[COLOR=orangered]Yüce Allah tarafından Zülkarneyn Aleyhisselam'a nebilik verilmişti. Allahü Teala bulutları onu emrine vermiş, iki de sancak ihsan etmişti. Bu sancaklardan biri nur sancağı idi. Nur sancağı kaldırınca, her taraf aydınlık olur ve zafer kazanılıyordu. Diğer sancak ise zulmet sancağı idi, zulmet sancağını havaya kaldırınca inanmayan kafir kavimler ya teslim olurlar, teslim olmazlarsa, karanlıklar ve perişanlık içerisinde yok oluyorlardı.
Bir rivayette Zülkarneyn Aleyhisselam'ın, Hızır Aleyhisselam ile akrabalığı vardı. Onların teyze çocukları oldukları kaynaklarda bildirilmiştir. Zülkarneyn Aleyhisselam, Hızır Aleyhisselam'ı yanına çağırtıp ona bu kutsal ordunun başkumandanlığını teklif etti.
Hızır Aleyhisselam da bu teklif karşısında tefekküre daldı. Daha önce sarayda iken babası da Nemrut'un veziri olduğu halde o bu zulme ve küfre tabi olmamış, babasının yerine geçme ihtimali varken "Zulmün başına taç olacağıma Rabbime ibadet ederek sadece ona muhtaç olurum diyerek saraydan ve tahtdan uzaklaşmıştı." Şimdi ise Hak Teala ona kendi dinini yayması ve bir peygambere yardımcı kılıp onu vezir eylemişti, bu düşünceler içinde:
"Ey Allah'ım sen çok yücesin, dilersen bir anda vezir, dilersen bizleri bir anda zelil edersin sen herşeye kadirsin" dedi ve bu görevi kabul etti. Zülkarneyn Aleyhisselam ve Hızır Aleyhisselam bir çok beldeye tevhid dinini yaydılar. Yine bir gün Hızır Aleyhisselam göğe bakıp tefekküre dalıp gitmişti. Yaptığı uzlet ve ibadetler neticesi ve Rabbinin yardımı ile keşfi açılmıştı. Diğer insanların görmediği şeyleri görüyordu. Birinci kat gökte bir anda yedi kat gök açıldı ve bir yazı gördü. Hızır Aleyhisselam'ın gördüğü bu yazı onu çok etkilemişti. Arşı alada gördüğü yazı Fatihayı şerifdi.
"Yarabbi bu nasıl bir süredir ki etrafı pırıp pınl bir aydınlık, bunu okudukça hem imanım artıyor hem de şevkim."
Bu yedi ayet olan duayı her okuyuşunda sanki başka bir aleme geçiyor başka başka manalar öğreniyordu. İlk okuyuşunda kelami manayı anladı. İkinci okuyuşunda mecazi manayı anladı. Üçüncü de edebi manayı anladı. Dördüncü de tefsiri manayı anladı. Fakat diğer manalara lafızlar kelimeler ifade etmekten acizdi şaşırıp kalmıştı.
"Ya Rabbi bana bu süreyi indir bununla amel edeyim dua edeyim" dedi.
Ancak Hızır Aleyhisselam'a şöyle ilham oldu ki "bu süre Alemlere rahmet olarak gönderilecek olan Hz. Muhammed ve ona inanlara ahir zamanda inzal olacaktır. Bunu isteme bu sana verilmeyecektir". Hızır Aleyhisselam, bu duruma çok üzüldü. Günlerce, aylarca yıllarca ağladı yemedi içmedi halvet eyledi, yalvardı yakardı Rabbisine sonra yine ilham oldu ki "eğer dua ederse, Muhammed'ın ümmetinden olabilirsin." Hazreti Hızır Aleyhisselam da çok büyük dua ile dua etti, ismi azam ile dua etti. Rivayet edildiğine göre yaptığı dua şu idi.
(BİSMİLLAH! MAŞAALLAH
LA KUVVETE İLLA BİLLAH,
MAŞAALLAH KÜLLİ NİYME
TİN MİNALLAH MAŞAALLAH
ELHAYRÜ KÜLLİHİ BİYEDİL
LAHİ MAŞAALLAH LA YUS
RİFÜSUUE İLLALLAH)
Allah'ın ismiyle başlarım, Allah neyi dilerse o olur. Kuvvet ve kudret ancak Allah'ındır. Allah neyi dilerse o olur. Her nimet Allah'tandır. Allah neyi dilerse o olur. Hayrın tamamı Allah'ın kendi kudretindendir. Allah neyi dilerse o olur. Fenalıkları insanlardan defeden ancak Allahü Teala'dır.
Hızır Aleyhisselam yaptığı bu duanın neticesi ile kendisine Abı hayat suyunun yeri gösterildi ve bu sudan içince kıyamete kadar ömrü uzatılmış oldu. Böylece Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın ümmetinden olma şerefine nail oldu. Sanki Hızır Aleyhisselam Abı hayatı içerken şöyle demişti.
İÇİRDİLER ABI HAYATI
DEŞTİLER YARAMI
ARARIM MEVLAMI
BULURUM VARAMAM
O GEL DEMEYİNCE
YANAŞAMAM
Zülkarneyn Aleyhisselam ile Hızır Aleyhisselam beraberce yeni fetih ve savaşlara çıktılar. Bir gün bir beldeye geldiklerinde bir baktılar ki çok temiz, güzel, fakat sessiz bir şehir. Çok merak ettiler kimseler etrafta gözükmüyordu. Memleketin Kralını çağırdılar ve ona durumu sordular; "niçin kimseler gözükmüyor, halk nerede sen tek başına nasıl krallık yapıyorsun" gibi sorular yönelttiler.
Kral ise ben yanımda silah ve asker taşımam çünkü ben halkıma güveniyorum. Bizim millete yalvarıyorum, gelin saltanatı vereyim, tacımı vereyim diyorum yinede istemiyorlar. Çünkü bunun sebebi kalplerimizde mal, mülk, makam sevgisi yok. Hiç kimse birbirine hased etmiyor, kin gütmüyor, biz tek bir Allah'a ve onun nebilerine inanmaktayız. Halkım ise şu anda kabirlerindeler. Biz dünyadayken kabirlerimizi yapar içerisinde ibadet ve halvet ederiz. Her gün kabirlerimize gider orasını temizler ve kendimizi dünya meşgalesinden soyutlarız. Bu nedenle halkımızı şuanda göremezsiniz, ibadetlerini yapıp evlerine geri döneceklerdir.
Hızır Aleyhisselam ve etrafındakiler bu hadiseden çok etkilenmişlerdi. Bu kraldan dua isteyip o şehirden ayrıldılar. Hızır Aleyhisselam sık sık insanların arasından ayrılır halvet eder kendi nefsi ile mücahade eder. Bir gün beni İsrail sokaklarında dolaşırken bir köle yaklaşıp ondan Allah için bir sadaka ver dedi.
Hızır Aleyhisselam verecek bir malı olmadığından, benim sana verecek hiçbir şeyim yok ki dedi. Ama köle ısrarla bana Allah için ver, zira sen nurlu ve merhametli bir insansın deyince daha fazla dayanamaz peki öyleyse mademki Allah aşkına dedin. Beni yanında pazarda götür bir köle gibi sat parası senin olsun der.
Adam, Hızır Aleyhisselam'ı pazarda 400 dirheme satar. Hızır Aleyhisselam köle olarak alan adam ona fazla bir iş vermek istemese de, o:
"Ben yaşlıyım ama bir genç gibi çalışır size hizmet ederim" der. Hızır Aleyhisselam satın alan adam inançsız bir kimse olmasına rağmen merhametli birisidir. Nitekim adamın büyük bir hurmalık bahçe duvarı örülecektir, altı kişinin yapacağı işi Hızır Aleyhisselam verir, kendiside bir saatliğine evden ayrılır. Birde gelir bakar ki bir saat içinde koca bahçe duvarı örülmüş:
"Bunu sen tek başına mı yaptın?
"Evet" cevabını verir.
KİMİLERİNİN RÜYASINA
KİMİLERİNİN MEKANINA
KİMİLERİNİN YARDIMINA
KİMİLERİNİN İMDADINA
KOŞAN HIZIR
Adam duruma şaşırır ve ona derki:
"Bu oturduğumuz ev bize yetmiyor bahçenin bir tarafına bir ev inşaa etmek istiyorum bana yardım et." Hızır Aleyhisselam ise ben tek başıma bu işi yaparım deyip işin başına geçer. Bir gün gibi kısa bir zaman diliminde bunu yaptığını gören adam:
"Sende bir sır var, sen kimsin? Melek misin, cin misin" der. Hızır Aleyhisselam:
"Ben Allah'ın yarattığı aciz ve garip bir kulum, sırf Allah adına köle oldum," der. Sonra da başından geçen hadiseyi anlatır adama. Adam bu olay üzerine:
"Sen Allah için köle oldun satıldın, şu dini bana bir anlat", der. Hızır Aleyhisselam'ı dinleyen adam:
"Benden bir isteğin var mı?" diye sorar ve Hızır Aleyhisselam:
"Beni serbest bırakın Rabbime ibadet edeyim, ama yinede siz bilirsiniz" der.
Bu söz üzerine adam ağlamaya başlar:
"Mademki sen Allah için köle oldun satıldın, bende hem senin söylediklerine iman ettim hem de seni Allah için serbest bıraktım" der. Hızır Aleyhisselam Yüce Rabbisine secde eder ve şükürler olsun der.

Kaynaklar:
1Evliyalar Ansiklopedisi,
2Ruhul Beyan,
3Futuhatı Mekkiye,
4Tibyan Tefsiri,
5Miratı Kainat

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 15774
favori
like
share