Felaket tellallığımı yapıyorum bilmem.Adım deli baltaya ,şimdi herkes deli zırvası der geçer.Ama ben yanlızca deliyim balta değilim.Türkiyede aileyi korumak için sempozyumlar düzenlemeli,bu sempozyumların içeriğinide islami figürlerle süslemeliyiz.Yoksa yakın gelecekte Nurgül Yeşilcay gibi ne idüğü belirsiz sanatçı kırıklarının ****** yırtarcasına nikahda neymiş yaygaraları sayesinde nikahlı evlilik sayısı yok denecek kadar azalacak.
Bu günlerde konuya dair sempozyumlar düzenleniyor ama sempozyumun yüzde doksanbeşilik bölümünü siyasilerin konuşmaları dolduruyor.
Oysa...
Sempozyum yapılacaksa ona dair olmalı, konferans, panel, televizyonda açık oturum ve sosyal aydınlatma faaliyetleri çerçevesine ne giriyorsa orada evvela o görüşülmeli.
Neden söz ediyoruz?
Felaket ne?
Felaket o ki...
1 dakikada 4 kişi boşanmakta!..
Dünyada mı? Hayır, Türkiye'de. Yanlış okumadınız. Türkiye'de, yurdumuzda. 1 dakikada 4 çift boşanmakta. Bir başka söyleyişle. Bu topraklarda hiç görülmedik bir şey yaşanıyor. 15 saniyede bir aile çöküyor. Bu ne demektir? 15 saniyede iki dul meydana geliyor. 15 saniyede iki kırgın, belki küs belki düşman iki insan hasıl oluyor. 15 saniyede en az bir çocuk, yaşının çok üstünde problemler yükleniyor. 15 saniyede bir kişi nafaka ödemeye mahkum oluyor. 15 saniyede bir kişi yeni bir eve ihtiyaç duyuyor. Bunalım, alkol, cinayet ve başka şeyler beklenen işlerden oluyor
Hürriyet değil, başıboşluk özendirilmekte. Nikâhsızlık özendirilmekte. Hayat eşittir şehvet anlayışı beyinlere şırınga edilmekte. Bunun neticesinde aldatmalar çoğalmakta. Aileyi ayakta tutan değerler, kitle iletişim araçlarında horlanmakta, yerilmekte, aşağılanmakta. 2050'ye varmadan yurdumuzda nüfusun önce duracağını sonra gerilemeye başlayacağını daha önce birkaç yerde yazdık taraftar bulamadık.Adımız deli balta'ya deli zırvası işte.40 yıl sonra gerileyen bir nüfus ve milyonlarca boşanmış çift, on milyonlarca aile yuvasından kopuk çocuklar Türkiye'si. O çocuklar, bir daha hiçbir bayramda anne ve babalarıyla aynı sevimli çatı altında olamayacaklar. Ağız tadı zehir tadıyla yer değiştirecek.
Biz bu manzarayla mı büyük Türkiye olacağız? Bu manzarayla mı Anadolu'ya gelişimizin bininci yılı 2071'de tekrar süper güç olduğumuzu ilân edeceğiz... Hanımefendiler, beyefendiler, devleti yönetenler, gemi su alıyor. Şimdiden haber veriyoruz. 40 sene sonranın tedbiri bugünden alınır.
Medeni Kanundaki evlenme-boşanma hukukunun temeli Katolik kiliseye dayanır. Güya İslamiyet'teki boşanma kolaylığına tepki olarak boşanmanın âdeta imkânsız olduğu bir sistemi almışlardı. Fakat kolay denen, erkeğin iki dudağı arasında denen o dönemlerde bu boşanmaların binde biri yoktu.
Çare nedir?
Çare öğretmenle imamın, ilahiyatçıyla psikoloğun, hukukçuyla din adamının, yazarla vaizin barışmasında, buluşmasında görüşmesinde. Çare medeni kayıtla dinî nikâhın aynı kalemle halledilmesinde. Medyanın reyting, tiraj ve tıklama uğruna cemiyetin temeline kezzap dökmemesinde. Ebeveynlerin şuurunda. Çare sabrın güzelliğini öğrenmekte. Bunlar deli baltanın zırvalamaları,hoşunuza gidenleri alın hoşunuza gitmeyenleri bana bırakın.Nasıl olsa onbeş yaşında çocuk biraz sonra konuma cevap yazacak örümcek kafalı diyecek bana ,desinler kardeşim ben zaten deliyim aldırmam ama Peygamberime dil uzatanın dünyanın öbür ucundada olsa gider bulur ağzına ebulehebin çukurundan malzeme doldururum böyle biline.
Allah razı olsun abi cok güzel söylüyorsun da
dünya başını almış gidiyor kim dinler bizi dönüpte
ne dedigimize bakar allah herkesi hakkıyla iman edenlerden eğlesin
bildiklerimizle amel etmeyi nasip etsin inşallah
kimseye gücümüz yetmez söyleriz bize düşen söylemektir
bundan usanmamamız lazım biz söyleyelim üzerimize düşeni yapalımda
dinleyen dinler dinlemeyen dinlemez
Okuyanlar bana kızacak ama çare ne biliyor musunuz? Çare, kadının,evinin kadını olmasında,yani dışarıda çalışmamasında.Düne kadar kadın,evinin kadını idi,koca dışarıda çalışıyor,evin geçimini sağlıyor,kadın evde çoluk çocuğu ile uğraşıyordu,çocuk ana sevgisi ile büyüyordu,kadının geliri olmadığı için,bir yerde mecburen kocası ile iyi geçiniyordu,ufacık bir olayda ayrılmaya kalkmıyordu.Ne zaman ki kadın dışarıda çalışmaya başladı,gelir sahibi oldu,çocuklar kreşe verildi,çocuk ana ve babayı,akşamdan akşama görmeye başladı,geliri olan kadın,kocasına eyvallah etmemeye başladı,basit bir anlaşmazlıkta,ayrlık lafı edilir oldu,ayrılmalar oldu.Kadının dışarıda çalışması sonucu,ailenin yaşam tarzı değişti,ama huzuru kaçtı.Eskiden evde tek bütçe vardı,şimdi iki bütçe oldu,"Senin maaşın,benim maaşım" lafı edlir oldu.Gerçi kadının maaşının büyük kısmı süsüne gitti,ama yine de "Benim maaşım var" havasındaydı kadın.Aslında kadının aldığı maaşı,bir başka erkek alsa,o para ile bir aile daha geçinir.Belki saçmalıyorum ama,bugün çalışan kadınlar işten çıkarılsa,yerine erkek çalıştırılsa,memlekette işsizlik de azalır.