Devrimler Yanlıştır. Kemalist Devrim de Yanlıştı

Son güncelleme: 06.11.2013 09:32
  • Şu ana kadar yazılanlara dair bir kaç diyeceğim var ama öncelikle şunu belirteyim ben ne atatürkçüyüm ne de atatürke karşı olan biriyim onun yanlışları da vardır doğruları da atatürkü tanrılaştırmanın gereği yok yanlışları tartışılmalı elbet ama olmayan yanlışlar üstüne yüklenmemeli..

    noimage

    Şimdi şu resime bakın ben buna benzer bir kaç resim daha biliyorum bu resme dayanarak iki şey söyleyebiliriz ya atatürk münafık bir insandır dine inanmaz ama imanlı biri gibi görünmeye çalışıyor ya da Allaha peygamberine ve kitabına inanıyor ama bazı bir kesim bazı şeyler söyleyerek gıybet tuzağının içene düştüğünün farkında değil.

    varın siz karar verin şimdi !
#26.11.2009 02:28 0 0 0
  • Hep dikkat ediyorum siyasetin oldugu her platform mutlaka dönüp dolasıp dine geliyor...Daha Din Ve Devlet islerini birbirinden ayıramıyormuyuz diye düsünüyorum...Hal Böyle iken nasıl tartısıcaz? Sürekli ithamlar var sürekli kisisel saldırılar sürekli belden asagı vurmalar vs ...Yani devrimler konusuluyor hemen din islam gelıyor karsımıza...Ve hemen savunma yapmak durumunda kalıyoruz..Ve ben biliyorumki simdi sunu diyenlerde olacak Ne o dinle ilgili yaranmı var? Asla yok cok sükür kendi capımda o ilme sahibim. Terakkiperver size cevaben hangi surede gecer su an hatırlayamıyorum ama ayeti ve inis sebebini cok net hatırlıyorum...Müslümanlar musluman olmayanlarla olan savaslarında bır kafırın tam boyununu vuracakken o kafir derki iman ettim müslüman oldum der ve sahadet getirir. Ancak Ona ınanmazlar korkudan yalan söyledıgını dusunur vede öldürürler. Ve bu olaya binayen Allah-ü Teala'nın ayetleri Şöyle olmustur. "Kalbini Yarıp İçinemi Baktınız" Siz ne demek istedigimi anladınız...
#26.11.2009 03:33 0 0 0
  • ozgurluk_5643
    Sevgili Terrakiperver bana Hz.Peygamber ve Dört halife döneminden sonra şeriatı gerçek anlamda uygulayan bir örnek verebilir misin ?



    Muhterem kardeşim.Benim bildiğim kadarıyla Osmanlı gerçek anlamda Şeriat'ı yaşıyordu...Osmanlı da aile, toplum, asayiş,nizam ve intizam hak ve adalet vardı.Sonradan 1700'lü yıllardan sonra Batı'ya yönelme hareketlerini gerçekleştirmeye başlayınca bu Şeriat çizgisinden kopmaya başlamışlardır.
    Bu konu çok uzun sürer.Biraz araştırmanızı öneririm..
#26.11.2009 06:35 0 0 0
  • Arkadaşlar; Atatürk'ü irdelemeye kalksak çok sırlar meydana çıkacaktır..Bir kaç soru sorayım bakalım ne cevap vereceksiniz..

    Atatürk'ün babannesi, anneannesi dedeleri kimlerdir.Mezarları nerededir.Dayıları veya amcaları kimlerdir?.Teyzeleri veya halaları var mıdır?.
    Bu soruları kim cevaplandıracaktır.
    Öyle ya; bir kimsenin şeceresi olur.Atatürk'ün şeceresini irdelemek herkesin hakkıdır..
    Soyu sopu nedir bilinmesi gerekir.
    Peygamber efendimizin soyu kesin olarak bellidir..Pak-ı seceresi her zaman anlatılmıştır.
#26.11.2009 06:45 0 0 0
  • Hep dikkat ediyorum siyasetin oldugu her platform mutlaka dönüp dolasıp dine geliyor...Daha Din Ve Devlet islerini birbirinden ayıramıyormuyuz diye düsünüyorum...Hal Böyle iken nasıl tartısıcaz? Sürekli ithamlar var sürekli kisisel saldırılar sürekli belden asagı vurmalar vs ...Yani devrimler konusuluyor hemen din islam gelıyor karsımıza...Ve hemen savunma yapmak durumunda kalıyoruz..Ve ben biliyorumki simdi sunu diyenlerde olacak Ne o dinle ilgili yaranmı var? Asla yok cok sükür kendi capımda o ilme sahibim. Terakkiperver size cevaben hangi surede gecer su an hatırlayamıyorum ama ayeti ve inis sebebini cok net hatırlıyorum...Müslümanlar musluman olmayanlarla olan savaslarında bır kafırın tam boyununu vuracakken o kafir derki iman ettim müslüman oldum der ve sahadet getirir. Ancak Ona ınanmazlar korkudan yalan söyledıgını dusunur vede öldürürler. Ve bu olaya binayen Allah-ü Teala'nın ayetleri Şöyle olmustur. "Kalbini Yarıp İçinemi Baktınız" Siz ne demek istedigimi anladınız...

    Sayın CooL WoMaN Dini karıştıranlar bizler değiliz bizler herşeyin farkında oldugumuzu dile getiriyoruz ama gerçek şu ki bütün ülkeleri dinleri kullanarak kötülük peşinde..O söylediğiniz ayetlerden habersiz ve hala dini kullananlar var.


    Şimdi şu resime bakın ben buna benzer bir kaç resim daha biliyorum bu resme dayanarak iki şey söyleyebiliriz ya atatürk münafık bir insandır dine inanmaz ama imanlı biri gibi görünmeye çalışıyor ya da Allaha peygamberine ve kitabına inanıyor ama bazı bir kesim bazı şeyler söyleyerek gıybet tuzağının içene düştüğünün farkında değil.


    Bende inanmiyorum ATATÜRK ün dinine bağlı olduguna.Çünkü dinle ilgisi yoktur.Sürekli içki içen biri nasıl oluyorda müslüman olabilirki..herkes müslümanım der ama bilmiyorlarki içki kötülüklerin düşmanıdır..Atatürk ün ölüm sebebide aşırı içki ve sigarasıydı bunu inkar edemeyiz.


    O resimde olanları herkes yapar.Cuma ya binlerce kisi gider ama farz namazlar bi kaç kisi..


#26.11.2009 09:24 0 0 0
  • ATATÜRK'ÜN SOY KÜTÜĞÜ ULU ÖNDER YÜCE ATATÜRK'ÜN SOY AĞACI
    (Cumhuriyetimizin Kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Şeceresi) Sultan Murat Hüdavengidar zamanında başlamak üzere, bütün Türk Devleti padişahlık döneminde, Rumeli'yi Balkanlar'ı ve Avrupa'yı Türkleştirmek için soyunda ve sopunda hiçbir karışım olmayan Türk ailelerinden oluşan özel güçleri buralara göndermişlerdir.

    Bu göçlerin büyük çoğunluğu Oğuz Türkleri, Müslüman Oğuzların Yörük Türkmen boylarından gönderilen aileler teşkil ermektedir. Müslüman Oğuzların, Tanrıdağı ve Karagöz Yörüklerinden olup, Konya ve Aydın yöresine yerleşmiş bulunan isimler, teker teker yazılı bulunmaktadır.

    Buradaki, 950 tarih ve 82 numaralı l yazıcı defteri ile 1051 tarih ve 469 numaralı il yazıcı defterinde Anadolu'dan Rumeli'ye geçen Türk boy ve ailelerinin isimleri açıkça yazılı bulunmaktadır.

    Bunların Müslüman Oğuz Türk'ü Yörük Türkmen boylarından oluşan ailelerinin kimler olduğunu kayıtlarda belirtmektedir.

    İşte bu kayıtlarda, Ulu Önder Atatürk'ün atalarının, Anadolu'dan Konya ve Aydın yöresinden geldiği yazılmaktadır. Atatürk'ün dedeleri; Anadolu'dan Rumeli'ye gidip, Makedonya'nın Manastır Vilayeti'nin derbei bala sancağına bağlı bulunan Kocacık Nahiyesine yerleşen ailelerden olan Hafız Ahmet Alüş Efendi derlerdi.Kocacık Nahiyesinin tamamı Türk'tür.

    Atatürk kocacık Nahiyesine yerleşen ailelerden olan Hafız Ahmet Efendi'nin torunudur. Hafız Ahmet Efendi'nin saçları kırmızı olduğu için adına "Kırmızı Hafız Efendi" derlerdi. Ulu Önder Atatürk'ün dedesi kırmızı Hafız Efendi kocacık Nahiyesinde ilkokul eğitmenliği yapmakta idi.

    Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi de bu kocacık nahiyesinde dünyaya geldi. Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendiye Alüş Efendi derlerdi. Kocacık nahiyesi tamamen Türk'tü.

    Burada yerleşenlerin çoğu Aydın ve Konya yöresinden gelen Türklerdir. Hatta bu aileler Yörük Türkmenleridir. Bu Yörük Türkmenlerinin Tanrıdağı ve Karagöz olduğu yukarıda adı geçen il yazıcı defterinde kayıtlı bulunmaktadır. Keza yine belgelerde Aktan ve naldöken Yörüklerinde buralarda bulunduğu yazılmaktadır.

    Fetihnamelerde, buralardaki Konya Türklerine hudut gazileri ünvanı verildiği yazılmaktadır. Bu Türklere miri, Yörülen Türkmenlerden denilmekteydi. Ulu Önder Atatürk özbe öz Türk olup, Konya ve aydın yörelerinden gitme çok asil bir ailenin evladıdır. Annesi Zübeyde Hanımefendi'nin babası aydından Selanik'e gitme çok asil bir ailenin evladıdır. Annesi Zübeyde Hanımefendi'nin babası Aydınlıdır.
#26.11.2009 09:36 0 0 0
  • S'a İlbeyi kardeş bu Atatürk un soyu ile ilgili alıntı yaptığın yazılar var sayımdan öte bir şey değil bu yazılar kesin delil olamaz asıl Atatürk un soyunun yazılı olduğu nüfuz kütüğünun bulunduğu sayfa yunanlı yetkililer tarafından Ayasofyanın müzeye çevrilmesi karşılığı yırtıldı o sayfanın yok edilmesini isteyen de Atatürk ten başkası değildi yani kendi soyunun bilinmesini istemedi şimdi anladınızmi Ayasofya niye müze oldu
#26.11.2009 13:32 0 0 0
  • a-yan
    S'a İlbeyi kardeş bu Atatürk un soyu ile ilgili alıntı yaptığın yazılar var sayımdan öte bir şey değil bu yazılar kesin delil olamaz asıl Atatürk un soyunun yazılı olduğu nüfuz kütüğünun bulunduğu sayfa yunanlı yetkililer tarafından Ayasofyanın müzeye çevrilmesi karşılığı yırtıldı o sayfanın yok edilmesini isteyen de Atatürk ten başkası değildi yani kendi soyunun bilinmesini istemedi şimdi anladınızmi Ayasofya niye müze oldu

    a-yan kardeş
    Atatürk'ün soy kütüğü beni bek ilgilendirmiy.Çünkü çoğumuz bugün en fazla iki dede geriye gidebiliyoruz.(diğer yorumlarda)Resulullaha emsal gösterilmesinede içerleniyor ve art niyet seziyorum.Resulullah bizlerin yaratılış sebebimizdir.Tabiki seceresi kayıt altında olacak.O tekdir ,ezelden ebetedir.Allahın en sevdiğidir.Atatürk ise yirminci yüzyılda tarihe damgasını vurmuş bir liderdir.Nüfus kayıtları ise Atatürk'ün ölümünden sonra İnönü döneminde yanmıştır.Bir kısmınıda İnönü bulgarlara hurda kağıt olarak vagonunu seksen kuruşa satmıştır.Ama bunlar ATATÜTK'ü dinsiz yapmaz ,yapsada önemli değil.Bana devlet adamlığı yeter.Bu gün dindarım diyenlerin durumu ortada.Nihayetinde ATATÜRK diyalogçu dindarlardan daha dindardır.Allaha emanet olun kardeşim.
#26.11.2009 14:21 0 0 0
  • S'a İlbeyi kardeş Keriman Halis i dünya güzeli sectiklerinde onu ilk kutlayan ve mükafatlandıran 'Türk kadının güzelliğini bütün dünyaya gösterdik' diyen kimdi ilk içki fabrikalarını kuran kimdi Allah Kuran ında faiz yiyen için Allah ve rasulune harp ilan etmiştir dediği halde türkiyede faizi sistemi getiren kimdi kumar i milli hale getiren kimdi zina için evler kuran kimdi düzenlediği gece balolarında kadınların yarı çıplak olmasını isteyen kimdi yaptığı devrimlerle Islami anımsatan her şeyi türkiyeden söküp atan kimdi sence şimdi bunları yapan dindar mi ?
#26.11.2009 14:52 0 0 0
  • Atatürkün DİN ile ilgili Sözleri Şu sekilde dir. Atatürkün dindar olmadıgını iadda edenlerede bir cevap olsun...

    « Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir Allah'ın emrettiği şey, Müslüman erkeğin ve Müslüman kadının beraber olarak bilim ve bilgi kazanmasıdır »

    31 01 1923, İzmir'de Halk ile Konuşma



    « Bizim dinimiz en makul ve tabiî bir dindir Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur Bir dinin tabiî olabilmesi için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lazımdır Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur »

    31 1 1923 İzmir'de Halk ile Konuşama




    « İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir Eksiksiz dindir Çünkü dinimiz akla mantığa, hakikate tamamen uyuyor ve uygun düşüyor »

    07 02 1923, Balıkesir'de Halka Konuşma


    « Bizim dinimiz, milletimize değersiz, miskin ve aşağı olmayı tavsiye etmez Aksine Allah da Peygamber de insanların ve milletlerin değer ve şerefini korumalarını emrediyor »

    5 Şubat 1923 Akhisar'da Konuşma


    « Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, bunada öyle inanıyorum »

    29 10 1923, Fransız Muhabiri Maurice Pernot'ya Demeç



    « Dini fikir ve inançlara hürmetkâr olmak, öteden beri tabiî ve genel bir anlayıştır Bunun aksini düşünmek için sebep yoktur »

    11 12 1924, Times Muhabirine Cevap


    « Din bir vicdan meselesidir Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir Biz dine saygı gösteririz Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz »

    (1925)
#26.11.2009 15:37 0 0 0
  • Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
#26.11.2009 17:09 0 0 0
  • * İnsan dilinin altında gizlidir.
    * Dervişin zikri Neyse, Fikri de odur.
#26.11.2009 18:17 0 0 0
  • Darüşşafaka Cemiyeti, arşivinde yeni bulduğu bir belgeyi basına dağıttı. Belgeye göre, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, 28 Ekim 1921 tarihinde Darüşşafaka'ya 20 bin kuruş bağışlamış ve bu bağış karşılığında ailesinin bazı mensuplarının ruhlarına Kadir Geceleri hatim indirilmesini istemişti. Zübeyde Hanım'ın ruhları için dua edilmesini arzu ettiği kişiler, Atatürk'ün bugüne kadar hiç bilinmeyen akrabaları idi ve liste dikkatle incelendiğinde, Zübeyde Hanım'ın altı çocuk sahibi olduğu görülüyordu.

    Haberi, ilkönce Balçiçek Pamir yaptı: Darüşşafaka Cemiyeti'nin arşivinde devam eden düzenleme çalışmaları sırasında, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın 1921'de yaptığı bir bağış sözleşmesi bulunmuş ve Darüşşafaka'ya o günün parasıyla 20 bin kuruş verdiği görülmüştü. Zübeyde Hanım, bu bağışı yaparken, her sene Kadir Gecesi'nde Darüşşafaka öğrencilerinin hatim indirmesini istiyor, hatimin sevabının kimlere gönderileceğini yazıyor ve yine her yıl öğrencilere taze mevsim meyveleri dağıtılmasını şart koşuyordu.

    RUHLARINA DUA İSTEDİ

    Haber daha sonra başka gazetelerde de yeraldı ve gazeteler bağışın miktarını öne çıkardılar. Yorumlar, o zamanın 20 bin kuruşunun bugünün parasıyla 2
    milyon lira ettiği, hesaplamanın İş Bankası hisselerinin değeri üzerinden yapıldığı ve meblâğın ciddî bir servet olduğu yolundaydı. Ama, bağış vesikasındaki bazı çok önemli bilgiler pek anlaşılamadığından olacak, birkaç satırla geçiştirildi. Zübeyde Hanım, her sene indirilecek olan hatimin kimlerin ruhlarına gönderilmesini istediğini de yazmıştı. Ruhları için dua edilmesini arzu ettiği kişiler, bir yerde, Atatürk'ün bugüne kadar hiç bilinmeyen akrabalarının bir listesini teşkil ediyordu.

    HER İKİ KOCASI DA KAYITLI

    Şimdi, Zübeyde Hanım'ın verdiği isimlere dikkatle bakalım: Atatürk, yahut o zamanki ismiyleMustafa Kemal Paşa ile daha sonra "Atadan" soyadını alacak olan kızkardeşi Makbule Hanım, o tarihte hayatta bulundukları için, tabiatiyle bu "sevap listesi"nde yeralmıyorlar. Ancak, bağış vesikasında "Kızları İsmet ve Naciye,manevî kızları Rabia Hanımlar ile küçük oğulları Ömer ve Ahmed'in ruhlarına gönderilmesi şartıyla" şeklinde bir ifade var. Bu, Zübeyde Hanım'ın
    oğlu Mustafa Kemal ile kızı Makbule dışında dört çocuğunun daha olduğunu ama bu çocukların bağış sırasında hayatta bulunmadıklarını gösteriyor.
    "Rabia" adındaki manevi kızı da, hayatta değil Zübeyde Hanım, söz konusu
    belgede, yaptığı iki evlilikten de sözediyor. İlk eşi ve Mustafa Kemal'in de babası olan Ali Rıza Bey'in adı, belgede "Ali" olarak geçiyor. Belgede, Atatürk'ün üvey babası Ragıp Bey'in yanısıra, Zübeyde Hanım'ın kayınbiraderi Hüseyin Efendi ile babası Feyzullah Efendi, annesi Ayşe, büyükannesi Emetullah, anneannesi Emine ile teyzesi Fatma Hanımlar da kayıtlı. "Kayınvalide" olarak görünen Ayşe ve "görümce" Hatice Hanımlar, Zübeyde Hanım'ın, büyük ihtimalle ikinci eşi Ragıp Bey tarafından olan akrabaları

    TAM BİR CESARET İŞİ

    Bağış belgesinin bir diğer özelliği, Zübeyde Hanım'ın oğlu Mustafa Kemal'den "Anadolu Kuvâyı Milliye Başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri" diye bahsetmesi Bağışın yapıldığı 1921 yılında Mustafa Kemal Paşa ile İstanbul Hükümeti'nin arasının son derece bozuk olduğu ve Paşa'nın İstanbul'un gözünde neredeyse "düşman" olarak göründüğü hatırlanacak olursa, o sırada İstanbul'da bulunan Zübeyde Hanım'ın hiçbir şeyden çekinmeden kullandığı bu ifade, cesaretinin yanısıra, oğluna olan itimadının ve giriştiği mücadeleyi başaracağına dair kesin,
    inancının da bir göstergesidir.

    Hatimin sevabı peygamberin, evliyaların, dört halifenin ve akrabalarımın ruhlarına gitsin!
    ZÜBEYDE Hanım'ın Darüşşafaka'ya verdiği 20 bin kuruş ile ilgili olarak hazırlanan bağış senedinde, bugünün diliyle şöyle deniyor:
    "Hicrî 1340 senesi Rebiülevvel ayının 27. Pazartesi gününe rastlayan Rumî 1337 yılı Ekim ayının 28. günü, Darüşşafaka'da, Ankara Hükümeti Büyük Millet Meclisi Reisi ve Anadolu Kuvâ-yı Milliye Başkumandanı Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin valideleri Zübeyde ve halaları Emine Hanımlar ile Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye (İslamî Eğitim Cemiyeti) Müdürü Cemil,
    Darüşşafaka Müdürü Ali Kâmi ve Dışişleri Bakanlığı Selânik Konsolosluğu memurlarından Cemal Beyler hazır bulundular. Zübeyde Hanımefendi, her sene Ramazan ayının Kadir Gecesi'nde Darüşşafaka öğrencileri tarafından Kur'anın hatmedilmesiyle sevapları önce peygamberimiz efendimiz hazretlerinin mübarek ruhlarına, daha sonra peygamberimizin ehlibeytine, enbiyâlara, ilk dört halifeye, evliyalara, bütün mü'minlere, şehidlerin temiz
    ruhlarına ve Zübeyde Hanımefendi'nin pederleri Feyzullah Efendi, valideleri Ayşe ve kardeşi Hüseyin Efendiler ile teyzeleri Fatma, büyük valideleri Emetullah, anneanneleri Emine, kayınvalideleri Ayşe, görümceleri Hatice, kızları İsmet ve Naciye, manevî kızları Rabia Hanımlar ile küçük oğulları Ömer ve Ahmed'in ruhlarına gönderilmesi şartıyla, Allah için, sevabına 20 bin kuruşu, İslamî Eğitim Cemiyeti tarafından işletilmesi şartıyla teberru ettiler.
    Elde edilecek gelirden, yılda bir defa öğrencilere mevsim meyveleri, dağıtılacak ve bağışın gerekleri, Darüşşafaka'da müdürlük yapacak olan kişiler tarafından yerine getirilecektir.
    Sözkonusu bağış makbuz mukabilinde teslim edilmiş, Darüşşafaka Müdürü Ali Kâmi Bey bağışın şartlarını kabul etmiş, durum İslamî Eğitim Cemiyeti ile Darüşşafaka'nın defterlerine aynen kaydedilmiş ve Zübeyde Hanımefendi Hazretleri'ne de bu belge verilmiştir. 28 Ekim 1921. Darüşşafaka Müdürü Ali Kâmi. Mustafa Kemal Paşa'nın validesi Zübeyde.
    Şahitler: Dışişleri Bakanlığı Selânik Konsolosluğu memurlarından Cemal.
    İslamî Eğitim Cemiyeti Müdürü Cemil.
    Özel deftere kaydolması, diğer senetlerle ve mahkeme kararları ile beraber kasada saklanması için muhasebeye. 21 Aralık 1921". (Gazete Habertürk) 24 mayıs 2009

    ....................................................................................................................................................................................

    akrabaları var ve sıradan insanlar gibi yaşıyorlar böylesi daha onurlu bana göre hiç biri farklılık arayışında değil günümüzle kıyaslasınıza hiç olmazsa birdenbire patron oluverenler yok
#26.11.2009 18:36 0 0 0
  • Ama o derviş Islam hakkında ki o müsbet sözleri inkılaplardan önce söyledi inkılaplardan sonra din hakkında müsbet bir sözüne ben rastlamadım bilen varsa buyursun
#26.11.2009 20:45 0 0 0
  • tek ulu onder mustafa kemal ataturk
#05.01.2010 19:27 0 0 0
  • Ulu luk Allah a mahsus
#06.01.2010 13:13 0 0 0
  • a-yan kardeşim haklı
    Atatürk hiç bir zaman beni ilahlaştırın demediki.Ondan sonra gelenler kendi hegamonyalarını kurabilmek adın Atatürkü ön planda tutup kendi şahsi emellerine hizmet ettiler.Mesela Atatürk 1938 yılında öldü aynı yıl meclis binasının proje yarışması vardı Avusturyalı bir mimar kazanmıştı yarışmayı,öyle bir zamana rastladıki inşaatın başlaması meclis başkanının mason olduğu bir dönem.Ve 1961 yılında açılmış bu günkü meclis.Tamamen masonik isteklere ve işaretler üzerine inşa edilmiştir.Kuş bakışı haç işareti şeklindedir bina.Ama bunda ATATÜRK ün hiçbir ilgi ve alakası yok,ayruna Atatürk kendine hiç ulu denmesini istemedi.Ne olursunuz ahirete intikal etmiş kişilerin hakkında daha fazla konuşmayalım,günahıyla sevabıyla hesabını herkes öder ebedi alemde.
#06.01.2010 19:17 0 0 0
  • m. kemal atatürk gercekten bizim tarihimizin büyük komutanlarindan biridir benim gözümde ben düşünce olarak M.kemal atatürke düşman olanada veya onu ulu diyerek yüceltenede karşiyim sonuçta oda bi insandi bizim gibi bu ülke o ve onun gibi komutanlarin sayesinde ayakta durdu bunu kimse inkar edemez ama onu hasa ilah gibi veya izmir mitinginde tvelerde izlemiştim yotubede bakabilirsiniz atatürk'ü peygamber ilan edenler bile var sözüm onlara sadece böyle yaparak ülkeye katkı salamadiklari gibi bi kisim vatandaşimizi atatürk düşmanı yapiyorlar kendileride bunu kullanarak Atatürk üzerinden siyaset yapiyorlar o yüzden bu ülkede herseyin değeri belli atatürk gibi bi komutanın yaptiği doğrularla yanlışlarla bu vatanin kahramanı olmayı başarmiş bi insandir devrime gelincede türkiyede devrim diye bişey yoktur sadece cıkar ve menfaat üzerine kurulmus özentilerden ibaret bi görüşün eylemlerinden başka bişey değildir eğer ataürk bugünkü zihniyetin davrandiği gibi davransaydi inanın bizim ülkemizin kahramanı olmazdi o suan kahramansa yaptıklarıdır hataları deil bilginize ..
#09.01.2010 13:34 0 0 0
  • @Rüya adlı üyeden alıntı:
    Atatürkün DİN ile ilgili Sözleri Şu sekilde dir. Atatürkün dindar olmadıgını iadda edenlerede bir cevap olsun...

    « Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir Allah'ın emrettiği şey, Müslüman erkeğin ve Müslüman kadının beraber olarak bilim ve bilgi kazanmasıdır »

    31 01 1923, İzmir'de Halk ile Konuşma



    « Bizim dinimiz en makul ve tabiî bir dindir Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur Bir dinin tabiî olabilmesi için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lazımdır Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur »

    31 1 1923 İzmir'de Halk ile Konuşama




    « İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir Eksiksiz dindir Çünkü dinimiz akla mantığa, hakikate tamamen uyuyor ve uygun düşüyor »

    07 02 1923, Balıkesir'de Halka Konuşma


    « Bizim dinimiz, milletimize değersiz, miskin ve aşağı olmayı tavsiye etmez Aksine Allah da Peygamber de insanların ve milletlerin değer ve şerefini korumalarını emrediyor »

    5 Şubat 1923 Akhisar'da Konuşma


    « Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, bunada öyle inanıyorum »

    29 10 1923, Fransız Muhabiri Maurice Pernot'ya Demeç



    « Dini fikir ve inançlara hürmetkâr olmak, öteden beri tabiî ve genel bir anlayıştır Bunun aksini düşünmek için sebep yoktur »

    11 12 1924, Times Muhabirine Cevap


    « Din bir vicdan meselesidir Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir Biz dine saygı gösteririz Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz »

    (1925)
    Orijinali Göster...
    Atatürkün DİN ile ilgili Sözleri Şu sekilde dir. Atatürkün dindar olmadıgını iadda edenlerede bir cevap olsun...

    « Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir Allah’ın emrettiği şey, Müslüman erkeğin ve Müslüman kadının beraber olarak bilim ve bilgi kazanmasıdır… »

    31 01 1923, İzmir’de Halk ile Konuşma



    « … Bizim dinimiz en makul ve tabiî bir dindir Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur Bir dinin tabiî olabilmesi için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lazımdır Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur »

    31 1 1923 İzmir’de Halk ile Konuşama




    « … İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir Eksiksiz dindir Çünkü dinimiz akla mantığa, hakikate tamamen uyuyor ve uygun düşüyor… »

    07 02 1923, Balıkesir’de Halka Konuşma


    « Bizim dinimiz, milletimize değersiz, miskin ve aşağı olmayı tavsiye etmez Aksine Allah da Peygamber de insanların ve milletlerin değer ve şerefini korumalarını emrediyor »

    5 Şubat 1923 Akhisar’da Konuşma


    « Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, bunada öyle inanıyorum… »

    29 10 1923, Fransız Muhabiri Maurice Pernot’ya Demeç



    « Dini fikir ve inançlara hürmetkâr olmak, öteden beri tabiî ve genel bir anlayıştır Bunun aksini düşünmek için sebep yoktur »

    11 12 1924, Times Muhabirine Cevap


    « Din bir vicdan meselesidir Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir Biz dine saygı gösteririz Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz »

    (1925)

    Peki aşağıda ki videoyu hele bir izleyin bakalım..Atatürk gerçekten dindar mıdır?.

    [video=youtube;zDtgiG7xTHo]http://www.youtube.com/watch?v=zDtgiG7xTHo[/video]
#30.09.2012 12:23 0 0 0