ikilemlerin içine sığdırılmış bir yaşamdı önüme konan"
kıpırda....yavaş...yavaş/bırak kendini...kıpırda
içini eritsin güneş/sonsuzluğa devam
lavantaları hazır et birikecek anılara
unutma
minik düşlerini sırtlamış
yol al bitmek bilmeyen boşluklara
oklar sıkılsın yüreğine
tik taklarında saatlerin
sil izlerini dünlerden
kaldır at ıraklara
zor
unutmak isterken hep hatırlamak
sürüp gidiyor özlem
nihayetsiz öykülerde
ortalama bir sevda yetmiyor yüreğe
tutsağı olmak
yanmak
kavrulmak
lirik bir şarkıda yittiğince yitmek
ağlamak
ağlave son damlayı tut/ağlama
renklerin karmaşasını al içine
siyah bir düşün içinde kaybol
çakırkeyif günlere taşı ölmeyen umutlarını
koynuna al akşamlarındabeni
lacivert bir çizgi çekilmiş gözlerimde
sensizliğin hırçın dalgaları
dumanların ardında
yüzünü göremiyor olmaktan bitkin
ışıkları kapatan eller şimdi nerelerde
aşk
şarkılarımda
kara bir leke
rollerin dağıtımında kaçırdığım son
uzun bir sessizliğin içinde çakılı çivi
hıçkırıklarımın engellediği sözlerim gözlerimde
gözlerim uykusuz gecelerimde kan kırmızı
maviye tutkunken siyaha bulanmış
yüreğimde birikenler
usulca kabaran öfkem
ne kaldı bilinmeyen bitişlere
doğmamış bir çocuğun günahını yükledi tanrı omuzlarına
eskiler biliyorum şimdi çok gerilerde
ruhsuz bir isyanın son çığlıklarında gizli çaresizlik
içimde ölen her renkte senin zalimliğin
nasıl olduğunu asla bilemeyeceğim senli günlerin kayboluşunda yiten güneş
*"love means never having to say you are sorry" işte buve
aslaama asla
küllere dönüşse de yaşadıklarım alevleniyor tekrar anka gibi
öyle çok ki lavanta kokusu anlar eskimesin diye
ertelediğim tüm sözlerim şimdi kabarmış göğsümde
rüyalar çalıyor kapılarımıaçan yok
sensiz hiçbir şey açılmıyor
"ilmeklerini sımsıkı at kader
boynuma dolanıyor ördüğün ağ"
noktasız bir aşka koyulan nokta
direnişlerde duygularım bitişlere
ertelemediğim iki söz
çağlıyor hep yüreğimde
seni büyütüyor sensizlik günbegün içimde
kızıl bir yaş süzülüyor gözlerimden
eskiler artık gerilerde