Doğumsal Kalça Çıkığı

Son güncelleme: 19.05.2009 09:12


  • Doğumsal kalça çıkığı terimi kalça eklemini oluşturan öğelerin
    biçim, işlev ve ilişkilerinde bir bozukluğu anlatır. Kalça ekleminde
    uyluk kemiğinin (femur) yuvarlak başı kalça kemiğinin asetabulum denen
    yuvasına oturur ve bu kusursuz eklem bacağın serbest dönme hareketi
    yapabilmesini sağlar. Doğumsal kalça çıkığında bu eklemde görülen
    bozukluk kalçayı oluşturacak taslağın embriyon döneminde kusurlu
    gelişmesi ya da tam gelişmemesiyle ortaya çıkar. Kalıtsaldır, yani aynı
    ailenin değişik bireylerinde ortaya çıkabilir


    GÖRÜLME SIKLIğI


    Doğumsal kalça çıkığı sık görülen bir oluşum bozukluğudur. Bazı
    ülkelerde her dört oluşum bozukluğu olgusunun üçünü ve bıraktığı
    izlerle birlikte her


    üç ortopedik sorunun birini oluşturur. Doğumsal kalça çıkığına
    görece sık rastlanan Türkiye'de sorun özellikle Karadeniz bölgesinde
    yaygındır. Ya-

    km akraba evlilikleri de doğumsal kalça çıkığı olasılığını
    artırmaktadır. Bölgeler arasındaki farklılıklar oluşum bozukluğunun
    kalıtsal özelliğinden kaynaklanır; akraba evliliklerinde görülme
    sıklığının artması da aynı nede-ne bağlıdır. Doğumsal kalça çıkığı kız
    çocuklarda erkeklerden daha sık görülür. Genellikle tek yanlı olmasına
    karşın her iki kalçayı da etkileyebilir.


    DOğUMSAL KALÇA ÇIKIğI TİPLERİ


    Embriyonal gelişim bozukluğu durumunda bebek doğduğunda uyluk
    kemiğinin başı tümüyle çıkıktır. Dolayısıyla bu tip kalça çıkığında
    belirgin klinik, ultrasonografik ve/ya da radyolojik belirtiler
    doğumdan hemen sonra tanı konmasına olanak verir.

    Başlıca klinik belirtiler şunlardır:

    1) Elle muayenede uyluk kemiği başının belirgin biçimde yüksek olduğu
    saptanır. 2) Çıkık kalça tarafındaki bacak kısadır. Hasta sırtüstü
    yatarken bacakların birlikte bükülmesi kısalığı belirgin hale getirir;
    bu durumda dizlerin aynı düzlem üzerinde olup olmadığına bakılır. 3)
    Daha kısa olan bacağın uyluk bölümünde pli adı verilen deri büklümleri
    ya da boğumları fazladır. 4) Çıkık tarafındaki kalçanın dışa doğru,
    yani uzaklaşma hareketi (abdüksiyon) sınırlanmıştır. Bu tip doğumsal
    kalça çıkığında Ortolani belirtisi her zaman olumsuzdur, yani uyluk
    kemiği başının oturma sesi duyulmaz. Radyolojik incelemede öncelikle
    uyluk kemiği başının leğen kemiğinden uzaklığı ve yüksekliği saptanır;
    aynı bulgu ultrasonografide de belirgindir. Bu tip doğumsal kalça
    çıkığının tedavisinde önce uyluk kemiği başını doğal yerine getirmek
    için sürekli ve ilerleyici çekme (traksiyon) yöntemine başvurulur.
    Ardından kemik normal yerinde tespit edilerek 3-4 ay süreyle abdüksiyon
    durumunda alçıya alınır. Daha sonra da 6 ay süreyle bir ortopedik aygıt
    kullanılır.

    Kalçanın sabit olmadığı "Ortolani manevrası" ile saptanabilir. Doğumdan
    hemen sonraki muayenede yapılan bu işlem 8 ve 30 gün sonra
    yinelenmelidir. Kuşkulu ya da Ortolani belirtisi olumlu olgularda hasta
    ultrasonografi ile kontrol edilir ve daha sonra da belli aralıklarla
    muayeneye çağrılır. Tedavi çok basittir. Kalça 6 hafta süreyle
    ortopedik bir aygıtla abdüksiyon konumunda tutulur. Aygıtın uyluk
    kemiği başına zarar vermemesi için yeterince yumuşak, aynı zamanda
    etkili olabilmesi için de büyük olması gerekir.


    TANI


    Doğumsal kalça çıkığı toplumsal açıdan önemli bir hastalıktır, çünkü
    zamanında tanı konup tedavi edilmezse, kişiyi toplumla bütünleşmekten
    alıkoyacak ölçüde ağır biçim ve işlev bozukluklarına yol açabilir.
    Kalça çıkığı her zaman doğumsal olmayabilir ve belirli hastalık ya da
    yaralanmalardan sonra da ortaya çıkabilir. Edinsel çıkıklarda uyluk
    kemiği başının kalçanın içine doğru yer değiştirmesi, yakındaki
    organlara baskı yapar. Bu baskı siyatik sinir ya da (lbür kalça
    sinirlerinin tutulması gibi sinirsel lezyonlara, atardamarların ya da
    toplardamarların tıkanmasına neden olabilir.

    Çocuk dik durmaya, yani ağırlığını kalçaları üzerine vermeye başlamadan
    önce, uyluk kemiği başı ile asetabulum arasındaki uyumsuzlukların tümü
    çıkık öncesi lezyon kabul edilir; yani kalça çıkığının ön koşulları
    vardır. Çocuk yürümeye başladığında uyluk kemiği başı asetabulum ile
    bütün ilişkisini yitirecek, böylece gerçek kalça çıkığı belirecektir.
    Bu nedenle kalçadaki doğumsal oluşum bozukluklarının ilk aylarda
    tanınması çok önemlidir; gerçek bir kalça çıkığının oluşması ancak
    erken tanıyla ve hemen tedaviye başlanmasıyla önlenebilir. Yaşamın ilk
    3-4 ayında tanı konup tedavi edilen çıkık öncesi olgularının hemen
    hepsi kısa sürede tam olarak iyileşir. Yaşamın ilk yılından, yani çocuk
    yürümeye başladıktan sonra tanı konan bir kalça çıkığı ise traksiyon,
    alçı, cerrahi girişim gibi çok daha zor ve karmaşık yöntemlerle tedavi
    edilir. Üstelik tedavi çok daha uzun sürdüğü halde sonuçlar her zaman
    çok iyi değildir. Kalça çıkığı tanısı, yaşamın ilk günlerinden ya da
    haftalarından başlayarak klinik ve radyolojik veriler temelinde kolayca
    konabilir.


    BELİRTİLERİ


    Klinik açıdan kalçada bir gelişim bozukluğu kuşkusunu doğuracak
    birçok belirti vardır. Tanı açısından en önemli ve güvenilir belirti
    çocuğun diz ve kalçaları bükülüyken bacaklarını uzatmanın güç olması ve
    Ortolani manevrası yapılırken uyluk kemiği başının doğal yuvasına ani
    girişine bağlı olarak kalçadan sert bir ses gelmesidir. Kalça filminde
    uyluk kemiğinin üst ucu daha kemikleşmemiş olduğundan leğen kemiğinden
    uzak ve yüksek görülebilir; oysa kalça kemiğindeki uyluk kemiği
    yuvasının tepesi sağlıklı tarafa göre daha az gelişmiş ve çıkmış
    görünecektir.

    Yaklaşık 3-5. ayda uyluk kemiğinin başı belirginleştiğinde normal
    yerinden uzakta bulunması nedeniyle küçük, yüksek ve ayrık görünür


    TEDAVİ


    Çıkık öncesi lezyonun tedavisi kansızdır (cerrahi girişim
    gerektirmez) ve yaşamın ilk aylarında saptanırsa olguların yüzde
    95′inde çok iyi sonuç verir. Çocuğun bacaklarını açık konumunda
    tutarak, uyluk kemiğinin kaçmaya eğilimli olan üst ucunu, kalça
    kemiğinin yuvasına göre merkezi bir düzlemde tutmaya dayanır. Bu duruşu
    sağlamak için basit ortopedik aygıtlar kullanılır; bunların en iyi
    bilinenlerinden biri Putti aygıtıdır.

    Ortopedik aygıt uyluk kemiği başının kalça kemiğindeki yuvasına
    gömülmesini, üstünde yeniden biçimlenmesini, aynı zamanda yuva
    tepesinin de uyluk kemiği başının uç bölümünü (epifiz) bütünüyle
    örtecek biçimde gelişmesini sağlar. Tedaviye doğumdan sonraki ilk
    aylarda başlanırsa, kalçayı normal hale getirmek için 5-6 aylık bir
    süre yeterlidir. Bir yaşına doğru çocuk herkes gibi yürümeye
    başlayabilir. Eğer kalçadaki bozukluk hafifse, yalnız eklemde hafif bir
    gelişme geriliği varsa ve bu durum kalça filmiyle saptanmışsa, üçgen
    bir yastık ya da fazla bez kullanarak çocuğun bacaklarını bir süre için
    kalçadan iyice açık tutmak yeterlidir. Çocuğun yürüme çağına gelmesi ya
    da doğumsal oluşum bozukluğunun başlangıçtan beri ağır olması nedeniyle
    uyluk kemiği başı kalça kemiğindeki yuvasından ayrılmışsa gerçek bir
    çıkık söz konusudur ve uyluk kemiği başının doğal konumuna
    getirilmesini gerektirir. Bu ise kolay bir işlem değildir, çünkü
    eklemin iki öğesinin yeniden oluşturulması, kalça kemiği yuvasında ek
    oluşumların ve boğulmuş eklem kapsülünün engel yaratması, ayrıca
    kasların kısalmış olması tedaviyi güçleştirir. Tedavide cerrahi girişim
    gerekmeyebilir; 15-20 gün süreyle bacağa sürekli çekme tedavisi
    uygulayarak uyluk kemiği başının indirilmesi, çıkığın azaltılması ve
    daha sonra 3-4 ay süreyle alçıda hareketsiz tutulması yeterli olabilir.
    Bu başarılamazsa, başın yerine doğrudan yerleştirilmesini engelleyen
    oluşumlar cerrahi girişimle temizlenir. Cerrahi girişimden sonra da
    aylarca alçı ve ortopedik aygıtların kullanılması gerekir. Altı yaşına
    değin tedavi edilmeyen olgularda çıkığın iyileşmesi çok zordur, çünkü
    uyluk kemiğinin ve kalça kemiği yuvasının eklem yapılarındaki
    bozukluklar artık kalıcıdır. Bu yaştan sonra ekle-mm yeniden işler hale
    getirilebilmesi nyluk ve leğen kemiklerince yapılacak bir dizi cerrahi
    girişimin başarısına bağlıdır.

    Eski çıkık olarak nitelenen olgularda eklem başları çıkığın ne kansız
    bir biçimde, ne de cerrahi girişimle yerleştirilmesine elverişlidir. Bu
    tür çıkıklar genellikle 6-8 yaşından sonra görülür.
#19.05.2009 09:12 0 0 0