''Güneş yanımda olsa bile sensiz Karanlıktayım..''
Zamanın eski çağlarında buluğ dönemlerimde duymuştum bu cümleyi..
Ve Çok gülmüştüm neyli nedensiz..
Anlamsızdı ve anlamsız cevaplara cenin olan sorular diziliverdi,
Güneş nasılda bir insanın yanında olabilirdi
O biri nasıl karanlıkta kalabilirdi ki?
Güneş sadece bana ait olabilirmiydi
Yalnızca beni ısıtan ve beni aydınlatan
Varsa bir parça ekmeğim içmeye suyum benimle birlikte yiyip içermiydi..
Benliğim sorularımla meşgulken fatihim orta çağımı açmış ve yeni çağıma girmiştim
Artık buluğ dönemlerimden çıkmıştım her şey farklı ve her şey daha ürkütücü geliyordu
Ben büyüdükçe insanlar yaşlanıyor, ben büyüdükçe zaman kendini tanıtıyordu..
Hayatım bir dramadan alıntı iken
Biri çıkıp geldi,
Zaman durdu
Papatya uçarı bir zakkum gibiydi dokunduğu yer O kokuyordu
Hayatın bütün yaşamsal kavramları onunla birleşti
Her nefesin başı ve sonu gibiydi aslında hayatın vermiş olduğu bir hediyeydi..
Göz kapaklarım reaksiyonunu süre getirirken o vardı kirpiklerimde..
O kimdi?
Güneş yanımda olsa bile sensiz Karanlıktayım.. Cümlesine eş değermiydi?
Hayır O Güneşin ta kendisiydi Işığın özü sıcaklığın çekiciliğiydi..
O öyledi..
O öylemiş..
O aslında O değilmiş..
Gitti.
Bir milat öncesi kalıntı gibi bırakıverdi..
Sukut-u Hayat Kabus-u Hayal oluverdi..
Güldüğüm bu cümle beni egale etmişti
''Güneş yanımda olsa bile sensiz Karanlıktayım..''