Ebeveynler ile çocuk arasında zaman zaman ortaya çıkan inatlaşmalar, iletişimsizliğin başlangıç noktası olabilir. Uzmanlar, anne ve babalara, "çocuğunuzla inatlaşmadan, kararlı ama sevecen bir şekilde istediğinin neden olamayacağını anlatın" önerisinde bulunuyor.
Çocuklarda inatlaşmanın her yaş döneminde görüldüğünü belirten Psikolog Şebnem Kartal, çocukların bağımsız birer birey olduklarının farkına varmaya başlamaları ve dünyayı keşfetme meraklarının bu inatlaşma sürecini tetiklediğini söyledi.

Kartal, çocukların anne-babaları ve çevresindekiler ile ayrım yapmaksızın her zaman ve her konuda çatışmaya girebildiklerini belirtti. Çocukların bir inatlaşma nöbeti süresince fikir değiştirdiğine tanık olunabileceğine dikkat çeken Kartal, "Bazen, neyi isteyip neyi istemediğini bile anlayamazsınız. Örneğin, acıkmıştır ama evdeki yemeği yememekte direnir, hamburger ister, hamburgerciye gidersiniz, `ben bundan istememiştim "tekinden al' diye tutturur, "teki menüden alırsınız başka bir bahane bulur. Birinizden biri yenik düşene kadar devam eder bu sürtüşme" dedi.

Çocukların inatlaşma dönemlerinde, her iki tarafın da amaçlarını açıkça ortaya koymaya çalışması gerektiğine dikkat çeken Şebnem Kartal, çocukların tek amacının anne ve babanın dediğinin tersini yapmak olduğunu söyledi. Kartal, çocukların ancak bu şekilde kendisinin bağımsız bir birey olduğunu, kendi tercihlerini kendisinin yapabildiğini kanıtladığını anlattı.

Pek çok anne-babanın bunun farkında olmadığı için çocuklarıyla gereksiz yere çatışmaya girdiğini ve kendilerini de, çocuklarını da yıprattıklarının altını çizen Kartal, "Daha da kötüsü bazı çocuklar bunu bir alışkanlık haline getirirler, daha ileri ki yaşlara taşırlar veya anne-baba bu çatışmalara çözüm olarak şiddete başvurmaya başlar" dedi.

Kartal, çok küçük yaşlarda başlayan ve çocukların gelişiminde çok doğal olan inatlaşmanın, anne-baba ve çocuk arasındaki bir iletişimsizliğin başlangıç noktası olabildiğini ve bir kısırdöngüyle son bulabildiğine dikkat çekti. Kartal, anne ve babalara çocuklarıyla çatışmaya girdikleri zaman yapmaları gerekenleri ise şöyle sıraladı:

Her şeyden önce bu durumda soğukkanlılığınızı korumaya çalışın. Derin bir nefes alın ve içinizden `O sadece bir çocuk' deyin. Öfkeli bir tavır takınmayın, yumuşak ve uzlaşmacı bir ses tonuyla konuşmaya özen gösterin. Kesinlikle başarısız olacağınızı aklınıza getirmeyin.

Sahada olmadığınızı ve futbol oynamadığınızı unutmayın; her ikiniz de kazanabilir, her ikiniz de amacınıza ulaşabilirsiniz. Amacınız ona, kimin güçlü, kimin güçsüz olduğunu ispatlamak değil, o anda elde edemeyeceği bir şeyden vazgeçmesini sağlamak olmalı.

İstediği şeyi neden yapamayacağınızı basit bir şekilde açıklayın ve bu açıklamayı yaparken mutlaka bu durumdan dolayı ne kadar üzgün olduğunuzu belirtin. Onun istediği şeyi sizin de istediğinizi, ama koşulların buna izin vermediğini söyleyin. Duygularını paylaştığınızı bilmek onu hem rahatlatacak, hem de sizi ona karşı sürekli engeller koyan bir düşman olarak görmesini engelleyecektir.

Ona kararlı ve tutarlı, fakat mutlaka sevecen bir tavırla yaklaşın. Önce `hayır' dediğiniz bir şeye sonradan `evet' derseniz çocuğunuz bunu size karşı sürekli kullanmaya başlayacaktır. Başka zaman ve durumlarda da siz pes edene kadar da sizinle çatışmaya devam edecektir.

Ona gerekli açıklamaları yaptıktan, üzgün olduğunuzu söyledikten ve bu konuda kararlı olduğunuzu hissettirdikten sonra biraz zaman tanıyın. Bir süre sonra yeniden istediğini elde etmek konusunda sizinle inatlaşmaya başlarsa hiç tepki vermeyin. Birkaç denemeden sonra vazgeçecektir.

Çocuğunuz her şeye rağmen sizinle inatlaşmaya devam ediyorsa, dikkatini istediği şeyden başka bir noktaya çekmeye çalışın. Bu bir çizgi film, bir kuş, bir kedi, sevdiği bir yiyecek veya oyun gibi erhangi bir şey olabilir. Çocuğunuz sakinleşene kadar ilgisini çekebilecek değişik alternatifler deneyebilirsiniz. Bu küçük yaştaki çocuklarda daha çok geçerlidir. Ancak, okul yaşına kadar, hatta bazen daha sonrasında bile bu yöntemin yararını görebilirsiniz.

Çocuğunuza seçenek sunun, böylece onu bağımsız bir birey olarak tanıdığınızı, onun kararlarına saygı duyduğunuzu düşünecektir. Kendisiyle ilgili kararları verebildiğini ve onun seçimine öncelik tanındığını düşünerek inatlaşmaktan vazgeçecektir. Siz de makul bir kaç seçenekten birini kabul ettirebildiğiniz için kendinizi rahat hissedeceksiniz. Sunduğunuz seçenekler ne kadar az olursa çocuğunuzun karar verme süresi de o kadar kısa olur. Sunduğunuz seçeneklerin, herhangi birinin seçilmesi durumunda onayladığınız seçenekler olmasına dikkat edin ki, yeniden bir anlaşmazlık yaşamayasınız.



alıntı

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 315
favori
like
share