olduğunu da bulurdun.
YUSUF : Şimdi ne olacak.
SES: Olacak bir şey yok. Sen artık bir ölüsün ve hayatın provası ya da tekrarı yok. Mezarına dönecek ve oradaki hayatına devam edeceksin .Artık senin için yapılacak bir şey kalmadı. Ama senin hayatını yaşayan binlercesi için belki söyleyecek bir şeylerin vardır.
YUSUF: (Sahneye dönerek) Arkadaşlar ben içinde bulunduğum kötü ortamın arkasına sığınarak kötü alışkanlıklarımdan vazgeçmeyi denemedim bile. İçimdeki sese kulak vermek istemedim . Durumum ortada. Benim için her şey çok geç. Ama sizin için henüz yolun başı. Lütfen herhangi bir kötü davranışta bulunmadan önce içinizdeki sese kulak verin. O sizi doğru yola götürecektir.