ve birgün
duyduklarını
yalnızca
bir masal hoşgörüsü ve rahatlığıyla
dinleyebildiğinde
ve o denli içinde
hissettiğinde
anlatılanları
ve belki de
hiçbir kaygı
ve korku
ve telaşa
kapılmaksızın
neler yaşamış insanlar
bizden değişik
diye sorduğunda kendi kendine
sonra da
geleceğe ilişkin
herhangi bir hesap yapmadan
yalnızca
yalnızca öylesine
bir burukluk hissettiğinde
ve göğsünün tam ortasında
bir yerlerde
ince bir sızı duyduğunda
ve soluk almanda bir anlık bir zorlaşma sezdiğinde
ama yine de
azcık bir huzurla
gülümseme belirdiğinde
yüzünde
anlatmaya devam edersin
bu masalı
bıraktığım
ya da unuttuğum ya da toparlayamadığım
ya da ucunu kaçırıp
sözcükleri
birbirine karıştırdığım yerden.