ANOREKSİYA NERVOSA

Son güncelleme: 24.08.2009 19:59
  • Anoreksiya aşırı diyet yapma sonucu oluşan önemli derecede kilo kaybıdır.

    Tanım

    Anoreksikler kiloları ne olursa olsun kendilerini şişman hissederler. Çoğu kez anoreksikler normalden daha zayıf olduklarını farketmezler ve 45 kg olsalar bile kendilerini şişman kabul ederler. Dahada zayıf olma çabaları içinde anoreksikler, her koşulda yemek yemekten ve kalori almaktan kaçınırlar. Bu hastalığın %10-20 oranı, oluşan çeşitli komplikasyonlar nedeniyle ölümle sonuçlanır.

    Anoreksikler genelde mükemmeliğe ulaşmaya çalışırlar. Oldukça yüksek hedefler belirlerler ve kendilerini sürekli olarak ıspatlamak zorunda hissederler. Genelde başkalarının ihtiyaçlarını hep kendi ihtiyaçlarının önünde tutarlar. Anoreksik bir hasta yaşamda kontrol edebildikleri tek olayın yemek ve kiloları olduğunu düşünürler. Her sabah tartı üzerindeki sayı, zayıf olma hedeflerinde başarılı olup olmadıklarını belirler. Kilo kaybetmeyi başardıklarında kendilerini güçlü ve kontrolde hissederler. Genelde kalorilerine ve kilolarına yoğunlaşmaları istemedikleri duyguları bloke etmenin bir yoludur. Anoreksikler için, problemlerle direk olarak baş etmektense kilo vermek daha kolaydır. Genelde bu kişilerin kendilerine güveni çok azdır ve bazen yemek yemeyi haketmediklerini düşünürler. Çoğunlukla bir sorun olduğunu inkar ederler. Açlık duygusunu sürekli olarak inkar ederler. Kendilerine yardım edilmeye çalışıldığında şiddetle direnirler çünkü terapi onlar için sadece yemek yemeye zorlanmak demektir. Problemleri olduğunu bir kere kabul ettikten sonra ve yardım almayı kabul ettikten sonra tedavi edilebilirler. Bunun için hem psikolojik, hem tıbbi hemde beslenme açısından yaklaşılan kombine bir tedavi yöntemi uygulanır.

    Belirtiler

    Gözle görülür kilo kaybı
    Gittikçe içe kapanma
    Aşırı derecede egzersiz yapma
    Kilo almaktan şiddetle korkmak
    Yorgunluk
    Sürekli üşümek
    Kaslarda güçsüzlük
    Yemeklere, kaloriye ve yemek tariflerine obses olmak
    Yemek yememek için sürekli bahane bulmak (ör: daha önce yedim, kendimi iyi hissetmiyorum gibi)
    Alışılmadık yemek yeme alışkanlıkları (ör: Yemekleri minik parçalara bölmek)
    Yiyecek yanında farkedilebilen bir rahatsızlık
    Çok ince olmasına rağmen aşırı şişman olduğundan yakınmak
    Başkaları için yemek pişirme ama kendisinin yememesi
    Sadece diyet yiyecekleri ile yemekleri sınırlamak
    Yemek yediği için utanç yada suç hissetmek
    Depresyon, Depression, sinirlilik, ani duygu değişimleri
    Kusarak, müshil ilacı yada diet hapı kullanarak kilo kontrolü sağlama
    Düzensiz adet görmek
    Adetin durması
    Kilo kaybını saklamak için bol kıyafetler giymek
    Sürekli tartı üzerinde kilo kontrolü yapmak
    Baş dönmesi ve bayılma
    Topluluk arasında yemek yemekte zorlanma
    Yemek yeme düzeni konusunda oldukça ketum
    Neredeyse beyaza kaçan solgun bir yüz
    Başağrıları
    Mükemmelliyetçi yaklaşım
    Kişisel değerini ne yiyip yemediği ile belirlemek
    Kilo kaybını açıklayabilecek hiç bir fiziksel sorunun olmaması


    BEDENSEL/Tıbbi Komplikasyonlar

    Yorgunluk ve enerji eksikliği
    Adetin durması
    Cilt problemleri
    Saçların ve tırnakların zayıf olması ve kolay kırılması
    Baş dönmesi ve baş ağrısı
    Aşırı su kaybı
    Nefes darlığı
    Kalp atışında düzensizlik
    Ellerin ve ayakların soğuk olması
    Şişkinlik
    Kabızlık
    Saç kaybı
    Mide krampları
    Metabolizmanın yavaşlaması
    Vücudun su toplaması (Ödem)
    Karaciğer ve böbrek yetmezliği
    Kemik kaybı (Osteoporoz)
    Uykusuzluk (İnsomniya)
    Kansızlık (Anemi)
    Kısırlık
    Depresyon
    Potasyum eksikliği
    Infertility
    Depression
    Kalp krizi ve ölüm
    Nedenleri

    Doktorlar tam olarak bu hastalığın neden oluştuğunu bilmemektedir. Araştırmalar aile yaklaşımı, kültürel etkenler ve genler gibi pek çok etkinin hastalığın oluşmasına yol açtığını göstermektedir.

    Nedenlerden bir tanesi, modern ve ekonomik olarak gelişmiş toplumlarda medyanın genç insanlara özellikle kadınlara gönderdiği mesajlardır. Bu mesajlarda ana tema aşırı inceliğin çekici olduğudur. Modeller ve bazı ünlü kişiler gibi ince olabilmek bazı insanların sağlıklı olmayan bir kiloya inmelerini gerektirir. Bazı kişiler hem sağlıklı hemde ince olabilir fakat sorun pek çok gencin sağlıklarını yitirmeden o inceliğe ulaşmalarının mümkün olmamasıdır.

    Bazı genç insanlar medyanın incelik ile ilgili mesajlarına bakarak yanlış fikirler geliştirebilirler. Örneğin, 14 yaşındaki bir genç kız, 1.60m boya sahip birinin ideal kilosunun 40 kg. olması gerektiğine inanabilir, oysa sağlıklı kilo 50kg. olmalıdır. Sonuç olarak yavaş yavaş öğünleri atlamaya başlar ve sağlıklı olmak için ihtiyacı olan besini almayı reddeder. Gittikçe zayıflar fakat kendini genede şişman hisseder. Sonunda öyle bir hale gelir ki gıdasızlıktan dolayı hastaneye kaldırılması gerekli olur.

    Fakat yeme bozuklukları basitçe yemek ve incelme ile açıklanamaz, sorun bundan çok daha karmaşıktır. Yeme Bozukluğu olan kişiler ümitsizce başkaları tarafından onaylanmayı ve kabullenilmeyi arzu ederler ve bazen bu duyguları kısa vadede ince olmakta bulabilirler yada yemek yiyerek kendilerini rahatlatabilirler. Yeme bozukluğu aslında temelde vücudun açıklanmayan duygularını, kendisini ve karşılanmayan ihtiyaçlarını ifade etme şeklidir.

    Tıbbi Yardım Ne zaman alınmalı?

    Aşırı derecede kilo kaybı varsa yada aşırı yemek yemek ve aşırı diyet yapmak arasında gidip geliniyorsa bir doktor ile konuşmak önemli olabilir. İnkar etmek yeme bozukluklarının bir belirtisidir, dolayısıyla kişi çoğunlukla bir aile bireyinin yada arkadaşının ısrarı sonucu doktora gitmeyi kabul eder. Eğer aile bireylerinden birinde yada bir arkadaşınızda yeme bozukluğundan kuşkulanıyorsanız, bir doktora görünmesi konusunda ısrar etmelisiniz, beklemekle zaman kaybetmeyin ve sorunun kendi kendine çözümlenmesini beklemeyin.

    Tedavi

    Genel olarak kabul edilen bir gerçek yeme bozukluklarının tedavisinde, psikoterapist, doktor, yeme uzmanı ve hemşire gibi farklı alandan çeşitli klinisyenlerin tedaviye katılmasıdır

    Çoğu hastada yeme bozukluğunun yanısıra aynı zamanda tedavi edilmesi gereken depresyon, kaygı bozukluğu ve diğer psikiyatrik sorunlarda mevcuttur.

    Yeme bozukluğu, hem fiziksel hemde ruhsal olarak insanı tahrip eder, dolayısıyla bu tür rahatsızlığı olan insanların hemen doktora başvurması gerekir. Erken teşhis ve önlem almak kişinin daha çabuk iyileşmesini önemli ölçüde etkiler. Erken zamanlarda teşhis edilmeyen ve geç kalınan durumlarda yeme bozukluğu kronik bir hale gelebilir ve hastanın yaşamını tehdit edebilir.
    En etkili tedavi yöntemi bir doktor ve yeme uzmanı ile birlikte psikoterapi yada psikolojik danışmanlık almaktır. Tedavi kişiye özel olarak belirlenmelidir, çünkü tedavi hastalığın şiddetine ve hastanın özel sorunlarına, ihtiyaçlarına hitap etmelidir.

    Psikolojik terapi hastanın hem yeme bozukluğuna hemde hastalığın altında yatan kişisel ve kültürel psikolojik etkenlere eğilmelidir. Hastanın hem kendisiyle hemde yiyeceklerle barış içinde ve sağlıklı bir şekilde nasıl yaşayacağını öğrenmesi gerekir.


#19.10.2007 13:40 0 0 0
  • Kac tane manken oldu son zamanlarda bu hastaliktan tesekkurler paylasim icin benim kuzenimde oldu oluyordu nerdeyse tedavi sart hasta piskolojikmanda mahvoluyor Allah korusun
#20.10.2007 09:36 0 0 0
  • paylaşımın için saol
#22.10.2007 17:29 0 0 0
  • yeme bozuklukları
    Yeme bozuklukları son yıllarda giderek artıyor ve toplumun büyük bir kısmını tehlikeli sonuçlarıyla tehdit ediyor. Yeme ile ilgili rahatsızlıkların yaşı da giderek düşüyor. Yeme bozukluklarında en fazla risk altında olan ise kadınlar...

    Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Seçil Kenar'a göre, yeme bozukluklarının başında "anoreksiya" geliyor. Değişen ve teknoloji çağına girilen dünyada artık daha sık rastlanan bu hastalıkların erken teşhis edilerek tedavisinin yapılması gerektiğinin altını çizen Kenar, "Bu hastalıklar ciddi fiziksel hastalıklara hatta ölüme bile sebep olmaktadır" dedi.

    ANOREKSİYA NEDİR?

    Anoreksiya, bireyin kendi bedenini algılamasının bozulması ve sonuçta kendini kilolu algılaması olarak tanımlanıyor. Kişi bu nedenle, beslenmeyi reddeder ve aşırı kilo kabına uğrar. Kişi kilo vermeye kendi isteği ile başlar ve bunu sürdürür. Pek çok anoreksiya hastası yemeye karşı ilgisini ve iştahını kaybetmez. Kendilerini yememelerine rağmen iştahları açıktır ve sürekli olarak yemekle ilgilenirler. Yemek tarifleri okuma, ailelerine özenle yemek hazırlama gibi davranışlar gösterirler. Ancak hastanın yemek yemeyi ısrarla reddetmesi sonucu gelişen kilo kaybı yaşamını tehdit edecek düzeye ulaşabilir. Anoreksiya, ruhsal bozukluklar içinde ölümle sonuçlanabilecek nadir bozukluklardan biridir.

    ANOREKSİYA NASIL BELİRTİLER VERİR?

    Anoreksiya iki tipte görülür. Kısıtlı tipte, kişi yeme düzenine kısıtlamalar getirir. Tıkanırcasına yeme/çıkartma tipinde ise kişi dönemler halinde tıkanırcasına yeme ve sonrasında çıkartma gibi davranışlar gösterir. Tıkanırcasına yeme ve çıkarma tipine uyan hastalarda; kişilik bozuklukları, dürtü kontrol problemleri, hırsızlık, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, sosyal içe çekilme ve intihar girişimi daha sık görülür.

    Bir kişiye anoreksiya tanısı konulabilmesi şu belirtilerin oluşması gerekir:

    1- Bulunduğu yaş grubu ve boy uzunluğu acısından normal kabul edilen en az kilo ya da bu ağırlığın üzerindeki bir kiloyu kendisi için uygun bulmayıp, kabul etmeme.

    2- Yaş ve boy göz önüne alındığında beklenenden daha düşük bir kilosu olmasına rağmen kilo almak veya şişmanlamaktan aşırı derecede korkma.

    3- Kişinin kilosu ya da vücut şeklini algılayışında bozukluk. Kişinin kendini değerlendirişinde kilo ya da vücut seklinin, olağandan çok daha fazla ve anlamsız ölçüde bir yer kaplaması veya o anki kilosunun düşük olmasının öneminin farkına varmama.

    4- Bayanlarda birbirini izlemesi gereken en az 3 adet döneminin olmaması.

    ANOREKSİYA HASTALARI NASIL DAVRANIŞLAR SERGİLER?

    Hastaların çoğunun düşünce içeriği yemek ile ilişkilidir. Kimileri kalan, artan, yiyemedikleri yiyecekleri bırakamayıp, biriktirir, bazıları da hiç yapamayacağı yemek tariflerini edinmeye çalışabilir. Topluluk içinde yemek yeme konusunda isteksiz davranabilirler. Başlangıçta çevrelerinden ilgi ve beğeni görmek için, kendileri üzerinde kontrol sağladıklarını görmek amacıyla alınan besinleri kısıtlamaya başlarlar. Eski kilolarına ya da çevrelerinde görünüm olarak beğeni kazanan kişilerin kilosuna inmek için hedef belirler. Gün içinde farklı zamanlarda tekrar tekrar tartılır. Tıkınırcasına yeme-çıkartma tipine ait grubun alkol-madde kötüye kullanımı, daha çok duygusal durumda dalgalanmalar ve cinsel aktivitelere sahip olup, dürtülerini kontrollerinin daha zor olduğu gözlenmiştir.

    Kişiler kilo kayıplarını arttırmak için fiziksel egzersizler yapar ya da yorucu fiziksel uğraşılar içine girerler. Öyle ki kişi daha çok enerji harcayıp, kilo verebilmek için oturmayıp, ayakta durmayı yeğleyebilir ya da durduğu yerde el ve ayaklarını hareket ettirebilir.

    Kişinin toplumsal ilişkileri azalabilir. Sadece is, fiziksel egzersiz ve kilo düşünceleri ile ilgilidir. Bir deri bir kemik kalsa bile kilolu olduğu düşüncesindedir. Kişiler kendilerine listeler hazırlayarak kendilerine yasakladıkları yiyecekleri belirterek, bunları yemeyeceklerine yeminler ederler. Yarım kilo bile almaları onları zayıflıktan şişmanlığa geçtikleri şeklinde düşündürür. Uzun süre bir konuya dikkatlerini veremezler . Kendilerine güvensizlik yoğun bir şekilde kendini hissettirmektedir. Gitgide sosyal çevrelerini kısıtlarlar.

    ANOREKSİYA HANGİ DÖNEMLERDE ORTAYA ÇIKAR?

    Anoreksiya genellikle ilk veya orta ergenlik döneminde, çoğunlukla bir diyet dönemini takiben ve yoğun bir stres sonrası (anne-baba ayrılıkları vs.) ortaya çıkar. Başlangıç yaşının ortalama 17 olduğu ve 40 yaşından sonra anoreksiyanın görülmediği kabul edilir. Anoreksiya kadınlarda erkeklere oranı 20/1'dir. Yaygınlığı ise %1 olarak bildirilmektedir.

    Anoreksiya'nın tedavi süresi oldukça değişkenlik gösterebilir. Bireyin hastalığı kabullenmemesi ve yardımı kabul etmemesi, hastalığın seyrini olumsuzlaştırır. Sabırlı ve düzenli tedaviler sonrasında sağlığına kavuşan hastalar görüldüğü gibi, pek çok olguda beden algısının bozulması, aşırı kilo kaybı ve sonuçtaki komplikasyonlara bağlı olarak bedensel yıkım gerçekleşmektedir. Hastalık sonrası da ölüm ortaya çıkabilmektedir.

    Anoreksiya hastalarının bedensel yakınmalarına karışıldığında ve tedavi sonucu kilo almaya tekrar başladıklarında yoğun direnç gösterdikleri görülmektedir. Bu hastaların sosyal ilişkileri yetersizdir ve genellikle depresif duygu durumu hakimdir.

    ANOREKSİYA HASTALIĞININ YOL AÇTIĞI VÜCUTSAL DEĞİŞİMLER NELERDİR?

    Hastalarda kansızlık, vücut su- tuz dengesinin bozulması, kanda kolesterol ve üre düzeylerinin artışı, karaciğer enzimlerinin yükselmesi, tiroid bezi hormonlarının düşmesi, kadınlarda ostrojen denilen kadınlık hormonu, erkeklerde testesteron denen erkeklik hormonu düzeylerinde düşme sonucu cinsel işlevlerde azalma, kalp atımında azalma ve düzensizlikler, beyin boşluklarının beyin dokusuna oranla kapladığı hacmin artışı oluşabilmektedir.

    ANOREKSİYA KİMLERDE GÖRÜLMEKTEDİR?

    Bu rahatsızlık düzenli ve bol çeşitli yemek yeme olanaklarının olup, göze hoş görünmenin zayıf bir vücut yapısı ile paralel düşünüldüğü bati toplumlarında, kentsel alanlarda daha çok gözlenmektedir. Hastaların % 90-95 i kadındır. Anoreksia nervosa genç kızlarda % 0,5 oranında saptanmakta, genellikle 12-25 yas arasında rastlanmaktadır.

    Son yıllarda yurt dışında yapılan çalışmalara göre hastalığın yüz bin kişide 15-20 arasında görüldüğü saptanmıştır.

    HASTALIĞIN OLUŞUMUNDA ETKİLİ RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

    * Yaşanılan sosyo-kültürel çevrenin etkisi ile zayıflığın kesin güzellik ölçütü olması durumu yaygınlaştırmaktadır. Bazı mesleki alanlar ( hosteslik, modellik, dans ve müzikle uğraşanlarda) bu yüzden özellikle risk altındadır.
    * Bu rahatsızlığı olanların ailelerinde depresyon, alkolizm, şişmanlık ve gene bir yeme bozukluğuna daha çok rastlanmaktadır. Bu kişilerin annelerinin daha çok diyet yapıp,yeme bozukluğunun olduğu, sürekli diyet yapma düşünceleri ile haşır nesir oldukları, kızlarının da diyetleri konusunda yoğun düşünceler içinde olabildikleri gözlenmiştir.
    * Aile yapıları itibariyle, bağımsız hareket serbestisinin verilmediği ve aile işleyişi açısından yeterli keyif alınmayan doyum sağlanamayan ilişkilerin varlığı.
    * Öncesinde var olan aşırı şişman beden yapısı
    * Çocukluk cağı başlangıçlı diabet (seker hastalığı) varlığı
    * Geçmişte yaşanan cinsel, fiziksel tacizler.

    RAHATSIZLIKTAKİ KİŞİSEL DÜŞÜNCE YAPILARI NEDİR?

    * Kişisel açıdan kendilerini yardıma muhtaç ama yardim edilemez görürler
    * Kendi ve çevreleri üzerindeki denetimi kaybetme korkuları vardır.
    * Aşırı bir şekilde başkalarının görüşlerine bağımlı olarak özgüvenlerini koruyabilen, onların yeterli ya da olumlu desteği olmadığında kendilerini bir hiç olarak görürler
    * Bir şey ya tam olmalı ya da hiç olmamalı seklinde bir düşünce yapısı olan kişilerdir.

    HASTALIK SONUCU ÖLÜM ORANI NEDİR?

    Hastaların yarısının ilerleyen dönemde iyileştiği, dörtte bir oranında hastanın kısmen iyileştiği, ancak bir miktar yakınmalarının sürdüğü belirlenmiştir. Hastalık sonucu ölüm oranının % 5 civarında olduğu gözlenmiştir.

    HASTALIĞIN GİDİŞİNE OLUMSUZ ETKİ YAPAN FAKTÖRLER NELERDİR?

    * Ailede aşırı geçimsizlik, tartışmalı ortam
    * Kusma, dışkılamayı arttırıcı ilaç kullanımları
    * Obsesif-kompulsif, histerik, depresif, nörotik davranış yapıları, zeminde bulunan psikiyatrik sorunlar nedeniyle, kişide vücutsal yakınmaların fazlaca gündeme gelmesi (gastrit, kolit vb.)
    * Hastalığı inkar eden davranışlar içine girilmesi.

    Hastalığın gidisini olumlu etkileyen etmenler arasında ise erken başlangıç yaşı, hastalığı kabul etmek ve kendine güvenen bir kişilik yapısının bulunması sayılmaktadır.

    HASTALIĞIN TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

    Psikoterapide hastanın kendi duygularını uygun bir şekilde ifade edebilmesi, yeme davranışı üzerine kurulu yanlış düşünce tarzının değiştirilmesi, vücuduna yönelik olumsuz algılamaların düzeltilmesi, özgüvenin oluşturulması, kişilerarası sorunların belirlenip, çözümüne yönelen bir yaklaşımın oluşturulmasına çalışılır.Tedavide davranışçı terapi, aile terapisi ve grup terapisi kullanılabilir.
#09.06.2009 19:16 0 0 0
  • Anoreksiya Nervosa Hastalığı - Anoreksiya Nervosa Hastalığı Nedir - Anoreksiya Nervosa Hastalığı Tedavisi Nedir


    Anoreksiya Nervosa Nedir ?

    Anoreksiya nervosa, fazla kilolu olma korkusundan dolayı olabildiğince az yemek yeme hastalığına denir. Eğer bu hastalığınız varsa, kendinizi, kilolu olmadığınız halde şişman olarak görürsünüz.

    Bu durum hem fiziksel hem de zihinsel bir rahatsızlıktır. Hormon değişiklikleri az kilo ve az vücut yağının sonucu olarak ortaya çıkar. Kadınlarda genellikle mensturasyon (adet kanaması) olmaz.

    Bu hastalık genellikle genç kadınların arasında ortaya çıkar. Ayrıca sporcular, dansçılar ve aktörler gibi az vücut ağırlığıyla daha iyi performans göstermek isteyen kişilerde de görülebilir.

    Anoreksiya nervosa çok ciddi bir hastalığa dönüşebilir. Açlıktan ya da intihar nedeniyle ölüme sebep olabilir.

    Semptomlar Nelerdir ?

    İşaretler ve belirtiler şunlardır:

    •Sıkı diyet uygulanması sonucu oluşan kilo kaybı, genellikle ciddi bir problemdir.
    •Binge eating (Kısa sürelerde çok fazla yemek yemek) ve purging (laksatifler, diüretikler kullanmanız, ya da kusmanız)
    •Güçsüzlük ve baş dönmesi
    •Kırılgan tırnaklar
    •Vücutta artan kıllanma
    •Sürekli üşüme
    •Depresif ve endişeli olma
    •Uyuma problemi
    •Eğer kadınsanız, kilonuz belli bir seviyenin altına düştüğünde adet kanamasının olmaması
    •Perhiz yapmak ya da çok az yemek
    •Çok fazla egzersiz yapmak
    •Zayıfken bile kilo almaktan kaygılanmak
    •Sürekli yemek hakkında düşünmek

    Nasıl Tedavi Edilir ?

    Anoreksiyanın tedavi edilmesi çok zor olabilir. Kendi kendine ortadan kalkmaz ya da iyileşmez.Uzmanınız ya da diyetisyeniniz, tekrar normal beslenmeye başlamanız için size yardım edecektir. Bunun yanında kişisel terapiye ve aile terapisine ihtiyacınız olabilir.Doktorunuz size ilaç (özellikle duygudurum bozuklukları için olan bir ilaç) yazabilir. Bu ilaçlar:

    •Sizin şişmanlama korkunuzu azaltmanıza yardımcı olur.
    •Depresyonunuzu ve anksiyetinizi azaltmaya yardımcı olur.
    •Sürekli yemek yeme ve ince olmayla ilgili düşüncenizi azaltır.
    •Kilo almanıza yardımcı olur.

    Eğer durumunuz ciddiyse ve hayatınızı tehdit ediyorsa hastaneye yatmanız gerekebilir.

    Kendime Nasıl Dikkat Etmeliyim ?

    Uzmanınızın tedavi planını takip etmeniz ve destek ağınızı oluşturmanın yanında şunları da yapabilirsiniz:

    •Sağlıklı bir diyet uygulayın.
    •Uzmanlarınızın tedavi tavsiyelerine göre egzersiz programınızı sınırlayın.
    •Bol bol dinlenin ve uyuyun.
    •Vücut yapınız ve boyunuza göre gerçekçi bir kilo hedefleyin.
    •Doktorunuzun tavsiye edeceği mineral ve vitamin takviyelerini alın.
    •Kilonuzu, kan basıncınızı, kalp atışınızı ve vücut sıcaklığınızı kontrol ettirmek için doktorunuza düzenli olarak gidin.
    •İyimser olun
    •Terapistinizle birlikte hayatınızdaki sorunları ortadan kaldırın. Canınızı sıkan problemlerle başa çıkmanın sağlıklı yollarını öğrenin.
    •İşinizi, eğlence ve sosyal aktivitelerle dengeleyin.
    •Duygularınızı ifade etmeyi öğrenin

    Nasıl Oluşur ?

    Anoreksiya nervosanın kesin bir sebebi yoktur. Hastalığın bir nedeni genellikle, ince olmanın güzel olmak anlamına geldiğini düşünmektir.

    Eğer:

    •Ailenizin hastalık geçmişinde anoreksiya nervosa ya da yeme rahatsızlığı olanlar varsa,
    •Geçmişinizde ya da ailenizde büyük depresyon ya da bipolar bozukluk (manik depresyon), anksiyete bozukluğu veya obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu gibi duygudurum bozuklukları olanlar varsa anoreksiya nervosa hastalığına yakalanabilirsiniz.

    Nasıl Teşhis Edilir ?

    Doktorunuz fiziksel muayenenizi yapar ve hastalık geçmişinize bakar. Yemeniz ve diğer davranışlarınızla ilgili aşağıdaki konularda sorular sorar:

    •Her zaman az kalorili yiyecekleri seçmek
    •Binge eating (kısa sürede çok fazla yemek)
    •Purging (arınma), laksatifler almak
    •Yemek yemeği bir ritüele çevirmek
    •Aşırı egzersiz yapmak
    •Arkadaş çevresinden ve normal aktivitelerden uzaklaşma
    •Açlığınızın ve bir probleminizin olduğunu tamamıyla reddetmeniz gibi.

    Etkileri Ne Kadar Sürer ?

    Eğer anoreksiyanız varsa zihniniz kilolarla ve yemeklerle yıllarca meşgul olabilir. Sağlıklı bir kiloya ulaştığınızda bile ilaçlarınızı almaya devam etmelisiniz ve terapiye aylarca sürdürmelisiniz. Çok fazla stres altında kalmanız hastalığın nüksetmesine neden olabilir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, başarıya ulaşma olasılığı da o kadar artar.

    Nasıl Önlenebilir?
    Anoreksiya nervosayı önlemek ve fiziksel sağlık için ne yapmalı ?

    Vücudunuzun bu rahatsızlığını önlemek ve sağlıklı olmak için şunları yapabilirsiniz:

    •Düzenli olarak uzmanınıza ve terapistinize muayene olunuz.
    •Öğün atlamayın.
    •Laksatifler kullanmayın
    •Çok fazla kafeinli içecek içmeyin.
    •Çok fazla egzersiz yapmayın.
    •Fazla alkol almayın.
    •Sigara içmeyin.
#24.08.2009 19:59 0 0 0