sır ehli - kalp gözü açık olan insanlar
Kalp gozu açık diye tabir edilen insanlar diğer insanların gönüllerinden akıllarından geçen düsünceleri Allah'ın izniyle hissedebilirler mi?
Kalp gözü, maneviyat gözü anlamında kullanılmaktadır. Yani insanın maddi alemden başka, manevi alemlere nüfuz edebilmesidir. Bu, hem bir ihsan-ı ilahi hem de insanın gayret ve çalışmasına bağlı olan bir mertebedir. Dolayısıyla kalp gözü açık olan insanlar, normal insanların görmediği bir çok şeyi görürler ve işitirler. Mesela "ehl-i keşfel kubur" dediğimiz mübarek zatlar, ölen şahısların imanlı veya imansız gittiklerini - Allahın izni ile - görebilirler.
Günümüzde ve her zaman bu gibi kutlu insanların bulunduğuna kanaatimiz vardır. Fakat bunları herkes bilmeyebilir. Kalp gözü açık olan insanlar her an her şeyi göremezler. Allahın izin verdiği şeyleri ancak görebilirler....
İnsana iki çeşit göz verilmiştir. Biri başta diğeri kalptedir. Kalpteki göze kap gözü manevi göz gönül gözü veya basiret gözü de denir. Biri dünya işlerini diğeri ise din ve ahiret işlerini görmek için verilmiştir.
Görme deyince sadece baş gözü bilme deyince sadece akıl düşünülmesin. Öyle olursa 'ın varlığı başta olmak üzere pek çok hakikat bilinemez gayba iman oratdan kalkar. Çünkü her mümin gayba kalbi ile iman etmektedir. Zaten gaybe ait şeyleri kalp anlar ve kabul eder. Akıl tek başına hakikatı bulamaz ancak ilahi nurla aydınlanınca hak yolda kalbe yardımcı olur. Şeytanın ve nefsin elinde esir olan akıl ise nurunu yitirirsadece maddeyi tanır nefsin keyfine hizmet eder.
Aklıselimin muhafazası insanda fıtratın korunması ve kalp gözünün sıhhatiyle mümkün olur. Büyük İslam Mütefekkiri Gazali dinî tecrübeden elde edilecek bilgilere iç gözlem yoluyla ulaşabileceğimizi ileri sürer. Bunu sağlayacak yetimiz de bilgi kaynaklarımızdan sezgi temeline dayanan kalp gözüdür. Kalp gözünün açılması ise basiretle mümkün olur. Basiret, görme, sezme, bir şeyin iç yüzüne vakıf olma anlamlarına gelmektedir. Bu sayede insan doğru yolu tanır ve doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği kazanır. Bu yetenekten mahrum olanlar da Kur’an’da manevi körlükle itham edilmişlerdir. (Hud, 24) İnsanların gerçekleri görmelerine ışık tuttuğu için Kur’an ayetlerine basâir de (basîretler) denilmiştir. (Enam, 104)
Kuranda, kendilerinden Ulül-Elbâb, Ulün-Nüha ve Ulül-Ebsâr ifadeleriyle bahsi geçen ve Türkçemizde akıl sahipleri olarak vasıflandırabileceğimiz bu insanların ortak özellikleri, hayatlarını titizlikle sürdüren, nefislerini temiz tutan, tutkularına yenik düşmeyen, maddi ve manevi hakikatlerin kendilerindeki inkişafına açık kimseler olmalarıdır.
T.C Diyanet İşleri Başkanlığı
Resmi Sitesinden Alıntıdır