FERHAT TUNÇ

Son güncelleme: 23.12.2007 01:29
  • Kendi İkliminde Yaşayan Bir Sanatçı

    Ferhat Tunç; güneşin kutsal olduğu, ateşin suyla söndürülmediği Tunceli'de (Dersim) 1964 yılında doğdu. Çocukluğu ve ilk gençliği; rüzgarın, karın ve baharın bile asi olduğu bu kentte geçti. Tarih, bu kenti savaşlara, isyanlara ve sürgünlere mahkum etmişti. Bu yüzden ağıtların söylendiği, hüzünlerin beslendiği mağrur bir kentti Tunceli.

    Ferhat Tunç bu kentte, mağrurluklar içinde biriktirdiği "gelecek kaygısı"nı daha ilkokul yıllarında müziğe tahvil etti. Bir yandan okula gidiyor bir yandan düğünlerde ve özel gecelerde bağlama çalıp türkü söylüyor; dinleyenleri kah hüzünlendiriyor kah coşturuyordu. Ve bir süre sonra, doğduğu kent onun bu yeteneğine el veriyor; Ferhat Tunç "Dersim'in küçük ozanı" oluyordu.

    Liseyi bitirdikten sonra, 1979 yılında zorunlu olarak doğduğu kenti terk edip Almanya'ya ailesinin yanına yerleşti Ferhat Tunç. Bu soğuk ve yabancı yerde, hiç alışamadığı bu gurbet elde yani, her şeye rağmen müziğe yoğunlaşıp başarılı çalışmalara imza atmak istiyordu.


    Bu çerçevede 1982 yılında Frankfurt'ta Amerikalı müzisyen Darnel Sumers'la tanıştı ve Sumers yaptığı "reggae" müziğinden yola çıkarak, müzik bilgisi, değişik kültürel motiflerin müziğe aktarılması ve müzikte çok seslilik ve çok renklilik konusunda Ferhat Tunç'a katkı sundu. Tunç, dostu Sumers'tan biriktirdiği bu "yeni"yi Sumers'la birlikte, üç Alman ve bir Yunanlı müzisyenle yaptığı deneysel çalışmalarla pekiştirip zenginleştirdi ve bu bileşimle Avrupa'da birçok konser verdi.

    Ardından Mainz Üniversitesi'ne bağlı bir müzik okulunda kısa bir eğitim alan ve bu arada "Kızılırmak" adlı ilk albümünü çıkaran Ferhat Tunç, sonraki yıllarda Tunceli ve Almanya sürecini şöyle tanımlayacaktı: "O yıllarda yaptığım müzik, içerik kaygısına düşmeden, ama devrimci ruha sahip amatörce bir süreçti".

    Ferhat Tunç, elde ettiği müzik birikimini, 1984'te Türkiye'den Almanya'ya giden müzisyen Orhan Temur'la başladığı çalışmaya aktardı ve ortaya "Bu Yürek Bu Sevda Var İken" albümü çıktı. Uzak bir ülkede, Almanya'da olmasına rağmen ülkesinde yaşananlara kayıtsız kalmayan Ferhat Tunç'un bu albümü, "12 Eylül'e itiraz"ın izlerini taşıyordu.




    Tunç, 1985'te, 12 Eylül'ün rüzgarlarının henüz sert estiği bir dönemde Türkiye'ye döndü ve yeni bir başlangıç yaparak aynı yıl Türkiye'deki ilk albümünü çıkardı. Albümün adı "Vurgunum Hasretine"ydi. Albüm kısa sürede büyük yankı yarattı ve Ferhat Tunç artık Türkiye'de, toplumsal muhalefetin içindeydi. Tunç, o dönemi şöyle özetliyor: "Toplumsal hareketin bastırıldığı, hak ve özgürlüklerin geri alındığı bir dönemde halkımın yanında yerimi aldım".

    Tabi, 12 Eylül gibi bir vakıanın yaşandığı Türkiye'de bunun bir bedeli vardı. Miting havasında geçen konserler, çok satan albümler ve toplumsal muhalafetin gözdesi olan bir sanatçının ödeyeceği bedel -elbette!- gözaltılar, davalar, mahkemeler ve yıllar süren konser yasakları olacaktı. Ama bunun da bir karşılığı vardı. Bu konuda şöyle diyor Ferhat Tunç: "Saldırılar arttıkça ben güçleniyordum. Sanatsal üretimimin geliştiğine ve güzelleştiğine şahit oluyordum".




    Ve Ferhat Tunç'un 1985 yılında Türkiye'de zorlu başlayan ve sürekli baskı, yasak ve saldırılarla geçen müzik yaşamı boyunca çıkardığı albümler; Türkiye'deki toplumsal gerçekliğin aynası niteliğindedir:

    "Kızılırmak" Almanya-1982
    "Bu Yürek Bu Sevda Var İken" Almanya-1984
    "Vurgunum Hasretine"-1986
    "Ay Işığı Yana Yana"-1987
    "Yaşam Direnmektir"-1988
    "İstanbul Konserleri-1"-1988
    "Vuruldu"-1989
    "Gül Vatan"-1990
    "Ateş Gibi"-1991
    "İstanbul Konserleri-2"-1992
    "Firari Sevdam"-1993
    "Özlemin Dağ Rüzgarı"-1994
    "Kanı Susturun"-1995
    "Kayıp"-1997
    "Kavgamın Çiçeği"-1999
    "Her Mevsim Bahardır"-2000
    "Şarkılarım Tanıktır"-2002
    "Nerdesin Ey Kardeşlik"-2003
    "Sevmek bir eylkemdir"-2005

    Tüm çalışmalarında görüleceği üzere sanatı ile içinde yaşadığı toplumun sorunlarını buluşturan Ferhat Tunç, müzik yaşamının bugün geldiği 24. yılında daha güçlü çalışmalara imza atıyor.

    Doğup büyüdüğü toprakların asi ruhuyla yıkanmış olmanın kendisine kazandırdığı duruşla var olmayı yeğleyen Tunç, sanatından ve toplumsal yaşamından taviz vermeden yürümeyi sürdürüyor.

    Ve her şeyin toplamı olarak, felsefesini şöyle özetliyor:
    "Aynı tanrının çocularıysak, aynı göğün altında ve aynı toprağın üstünde yaşıyor ve aynı havayı soluyorsak; niye aynı 'insanlığı' yaşamıyoruz?"


    SAYGILARIMLA...
#28.03.2005 13:07 0 0 0
  • Tesekkurler gerilla-21 Ellerine Saglık..
#28.03.2005 13:09 0 0 0
  • tşk dsotum ellerine saglık
#28.03.2005 13:14 0 0 0
  • saol dostum
#31.03.2005 15:31 0 0 0
  • saol dostum ellerine saglik
#31.03.2005 16:16 0 0 0
  • yaptığın hizmetten dolayı teşekkürler
#06.04.2005 13:19 0 0 0
  • gerçekten çok büyük ozan,iyi bir yorumcu ve sanatçı en önemlisi gerçek bir insan...
#03.06.2005 14:29 0 0 0
  • ellerine sağlık teşekkürler...
#18.09.2006 16:30 0 0 0
  • sagol
#19.09.2006 20:20 0 0 0
  • ellerine saglik
#22.09.2006 09:33 0 0 0
  • ellerine saglik dostum Tuncelinin yetistirdigi ender insanlardan biridir Ferhat Tunc paylasimin icin tesekkurler
#23.09.2006 11:55 0 0 0
  • bir bakalim
#28.10.2006 22:34 0 0 0
  • Bilgilerin için sağol bu adamın değerini bilmek lazım umarım bununda başına bişey gelmez
#01.11.2006 12:53 0 0 0
  • mp3 indirmek istiyorum ilk giriyorum umarım başarılı olurum
#01.11.2006 14:37 0 0 0
  • ellerine saglık kardeş bunları ndıremıormuyuz ya..
#09.11.2006 20:20 0 0 0
NaZ NaZ foto
  • @arzu_7277

    @sadece_19

    bu bölümde mp3 sunumu yapilmiyor sadece bilgiler yorumlar paylasiliyor
#09.11.2006 22:40 0 0 0
  • tsküler
#09.11.2006 23:41 0 0 0
  • ellerine sağlık kardeş sağolasın varolasın
#27.11.2006 13:41 0 0 0
#29.11.2006 08:36 0 0 0