Alman Atasözleri

Son güncelleme: 07.02.2009 22:35
  • ALMAN ATASÖZLERİ

    * Aller Anfang ist schwer. / Her başlangıç güçtür.
    * Alles hat seine Zeit. / Her şeyin zamanı var.
    * Alle Wege führen nach Rom. / Bütün yollar Roma'ya gider
    * Alte Liebe rostet nicht. / Eski aşk unutulmaz.
    * Alter schützt vor Torheit nicht./ Yaşlılık budalalığı önlemez - Akıl yaşta değil baştadır.
    * Aufgeschoben ist nicht aufgehoben. / Yarına bırakmak işi halletmez.
    * Auge um Auge, Zahn um Zahn. / Göze göz, dişe diş.
    * Aus den Augen, aus dem Sinn. / Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.
    * Besser eine Stunde zu früh als eine Minute zu spät. /

    Bir saat erken gelmek, bir dakika geç kalmaktan iyidir.
    * Besser ein Spatz / Sperling in der Hand als eine Taube auf dem Dach./

    Damda bir güvercin olmaktansa elde bir serçe olmak daha iyidir.
    * Besser etwas als nichts. / Az olan hiç olmayandan daha iyidir.
    * Besser spät als nie. / Hiç gelmeyeceğine, geç gelsin.
    * Borgen macht Sorgen. / Borç vereni başı ağrır.
    * Das Ei will klüger sein als die Henne./ Yumurta tavuktan akıllı olmak ister.
    * Das Ende krönt das Werk. / İşin tacı sonunda takılır.
    * Der Apfel fällt nicht weit vom Stamm./ Elma ağacın dibine düşer (Armut dibine düşer)
    * Der Appetit kommt beim Essen. / İştah yemekte gelir.
    * Der erste Schritt ist der schwerste. / En zoru ilk adımı atabilmektir.
    * Der Klügere gibt nach. / Akıllı olan taviz verir.
    * Der Mensch denkt und Gott lenkt. / İnsan düşünür ama Allah yön verir.
    * Der Schein trügt. / Para aldatır.
    * Der Teufel ist nicht so schwarz, wie man ihn malt. / Şeytan resmedildiği kadar kara değildir.
    * Die Ausnahme bestätigt die Regel. / İstisnalar kaideyi bozmaz.
    * Die Furcht hat große Augen. / Korkunun gözleri büyüktür.
    * Dienst ist Dienst (und Schnaps ist Schnaps). / İş iştir, içki içkidir.
    * Die Wände haben Ohren. / Duvarın kulağı var.
    * Durch Schaden wird man klug. / Kaybede ede kaybetmemeyi öğrenirsin.

    * Eile mit Weile. / Acele işe şeytan karışır.
    * Eine Hand wäscht die andere. / Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
    * Eine Schwalbe macht noch keinen Sommer. / Bir leylek yazın geldiğine işaret değildir.
    * Ende gut, alles gut./ Sonuç iyiyse herşey iyidir.
    * Es ist nicht alles Gold, was glänzt. / Her parlayan altın değildir.
    * Freunde erkennt man in der Not. / Dostluk kötü günde belli olur.
#13.12.2008 14:04 0 0 0
  • * Steter Tropfen höhlt den Stein. (Sürekli damla taşı deler.)
    * Eile mit weile.(Acele işe şeytan karışır.)
    * Alçak gönüllülük süstür, fakat onsuz daha başarılı olunur.

    (Bescheidenheit ist eine Zier, doch weiter kommt man ohne ihr)

    * Kargalarla yarenlik eden güvercinin tüyleri beyaz kalır, ama kalbi kararır.
    * Kadın, çalındıktan sonra duvara asılacak bir keman değildir.
    * Kart kuşu yolmak zordur.
    * Ödünç alan, özgürlüğünü satar.
    * Rica daima sıcak, teşekkür daima soğuktur.
    * Tanrı karıncayı yok etmek isteyince, ona kanat takar.
    * Herkes kendi kaderinin demircisidir.

    (Jeder ist seines Glückes Schmied)

    * Eğitim özgürlüğe götürür.
    * Kadeh içinde, derede boğulanlardan çok daha fazla insan boğulmuştur.

    (Im Becher ersaufen mehr Leute als im Bach)

    * Ufak hırsızlar asılır, büyük hırsızlar serbest bırakılır.
    * Düşmek suç değildir,düşüp kalmak suçtur.
    * Çalışmak ekmek, tembellik kıtlık getirir.

    (Arbeit bringt Brot, Faulenzen Hungersnot)

    * İş, işi çeker

    (Arbeit zieht Arbeit nach sich)

    * Yemek pişirmek eski tavalar ile öğrenilir

    (Auf alten Pfannen lernt man kochen)

    * Ağaçlar gökyüzüne kadar büyümez
    * İtimat kontrole mani değildir.

    (Bäume wachsen nicht in den Himmel)

    * Seni besleyen eli ısırma.

    (Beiß nicht in die Hand, die dich füttert)

    * Eldeki serçe, damdaki güvercinden iyidir.

    (Besser den Spatz in der Hand, als die Taube auf dem Dach)

    * Tek gözlü olmak kör olmaktan iyidir.

    (Besser einäugig als blind)

    * Parlayan her şey altın değildir.

    (Es ist nicht alles Gold, was glänzt)

    * Paylaşılan sevinç iki katına çıkar.

    (Geteilte Freude ist doppelte Freude)

    * Paylaşılan bir acı yarıya iner.

    (Geteiltes Leid ist halbes Leid)

    * Aşkta ve savaşta her şey mübahtır.

    (In der Liebe und im Krieg ist alles erlaubt)

    * Savaş, barışın sağladığını yıkıp gider.
    * Barış zamanında bir yumurta, savaş zamanında bir öküzden daha iyidir.
    * Hediye edilen atın dişine bakılmaz.
    * Bozuk yumurta bütün yemeği bozar.
    * Yemekten sonra dinlenmeli veya bin adım atılmalı

    (Nach dem Essen sollst du ruhen oder tausend Schritte tun)

    * Eğitimsiz insan, cilasız aynaya benzer.

    (Ein Mensch ohne Bildung ist ein Spiegel ohne Politur)

    * Balık baştan kokar.

    (Der Fisch stinkt vom Kopf her)

    * İki avukat arasında kalan çiftçi, iki kedi arasında kalan balığa benzer.

    (Ein Bauer zwischen zwei Advokaten ist ein Fisch zwischen zwei Katzen)

    * Balıklar oltayla, insanlar tatlı dille avlanır.
    * Korkak olduğunu bilmeyen herkes cesurdur.
    * Göze göz, dişe diş

    (Auge um Auge, Zahn um Zahn)
#13.12.2008 14:06 0 0 0
  • Emeğine sağlık kardeşim
#03.02.2009 18:48 0 0 0
  • Ellerine Sağlık Çok Güzel Paylasim
#06.02.2009 12:38 0 0 0
  • emeqine saqLıq...
#07.02.2009 22:35 0 0 0