Bize özürlü demeyin
Bizlere
Acıyarak bakıp ta
Alay etmeyin
Kim isterki?
Bir yanı olmasın
Eli ayağı tutmasın
Gözü görmesin
Kim isterki?
Bizler
Sizlerden sadece
Saygı ve anlayış bekliyoruz
Bize acıyarak bakmanızı değil
Bizde
Diğer insanlar gibi
Yaşamayı hak ediyoruz
Diğer çocuklar gibi
Parklarda oynamak istiyoruz
Bizlerde eğitim görüp
Çalışmak istiyoruz
Ama
Ama bizlere okul yaptırmıyorsunuz.
Bizlere yatırım yapmıyorsunuz
Hep diğer çocukları düşünüyorsunuz da
Bizi niye düşünmüyorsunuz
Bizler
Emeğimizle iş yapabilmek
Çalışabilmek istiyoruz
Köşe başlarında
Şarkı söyleyerek
Ekmek kazanmak istemiyoruz.
Çünkü.
. Çünkü biz şarkı söylerken
Sizler bize acıdığınızdan
Önümüze para atıyorsunuz
Oysaki biz sanat yapıyoruz
Sizler bizim sanatımıza bile
Saygı göstermiyorsunuz
Biz.
..Bize
.Bizlere iş sahaları açmanızı istiyoruz.
Yolda yürürken
Çocuklarınız bizleri
Parmaklarıyla gösteriyorlar
A anne bak topal
A anne bak kör
A anne bak deli
Biz duymuyor muyuz sanki
Bizleri
Hiç bir şey yaralayamaz
Çocuklarınızın ve sizlerin
Bizlere acıyarak bakması
Parmakla göstermesi kadar
Oysaki.
..Oysaki bizler
Seçilmiş insanlarız
Bizler
Bizler çok özel çocuklarız
Bizler
Mahşerde bile
Başköşeye konacaklardanız
Kolaymı tabi ya
Sizin yararlandığınız
Güzelliklerin hiç birinden
Yararlanamıyoruz
Üstelik
..Üstelik birde
İtelenip kakalanıyoruz
Bizlere
Palyaçoymuşuz gibi gülüyorsunuz
Biz sizden fazla şey istemiyoruz
Biz sizden acıma istemiyoruz
Biz sizden.
..insanca muamele
İnsanca iş, ekmek, eğitim istiyoruz
Bizler özürlü değiliz
Bizler sadece....
.Engelliyiz engelli
Nesrin NAZ(Karaduman)
Bilmiyorum yeri midir, ne kadar dogrudur? Icimden aktarmak geldi...
Sıradaki yazımız önceki yazının devamı niteliğinde olacaktı aslında ama gel gör ki öyle olamadı be dostlar.
Sabahın saat 07:00 sinde çevre yolunda giderken bir umut abidesi ilişti gözümüze.Elektrikli ve tekerlekli bir sandalye üzerinde ümitvar bir yüz ifadesi içinde bir kral gördük.Siz isterseniz padişah deyin. Bir yaşlı amca.Gülümseyen ve ışık saçan bir mütebessim çehre.Tahtında oturuyormuş gibi vakarlı.Yaşının olgunluğu ile mütevazi.
Sakalları uzamış hafiften.Sanki ağır vasıta kullanıyor gibi yolun sağından itinalı bir şekilde ilerliyor.Ve elinde kırmızı güller.İnsana kendini unutturacak kadar güzel güller.Muhteşem güller. Kan kırmızısı ve Bayrak kırmızısı güller.Hayatın kalbine saplanıyor gibi hızlı.Güzellikleri özümsüyorcasına yavaş yavaş akıp gidiyor tahtındaki kral amca.
Radyoda güzel ve anlamlı bir müzik eşliğinde bu güzel amcayı izliyor ve sanki bir efsanenin filmini çekiyorduk.Bayrağın zaferin ve güllerin filmi.Baş rolde o amca.Yönetende biz izleyende.
Ne güzeldi o amcanın gururlu duruşu.Sanki arabadaki o idi tekerlekli sandalyede ki biz.Özürlü bizdik ruh bağlamında.Özgür o idi gönül bağlamında.Esaretti bizimki.Özgürlük işte ordaydı.
Biz dünya telaşı içinde kendimizi bile avutamazken o amcaya o saatte gülü sevdiren neydi acaba? Kimdi o güllere sebep olan gül.Biz dünyaya meftunken o güzel amca nasılda keşfetmişti hayatın özünü.Nasıl güzel bir insandı acaba o saatte güllere sebep olan gül.
Bir zaferdi o sahneler.Galip olan amcaydı.Malup ise kah bizdik kah dünya. O an dünyanın tüm imkanları elimde olsa ne ifade edebilirdiki? Bir komutan edasında bir muzaffer edasında belkide çocuklarına ya da torunlarına gidiyordu güllerin sahibi.
Çok mu zor dostlar gülün kıymetini anlamak.Çok mu zor dostlar elimizde gül ile sevindirebilmek sevdiklerimizi. Gülü hak eden nice güzel insan varken hayatmızda gülmeyi bile esirgiyorsak gülden bahsetmek anlamsız kalır.Ah amca ah. Ne güzel plastik alemimizde sahte düşler ve gülüşler ile naylon gülleri koklamaya çalışıyorduk.
Ah amca ah.Gülün dikenini bize sapladın be amca.Sen şimdi o gülü sahibine ver.Gül kendini o sahipte ifade etsin.Biz o dikenleri sindirmeye çalışalım.Bakalım ne kadar sindirebileceğiz ?