sizce arkadaşlar Türkçemize ne kadar sahip çıkıyoruz yada sahip çıkabilyoruz mu? Günümüzde yabancı dillerin tehditi altında bulunan Türkçemizi nasıl korumalıyız. Böyle devam ederse çok değil birkaç nesil sonra birbirimizi anlamamaya başlayacağız.Lütfen bu konuda daha duyarlı olalım.Yorumlarınızı bekliyorum ve ilgilenen arkadaşlara teşekkürlerimi iletiyorum
arkadaşım çok haklısın. yabancı dil hayatımıza öyle bir giriyorki aslınnda fark etmeden bir de bakmışız ki öyle konuşmaya başlamışız. hatta bazı kel,imelerin türkçe anlamını bilmeyenler var aramızda. özellikle de yabancı kelimeleri kullanarak konuşan insanlar kendilerini daha kültürlü görüyor. halbuki güzel türkçemiz kendi öz benliğimiz. dilini kaybetmiş bir devletin hayat damarlarından biri ve en önemlisi kopmuş demektir diyen büyüğümüz haksız mı sence? hepimiz duyarlı olalım.
"Milli duygu ve dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin milli ve zengin olması milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir."
(Mustafa Kemal ATATÜRK)
Dil, bir milleti millet yapan en önemli unsurlardan biridir. Günümüzde, dünya üzerinde birçok ulus vardır. Bu uluslardan her birinin kendine ait dilleri ve dillerin ulusların geçmişinde belli bir tarihi bulunur.
Bu tarihi süreçte dille birlikte gelişen bir diğer şey de bağımsızlıktır. Uluslar ancak özgür ve bağımsız olduklarında kendilerine ait bir dil kullanabilmişlerdir. Diyebiliriz ki, ulusal bir dilin kullanılması o devletin özgür ve bağımsız kimliğinin bir göstergesidir. Bu sonuç ise, bize dilin titizlikle korunması ve geliştirilmesi gereken bir milli değer olduğunu kanıtlar.
Atatürk'ün, Cumhuriyetimizi yeni kurduğu yıllarda yaptığı çalışmaların başında, Türk Dil Kurumu'nun kurulması gelir. Bu kurumun kuruluş amacı, Türk dilini geliştirmek ve dilin milletleri birleştirici bir unsur olduğunu Türk Milleti'ne anlatmaktır.
Böylece, bugün Türk dili anlaşılır ve genel geçerliliği olan tek bir yapıya kavuşmuştur. Osmanlı'ya baktığımızda dilin saray çevresinde farklı, halk arasında farklı olduğunu görürüz. Cumhuriyet yıllarıyla birlikte bu durumun değişmesi, halkla yönetimi birbirine yaklaştırmış ve halkın da demokrasinin temeline uygun olarak yönetimde söz sahibi olmasını kolaylaştırmıştır. Buradan, dil üzerinde yapılan çalışmaların faydası ve gerekliliği daha iyi anlaşılır.
Türkiye'nin bugününe baktığımızda, dilimizin dünyanın süper gücü sayılan bazı ülke dillerinin etkisinde kaldığını görüyoruz. Bu etkileşimin Türk dili üzerindeki neticeleri çok açıktır. Türk gençlerine düşen ise, Batı kültürünün olumlu yönlerini alırken hiçbir milli değerden ödün vermemektir.
Türkçeyi her zaman en doğru şekilde kullanmak ve onu korumak, milli bütünlüğü sağlamak için gerçekten önemli bir yaklaşımdır. Zira, bize kimlik kazandıran bu olguyu zayıflatmak kendi kimliğimizi silik bir hale getirmekle eşdeğerdir. Yapmamız gereken şey, güçlü Batılı devletlerin dillerini daha çok kullanmak değil, kendi dilimizi nasıl daha yaygın ve diğer uluslarca talep gören bir dil haline getirebileceğimizin yollarını aramaktır.
Unutmamalıdır ki, dilimizin talep görmesinin yolu diğer uluslara üstünlük sağlamış, siyasi ve kültürel açıdan ileri gitmiş bir medeniyet olmaktan geçer. Kuşkusuz, Türkçeyi dünyanın hemen her ülkesinde geçerlilik kazanmış ve dünya nüfusunun çoğunluğunun konuştuğu bir dil olarak görmek her Türk insanına gurur verir.
Dil iletişim aracıdır,insanlar birbirleriyle konuşarak anlaşırlar.Konuşulan dil anlaşılmazsa,anlaşma olmaz.Bugün Türkiye öyle bir hale geldi ki,dede ile torun anlaşamıyor,çünkü kullandıklar dil farklı.Bu farklılığı maalesef okullarda öğretmenler,bir kısım medya ve dilimizi kasıtlı olarak bozmak isteyen kişiler sağladı.Amaç dili bozmak,yozlaştırmak,ülke fertlerinin birbirine yabancılaşmasını sağlamaktı ve bunu da başardılar.Sokağa çıkıyorsunuz,dükkanların tabelaları yabancı geliyor.Televizyonu açıyorsunuz,spiker sanki yabancı dil konuşuyor,gazete okuyorsunuz,Türk olmanıza ve Türkiyede oturmanıza rağmen anlayamadığınız cümleler oluyor.
Bu nesil elden çıktı,bari ilersi için bir takım tedbirler alıp,Türkçenin tamamen kurtulması için, yetkililerin birşeyler yapma zamanı geldi de geçiyor bile.
Dil iletişim aracıdır,insanlar birbirleriyle konuşarak anlaşırlar.Konuşulan dil anlaşılmazsa,anlaşma olmaz.Bugün Türkiye öyle bir hale geldi ki,dede ile torun anlaşamıyor,çünkü kullandıklar dil farklı.Bu farklılığı maalesef okullarda öğretmenler,bir kısım medya ve dilimizi kasıtlı olarak bozmak isteyen kişiler sağladı.Amaç dili bozmak,yozlaştırmak,ülke fertlerinin birbirine yabancılaşmasını sağlamaktı ve bunu da başardılar.Sokağa çıkıyorsunuz,dükkanların tabelaları yabancı geliyor.Televizyonu açıyorsunuz,spiker sanki yabancı dil konuşuyor,gazete okuyorsunuz,Türk olmanıza ve Türkiyede oturmanıza rağmen anlayamadığınız cümleler oluyor.
Bu nesil elden çıktı,bari ilersi için bir takım tedbirler alıp,Türkçenin tamamen kurtulması için, yetkililerin birşeyler yapma zamanı geldi de geçiyor bile.
Yabancılar kendi dillerinden başka bir dil kullanmıyor. Öğreniyorlar orası ayrı mesele ama bizim şimdiki durumumuz çok vahim. Şahsen yabancı kelime gördüğüm zaman yazıldığı gibi okuyorum benim için bi ayrıcalığı yok çünkü; Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dildir ve bunu hiç kimse değiştiremez. Bazı oyunlara düşmemeliyiz ve kimliğimizi kaybetmemeliyiz.
benimde fazlasıyla rahatsız olduğum bir konu.
Bazı zamanlar oluyorki dakikalarca okuduğum halde anlayamadığım yorumlar oluyor.
bu yanlışı sanal ortamda yapıyoruz
reelde yazdığı gibi konuşana rastlamadım
hayır anlamadığım öyle konuşunca ne oluyor
yabancı dile daha yatkın olduğunu mu kanıtlıyor kişi?
Ama bu iğrençlikten başka birşey değil.
o iğrenç tarzda konuşuLmasa da OK kelimesini aşırı derecede kullanan insanımızda var.
değil aşırısı ben hiç kullanılmamasından yanayım.
Eğer bu gün ATAM'ın kemikleri sızlıyorsa o da bizim yüzümüzdendir.
bu dil bu kadar kolay mı kazanıldı da değiştirmeye çaLışıyoruz?
messela PRİNTİNİ aldınmı yerine, niye ÇIKTISINI veya KAĞIT ÇIKTISINI aldınmı denilemesinki ? .... Türkcesini söylemek isteyip de, ayıplanırım sanan, esas en büyük ayıbı yapıyor bence; önce kendine, sonra herkese.....
...sanırım Londra'nın bir Kütüphanesinde 19 cu yüzyıl başlarında 2 Lord arasında geçen bir Konuşma geçiyor; Konu ise: TÜRKLER veya o zamanın Osmanlı'ları....;
Lord'un biri diğerine sorar:
- "efendim, bu Türkleri nasıl yeneriz" - diye;
diğer Lord yanıtlar:
- "önce dillerini, sonra dinlerini ve arkasında da aile birliğini yok edersin" - der....
İçinde bulunduğumuz durumu kimlerin aklına gelmiyor, sorarım herkese...