17.3. devletin hergün kural değiştirip onu güç durumda bırakacağından,
17.4. sermayesini enflasyona karşı koruyamamaktan,
17.5. rekabet gücünün düşüklüğünden ve bu nedenle de Gümrük Birliği'nden,
17.6. gümrüklere işinin düşebileceğinden,
17.7. borçlarını ödeyememekten,
17.8. yeni borç bulamayacağından,
17.9. işçi sendikasının üretimini baltalayacağından,
18. İşçi sendikası, patronun, işçi haklarını çiğneyeceğinden
19. Para sahibi enflasyondan,
20. Kiracı kirayı ödeyememekten ya da atılmaktan,
21. Mal sahibi kirasını alamamaktan ya da gerektiğinde kiracısını çıkaramamaktan,
22. Kadınlar;
22.1. koca dayağından,
23. Erkekler;
23.1. ailelerini geçindirememekten,
24. Kadın ve erkekler;
24.1. ihanete uğramaktan,
24.2. terkedilip ortada kalmaktan,
24.3. çocuklarını iyi yetiştirememekten,
25. Aydın, düşüncesini ifade etmekten,
26. Devlet, aydının düşüncesini ifade edip düzeni sarsacağından,
27. Öğrenciler;
27.1. basmakalıp bilgileri yeterince ezberleyememekten,
27.2. elemeyi hedef almış sınavlardan,
28. Öğretmenler;
28.1. basmakalıp bilgileri iyice ezberletememekten,
28.2. maaşlarının ay sonuna kadar yetmemesinden,
29. Aleviler sünnilerden,
30. Kürtler Türk milliyetçiliğinden,
31. Türkler Kürt milliyetçiliğinden,
32. Milliyetçiler evrensellik akımlarından,
33. Evrenselliği savunanlar milliyetçilikten,
34. Laikler şeriatçılardan,
35. Dindarlar yobaz sayılmaktan,
36. Laikler dinsiz yerine koyulmaktan,
37. Devlet, mozayiğimizi oluşturan tüm etnik ve dini kimliklerden,
38. ve bunların tümü bizatihi korkularından korkmaktadırlar.
Bunlar, toplumumuzu oluşturan kimi kesimlerin bir bölüm korkularıdır. Aransa daha niceleri bulunabilir. Ama yukarıdaki liste, bu kadarıyla dahi, toplumumuzun nasıl bir "korku iklimi" içinde yaşadığını göstermesi bakımından çarpıcıdır.
Bu tür yoğun korkular içinde yaşayan insanların tüm davranışlarına, bu korkuları telafi etmek üzere akli ya da akıl dışı önlemlerin yansıyacağını tahmin etmek güç değildir. Örneğin, toplumumuzun süratle silahlanması, fiziki korkularına karşı bir telafi eğilimi değil midir?
Buradan önemli bir yargıya varmak mümkündür: devlet, korkmama iklimi yaratmalı ve korumalı, bunun dışında hiçbir işe karışmamalıdır!
Çıkarsanacak ikinci sonuç ise devletin başlıca işlevine ilişkindir: Türkiye'de tüm siyasi ve diğer sivil toplum çalışmaları, "korkmama iklimi" nin oluşumuna katkıda bulunacak şekilde misyonlarını yeniden tanımlamalıdır. Hatta denilebilir ki, sadece bu misyon çerçevesinde bir siyasal harekete ihtiyaç vardır. İster mevcutlardan birisi bunu benimsesin, isterse yeniden kurulsun!