Babu'l-Cinayat - Babu'l-Cinayat Hakkında

131- Hadis[1]: Abdurrezzak, Buharî, Müslim ve Ebu Davud, Ebu Hureyre´den şöyle rivayet etmişlerdir: Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Hayvanların kendiliğinden meydana getirdikleri cinayet ve zararlar hederdir. Kuyu kazmaktan doğan cinayet.de hederdir. Maden kazmada meydana gelen cinayet de hederdir. Define mallarında beşte bir nisbetinde vergi vardır."



132- Sebep: Abdurrezzak "Musannaf´mda İbn Cüreyc´den, 0 da Yakub b. Utbe´den, o da Salih´ten, o da İsmail b. Muhammed´den şunu rivayet eder:

"Söylendiğine göre, Rasulullah (s.a.v.), "hayvanların kendiliğinden meydana getirdiği cinayet ve zararlar hederdir, kuyu kazmaktan doğan cinayet de hederdir, maden kazmada meydana gelen cinayet de hederdir, define mallarında beşte bir nisbetinde vergi vardır" şeklinde hükmetti." (Ravi diyor ki:)

"Cahiliyye insanları, ölen hayvanları miktarınca canlı (hayvan) ödüyorlardı. Madenlerde ve kuyulardaki durum da aynı idi. Bu durum Rasulullah (s.a.v.)´a anlatılınca buyurdu ki: "(Bütün) bu nevi şeyler kaza nevindendir.



133- Sebep: Abdurrezzak, îbn Cüreyc´in şöyle dediğini rivayet eder: Ömer b. Abdulaziz, kendisine ait olan bir kitaptan bana !´ haber verdi: Rasulullah (s.a.v.)´m, iki kişi hakkında şöyle buyurduğu (haberi) bize ulaştı: "Maden kuyusuna düşüp ölen ile, hayvanın vurup, öldürdüğü adam hederdir." (Hadiste heder manasında geçen cübar kelimesi Tihame Kabilesi´nin kullandığı bir kelamdır.)



134- Hadis[2]: Buharî ve Müslim, Abdullah İbn Muğaffal´dan şöyle rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (s.a.v.) sapanla taş atmaktan nehyetti." Ravî îbn Muğaffal, sözüne devam ederek şöyle dedi:

"Şüphesiz bu sapan taşıyla ne avlanır ne de düşman paralanır ve öldürülür. Ancak bu taş bazen diş kırar, bazen de göz çıkarır."



135- Sebep[3]: Ebu Davud ve Nesâî, Burde´den rivayet ederler: "Bir kadın diğer bir kadına taş attı. Kadın çocuğunu düşürdü. Bu durum Rasulullah (s.a.v.)´a dava olundu. Rasulullah (s.a.v.), kadının çocuğu için beş yüz koyun takdir etti ve o gün (taş, sopa ve baston gibi şeyleri) atmaktan nehyetti."



136[4]-Hadis:Ahmed, Buharî ve Müslim, Cabir´den rivayet ettiklerine göre, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Taze hurmayı, alacalanmış hurma koruğu ile ve yine hurma ile, kuru üzümü hoşaf (şıra) olarak birleştirmeyiniz."



137- Sebep:[5] Abdurrezzak, Ebu îshak´tan rivayet etmiştir: "Bir adam İbn Ömer´e, ´ben hurma ile kuru üzümü birleştirebilir miyim?´ diye sordu. İbn Ömer:

"Hayır" dedi. Adam, "niçin?" diye (tekrar) sordu. İbn Ömer: "Hz. Peygamber öyle yapmaktan men etti" dedi. Adam, "niçin men etti?" diye sordu. îbn Ömer: "Bir adam o yüzden sarhoş oldu da Hz. Peygamber ona kızdı. Sonra onun içtiği şeye bakılmasını emretti. Bir de baktılar ki hurma ile kuru üzüm karışımı hoşaf içmiş. Bu sebeple Hz. Peygamber, hurma ile kuru üzümün bir araya cemedilmesini nehyetti ve buyurdu ki; "Onlardan her biri tek başına (hoşaf yapılıp içilmeye) yeterlidir."



137a- Hadis[6]:Buharı, Müslim, Tirmizî ve Nesâî, İbn Mesud´dan rivayet ettiklerine göre, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Mü´minler´i Allah´tan ziyade kötülüklerden koruyan bir kimse yoktur. Mü´minler´in en büyük koruyucusu olduğu için Allah açık, gizli bütün kötülükleri, çirkin işleri, haram kılmıştır. Birde Allah´tan ziyade medhedilip, övülmeyi seven kimse de yoktur. İşte bunun için Allah, kendisini (Kur´an´da bir çok sıfatlarla) medhetmiştir. Özür, Allah´a olduğundan başka hiçbir kimseye makbul olamaz. Bunun için Allah, Peygamberleri miijdeleyici ve korkutucu olarak göndermiştir."



138- Sebep[7]: Ahmed, Buharı ve Müslim, Muğire b. Şu´be´nin şöyle dediğini rivayet ederler: "Sa´d b. Ubade, "Ben refikamın yanında bir adam görürsem, onu mutlaka ters tarafını çevirmeden kılıçla vururum" dedi. Bu söz, Rasulullah´ın kulağına vardı. Bunun üzerine:

"Siz, Sa´d´ın gayretine şaşıyor musunuz? Vallahi ben ondan daha gayretliyim, Allah da benden daha gayetlidir. Gayretinden dolayıdır ki Allah kötülüklerin aşikarını, gizlisini haram kılmıştır. Allah´tan daha gayur hiç bir şahıs yoktur. Özür, Allah´a olduğundan fazla hiçbir kimseye makbul olamaz. Bundan dolayıdır ki, Allah peygamberleri müjdeci ve korkutucu olarak göndermiştir. Allah´tan başka hiçbir kimseye medh daha makbul değildir. Bundan dolayıdır ki Allah, cenneti va´d etmiştir" buyurdular."



139- Hadis[8]: Buharî, Enes´ten rivayet, ettiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "(Ey mü´min, sen mü´min) kardeşine, zalim iken de mazlum iken de yardım et.´\Sahabiler:

"Ey Allah´ın Rasulü! Şu mazlum olan kişiye yardım edebiliriz. Fakat o zalime nasıl yardım edebiliriz?" diye sordular. Rasulullah:"Zalimin iki elindin üstünü tutarsın (yani onu zulmden men edersin)"



140- Sebep[9]: Ahmed ve Müslim, Cabir b. Abdullah´tan şöyle rivayet ederler: "Ensar´dan ve Muhacir´den olan iki çocuk (veya köle) birbirleriyle kavga ediyorlardı. Muhacir´den olan, "Ey Muhacirler (yardıma gelin)", Ensar´dan olan da: "Ey Ensar (yardıma gelin)" (diye bağırıyordu). Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) çıkageldi ve buyurdu ki:

"Cahiliyye davası mı güdüyorsunuz?" Dediler ki: "Allah´a yemin olsun ki hayır. Ancak iki çocuktan biri diğerinin (kıçına eliyle) vurmuştur." Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Bir şey olmaz. Kişi, zalim kardeşine de mazlum kardeşine de yardım etsin. Kardeşi eğer zalim ise onu bu fiilinden men etsin. Çünkü bu, ona bir yardımdır. Eğer mazlum ise ona zaten yardım etsin."[10]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Abdurrezzak, Musannaf, 10/65 lafız kendisine aittir.

Buharî, Kitabu´d-Diyat, 9/15, Kitabu´z-Zekat, 2/160, Kitabu´l-Müsakat, Bab-u men hafere bi´ren,

Müslim, Kitabu´I-Hudud, 4/298,

Ebu Davud, Kitabu´d-Diyat, 2/52,

Tirmizî, Ebvabu´z-Zekat, 2/77,

İbn Mace, Kitabu´d-Diyat, 2/891,

Ahmed, Müsned, 2/254, 285, 319, 382, 386, 415, 454. ´

Not: Sahibi tarafından bağlanan veya kapatılan dört ayaklı hayvanların bağlarını kopararak veya kapatıldıkları yerden kurtularak meydana getirdikleri cinayet ve zararlardan dolayı sahibine tazmin (ödeme) lazım gelmez. Ancak hayvanın sahibi cinayet sırasında´ve zarar esnasında yanında bulunur da men etmezse, tazmin icab eder. Fıkıh kitaplarında bu zararların çeşitleri ve tazmin için gereken şartlar ayrı ayrı izah edilmiştir.

Kuyu da böyledir. Bir kimsenin kendi mülküne yahut idarenin izniyle boş bir yerde kazdırdığı kuyunun içine -gerekli tedbirleri aldığı takdirde- bir insan yahut hayvan düşse, kuyu sahibine tazmin lazım gelmez."

Maden kuyuları da böyledir. Devletin izniyle işletilen maden kuyularına gerekli tedbir alındığı takdirde, düşen insan ve hayvanın zararı, maden sahibine ödettirilmez.

Hadisin son fıkrası, "Rikaz"ın yani örtülü ve gömülü olan madenler ve definelerin beşte biri nisbetinde harca, vergiye tabi olmasını takrir etmektedir.

[2] Ahmed, 5/54 (lafız kendisine aittir), Müslim, Kitabu´s-Sayd, 4/641, Buharî, Kitabu´z-Zebaih, 7/112, Ebu Davud, Bab-u fî´1-Hazef, 2/657.

[3] Hadisin lafzı Ebu Davud´a aittir. Kitabu´d-Diyat, 2/499, Nesâî, Kitabu´l-Kasame, 8/41.

Ebu Davud, hadis hakkında, "bunu îbn Abbas söylemiştir ve yanlıştır. Doğrusu yüz koyundur" der

[4] Hadisin lafzı Müslim´e aittir, Kitabu´l-Eşribe, 4/688, Buharı, Kitabu´l-Eşribe, 3/140,

Ahmed, 3/294, 300, 317, Ebu Davud, Kitabu´l-Eşribe, 2/298, Tirmizî, Ebvabu´l-Eşribe, 3/198,

Nesâî, Kitabu´l-Eşribe, 8/257, İbn Mace, Kitabu´l-Eşribe, 2/1125, Darimî, Kitabu´l-Eşribe, 2/23.

[5] Abdurrezzak, Musannaf, 9/213.

Ulema bu hadisteki karıştırma hükmünde ihtilaf etmişlerdir. Bir kısmı "bu (karıştırma durumu) tenzihen mekruhtur", derken diğer bir kısmi, "tahrimen mekruhtur" demişlerdir.

Bana göre birinci fırkanın ileri sürdüğü deliller kabule şayan değildir. İbn Kudame bu konuda şöyle demiştir: "îki şeyin su içinde kanştınlarak şıra yapılması mekruhtur. Çünkü Hz. Peygamber bunu yasaklamıştır."

Ahmed (b. Hanbel) ise şöyle diyor: "İki şeyin karıştırılması haramdır." Ahmed, "Hind hurmasını ve kuru üzümü sabahleyin karıştırarak şıra yapmak için hazırlayıp akşam tedavi maksadıyla içen adam hakkında ben, bunu mekruh görürüm" demiştir, "Yalnız aynı anda pişirerek içen böyle değildir."

Kadı, Ahmed´in, "haramdır" sözü ile şunu kasdettiğini söyler: Yani ikisinin kanşımı (beklemek suretiyle) şiddetlenir ye sarhoşluk verirse haramdır. Sarhoşluk vermezse haram değildir. İnşallah doğrusu da budur. Rasulullah´ın bunu nehyetmesinin sebebi, haram olan sarhoşluğa götürmesindendir.

Nevevî, bu görüşe şunu ekliyor: Bizim bu konudaki görüşümüz cumhurun görüşüdür. O da şudur: "Bu konudaki nehyetme olayı tenzihen mekruhtur. Sarhoşluk vermedikçe haram değildirBu görüşte olanların delili Hz. Aişe´den rivayet edilen şu hadistir: "Hz. Aişe, "Biz Rasulullah (s.a.v.) için şıra hazırlardık. Bir avuç hurma, bir avuç da kuru üzüm alırdık. Onu bir (tuluma) atardık. Sonra üzerine su dökerdik. Böylece sabahleyin şıra hazırlardık, onu akşamleyin içerdi ve akşamleyin şıra hazırlardık bunu da sabahleyin içerdi." (İbn Mace, Kitabu´l-Eşribe, 2/1126).

İbn Kudame şöyle diyor: "Eğer şıranın hazırlama müddeti yakınsa, yani birgün veya bir gece ise bunda sarhoşluk (ihtimali) yoktur ve mekruh da değildir. Eğer mekruh olsaydı, Hz. Peygamber´in evinde böyle bir şey yapılmazdı. Zaman uzun ise, sarhoşluğa götürme ihtimali olduğu için mekruhtur. Bunun hanımlığı, saptırmadıkça ve üç günü geçmedikçe sabit değildir.

Bazıları da şöyle demiştir: " Aişe´nin hadisinde belirtilen durum, sıcak mevsime ait olabilir. Çünkü sıcak günlerde şıranın ikinci gün bozulmasından korkulur.

İbn Abbas´a göre üç güne kadar şıranın içilebilmesi ise bozulma endişesi olmayan soğuk günlere aittir. Bu hadisler, şıra yapmanın ve içilmesinin caiz olduğuna delalet eder. Yapılan şıra, tatlı kalıp bozulmadıkça ve kabarmadıkça içilir. Nevevî´nin ifade ettiği gibi bu hususta tüm Müslümanlar´in icmaı vardır." (Bakınız, Şevkanî, Neylü´1-Evtar, 8/211)

Günaha düşme korkusundan dolayı şüpheli şırayı içmemek icab eder

[6] Müslim, Kitabu´t-Tevbe, 5/605, Buharî, Kitabu´t-Tefsir, En´am Sûresi, 6/72, A´raf Sûresi, 6/74, Tirmizî, Kitabu´d-Deavat,, Bab, 97,

Ahmed, 1/381, 6/348 (manasıyla), Nesâî, Kitabu´I-Küsûf (bir parçasını), 3/108,

Darimî, Kitabu´n-Nikah, 2/72

[7] Hadisin lafzı Müslim´e aittir, Kitabu´1-Lian, 3/724,

Buharı, Kitabu´n-Nikah, 7/45, Kitabu´l-Hudud, 5/215,

Ahmed, Müsned, 4/248, .

Darimî, Kitabu´n-Nikah, 2/73 (yakın lafızlarla)

Ahmed (b. Hanbel), bu hadis için, Ebu Hureyre´den rivayet ettiği ikinci bir sebep daha zikretmiştir. O da şöyledir: "Rasulullah (s.a.v.)´a denildi ki; "Sen de gayur musun?" Buyurdu ki: "Ben çok gayurum, Allah benden daha gayurdur. Bu gayretinden dolayı fuhşiyyati men etmiştir

[8] Buharî, Kitabu´î-Mezalim, 3/168, Kitabu´l-lkrah, 9/28,

Tirmizî, Ebvabu´l-Fiten Bab, 59, 3/356 (hadisin sahih ve hasen olduğunu.söylemiştir),

Darimî, Kitabu´r-Rikak, 2/220, Ahmed, Müsned, 3/99, 201 (yakın lafızlarla).

[9] Hadisin lafzı Ahmed´e aittir, 3/323, Müslim, Kitabu´1-Birr, 5/544 (yakın lafızlarla)

[10] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 146-152.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 331
favori
like
share
ultimatom Tarih: 27.06.2009 18:56
Uzun ve zahmetli bir konu Allah razı olsun ...