17 Agustos 1999 03.02 UNUTMADIK

Son güncelleme: 18.08.2009 07:17
  • Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan, 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki depremin üzerinden 9 yıl geçti. Resmi verilere göre 17 bin 480 kişinin yaşamını yitirdiği depremin ardından yaralar sarılıp, kentler yeniden kurulurken, hasarlı binalarla ilgili sorun tam anlamıyla çözülemedi.
    noimage
    Kocaeli, Gölcük, Düzce, Sakarya ve Yalova'da büyük can ve mal kaybı ile yıkıma neden olan depremde, resmi verilere göre 17 bin 480 kişi hayatını kaybederken onbinlerce kişi de yaralandı.

    Marmara Depremi'nden en çok etkilenen Kocaeli'nde 9 bin 477 kişi yaşamını yitirdi, 9 bin 881 kişi yaralandı.

    Depremde, 35 bin 180 konut, 5 bin 770 iş yeri yıkıldı ya da ağır hasar gördü. 40 bin 757 konut, 6 bin 57 iş yeri orta, 45 bin 86 konut ve 6 bin 128 iş yeri de hafif hasarlı olarak kayıtlara geçti.

    İl genelinde 47 ağır hasarlı bina, mahkeme sürecinin devam etmesi, tarihi eser niteliği taşıması ve içinde yaşayanlar olduğu için yıkılamadı.

    -PROGRAMA ALINDILAR, ANCAK YIKILAMIYORLAR-

    Ağır hasarlı 47 binadan 24'ü kent merkezinde, 10'u Derince'de, 5'i Gebze'de, 3'ü Gölcük'te, 4'ü Körfez ilçesinde ve 1'i de Kandıra'da bulunuyor.

    Binalardan 4'ünün mahkeme süreci devam ediyor, 4'ü ise tescilli ve tarihi eser niteliğinde olmasından dolayı yıkılamıyor.

    AA muhabirinin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yetkililerinden aldığı bilgiye göre, ağır hasarlı oldukları ve yıkım kapsamında bulundukları için 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesine istinaden yıkılması için Kocaeli Büyükşehir Belediyesine devredilen ağır hasarlı binaların bazılarında vatandaşlar oturuyor.

    Bu binaların bazılarına elektrik su ve doğal gaz da veriliyor.

    -TOKİ KONUT YAPARSA SORUN ÇÖZÜLECEK-

    Belediye yetkilileri, Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin ağır hasarlı bu binaların boşaltılması için ilgililere tebligatlar yaptığını, ancak söz konusu kişilerin barınacak başka yerleri olmamasından dolayı evlerinden çıkmadıklarını belirtiler.

    TOKİ'nin merkeze bağlı Arızlı köyünde deprem mağdurları için konut yapmayı planladığını bildiren yetkililer, bu yıl eylül ayında temeli atılması düşünülen konutların gelecek yıl haziran ya da temmuz aylarında tamamlanacağını, böylece il genelinde ağır hasarlı binalarda oturanların bu konutlara nakledilerek, sorunun çözülebileceğini kaydettiler.

    -''YAŞAYANLAR ZORLA ÇIKARILMALI''

    Kocaeli İnşaat Mühendisleri Odası Aykut Bozkurt ise hukuksal süreç tamamlandıktan sonra ağır hasarlı tüm binaların yıkılacağına inandığını belirterek, ''bu binalar büyük risk oluşturuyor. Buralarda yaşayanlar polis ve jandarma gücüyle tahliye edilmeli. Bu binalara iskan ruhsatı verilmesi söz konusu değil, iskana kapatılmaları lazım. Ağır hasarlı binalardan hukuksal süreci tamamlananlar derhal yıkılmalı'' dedi.

    Bu arada Kocaeli'nde, orta hasarlı olup halen onarım ve güçlendirme işlemi tamamlanmamış 364 bina bulunuyor. Buralarda oturanların iskan ruhsatını alabilmeleri için binaların onarımını ve gerekli güçlendirme işlemlerini yıl sonuna kadar tamamlamaları gerekiyor.

    -YALOVA'DA, DEPREMİN İZLERİ SİLİNDİ-

    Depremde, 25 bin 980 konut ile bin 375 iş yerinin ağır hasar gördüğü Yalova'da, yüreklerdeki acı tazeliğini korurken, altyapı sorunlarının tamamen çözüldüğü kentte depremin izlerinin silindiği bildirildi.

    Yalova Belediye Başkanı Barbaros Binicioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentte büyük yıkıma ve binlerce insanın ölümüne neden olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde, acı anılara rağmen ulus ve devlet olarak yaraların hızla sarıldığını belirtti.

    Depremin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen, acıların hala aynı sıcaklığıyla gönülleri yaktığını ifade eden Binicioğlu, ''geride bıraktığımız acılardan ders almayı bilerek yaşamalıyız. Bu nedenle 17 Ağustos tarihi bizler için sönen umutların yeniden canlandığı ve depremle yaşamayı öğrenebilmemiz konusunda mesuliyetlerimizi hatırlatan bir tarih olmalıdır'' dedi.

    Yeni yapılaşmalarla birlikte güvenli konutlar üretmek konusunda kararlılıklarının sürdüğünü vurgulayan Binicioğlu, şunları kaydetti:

    ''Yalova Belediyesi olarak afet odaklı yönetim anlayışıyla, şehrimize kazandırdığımız her yeni eserin deprem durumunda halkımızın bir ihtiyacını karşılayacak şekilde tasarlanması için özel gayret sarf ediyoruz. Yaptığımız her işte, attığımız her adımda, depremi hiç unutmadan şehrimizi geleceğe hazırlamak için canla başla çalışıyoruz.

    Sorumluluklarımızın ve deprem bölgesinde yaşıyor olmamızın bilinciyle, hiçbir zaman depremde yaşanan acıları unutmadık ve unutturmadık. Vatandaşlarımızın da tüm olumsuz koşullara karşın hayata dört elle sarılarak, zor günleri ve güçlükleri aşmak konusunda verdikleri mücadele de övgüye değerdir.''

    -17 AĞUSTOS PARKI VE DEPREM ANITI-

    Öte yandan, Yalova'da depremde yıkılan binaların enkazlarının denize doldurulmasıyla oluşturulan 65 dönümlük ''17 Ağustos Parkı'', kentin yaşama yeniden tutunmasının simgesi olarak kabul ediliyor.

    Yalova Belediyesince yaptırılan ve dönemin Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz tarafından depremin 1. yıl dönümünde açılışı gerçekleştirilen parkta, peyzaj düzenlemelerinin yanı sıra, çocuk oyun alanları, oturma grupları, çeşitli kafeteryalar bulunuyor.

    Yalovalıların dinlenme mekanı haline gelen parkta inşa edilen ve depremde Yalova'da hayatını kaybeden 3 bin kişinin isimlerinin yazılı olduğu ''Deprem Anıtı'' büyük acıların yaşandığı depremin 9. yıl dönümünde de vatandaşların ilgisini çekmeye devam ediyor.

    Dairesel bir alana kurulan anıt, geleceği ve yaşamı temsil ederken, 12 metrelik çelik blok da geceyi, gündüzü, yılın 12 ayını simgeliyor. Anıtta yer alan ve deprem döneminde çekilen fotoğraflardan oluşan sergi ise güvenlik gerekçesiyle belirli dönemlerde ziyarete açılıyor.

    -İNŞAAT MÜHENDİSLERİ YALOVA'DA BİR ARAYA GELECEK

    Bu arada, 17 Ağustos Marmara Depremi'nin 9. yıl dönümünde 11 ilin inşaat mühendisleri odası ve temsilcileri Yalova'da bir araya gelecek.

    İnşaat Mühendisleri Odası Yalova Temsilcisi Mahmut Renkler, depremin 9. yıl dönümünde ''Depreme Duyarlılık Etkinliği'' düzenleyeceklerini, etkinliğe Yalova'nın yanı sıra Balıkesir, Uşak, Manisa, Aydın, Denizli, Antalya, İzmir, Muğla, Eskişehir ve Bursa'daki inşaat mühendislerinin katılacağını bildirdi.

    Felaketin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen hala gerekli derslerin alınmadığını dile getiren Renkler, şunları söyledi:

    ''Geçen süre içinde beklenilen ve yapılması olanaklı mühendislik tedbirleri hayata geçirilememiş, 'Deprem Şurası Sonuç Bildirgesi'nde yapılması gerektiği ifade edilen yasa ve yönetmelik değişiklikleri yapılamamış, deprem önlemleri için bütçeden pay ayrılmamıştır.

    Genel merkezimiz 9 yıllık süreçte yapılamayanlar ve yapılması gerekenleri anımsatmak ve kamuoyuyla bir kez daha paylaşabilmek için 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin yıl dönümünde tüm Marmara Bölgesi'ni kapsayacak ve Gölcük'te sonuçlanacak şekilde 16-17 Ağustos 2008 'Depreme Duyarlılık Etkinliği' düzenleme kararı almıştır. Amaç depremlerde ağır bedel ödeyen halkımıza karşı tüm toplum katmanlarında deprem duyarlılığının geliştirilmesi ve duyarlılığın sürekliliğinin sağlanmasıdır.''

    -SAKARYA'DA DA ORTA HASARLI BİNALAR SORUNU ÇÖZÜLEMEDİ-

    Sakarya'da Marmara Depremi'nden sonra çözüm bekleyen en büyük sorun orta hasarlı binalar olarak ortaya çıkıyor.

    Depremde 4 bin kişinin hayatını kaybettiği Adapazarı'nda, ağır hasarlı ve yıkılan 25 bin 538 konut ve 5 bin 89 iş yeri tespit edildi. Orta hasarlı 19 bin 952 konuttan bin 18'i onarılmayı bekliyor.

    Sakarya'da orta hasarlı binaların ruhsat ve proje işlemlerinin tamamlanması için Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca, son gün olarak belirlenen 30 Haziran 2008 tarihi, binaların onarım ve güçlendirme işlemlerinin tamamlanması şartıyla, 31 Aralık 2008'e kadar uzatıldı.

    -''KONUT AÇIĞI HALA EN ÖNEMLİ SORUNLARIMIZDAN BİRİDİR''

    Sakarya'da, Marmara Depremi'nden sonra yaptırılan 10 bin 379 prefabrike konuttan bugüne kadar 9 bin 953'u boşaltıldı.

    Halen 426 prefabrike konutta 725 kişi yaşıyor. Kullanım süreleri 5 yıl olarak belirlenen prefabrikelerin boşaltılması için, daha önce tanınan sürelere rağmen tahliyeler tamamlanamadı. Depremde hasar gören okulların yerine 66 prefabrike okul yapıldı. Prefabrike okulların kalıcı binalara kavuşturulması için başlatılan çalışmalarda, 53 kalıcı okul binası yapıldı. 13 prefabrike okulun ise yıl sonuna kadar kalıcı binalara kavuşturulması planlanıyor.

    Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Duran, Marmara Depremi'nden sonra ortaya çıkan konut açığının en önemli sorunlardan biri olduğunu söyledi.

    Duran, AA muhabirine, el birliğiyle sarılan yaralara rağmen depremin yerle bir olmuş bir şehir bıraktığını belirterek, ''Fakat bizim bu şehre olan tutkumuz bir depremle yıkılmayacak kadar sağlamdı. Bir daha ayağa kalkamaz denilen Sakarya, bugün altyapı ve üst yapı sorunlarını tamamen çözmüş durumda. Güzel Sakarya'mız, depremin izlerinin bir bir silindiği, gelişen, büyüyen bir şehir olarak hak ettiği yeri alma yolunda emin adımlarla ilerliyor'' diye konuştu.

    -''TOKİ İŞ BİRLİĞİYLE 3 BİN 756 KONUT YAPILDI''

    1996 yılında gündeme getirdikleri nüfus yoğunluğunu zeminin daha güvenli olduğu bir bölgeye taşıma projelerinin depremden sonra hayata geçirilebildiğini kaydeden Duran, TOKİ işbirliğiyle Sakarya'da yapılan konut sayısını 3 bin 756'ya ulaştığını söyledi.

    Yeni yerleşim bölgesinde 70 bin kişinin güven içinde yaşadığını ifade eden Duran, ''Depremle birlikte ortaya çıkan konut açığı hala en önemli sorunlarımızdan biridir. Bu gerçeğinin farkındayız ve bu açığı kapatmak adına yeni bir toplu konut hamlesi başlattık. Zeminin sağlam olduğu güvenli bölgede ilk etapta 3 bin konut yapacağız. Bu konutlarımızın da yapımına başlandı'' dedi.

    -''DEPREMİ UNUTMADAN ÇALIŞIYORUZ''-

    Depremin tüm izlerinin silindiğini, depremden kaynaklanan tüm sorunların çözüldüğünü söyleyemeyeceklerini ifade eden Duran, şunları söyledi:

    ''Fakat sorunların çözülmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Çok önemli projeleri hayata geçiriyoruz. Enerji santralleri, şehirler arası otobüs terminali ve yeni bölge hali gibi önemli projeler üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

    Doğal gaz çalışmalarımızda ise sona yaklaşmış durumdayız. Ekim ayı itibariyle tamamlayacağız. Sakarya'da doğal gaz girmeyen ev kalmayacak. Özlediğimiz, hayalini kurduğumuz bir şehre yakınlaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.''

    Afet odaklı yönetim anlayışıyla Sakarya'ya kazandırılan her yeni eserin deprem durumunda vatandaşların bütün ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanması için özel gayret sarf ettiklerini vurgulayan Duran, yaptıkları her işte attıkları her adımda depremi hiç unutmadan Sakarya'yı geleceğe hazırlamak için canla başla çalıştıklarını belirtti.

    -''1999 DEPREMİNİ YAŞAMIŞ BİNALAR''-

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muzaffer Elmas da AA muhabirine, her yıl orta hasarlı binaların onarımıyla ilgili sürenin uzatıldığın belirterek, depremi yaşamış ve hasarsız kabul edilen binaların da tehlikeli olduğunu bildirdi.

    Tehlikeli olarak gördükleri ve insanların oturduğu bina sayısının yaklaşık 4 bin olduğunu kaydeden Elmas, ''bu binalar bir dahaki depremde yıkılmaya aday binalar ve mutlaka elden geçirilmesi gerekiyor. Sakarya'da 1999 depreminde yıkılan binaların çoğu 1967 depremini yaşayan binalardı'' dedi.

    Sakarya İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Hüsnü Gürpınar da orta hasarlı bina sorununu konuşmaktan bıktıklarını, gelecekteki depreme kadar orta hasarlı sorununun çözülmesini dilediklerini kaydetti.

    -DÜZCE'DE 270 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ, 1157 KİŞİ YARALANDI

    Düzce'de de derin yaralar açan Marmara Depremi'nde en fazla can kaybı Merkez, Gölyaka, Cumayeri, Gümüşova ve Çilimli ilçelerinde meydana geldi. 270 kişinin hayatını kaybettiği depremde 685 kişi enkaz altından kurtarıldı, 1157 kişi yaralandı.

    Kentte ilk büyük sarsıntı ve ardından gelen artçı depremler sonucu birçok resmi ve özel kuruluş binası yıkılırken, önemli bir kısmı da ağır hasarlı hale geldi. Düzce belediye binası, Düzce Devlet Hastanesi, Düzce Lisesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Orman Fakültesi ve Tıp Fakültesi ağır hasarlı binalar arasındaydı.

    Devlet Hastanesinin birçok bölümünün zarar görmesi nedeniyle acil sağlık hizmetleri hastane bahçesinde kurulan çadırlarda verildi. Enerji hatlarındaki ağır hasar nedeniyle de deprem sonrasında ilçe merkezleri ve köylere bir hafta elektrik verilemedi. İletişimin sağlanamaması hayatı daha da güçleştirdi.

    -ÇADIRKENTLERDE YAŞAM-

    Evleri yıkılan ve hasar görenler için Düzce'nin çeşitli kesimlerinde çadır kentler kuruldu.

    Altyapısı sağlanan, sağlık hizmeti verilen çadır kentlerde ayrıca polis karakolları oluşturuldu. Belirli merkezlerde kurulan çadır kentlerin yanı sıra vatandaşlar da kendi imkanları ile evlerinin yakınlarına kurdukları çadırlarda barındılar.

    Devam eden artçı sarsıntılar nedeniyle, evi sağlam olan vatandaşlar da uzun süre çadırlarda kalmayı tercih ettiler. Kısa süre sonra depremzede ailelerin geçici olarak barınmalarını sağlamak amacıyla prefabrike konutların yapımına geçildi. Biten konutlar hak sahiplerine kura ile dağıtıldı.

    Bu arada kesin hasar tespit raporuna göre konutu yıkık ve orta hasarlı olanlara mal sahibi ya da kiracı olduğuna bakılmaksızın ayda 100 milyon lira olmak üzere bir yıl süreyle geçici barınma yardımı yapıldı.

    DEPREMİN ÜZERİNDEN 9 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN İNSANLARIN HAFIZALARINDA BIRAKTIĞI İZ VE SOMUT OLARAK GÖZE ÇARPAN SEMBOLLER HALA VARLIĞINI KORUYOR

    Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan, 17 Ağustos 1999'da meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremin üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen insanların hafızalarında bıraktığı iz ve günlük hayatta somut olarak göze çarpan ''depremin sembolleri'' hala varlığını koruyor.

    Sakarya'ya 17 Ağustos 1999'da Hollanda'dan izne gelen ve depremde 3'ü ölen 4 kişilik Çokiçli ailesinin Serdivan ilçesinde enkazın altında kaldığı evin yanında bulunan otomobilleri, 9 yıldır depremin adeta bir ''simgesi'' olarak yerinde duruyor.

    AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Serdivan'da depremde çöken 5 katlı binada Refiye (50), Fevzi (52), İdris (20) ve Ayşen (19) Çokiçli enkaz altında kaldı. Refiye, Fevzi ve İdris Çokiçli çöken binada yaşamını yitirirken, Ayşen Çokiçli enkaz altından sağ olarak çıkarıldı. Ailenin otomobili de binanın enkazı altında parçalandı.

    Halen Hollanda'da psikolojik tedavi gördüğü öğrenilen Ayşen Çokiçli, ailesinden kalan otomobilin yerinden kaldırılmamasını istiyor. Mahalle sakinlerinden Ayhan Acar, ailenin sabah geri dönme hazırlıkları yaparken depreme yakalandığını ifade ederek, şöyle konuştu:

    ''Depremin ardından akrabalarımın Hollanda'dan Türkiye'ye geldikleri yabancı plakalı otomobil de enkazda kaldı. 9 yıldır binanın boş kalan arazisi üzerinde duruyor. Araç kaldırımda park halindeydi. Bina yıkılınca enkaz altında kaldı. Halamın kızı depremde hurda haline gelen otomobilin kaldırılmasını istemiyor. Otomobil binanın boş kalan arazisinde bekliyor ve çürümeye yüz tutmuş durumda.''

    -MEZARLARIN TAŞINMASI İÇİN YETKİLİLERDEN YARDIM BEKLİYORLAR-

    Marmara Depremi'nde hayatını kaybeden 8 aylık hamile Canan Al ve Hüseyin Al çiftinin mezarı ise baraj sularının altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya...

    Melen Projesi'nden dolayı, Kocaali'nin Ortaköy beldesinde mezarları sular altında kalacak olan Al çiftinin yakınları mezarların taşınabilmesi için yardım bekliyor.

    kullan

    8 aylık hamile kızını depremde kaybeden Fikriye Kurtun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, depremde yaşadıkları büyük acıyı yıllar geçmesine rağmen unutamadıklarını söyledi.

    Kızının depremden 10 ay önce evlendiğini kaydeden Kurtun, şunları söyledi:

    ''Kızım 10 ay önce evlenmişti. Damadım askeriyede öğretmendi. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde görevliydi. Oradaki görevleri bitince eşiyle beraber tatile ilçemize gelmişlerdi. Deprem günü hem doktora gitmek hem de bebek eşyası almak için Adapazarı'na gittiler. 8 aylık hamileydi. Tahlil sonuçlarını almak için o gün Adapazarı'nda damadımın akrabasında kaldılar. O gece yaşanan büyük felakette hayatlarını kaybettiler. Enkaz altında birbirlerine sarılarak bulundular.''

    Kızını eşiyle birlikte Ortaköy beldesindeki mezarlığa defnettiklerini bildiren Kurtun, sözlerine şöyle devam etti:

    ''Melen Projesi'yle Ortaköy beldesi sular altında kalacak. Dolayısıyla mezarlarımızda sular altında kalacak. Ben kızımın ve damadımın mezarlarının sular altında kalmasına dayanamam, bırakmayacağım. Bazı aileler yakınlarının mezarlarını taşımayı düşünmüyor ama biz bırakmayacağız. En azından onları ziyaret edip, başlarında dua edebiliyoruz. Bu konuda yetkililerden yardım istiyoruz.''

    Hüseyin Al'ın annesi Nedife Al ise Melen Projesiyle acılarının tazelendiğini belirtti.

    Oğlu ve gelininin mezarlarına sürekli gittiğini ifade eden Al, ''Yetkililer bize bir an önce beldeden çıkmak için hazırlıklarınızı yapın diyorlar, bize afişler dağıttılar. Biz yetkililerden mezarlarımızı taşımamız için destek olmalarını talep ediyoruz. Bize bir yer göstersinler. Mezarlarımızı sular altında bırakmayalım'' diye konuştu.

    -EŞİMİ VE KIZIMI KAYBETTİM-

    Depremde 7 yaşındaki kızını ve eşini kaybeden Melahat Cerrahoğlu da depremde en küçüğü 7 aylık en büyüğü 11 yaşında 4 kız çocuğunun babasız kaldığını söyledi.

    17 Ağustos günü hasta kızıyla beraber İstanbul'da olduğunu ifade eden Cerrahoğlu, şunları söyledi:

    ''Eşimi ve kızımı son kez göremedim. Ben Sakarya'ya ikinci günü ulaştım. İlk gün defnetmişler. 7 aylık kızım da enkaz altında kalmış. 5-6 saat sonra çıkarmışlar. Eşimi ve kızımı bıraktığım halleriyle hatırlıyorum.''

    4 kızının eğitimini bir kurumun karşıladığını kaydeden Cerrahoğlu, ''7 aylık enkazdan çıkan kızım şu an 9 yaşında. Hepsi okuyor. Zor günler yaşadık, ama hayat devam ediyor'' dedi.
#16.08.2008 12:42 0 0 0
  • UNUTMADIK...
    UNUTTURMAYACAĞIZ...

    17 Ağustos gecesi herşey 45 saniyeye sığdı.

    Zamanın durduğu, saatlerin akrep ve yelkovanlarının donduğu 45 saniye geride kaldığında, gecenin karanlığı yüzyılın felaketinin silüetlerini taşıyordu.

    Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yaşanan acının ve depremin yıkıcı gücünün akılalmaz boyutları ortaya çıktı. Deprem bölgesine ilk koşanlar, yaşananlara tanıklık edenler ise gazeteciler oldu. Objektifler, kameralar enkazları taradı, anaların, çocukların gözyaşlarını tüm dünyaya aktardı, yardımların dağıtımında yaşanan aksaklıkları ortaya çıkardı.

    Kimi kez fotoğraf çekerken ağlasalar, objektiflerinin netini yapmaya çalışırken hıçkırıklara boğulsalar da gazeteciler üzerlerine düşen görevi yerine getirmek için haftalarca deprem bölgelerinden ayrılmadılar.

    O günlerin fotoğraf karelerine sığmayan acıları bundan sonrası için birer ibret belgesi olarak önümüzde duruyor. Depremde yitirdiğimiz canların, sönen ocakların sadece alın yazısı olmadığını biliyoruz. İlgisizliğin, başıboşluğun faturasını o 45 saniyenin sonunda Türk halkının ödediğini unutmayacağız. Ve unutturmayacağız...

    17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinde yaşamlarını yitirenlerin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz...

    BAZI KARELER

    noimage


    noimage


    noimage


    noimage


    noimage

    noimage

    BİZ 17 AĞUSTOSTA ARANIZDAN AYRILDIK
    Ama birbirimizden ayrılmadık
    lütfen
    şu an hayattaki en değerli varlıklarınızı düşünün
    ve
    yalnızca bir anda onları kaybettiğinizi
    üstelik
    yataklarında masumca uyurken
    ve üstelik
    para ve hırs uğruna kalleşçesine
    ve
    o en değerli varlıklarınız için
    şu an
    onları korumak adına şu an ne yaptığınızı düşünün
    ve şimdi de
    hala harekete geçmediyseniz
    ve
    kader diyorsanız buna beklemeye devam edin
    nasıl olsa
    yakında görüşürüz ve burada tartışırız
    ama sizce
    yalnızca kader değilse bu,mücadele edin,
    en azından
    babamızın bizim için ettiği kadar
    YASEMİN KOPARAL-MESUDE KOPARAL

    17 Austos 1999

    UNUTMADIK...
    UNUTTURMAYACAĞIZ...
#03.02.2009 19:08 0 0 0
  • 17 ağustosun unutuldugunu yaşanan hayat gösteriyor
#03.02.2009 21:41 0 0 0
  • Öncelikle bu konuya ben ve ailem olarak katıldığımı söyleyemiyeceğim..
    17-Ağustosda ailesinin önemli fertlerini kaybeden biri olarak unutmamız mümkün değil..
    Konu için teşekkür ederim ben ve ailem adına..
    Saygılarımla
#03.02.2009 22:13 0 0 0
NaZ NaZ foto
  • 17 agustos unutulmadi, özelliklede o felakette yakinlarini sevdiklerini kaybedenler tarafindan ama hayat mlsf bi sekilde devam ediyor. Ilk günki gibi olmasada yinede beynimizde bi yerlerde çok net bir sekilde duruyor.

    ölenlerimize ALLAH rahmet eylesin, topraklari bol olsun nur içinde yatsinlar insaallah
#03.02.2009 22:36 0 0 0
  • 17 AquStoSu BizLer Unutmadık... Ama O Tarihten Buqüne Kadar Ki Bütün SiyaSiLer, YönetiCiLer Unuttu... DedikLeri, VerdikLeri SözLeri Hiç Biri Tutmadı...

    aLLah Ordaki Yurtta$Larımızın YardımCıSı oLSun...


    aLakaLı KonuLar BirLe$tiriLdi...
#03.02.2009 22:51 0 0 0
  • ben bizzat kendim depremzedeyim...ailemi kaybettim 17 Agustos Depreminde...ama belliki cogu kisiler o günü unutup gitti bile...heleki o devlet büyüklerimiz...sadece o günü yasiyanlar, bilenler unutamaz....unutmayalim unutturmuyalim
#17.02.2009 16:51 0 0 0
  • Konunun önemine beyanen güncelleme yapmak istedim..

    ben bizzat kendim depremzedeyim...ailemi kaybettim 17 Agustos Depreminde...ama belliki cogu kisiler o günü unutup gitti bile...heleki o devlet büyüklerimiz...sadece o günü yasiyanlar, bilenler unutamaz....unutmayalim unutturmuyalim

    Aynı şeyleri bende yaşadım Rabbim yardımcınız olsun..
    Selam Dua İle
#17.02.2009 22:29 0 0 0
  • ÂMÎN Arkadasim
#17.02.2009 23:31 0 0 0
  • Simdi bunlari okuyunca insanin acilarini tazeleniyo...Sirf tatil yapalim diye gittik ve ailemden bazilarinin cenazesini yapipta geldik. Allah herkese sabir versin.
    YA$AYA UNUTMAZ UNUTAMAZ KABUS GIBIYDI.YA$AMAYAN ISE BILEMEZ!!
#23.02.2009 07:15 0 0 0
  • 17 Ağustos unutulmayacak anlayacakdandır. O anı yaşayanlar bilir ancak....

    Konu ve Cevaplar için Teşekkürler..
#23.02.2009 07:24 0 0 0
  • 17 Ağustos depreminin ardından afet bölgesinde kapsamlı bir saha çalışmamız oldu.
    Enkaz altından günler sonra kurtulan çok sayıda depremzede ile tek tek görüştüm. Bir bölümünü 'Depremde Mucizevi Kurtuluşlar' adıyla kitaplaştırdığımız çalışmamız sırasında beni en çok etkileyen deprem anında yaşananlardan daha çok, deprem sonrası yaşanan trajik bir olay oldu.

    Tüm dünyada ciddi bir doğal afete uğramış olanların ortak bir davranış biçimi vardır. Gelecek günler için kendilerini yeterince güvende hissetmediklerinden, temin edebildikleri her türlü işe yaraması muhtemel nesneyi elleri altında bulundurmak isterler. Çünkü yaşama tutunmak için temel bazı ihtiyaçlarını karşılamak zorundadırlar. Bunlar arasında yeme-içme, barınma ve ısınma en başta gelir.

    Yalava Çitflikköy'de oturan, depremde canlarını kurtarmalarına rağmen ev barklarını kaybeden ve sokakta kalan bir ailenin yaşadığı trajik olay gerçekten yürek sızlatıcıdır.

    Depremde hasar görmeyen küçük kamyonetinin arkasına 3 çocuğunu bindiren bir baba, yol kenarında gördüğü eski bir araç lastiğini giderek soğuk geçen Ağustos akşamlarında gerektiğinde yakarak etrafında çoluk çocuk oturmak için kamyonetin arkasına attığında, az sonra yaşanacak trajik olaydan elbette habersizdir.

    Lastiği aracın arkasına çocukların yanına koyduktan sonra yoluna devam eden baba, yolda çocukların giderek yükselen sesini duysa da, yavaş gittiğinden ve seyahat engeli oluşturan bir risk görmediğinden yoluna devam eder.

    Gidecekleri yere vardıklarında ve çocuklarını araçtan indirmek için yanlarına gittiğinde, çocukların araç kasasında yere uzandıklarını görür. Daha ne olduğunu anlamadan kasanın bir köşesinde bir yılan dikkatini çeker. Çocukların yılan tarafından zehirlendiğini anlayıp hastaneye koştursa da artık çok geçtir. Aracın arkasına attığı lastiğin içine kıvrılarak saklanan bir yılanın çocukları sokarak zehirlediği anlaşılır.

    Bu trajik olayı dinlediğimde uzun zaman etkisinden kurtulamamıştım.
    Öylece gömüldüler...
#17.08.2009 08:20 0 0 0
  • waLLa bende unutmuştum tşkler
#17.08.2009 08:52 0 0 0
  • zor ya vallahi zor.inasnın başı dönse tekrar deprem oluyor zannediyo.
    allah yaşayanlara dayanıklılık versin
    tüm türkiye yasa boğulmuştu.unutmak mümkün mü bu acı olayı.rabbim bir daha böyle acılar yaşatmasın kimselere
#17.08.2009 13:38 0 0 0
  • Bugün Marmara felaketinin 10. yıl dönümü. Acılar tap taze duruyor. Şair Yavuz Nufel'in sesi kulağından gitmediği depremzede çocuğun sesinden yazdığı şiir herşeyi anlatıyor...

    Şair bu şiiri 17 Ağustos 1999'da Marmara'da gördüğü ve sesi kulaklarından gitmeyen depremzede çocuğun sesinden yazmıştı. '

    Şair Yavuz Nufel'in şiiri o kadar etkileyici idi ki, bu şiir için binlerce fotoğraf tarandı ve seçilen fotoğraflar, Fahir Atakoglu'nun müziği eşliğinde yapılan animasyonu bir cok televizyonda gösterilerek yardımlara ivme kazandırılmıştı. Dün gece TRT'deki deprem özel programında iki kere yayınlanan bu klip çekilen acıları, geçen süreçte alınan mesafeyi, yapılması mutlak gerekenleri duygu patlaması iiçinde anlatıyor....

    ENKAZ ATINDA
    baba bak!
    o görünen annemin eli
    senin aldığın yüzükten belli
    kardeşlerimi düşünme
    onlar şu anda parktadır belki
    oyuncak helikopter
    alamamıştın ya hani
    alma artık istemem
    bak! onlarca helikopter
    hem hepsi de sahici

    kıpırdat gözlerini
    konuş benimle baba
    'elle gelen düğün bayram'
    derdin ya hep
    bu nasıl düğün,
    bu nasıl bayram
    neden yerde yatıyor
    teyzen, halam, dayım , amcam?

    ne olur bir şeyler söyle
    konuş benimle

    hadi benim aslan babam...
    istemezsen bu sene
    okula da gitmem
    eğer gidersem
    geçen seneki idare eder,
    yeni önlük de istemem
    bir kerecik 'oğlum' de yeter.

    bacaklarında kan var
    kırıldı mı yoksa?!
    hemen alçıya alsınlar
    duyuyor musun
    geliyor ambulanslar...
    sen iyileşinceye kadar
    ben su satar, simit satar
    size bakarım;

    annemin çamaşır ipleri
    yine kopmuş
    sen üzülme ben takarım!..
    daha dün senin
    kocaman adamındım;

    berbere götürecektin hani,
    uzadığı için saçlarım...

    'Yavrum' de okşa saçlarımı,
    öp yanaklarımı
    babacığım ne olursun!..
    hadi kalk

    sen de bağır, sen de çağır
    her taraf yanıyor cayır cayır
    ' Erkekeler ağlamaz' dersin
    ama
    ağlamak istiyorsan ağla
    vallahi kimseye söylemem baba gözlerine toz dolmuş
    silsene baba!

    baba!!!
    baba!.. baba!..

    yoksa baba!...
    BABAAAAAAAAAAAAAAA!!!


    Yavuz Nufel / 17/08/ 1999
#17.08.2009 14:36 0 0 0
  • ======ÜZGÜNÜM==============
    Allah bir daha öyle bir gün yaşatmasın ..
    Geçmişini unutan kaybetmeye mahkumdur ..
    Unutmayıp sürekli hatırlayıp ders çıkartanlar daima kazanırlar..

    ULUSUMUZUN TÜM İNSANLIĞIN
    TEKRAR BAŞI SAĞ OLSUN DİYORUM
    ÖLENLERE ALLAHTAN RAHMET, YARALILARA ACİL ŞİFALAR
    DİYORUM
    YILLAR GEÇMESİNE RAĞMEN HALA O TRAVMAYI KORKUYU YAŞAYAN
    CANLARIN OLDUĞUNU BİLİYORUM
    GERİDE KALAN SEVENLERE SABIRLAR DİLİYORUM

    SAYGILARIMLA
#18.08.2009 07:17 0 0 0