Genel > RAKIMI SAHTEKAR İNSANOĞLUMU?

    [ Rakı'nın Değil, İnsanın Sahtesi Öldürüyor
    Ana vatanı Irak olan ve Arapçası "arak" ve dilimizde rakı olan ve üzüm
    suyunun fermante edilmesi ve ardından da imbikleşmesi sonucu
    oluşturulan alkolü içki en az 3000 yıldır Ortadoğu ve Kafkaslarda üretilmektedir.
    "Sahte rakının" çok sayıda akşamcı vatandaşın ölümüne neden olması ile
    birlikte sahte olan ve sahtekârlık ile ilgili alt beynimizdeki bir çok
    kavram birden bire su yüzüne çıkmaya başladı. Sahte rakı, sahte ilaç,
    sahte para, altının sahtesi, sahte antika eşya, kimi zaman sahte, kimi
    zaman sahtekâr doktor, sahtekâr hoca, sahtekâr bankacı& Sahte ve
    sahtekâr mercedes'li dilenciler, sendikacılar, yöneticiler& Rivayete göre Bush
    yönetimi de sahte belgelerle Irakta gizli nükleer silah var diye Irak'ı
    işgal etmesi sonucu bugün milyonlarca insan acı çekmektedirler.
    Murat Belge 6 Mart 2005 tarihli Radikal gazetesindeki "Rakıdan girip
    lafa.." adlı köşe yazısında taklit veya "sahtesini yapma" işinin nesnel
    dünyanın ürünlerini üretmekle kalmadığını belirtiyor. Ve manevi
    alanlarda da sahtelerin üretildiğini belirtiyor. Diyor ki Sayın Belge,
    "profesör'ün, yazarın, düşünürün de sahtesini yaratmış bulunmaktayız". Tabii
    sık sık duyduğumuz gibi sahte solcu, sahte dinci, sahte demokrat, sahte
    hoca, sahte hacı, sahte doktor, sahte dost& devam edip gidiyor. Asıl
    sorunlu olan, kanımca insanın sahtekârıdır.
    Sahte Aslının Zıddı Değil, Maskelenmiş Olandır
    Biyoteknolojideki klonlama çalışması ile ilk Doly koyunu çoğaltılırken
    insanların aklına ilk gelen insanın kopyası yapılır mı? yani sahtesi
    üretilir mi? O zaman benim cevabım evet ancak kopya insandan değil kopya
    insanı sahtekârlaştırmaktan korunmamızın daha doğru olacağını düşündüm.
    Hepimiz biyolojik yoldan kopyalanma sonucu dünyaya geliyoruz ancak
    içinde yaşadığımız dünya bizi farklılaştırıyor. Büyüdükçe aldığımız eğitim
    ve çevrenin etkisi ile bir yaşam veya yol haritası çizebiliyoruz. Ancak
    maalesef ülkemizde verilen eğitim insanımızın erken dönemde uyanık bir
    vatandaş olmasını, karşılaştığı sorunların üstesinden gelmeyi ve çağını
    anlamasını sağlamadığı için bir çok sorun yaşamaktadırlar.
    Doly sahte olmadığı gibi rakı da sahte değildi, sadece ikincisi
    öldürücüydü. Yaratıcısı da sahtekâr bir insanoğlu. Sahte kelimesi aslına uygun
    olmayanı veya aslının tersi, yani esasın zıttı gibi algılansa da
    aslında "aslı başka olan" anlamına geliyor. Yani "sahte" aslına göre
    belirlenmeyip "aslı adından başka olan" anlamına geliyor.
    İçtikten sonra yüzündeki maskeyi atıp gerçeği konuşanlar, aşkını ilan
    edebilenler, söylenmemiş olanı söyleyebilenler, bir tür psikanalitik
    deşifre de çok önemlidir. Tabii kendine ve çevresine zarar vermemek kaydı
    ile. Ancak yine de "rakı içen öldü de su içen ölmedi mi" söylemine
    istinaden adabına göre içmek tamam, ancak sarhoş olmak için değil. Hele,
    trafiği kilitlemek, sağa sola sataşmak, başkasını rahatsız etmek bilinçli
    yurttaşlara yakışmaz. Özellikle eğitimli kişilere hiç yakışmaz.
    Aslında psikologlar derler ki herkesin bir gerçek yüzü vardır bir de
    maskesi. Ancak bir maskeye razıyız da bazılarının bir kaç maskesi
    bulunmaktadır. Bir arkadaşım kapısına "maskeni çıkar da içeri gir" yazdırmış.
    Tabii hepimizin doğal olarak çekingenlikleri var, bazı konularda
    söylenmemesi gereken sözler var, bizim bilip de başkasının bilmemesini
    bildiğimiz konuları söylememek önemli. Ancak, çok maskelilik veya bizim
    bilerek bazı şeyleri gizleyip kendimize ters düşmemiz, kendimize
    yabancılaşmamız insanın sahtesini ortaya çıkarmaktadır. Hani derler ya oturunca
    mangalda kül bırakmaz, sizin ile birlikte her konuya evet der, vatan
    millet için en hamasi nutukları o atar, ancak hayatın gerçeklerine gelince,
    gerçek yaşamda çok da söz verdiği gibi olmadığını gördüğümüz çok sayıda
    kişi ile karşılaşırız. İnsanın sahtesi yani sahtekâr ciddi sorundur.
    Yapılan sahte işler insanın birbirini küçük çıkarları için kandırmasıdır.
    Belki de bunlardan en acısı da sahte dost yarasdır. Kurşun yarası geçer
    de dost yarası geçmez, insanın birbirine kazık atması, birbirinin
    sırtına basarak bir yerlere gelmesi ve ardından riyakârlık yapıp sırtını
    dönmesi ise hiç affedilmiyor. Herkes bir şekilde amerikanlılaşmaktan
    şikâyetçi ancak ondan da kopamıyor. Aynı kişiler bilmezler ki bir başkası
    da kendisini aynı değerler uğruna kazıklamaktadır.

    Mutluluk ve Menfaat İlişkileri
    İnsanlar mutluluğu doğada ve estetikte değil bireysel menfaat
    ilişkilerinde aramaya başladı. Çıkış kapısı bulamayan, yaşam bilinci konusunda
    yeterli derinliğe sahip olmayan yurttaşlar, kolay yoldan para kazanmayı
    ve köşeyi dönmeyi neredeyse ilke haline getirmişlerdir. Bütün bunların
    sonucu bir çok yurttaşımız, vergi vermekten kaçınıyor, yalan yanlış
    beyanda bulunuyor, akla hayale gelmeyecek işlere girişiyor. Söz konusu
    kişiler kendilerine göre yaşamdan zevk almaya çalışan insanları kendi
    küçük çıkarları uğruna zehirlemektedirler. İnsanlar arasındaki gelir
    dağılımının açılması, az çalışarak para kazanması, başkasının sırtından para
    kazanması belki uzun zamandır vardı ancak son yüz yılda hızla tırmanışa
    geçti.
    Bunda uygulanan siyasi modellerin de büyük payı bulunmaktadır. Geçen
    yüzyılda loto-toto, milli piyango, altılı ganyan bir bütün olarak
    insanların yaşamlarını şansa bağlamasına, büyük paralar kazanmaya itmiştir.
    Ancak kazanca yorularak değil, kolay yoldan ulaşarak. Bu süreç
    beraberinde kalpazanlığı da doğurmuştur. 1980 sonrası "para kazan da nasıl
    kazanırsan kazan" anlayışı gençlikte bireysel ve bencil bir anlayış doğurdu.
    "Para eşittir mutluluk" neredeyse bir yasa haline getirildi. Bugün
    toplumun her kesiminde artan rüşvet, yolsuzluk, kapkaç, hortumculuk hepsi
    belirli bir aşamadan sonra oluşmuştur. Birlikte eşit koşullarda yaşamak
    yerine birbirimize çelme takmak, birbirimizi kandırmak, arkadaşımızdan,
    dostumuzdan daha önde olma duygusu yaratılmış oldu. Kamu anlayışı
    yerine, özel teşebbüs anlayışı benimsenmiştir.
    Tekel Bağımsızlığımızın Sembolüdür
    Son yıllarda başlayan özelleştirme furyası ile devlete önemli derecede
    gelir getiren işletmeler özelleştirilmişlerdir. Tekel, ülkemizin
    kurtuluş savaşı ve milli mücadelesi sırasında doğmuş ve bugüne kadar ülkenin
    en karlı kuruluşu idi. Osmanlı döneminin tarım konusundaki
    çıkmazlarından olan tütündeki Reji İdaresi'ne, 4 Mart 1925'de kurduğu TEKEL idaresi
    ile son verilir. Tekel ülkemizin milli tarım politikasının oluşmasında
    ilktir. Tekel'in kuruluşu ile devlet ve halk hem bir boyunduruktan hem
    de bir ayıptan kurtarılmış oldu.
    Tekelin son günlerde özelleştirilmesi ile birlikte piyasada adı sanı
    duyulmamış çok sayıda rakı markası dolaşmaya başladı. Bunlardan hangisi
    gerçek hangisi sahte anlaşılamadı. Ayrıca dünyadaki eşdeğerleri ile
    karşılaştırıldığında ülkemizdeki vergilerin yüksekliğini bahane eden ve
    vergi vermek istemeyen, kolay yoldan geçinmek isteyen kalpazanlar sahte
    üretime geçerek karlarına kar katmayı hedeflemişlerdir.

    Rakı İçerek Ölenlerin Hesabını Kim Verecek?
    Sahte rakı içilmesi sonucu onlarca hayatını kaybeden insanın ölüm
    sorumluluğu kimin? Rakıyı üreten kalpazanlar mı? Yoksa ülkeyi bu duruma
    getiren siyasi irade mi? Son 25 yıldır KİT'lerin pek çoğu zarar etmediği
    halde özelleştirme modası adına kelepir fiyatına elden çıkarılmaya
    çalışılmaktadır. Türkiye'nin en karlı kuruluşu olan Tekel neden
    özelleştiriliyor? Neden tütün ve şeker pancarı ekim alanları dış baskılar sonucu
    daraltılıyor ve devlet desteği kaldırılıyor? Özel ve özerk kuruluşlar
    olacak, özel teşebbüs iş de yapacak ancak etik değerleri de korumak
    zorundayız. Bunun için de hukuk devleti normları içinde bazı kuralların
    kesintisiz işletilmesi gerekir. Uzun zamandır özelleşme anlayışının topluma
    hizmet etmeyeceği, vatandaşı daha da perişan edeceği söylenmektedir.
    Maalesef Tekel özelleştirmesinin birinci gününde bunlar yaşanıyorsa yarın
    Allah bilir neler yaşanır. Korkarım yarın sağlık ve diğer alanlarda
    daha ne tür istenmeyen olaylar yaşanacaktır.
    Tabii dün de kaçak içki üretimi yapılıyordu, belki de bu nedenle
    ölenler olmuştur. Ancak bu sefer açıkçası bir otorite boşluğu ve zafiyeti
    görülmektedir. Her yönü ile örgütlenmemiş ve kurumsallaşmamış toplum
    yapımızda adalet ve hukuk işlevsiz kalmaktadır. Maalesef ülkemiz ciddi bir
    hukuk devleti örneği vermediği için çok sayıda sahtekârın
    cesaretlendirilmesi ve ortalığa hakim olmasına yol açmaktadır.

    Sorun Metil Alkolde Değil, Sahtekârlıkta
    Bugün dünyadaki milyonlarca canlı arasında yeryüzünü gücü ve kullandığı
    teknoloji oranında kontrol edebilen tek varlık insandır. İnsanın
    yaptığı nesneler zararlı olabilir. Ancak sonuçta bunu yapan insan. Nesneyi ne
    amaçla ve nasıl kullandığınıza bağlıdır. Keskin bir bıçak ameliyat için
    kullanılırsa can kurtarır, ancak birini canına başka bir amaçla
    saplarsan can alır. Metil alkolü insana içirirseniz can alır, ancak bir
    nesneyi korumak için veya bir kimyasal deneyde kullanırsanız can
    kurtarırsınız.
    Bu anlamda, rakının sahtesi değil önemli olan rakının sahtesini yapan
    insanın bu bilince ulaşarak sahtesi yerine gerçeğe yönelmesidir. Yoksa
    bugün rakının sahtesini raflardan toplarsınız olur biter ancak yarın bir
    başka sahte üretim daha çıkar karşımıza. İnsanın insan olarak doğadan,
    canlıdan ve insandan yana içtenlikli davranması asıl önemli konudur.
    İnsanın karşısındakini de insan gibi görmesi ve değer vermesidir. İnsanı
    insan yapan değerleri doğru işletmesidir.
    Sahtekârlığın değil, gerçek dostluğun; sahtekârlığın değil dürüstlüğün
    hakim olması dileğiyle. Bu bilince erişmek dileği ile. Küresel
    ticaretin onda dokuzunun yalandan oluşmaması dileğiyle.

    Rakı'nın Değil, İnsanın Sahtesi Öldürüyor

    bu laf cok dogru işte buna katılıyorum.

    tşk dostum saol
    Doğru sözü alkışlamak yaraşır... Birde bu tür konuları derinleştirmek ve altında saklı olan toplumsal ve psikolojik nedenlerin yanısıra, birde alternatif düşünceleri üreterek edinimlerimizi artırmamız gerekir...Ancak bunlar uzun yazışmalar ve tartışmalar gerektireceğinden, evdeki semra hanım'ı seyredip kaşınarak uzanmak daha evla hale gelmiştir...Bu tip doğrular ve tartışmalar işimize gelmeyeceğinden, üstelik sorumluluk ve duyarlılık getireceğinden, derhal temayülümüzü değiştirip, süratle uzaklaşmalı ve ''Kızlar / Erkekler nasıl kandırılır'' mevzularına uzanılır yada bilgisayar oyunlarına parmak verilmek suretiyle a-politik veya a-sosyal olunur...Birikimlerin ve paylaşımın için yürekten teşekkür ederim arkadaşım...
    dostum yine harika seyler yazmissin ellerine saglik
    Malesef günümüzün en büyük problemi sahte insanlar..bilgi için teşekkürler dostum...
    insanın sahtesi rakının sahtesinden de tehlikeli.insan sağlığını hiçe sayarak bir parça rant için resmen cinayet işliyorlar. bunun adı katliamdır. o insanların katilden hiçbir farkı yoktur. sahtekar katiller ise (gözünü para bürümüş insanlar) korkulacak en koca yaratıklardır. allah hepimizi onların şerrinden korusun.!