Beş vakit namazını kılan biri, bir beynamazla uzun müddet yoldaş olur. Yol arkadaşının ne namaz kıldığını ne de abdest aldığını görünce birgün ona sorar:
- Behey dost, namaz dinin direği ve İslâmın esasıdır. Niçin namaz kılmazsın? Yoksa farz olduğunu bilmez misin?
- Behey kardeş, çocukluk yaşımdan beri ibadet etmek adetim olmamış. O sebepten güç geliyor.
- Bunun çaresi kolay. Kırk gün sabah namazına devam et, eğer ondan sonra terkedebilirsen sana bin akçe vereyim.
- Gel sen üç gün namazı terket; eğer ondan sonra kılabilirsen ben sana ne dilersen vereyim!
Kime terk-i ibadet olsa adet
Tembel olur, kaplar kalbini kasvet.
* * *
Eski devirlerde namaz kılmayan
birine derler ki:
- Ya mescide gelip beynamazlığı terket, yahut mahallede durma, buradan git!
Beynamaz da der ki:
- Sefer mübarektir, bari gidelim. Sayenizde alemi seyredelim.
(Namazsıza namaz kılmaktansa, şehrini terketmesi kolay gelir. Ona iki rekat namaz yüktür, oysa her an dünya yükünü çeker.)
*****
Bir divanenin evine ateş düşmüş, yanıyordu. Kendisi de karşısına geçmiş, kalgıyıp (hoplayıp) oynuyordu. Onu bu halda görenler:
- Behey divane! Neyin varsa ateşte yandı ve dumanları göklere tırmandı. Senin böyle sevinip oynamana ve kalgıyıp gülmene sebep nedir acaba, dediler.
Divane dedi ki:
- Siz bilmezsiniz, pireler için fena bir iş oldu. Canım ellerinden kurtuldu. Onun için sevinirim.
Lâmîzade Abdullah Çelebi: Lâtifeler, İstanbul 1994
[FLASH]http://tugrab.i8.com/ayet001.swf[/FLASH]