(kim koymuş çelişkinin adını yaşam diye)
selamsız geçtik tüm köyleri ilk köyde "yukarı ki köyde cenaze var" haberinin ardına düşüp araba soluk soluğa ben soluksuzdumya sigarayı nasıl içerdim sigara üstüne..??..
güneşi bir çok filmden çıkarıp asmışlardı sanki göğe her ağacın ardında ayrı şekilde her gölgenin ardında daha da beyaz
hazirandıbu ayda da ölünmez ki zaten demiş ya ozan "HAZİRANDA ÖLMEK ZOR" nasılda ölüp gitmiş...??.
hazirandıokullar çocuklarını tatile göndermiş kendileri uykuda
hazirandıtarlalarda insandan karıncalarişçileri kadındanbaşlarında kral karıncadoğaya ters diye geçirdim içimden
hazirandı ve tenhaydı selamsız geçtiğimiz köyler
mezarlıklar köy girişlerinde olurçıkışlarında yadamezarlıklar sessizdi ve bu sessizlik korkularımı büyütmekteydi git gidedevasa korkular içimdeben sırılsıklam
nihayet onun eski çam ormanlarının olduğu tepe gözüktükızarmaya durmuş kirazlar al al ardından mevsimlerin ve yılların rengini çalıp götürdüğü kiremit damlar
köy nihayetmezarlıkta yeni kazılmış toprak arıyor gözüm korkarak ve her yokta biraz daha ferahlayarak yokyoktu yeni bir mezaraffetmiştim gülümsemelerimisalıvermiştim
"siz gidin dönüşte beni buradan alırsınız" diye uğurladım arkadaşları...
köyün en aşağısındaydı evdut ağacının altındaki divan yenilenmiştiüzerinde yeni bir kilim zamanı değildi kara dutun galiba ondan yoktu buradakaratavuklarda yoktuhırsızlar
duvarlar elden geçmişti taşlarda daha bahar yağmurlarının ağartısı güller daha da bir başka güzeldiellerimi sürterek geçtim ıtır ıtır fesleğenler içindenyerler tertemiz birileri ekmek pişiriyor olmalı kokusu keskin ve güzel
masa üstünde sürahi geçen yıl bıraktığı yerde sanki kitaplar dağınık biri yarım bırakılmış belli arasında bir kalemaltına çizgiler ve notlar düşülsün diyedir kesin (ben kendimden bilirim)ve sahaftan aldığım kitapları arabada unuttuğumu hatırlıyorum hayıflanarak
ince ve duru bir "hoş geldiniz"
utanıyorum izinsiz girmiş gibi"merhaba" diyorum sıkılgan biraz
"buyurun oturungelir birazdan babam"o kızo siyah beyaz karedekisevgi öğretmenin yanındaki
"dostum" diyorum bir şeyler açıklamak zorunluluğuylagülümsüyorbiliyorum kokuyor gülümsemesibeklendiğimi bilmenin rahatlığı doluyor içimeilk tanışmamızdan konuşuyoruz köylü kulaklarında yollanılan selamlardankitaplardanşiirlerdenşairlerden ve memleket meseleleri ve eski hızlı yanını dostumun ve tabi ki küskün yanınıgöçleri göçlere ekledilerimiz ortak yanımız birde görüşümüz
"bu iğde ağacını ziyarete geliyorum aslında her yıl"iğde ağacı yaşlı bir yana eğik"annem ekmişti bunu" susuyor ardından nefes alımları yavaşlıyorderinleşiyordurgun akan sulara benzetiyorum susuyorum atlasam boğulacakmışım gibi korkuyorum konuşmayaderin bir iç çekişin ardından acı bir gülümsemesigaraya uzanıyor eli"çocuklarımı salladım bu iğde ağacındabize yetişmedisallandık ama o sallayamadı" gözlerimiz yaşarıyor sigara dumanında buluyoruz bahaneyi
öğretmenmiş budaeşi de öğretmeneşi haziranları uğurlayıp gelirmiş buraya çocuklar bu yıl babalarıyla geleceklermiş bu acele edermiş her yılki gibi iğde ağacı koymuş hasretinin adını aslında aşık gibi babasına biraz bir anne aşkıçocuğunu yalnız koymanın burukluğu bununda iki çocuğu varmış bir kız bir oğlansol memesine kayıyor gözüm istemedenihanet edermi buna da buda sevgi öğretmen gibiannesi gibi..............................
sormaya utandım"eşin gözlerine bakmaya korkuyor mu" diyebunun da gözleri uçurumaşık olduğum öğretmenim geliyor aklıma ilk aşkımyüzüm kızarıyorbaşımı öne eğiyorum elleri tebeşir kokar mı bununda ??
"kim gelmiş" diye sesleniyor gülerek ve ş harfini uzatarak uzatabildiğinceellerinde bir demet hardallabu gün keyifli dostum"hardal salatası yapacağım sanazeytin yağlıbol limonlu balık geldi bu sabahrakımızda var"gülüşüyoruz
hoş geldin i arada kaynattı derken utandırıyor benigüneşten daha sıcak bir hoş geldin kucaklaşarak
çay geliyor masaya
"ÇAY DEMLEME DEMEDİMMİ BEN SANA
KAÇIRDIN ADANIN BÜTÜN TAVŞANLARINI
GÖZLERİM NE KADAR ISSIZ BAKSANA"
can yüceldiyoruz ikimiz bir ağızdansözleşmiş gibi ve bakıp bir birimize devam ediyoruz gülüşmelere
çay gerçekten çok güzelçayı pek içmemem çayı sevmememden deyil aslında her pişen çayı beğenmememden belki de elden ele değişiyor çayın tavı tadı ve demikabalık olacak ama bir çay daha isteyeceğim benbelki bir dahatavşan kanı derler yatadını bilmem ama rengi o renk ve berrak
kitap listesini uzatıyorum hepsinin yanı işaretlenmişfazladan birkaç kitap eklemişim listeyearabada kaldığını dönüşte verebileceğimi söylüyorumzaten aranıyormuş fark ettirmeden bizeparası diyor kızmak geliyor içimden"keşke her kes kitap okusa bende getirsem"çocukluk yıllarımdaki musa dan bahsediyorum ona yazları dağlardan kar getirip satarak parasıyla köy çocuklarına kitap götüren musahikayesini anlatıyorum kısaca parayı reddettiğimi anlatmak istiyorum aslındaanlaşıyoruz
dostum kalkıyor müsaade isteyerekhissediyorum az sonra masaya konacak şeyleri"babam içkisini kendi elleriyle hazırlar" diyor düşüncelerimi aralayarakbalıklar zaten fırındaymış kiremitler dolusu gelirken burnumu sızlatan ekmekte o fırında pişmiş olmalı hardal haşlamak kolay
acıkmışız dabir kedi çiçeğin dibindeki yerini çoktan almış arada bir sırt üstü debelenip keyif yapıyor güneşe karşıbizim kadar aç değil anlaşılan
masa hazırlanıyor fesleğenler ekiliyor balıkların üzerineve üzüm olarak yola çıkan imbiklerden süzülenyol üstü geçerken bir yerlerden biraz anason alan su rakı olarak boşalıyor bardaklara yolculuğunun sonuna gelmiştirşerefelerle uğurluyoruz son yolculuğuna yudum yudumbaşımızı ağrıtacak yok oluşu içimizi yakacak sabaha karşılarda biliyoruzşerefeçın çınlarında bardaklarınarada bir demlenmek iyi geliyor aslında aşırıya kaçmadan çakır etmek keyifleri ve türkülerin yanına türküleri katmak yavaş sesle sıkılarak birazda
hafiften bir müzikbir kerkük türküsü
" HÜSEYNİKTEN ÇIKTIM ŞEHER YOLUNA
CAN AĞRISI TESİR ETTİ KOLUMA
YARADANIM MERHAMET ET KULUNA
YAZIK OLDU YAZIK BU GENÇ ÖMRÜME" Ahmet KAYA söylüyor
"yazık oldu çocuğa"diyorsuskunsadece bakışlarımızla onaylıyoruzsigara dumanını çekip ciğerlerimize
ölüm geliyor aklımakimseye yakışmayan ve her zaman erken olan
yukarı ki köylerin birinde bir cenaze olduğunubirazda korktuğumu (özürler dileyerek) sadece ölümü dostuma yakıştıramadığımdandiyorumhüzün bulaşıyor tebessümlere"yaşam bu"diyorhaklı
ama ben sevindiğimi söylüyorum dostumun değil de bir başkasının öldüğünebiraz acı katarak salıyoruz gülüşlerimizi
ben sevinirken dostumun yaşadığınabir başkası dostunu kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor ölesiye
çelişki bu
KİM KOYMUŞ ÇELİŞKİNİN ADINI YAŞAM DİYE