Argolaşan Türkçemiz

Son güncelleme: 25.11.2009 12:15
  • Bozulan Turkce'miz(KIL Oldum Abi )

    Son zamanlarda guzel Turkce'miz daha da bozulurken insanimiz yeni yeni ucube kelimelerle konusur oldular. Hic alakasi olmayan yerlerde kullanilmaya devam edilirken.sanirim zavalli kelimlerde bu durumdan kaygili ve saskinlar. Ozellikle gunumuzdeki dil yozlasmasini bazen hayretle ve ibretle ayni zamanda aci aci gulumseyerek dinlemekten oteye bir sey yapamamanin izdirabini yasiyorum. Su bizim gencligimizin kullandigi dile kulak misafiri olursaniz neredeyse "argo" konusamayani delikanlidan saymiyorlar. Yani dilimizi emanet edecegimiz genclik saf ari duru Turkce konusmak yerine daha argolasmis bir Turkce'yi sahiplenmeye calsiyor. Iste bana cok ilginc gelen argo ve yerli yerinde kullanilmayan bir kac sozcukten ornekler vermeye calisacagim.

    Ornegin muhabbetin adini GEYİK koymuslar. Bizim bildigimiz muhabbet; insanlarin birbirleriyle tatli dil guler yuzle kirmadan dokmeden vurmadan vurusmadan adam gibi yaptiklari hos sohbetin adidir. Gel gorelimki simdilerde artik adam gibi sohbet kalmamis olsa gerekki sohbetin adini GEYIK koymuslar. Neden? Cunku sohbet adabi unutuldu dinleme adabi unutuldu bilen bilmeyen birbirine karisti. Agzi olan konusuyor kalemi olan yaziyor. Hani halk ozani Karacoglan ne guzel soylemis;

    "Sarrafin bir yanlis bakisi kara tasi mucevhere denk tutar
    Ustu basi duzgun olan cahiller kendisini alimlere eş tutar"

    Geyik dedigimiz yaratik nasil muhabbet edebilirki? Olsa olsa boynozlari vardir birbirleriyle boynozlasarak muhabbet edebilirler.Yani boynozlu muhabbet! Muhabbetin sohbetin adini zamanimiz insanlarinin neden geyik koyduklarini simdi daha iyi anlayabiliriz sanirim. Oyleyse birakalim geyikler birbirleriyle geyikce boynozlu muhabbetler etsinler.

    Bir baska anlayamadigim moda kelime "KOPMAK" gecenlerde genclerimizden birisi bir olay anlatiyor. Anlattigi olaya cok gulmus olmaliki ne kadar cok guldugunu soyle izah etmeye calisiyor:" Oyle bir seydiki "KOPTUM be abi yaa". ))). Once birsey anlamadim cunku hayli geri kalmisim. Ne kopmasi dedim arkadasim? Yani cok gulmus daha Tutrkcesi gulmekten kendinden gecmis. Bakin su Turkceye "KOPMAK". Yahu kardesim ne kopmasi nerden koptun ipten kaziktanmi koptun nerden koptun nasil koptun kim kopardi yoksa armut gibi dalindan kopup duserek kendinimi paraladin nedir bu kopukluk??

    Yine genclerimizin konusmalarindan sikca duyacaginiz baska bir sey daha. Eskiden guzel bir kiz goruldugunde soyle anlatilirdi: Ne guzel kizdi be abi harikulade bir guzellik ceylan gozlu selvi boylu kaşı gözü endamı... Allah ovmus yaratmis. Bu kizla evlenmek isterim. Yada bu kizla evleneyim yemeye ekmegim olmasin.......vs.
    Bıraz daha gerıye gidildiginde zamanın ınsanları ilgi duydukları karsı cinse su sozlerle hislerini izhar ederlerdi:
    "Gayem zat-ı alinizi taciz etmek degil efkar-ı umumiyede muhabbet kurmaktir. Cevabi müspetiniz kalb-i hazanimi tamir-i temin edeceginden desti muhabbetinize talibim."

    Turkulerimizde de:

    Selvi boylum salinda gel
    Bir bakisin omre bedel.....

    Ela gozlum ben bu elden gidersem...... daha ne guzellikler siralaybilirz..

    Simdiki gencler hic bu kadar uzatmiyorlar ve butun iltifatlari bir kelimede toplamislar kendi aralarinda konusurlarken kulak misafiri olun "Manyak guzel" diye bir tabir cikarmislar. Bir kiz gordum "MANYAK guzeldi be abi ya" ben bu kiz kadar manyak bir guzel gormedim abi yok boyle bisey.)))
    Yahu arkadasim hem manyak diyorsun hem de guzel diyorsun. Yani oldumu bu simdi? Neye benzedi peki? Bala tuz katarak yemeye benzedi. Simdi bunun hangi birini elestirirsiniz. Bir kere adamlarda zevk diye bir sey yokki. Harikulade ve muhtesem bir guzelligin adini MANYAK guzel koymuslar.

    Sanirim bu gencler artik eslerine yada sevgililerine iltifat ederken ; "manyak guzelligine tav oldum manyak guzelim sen manyak bir guzelsin sendeki bu manyak guzellik hic kimsede yok sen dunyanin en manyak guzelisin senin gibi manyak bir guzel dunyada yok diyeceklerdir. Eee tabiki muhataplarida bu sozcuklere asina olunca aaaaa ne guzel iltifat ediyorsun diye yilisik yilisik sevineceklerdir. Iste hakaret sayilabilen bu sozcukler ne yazikki yeni nesil icin iltifat olarak algilanabiliyor.

    Bununla beraber daha bir cok ornekler sayabiliriz. KIL oldum abi TÜY oldum abi kıllandim abi adam kılın teki yaa. vs.

    Kalin saglicakla

    Alinti
#23.11.2009 18:04 0 0 0
  • Türk kültürünün vazgeçilmezi bunlar :)
#24.11.2009 17:13 0 0 0
  • JoKeR
    Türk kültürünün vazgeçilmezi bunlar



    Ne kültürü!..Düpedüz yozlaşma derler buna!...Adam gibi Türkçe konuşan yok.Siz İstanbul Türkçesini bilir misiniz.Onda hiçbir argo kelime bulamazsınız..Yani bir nevi diksiyonlu Türkçe,düzgün Türkçe.....
#24.11.2009 17:55 0 0 0

  • Ne kültürü!..Düpedüz yozlaşma derler buna!...Adam gibi Türkçe konuşan yok.Siz İstanbul Türkçesini bilir misiniz.Onda hiçbir argo kelime bulamazsınız..Yani bir nevi diksiyonlu Türkçe,düzgün Türkçe.....noimage


    O bahsettiğiniz İstanbul Türkçesinide katlettiler...İstanbul Türkçesini çok iyi bilirim.
#24.11.2009 21:50 0 0 0
  • Dediğiniz gibi, İstanbul Türkçesi hiç yok İstanbul'da.Herkes kendi doğduğu memleketin dilinin şivesine göre konuşuyor.Ben ise mümkün olduğunca İstanbul Türkçesi konuşurum.Aslen Giresunluyum fakat İstanbul-Eyüp Sultan'da doğdum..İstanbul'un eski insanlarıyla çok haşır neşir olduk.Hoş sohbetleri vardır...

    Yaşım 50'dir.. 55 seneden beri İstanbul'dayız.Annem halen sağdır.Babamız vefat edeli 15 sene oldu.(Allah rahmet eylesin)
#25.11.2009 11:49 0 0 0
  • İstanbulun önde gelmiş semtlerinde İstanbul Türkçesine rastlayabilirsiniz..Ama öyle birşey ki çoğu zaman İstanbul'lu bile kendi Türkçesinden konuşmuyor..Mesela ben Doğulu olmama rağmen İstanbul Türkçe sinden başka dil bilmem.Saf temiz argosuz
#25.11.2009 11:51 0 0 0
  • İstanbul Türkçesi


    1. İstanbul, eskiden İstanbul'du. artık bir türkiye özeti, tası tarağı toplayanın kapağı attığı bir şehir oldu. bir zamanlar, istanbul beyefendisi vardı, istanbul türkçesi vardı, istanbul kültürü vardı; bir toplama kampı olarak değil, bir şehir olarak istanbul vardı.

    İstanbul türkçesi iki arada kalarak ayrıldı aramızdan:

    1 - anadolu'dan gelen tüm ağız ve şivelerin birbirine karışmasıyla. siirt'te ikamet eden vatandaşımız kendi şivesi ile siirt'te konuşurdu. trabzon'daki trabzon'da konuşurdu. istanbul'da komşu oldular, iki ağız karıştı birbirine. ikisinin karışımı da, istanbul türkçesine karıştı.

    2 - Yabancı dil konuşmak herkesin harcı değildi. yabancı dil bilenler türkçe'yi çok iyi öğrendikten sonra öğrenirlerdi merak ettikleri yabancı dili. zamanla herkes öğrenmeye başladı başta ingilizce olmak üzere çeşitli yabancı dilleri. türkçe'yi tam olarak kavrayamamış insanlar ingilizce öğrenmeye çalışınca birbirine karıştırdılar ikisini. ve kimi zaman "ben ingilizce biliyorum" havası için, kimi zaman da aceleyle konuşurken türkçesini bilmediği kelimenin yerine ingilizce kelime kullanmak istediği için iki ayrı dili birbirine karıştırmaya başlayanlar türedi.

    Birinci madde sadece istanbul türkçesi'ne zarar verdi, diğeri ise türkçe'ye kökünden zarar verdi.

    Türkçesini bilmediği için araya ingilizce kelimeler sokuşturanlar, bir yabancı dil öğrenmeden önce kendi dillerini çok iyi öğrenmeleri gerektiğini bilmeyenlerdi. fakat inatla bu şekilde davranmaya devam ettiler. çevrelerindeki ingilizce bilmeyen insanlara karşı bu bir nevi üstünlük belirtisiydi onlar için. "siz bilmiyorsunuz ama ben bu konunun ingilizcesini bile biliyorum" görüntüsü sunuyorlardı kendilerince. karşıdaki de durumu tam olarak kavrayamadığı için bu şekilde konuşanı kültürlü, bilgili sanıyordu. oysa bu şekilde konuşan bir cahil karakter, aynı konuyu bir ingilize anlatmaya çalışsa ortada kalırdı. çünkü ne türkçesi, ne de ingilizcesi yeterliydi derdini anlatmasına. yine de katkıda bulundular istanbul türkçesinin yok edilmesine, çünkü bilmeyenler de onlardan duydukları kelimeleri kullanmaya başladılar kendi çevrelerinde. tıpkı bir zamanlar oluşan fransızca kompleksi gibi ingilizce kompleksi türedi ve türkçesi varken ingilizce kelimeler kullanmak moda oluverdi.

    İki dili bir araya getirerek ortak bir tarzancayla konuşmak yeterince zarar verdiği halde, anadolu'dan ve diğer şehirlerden göç eden vatandaşlarımızın alıştıkları ağızla konuşmaları da bu tarzancaya eklendi.

    Bu esnada dublaj türkçesi dediğimiz bir dil de ortalıkta dolanmakta ve içten içe kemirmekteydi türkçeyi. üç kuruşluk akıllarıyla korsan filmcilik yapan, milyon dolar bütçeli filmleri iki milyona işportada satan tipler, yarım türkçe, yarım ingilizce ve bol şive karmaşası içinde altyazılar ve dublajlar hazırlayarak dikkatlerden kaçan darbeler indirdiler türkçeye.

    Bir de vj, dj ve karacahil ama sexy sunucuların konuştuğu, trendy kavramlar türedi. oha falan olanlar, öküzce bir espriden sonra deeeeermişim diye bayılanlar, yavşak yavşak konuşanlardan oluşan bu medya destekli sürünün konuşmaları pek tutuldu gençler arasında. hatta bu şekilde konuşanlar için tikky şeklinde bir sıfat bile çıktı ortaya.

    Bu esnada internet bilgi kaynağı olmaktan çıkmış, geyik muhabbeti ve porno kaynağı olmuştu. chat ortamlarındaki konuşma tarzları da yansıdı günlük hayata, bu yansıma da karıştı istanbul türkçesine.

    Sonuçta ortaya çıkan karmaşa o kadar büyük oldu ki, iki nesil birbirinin dilinden anlamaz oldu. hatta aynı yaştaki iki istanbullu bile birbirini anlamakta zorluk çekmeye başladı. istanbul türkçesi çoktan kayıplara karıştı, istanbul beyefendilerinin esamesi okunmaz oldu. eğer hala işaretlerle değil düzensiz de olsa cümlelerle anlaşabiliyorsak halimize şükretmeliyiz derim ben.

    (ALINTI)
#25.11.2009 12:09 0 0 0
  • İstanbul Türkçesine göre metin örnekleri

    1790 dolayında yazılan bir yemek kitabından alınan aşağıdaki bölüm, Osmanlıca'nın nisbeten sade bir örneğidir:

    "Türkîde turunc dediğimiz mîveye Farisî'de narenc denir. Portakal derler, İstanbul'da şekerden leziz zuhur etmeye başladı. Hatta nev-zuhur Frenk hekimleri 'Asitane sahil-i bahr ve ahalisi et'ime-i mütenevvia ile aluf ve fesad-ı dem hasebiyle iskorpit illetine mübtelalardır. Elbet beher yevm bir dane portakal ekli lazımdır ve vacibdir.' Maa-haza kendüleri illet-i müstekreh-i frengîden muallel olup bahusus oldukları arzda portakalı ancak kibarı görebildiğinden Asitane'de kesreti kendülerini hayran eylediğinden hezeyan-ı gûna-gûn ederler. Maa-haza alil-ül mizac olan ihvana muzır olmak melhuzdur."

    Dönemin konuşma Türkçesinin sesini, klasik Osmanlı eğitimi almış yazarların metinlerinde tanımak çok güçtür. Buna karşılık Osmanlı eğitimi almamış bir İstanbullu Ermeniye ait olan aşağıdaki metinde, günümüz Türkçesinden hemen hemen farksız bir sokak diliyle karşılaşırız. 1736 yılında İran sefaret heyetine müzisyen olarak katılan Tamburi Artin Efendi'nin seyahatnamesi, Ermeni harfleriyle Türkçe olarak kaleme alınmıştır.

    "Yezd ile Kerman arasında kum deryası dedikleri vardır ki inceliği ve beyazlığı saat kumu gibidir ve bir köyleri vardır ki yolcular konar. Damlara ve sokaklara bir adam nazar etse gûya kar yağmış sanır. Yol üzerinde bir buçuk, iki saat çekecek kadar yerde kule gibi miller yapılıdır ki karşına tutar da öyle gidersin. Eğer o milleri sağına veya soluna alır isen, yolu şaşırırsın ve birer ikişer minare derinliğinde kum ile dolmuş hendekler vardır ki hiç belli değil. Atın ayağı eğer oralara basacak olursa kurtulmak muhaldır. Çabalandıkça batar gider.


    wikipeda.org
#25.11.2009 12:14 0 0 0
  • Başka fikri olan yorum yapacak kimse yok mu?..
#25.11.2009 12:15 0 0 0