BİR TÜRK GENCİNİN ATA'YA HİTABESİ

Son güncelleme: 22.08.2009 01:09
  • BİR TÜRK GENCİNİN ATA'YA HİTABESİ


    Sevgili Atam!
    Sana bu hitabeyi 30 yaşına girmiş, Gelecek güzel günlerden çoktan umut
    kesmiş,
    Temel eğitimini tamamlamış, Ve ancak şimdilerde seni tanıyabilmeye
    başlayan,
    Türk istikbalinin evlatlarından biri olarak yazıyorum.

    Seni ilk gördüğüm günü dün gibi hatırlarım.
    İlkokul birdim. Miniciktim.
    Elimde beslenme çantam, önlüğümün cebinde annemin sevgisi,
    sınıfımda bilim öğrenecektim.
    Karatahtanın dört parmak üzerine ortalanmış çerçevenin içinden bana
    bakıyordun.
    Bakışların keskindi.
    ABC'den sonra ilk öğrendiğimdin; Gazi Mustafa Kemal'din. Çocuktum...
    Bana, bize, tüm dünya çocuklarına bayram armağan etmiştin.
    Armağanını, uygun adım
    sol-sağ-
    Sol-sağ Kutladık...
    Kaçımızın ayağı su toplamıştı, kaçımız bayılmıştık...
    Biz bayramlarda ağlayan çocuklardık.
    (Ne zaman salıncakta sallanan fotografını görsem, geçen 23Nisan'lara
    yanarım.)
    Ortaokul ve lisede hep seni anlattılar bana...
    Dünyaya ancak yüz yılda bir gelen dahiydin...
    Şahin bakışların vardı, hürriyete aşıktın...
    En azılı düşmanlarına karşı bile merhametliydin,
    Ama savaş meydanlarında karşında kimse duramazdı.
    Aslandın, kaplandın, kartaldın, panterdin...
    Özgür geleceklere açılan pencereydin.

    Sözün özü benim sevgili atam;
    Kodumu oturtan milli eğiticiler böyle anlatmışlardı.
    Beni milli bir şekilde eğitenler,
    Failatün, failatün, failatün, failün ölçü sistemini,
    Niagara Şelalesi'nin yükseklik ve debisini,
    Yes, it is a pensil demesini,
    Deli İbrahim'in küpesini,
    Bir bir kafama yerleştirdiler de;
    Bana senin insan yönünü anlatmadılar.
    Sigara tiryakisi olduğunu, Raki içtiğini,
    Aşık olduğunu, Evlendiğini, Boşandığını,
    Kim bilir kaç geceler
    Savaş meydanlarında cesetlere bakıp,Için için ağladığını,
    Özlemlerini, hasretlerini,
    GELECEĞİ KAZANMAYA DAİR FİKİRLERİNİ,
    ANLATMADILAR
    Bana, bize, tüm dünya gençlerine
    Bayram armağan etmiştin.
    Armağanını, uygun adım
    sol-sağ-
    sol-sağ Kutladık...

    Kaçımızın ayağı su toplamıştı.
    Biz bayramlarda bunalan gençlerdik.
    ( Ne zaman baloda smokinli fotoğrafını görsem, geçen 19 Mayıs'lara
    yanarım.)
    Bir yandan;
    Heykellerini diktik,
    Dağa-taşa silüetlerini çizdik,
    Her kitaba, her yazıya
    Mutlaka senden alıntılar yerleştirdik.
    Bir yandan;
    Her işin kolayına kaçtık,
    Ticarette kazık attık,
    Üretim yerine kopyaladık,
    Bilimadamlarını sindirdik,
    Aydınları yargıladık,
    Yoktan yere nice vatan hainleri ürettik,
    Çoktan yere nice amaçsız gençler yetistirdik.
    Zeki, çevik ve aynı zamanda düzenciydik.
    Eğitimi siyasete kurban verdik,
    Ekonomiyi siyasete kurban verdik,
    Aydınlık olması gereken gelecekleri
    Siyasete kurban verdik.
    Varlığımız siyasi emellere armağan oldu...
    Benim biricik Atam;
    Biz Demokles'in kılıcını sapından değil
    Keskin yanından tutmayı marifet bildik.
    Sözün özü sevgili Atam
    Senin ruhunu gıdım gıdım içtik,
    Tükettik...
    Tükettik...
    Tükettik...
    Dedemden babama, babamdan bana
    Politikacı tabiriyle "enkaz devralmış" bulunmaktayız.
    Bu gidişle biz, çocuklarımıza devredecek
    Enkaz bile bulamayacağız...
    Türk'tük, doğruyduk, çalışkanlığımız şüpheli;
    Birinci vazifemiz; Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyeti'ni
    Ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek,
    Ülkümüz; Yükselmek, ileri gitmekti...
    Uzun bir yoldu...
    Yorucu ve yıpratıcıydı...
    Adidas'larımız eskidi,
    McDonalds'ta mola verdik.
    Belki de "Bir Türk dünyaya bedeldir" deyişini
    Biz "Her Türk dünyaya bedeldir"anladığımız için
    emanetini, 1 milyon beş yüz seksen bin kat
    küçültmeyi becerdik...
    Verdiğin en önemli görev:
    Bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifem
    Türk istiklalini ve cumhuriyetini
    İlelebet muhafaza ve müdafaa etmektir, bilirim.
    Muhtaç olduğum kudretin,
    Sana güvenimden mevcut olduğunu belirtir,
    ellerinden hasretle öperim...

    Baştan sonuna kadar okuyanlara teşekkürler
    sizler gerçek bir Atatürkçüsünüz

#02.08.2009 16:51 0 0 0
  • Verdiğin en önemli görev:
    Bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifem
    Türk istiklalini ve cumhuriyetini
    İlelebet muhafaza ve müdafaa etmektir, bilirim.
    Muhtaç olduğum kudretin,
    Sana güvenimden mevcut olduğunu belirtir,
    ellerinden hasretle öperim...


    Dünyaya böyle liderler bir daha gelmez gibime geliyor.Ellerine sağlık Real....Öyle boş bir nesil yetişiyor ki,dolu olanlarda,ya türbanından ya düşüncesinden,ya okuduğu okuldan yada yaşam biçiminden dolayı sorgulanıyor,dışlanıyor,yok sayılıyor.Yinede umudu kaybetmektense umutla yaşamak ve çaba sarfetmek en güzeli...
#02.08.2009 22:55 0 0 0
  • Evet umutla yaşamak..
    ve en büyük umudumuz da herşeye raqmen 'ATAM İZİNDEYİZ' diyebilenlerimiz!
#22.08.2009 01:09 0 0 0