ZemZem Suyu...

Son güncelleme: 28.12.2007 22:53
  • Zemzem Suyunun Esrari

    1-) Avrupa`da labaratuarlarda yapilan arastirmaya gore
    Zemzem suyu diger sulara gore cok daha az kukurt
    tasimaktadir.

    2-) Yine ayni arastirmaya gore diger sulara gore cok
    daha besleyicidir ve cok daha fazla mineral
    barindirmaktadir.

    3-) Kaynagi henuz bulunamamistir. Nereden geldigi su
    anki teknolojiye gore bile bilinemiyor. Yakinlarinda
    hicbir kuyu yok ve denize de 80 km uzaklikta. Bu
    sartlarda suyunu denizden veya baska bir kuyudan
    almasi imkansiz. Nasil oluyor da yillardir suyu
    bitmiyor, bunu kimse bilmiyor.

    4-) Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını,
    susuzluğunu gidermek için içenin susuzluðunu giderir.

    5-) Sadece 1,5 metre derinligindeki ufacik bir kuyudan
    çikan su, hac mevsimi boyunca milyonlarca hacinin tum
    su ihtiyacini karsilamaktadir ve hicbir zaman ne
    azalma ne de kuruma
    gostermemektedir.

    6-) Dunya Saglik Orgutu (WHO)`nun raporlarina gore
    Dunya`daki en icilebilir ve saglikli sulardan biri.

    7-) Amerika`da yapilan test sonuclarina gore Dunya`da
    icinde
    mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan TEK su zemzem
    suyu.
#08.11.2005 12:47 0 0 0
  • güzel bilgiler icin tesekkürler
    islam bölümüne daha uygun
#08.11.2005 13:46 0 0 0
  • bunu duymamıştım....teşekkürler
#08.11.2005 13:56 0 0 0
  • paylaşımın için saol
#08.11.2005 15:06 0 0 0
  • Elerine salık
#09.11.2005 11:07 0 0 0
  • Ka'be'nin yanında bulunan kuyu ve bu kuyunun mukaddes suyunun adı.

    Zemzem Arapça bir kelime olup "alçak sesle konuşmak" demektir. Aslında atların çıkardığı alçak sese zemzem denir. Herhangi bir şeyi muhafaza etmek için de kullanılır (İbn Manzûr, Lisanu'l-Arab, Beyrut 1956, XII, 237 vd).

    Zemzem hakkında Kur'ân'da herhangi bir âyet bulunmamaktadır. Ancak zemzem hakkında nakledilen bazı rivâyetler vardır. İbn Abbas'tan nakledildiğine göre, İbrahim (a.s)'ın Hacer ve Sara adında iki hanımı vardı. Hacer İsmâil (a.s)'ın annesi idi. İsmâil (a.s)'ın annesi Hacer ile Sara'nın arasında geçimsizlik çıktı. Geçimsizlik had safhaya varınca, İbrahim (a.s) Yüce Allah'tan Mekke'ye gitmek ve İsmail (a.s.) ile annesi Hacer'i orada yerleştirmek üzere emir aldı. İbrahim (a.s.) bunun üzerine hanımı Hacer ve oğlu İsmâil (a.s)'ı yanına alarak yola çıktı. İsmâil (a.s) o zaman meme emen bir çocuktu. Uzun bir yolculuktan sonra nihâyet Mekke'ye vardılar. O tarihte Mekke'de hiç kimse yoktu. İçecek su bile yoktu. İbrahim (a.s) hanımı Hacer ve oğlu İsmâil (a.s)'ı buraya bıraktı. Yanlarında yalnız bir su kırbası ve biraz hurma vardı. Sonra İbrahim (a.s) Şam'a gitmek üzere geri döndü. Hacer onun peşine takıldı ve; "Ey İbrahim, bizi bu ıssız yere bırakıp nereye gidiyorsun? Bizi kime teslim ediyorsun" gibi sorular sordu. Defalarca böyle soruları sormasına rağmen, İbrahim (a.s) dönüp bakmadı. Nihayet (a.s); "Yoksa bunu sana Allah mı emretti?" diye sorunca, ibrahim (a.s) "Evet, Allah emretti" diye cevap verdi. O zaman Hacer; "öyle ise git. Allah bize yeter. O bizi korur" dedi. İbrahim (a.s); onları şimdiki Zemzem kuyusunun üst tarafında ve Ka'be'nin yerinin yukarısında bulunan bir ağacın altında bırakmıştı.

    İbrahim (a.s) onları bırakıp giderken, Mekke'nin üstündeki "Seniyye" denilen yüksek bir yerde durdu. Ka'be tarafına döndü. Ellerini açarak dua etti. Yüce Allah Kur'ân'da onun şöyle dua ettiğini haber vermiştir:

    Rabb'imiz, ben çocuklarımdan bazıcını, senin Beyt-i Narâm (Harâm Ev)'inin yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabb'imiz, namazı kılsınlar diye (böyle yaptım). Artık sen de insanlardan bir takım gönülleri, onları sever (onlara koşar) yap ve onları çeşitli meyvelerle besle ki (sana) şükretsinler" (İbrahim, 14/37).

    Bir müddet sonra Hacer'in yiyeceği ve içeceği bitti. Susuzluktan halsiz bir hale düştü. Haliyle sütü de kesildi. Çocuğu İsmâil (a.s) açlıktan kıvranmaya başladı. Onun acı halini görmeye dayanamayan annesi Hacer, yanından uzaklaştı. Yanındaki Safâ tepesine çıktı. Belki çevrede birini görürüm diye etrafına baktı. Ondan sonra Merve tepesine geçti. İki tepe arasında yedi defa gidip geldi. İki tepenin arasındaki çukur yeri koşarak geçiyordu. Hz. Muhammed (s.a.s) onun bu hatırası üzerine "İnsanlar bu sebeple Safâ ve Merve arasında koşmaktadırlar" diye buyurmuştur.

    Hacer, çocuğunun halini görmek için döndüğünde, bir ses duydu. "Ey ses sahibi, sesini duyurdun! Eğer sen bize yardım etme kudretine sahip isen, bize yardım et!" diye dua etti. Ondan sonra Zemzem kuyusunun yerinde bir meleği (Cebrâil'i) gördü. Cebrâil (a.s) ayağı veya kanadıyla yeri kazıyordu. Onun kazdığı yerden su göründü. Hacer hemen suyu havuz gibi yaptı. Ondan hem içti hem de kırbasına doldurdu. Su alındıkça, yerinden kaynamayâ devam etti. Hz. Muhammed (s.a.s) bu hususta şöyle buyurmuştur:

    Âllah İsmâil'in annesi Hacer'e rahmet etsin! O, Zemzem'i kendi haline bıraksaydı, suyun etrafına kum gerip havuz havuz yapmasıydı, muhakkak zemzem akar ve bir ırmak olarak devam ederdi" (Buharî, Şirb,10; Enbiya, 9).

    Hacer bu sudan içmeye devam etti. Bu su onun hem susuzluğunu hem de açlığını gideriyordu. Çocuğuna da süt emzirip bakıyordu.

    Yemenli Cürhüm kabilesinden bir yolcu kafilesi Şam'dan dönüyordu. Onların yakınından geçerken, Zemzem'in üzerinden kuşların uçtuğunu gördüler. Bu vadide ne su ne de bir insan yoktur, diyerek hayretlerini belirttiler. İki kişiyi vadiye gönderdiler. Onlar da oraya geldiler, Zemzem'i görüp kafileye haber verdiler. Kafile oraya geldi ve Hacer'e selam verdiler. Hacer onların selâmlarına mukabelede bulundu. "Bu su kimindir?" dediler. Hacer; "Benimdir" dedi. "Seninle berâber burada bulunmamıza müsaade eder misin?" dediler. Hacer; "Evet" dedi. Ondan sonra orada berâber oturdular (ez-Zebidî, Sahihî Buharî Muhtasarı Tecridî Sarih Tercemesi, trc. Kamil Miras, Ankara 1971, IX, 115 vd).

    İbrahim (a.s)'ın duası, Hacer'in teslimiyeti ve henüz küçük bir bebek olan İsmâil (a.s)'ın hatırı için, Yüce Allah Zemzem'i böyle ortaya çıkardı.

    Fakat sonradan Cürhüm kabilesinin Allah'a isyanı dolayısıyle, Yüce Allah Huzâa kabilesini onlara musallat etti. Huzâalılar, Cürhüm kabilesini oradan çıkardı. Ka'be ve Mekke'nin idâresi Cürhüm kabilesinden Huzâa kabilesine geçti. Allah'ın emir ve yasakları orada yaşanmaz oldu; halk, İlâhî emirleri dinlemedi. O sıralarda Zemzem suyu kurudu. Yeri bile kaybolup bilinmez bir hale geldi. Zemzem'in yeri, Abdulmuttalib zamanına kadar insanlardan gizli kaldı (es-Suheylî, er-Ravdu'l-Unf, Mısır 1967, II, 7).

    Çeşitli rivâyetlere göre, Yüce Allah Abdulmuttalib'e rüyasında Zemzem kuyusunu, şimdiki bulunduğu yerde kazmasını işaret etti. Abdulmuttalib de, bu rüya üzerine kuyuyu kazıp Zemzem suyunu çıkarınca, hem Mekke halkı, hem de gelen hacılar ondan su içtiler. Zemzem suyu, Mescid-i Haram'da bulunduğu, diğer sular üzerine üstün olduğu ve İsmâil (a.s)'ın kuyusu olduğu için, Mekke'deki diğer sulardan daha temiz idi (es-Suheylî, a.g.e., II, 95)

    Zemzem suyu hakkında çeşitli övücü şiirler ve medhiyeler söylendi, yazıldı. Zemzem suyu defâlarca temizlendi, kuyusu tamir gördü ve çeşitli devlet adamları tarafından idare edildi (Bu hususta geniş bilgi için bak. el-Ezrâkî, Ka'be ve Mekke Tarihi trc. Y. Vehbi Yavuz, İstanbul 1974, 326 vd).

    İslâm dinine göre suyu ayakta içmek mekruhtur, oturarak içmek sünnettir. Fakat İbn Abbas'tan nakledildiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.s) Zemzem suyunu ayakta içmiştir (ez-Zebîdî, a.g.e., XII, 54)

    Yine İbn Abbas'tan nakledildiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.s) (Haremi Şerifteki) şerbet dağıtılan sebil mahaline geldi ve şerbet istedi. Hz. Abbas (r.a) oğluna "Ey Fadl! Anana git yanındaki (hususi) şerbetten dedi. Rasûlüllah (s.a.s) şerbetten Rasûlullah (s.a.s)'e getir!" dedi. Rasûlullah (s.a.s); "Hayır, bana şu şerbetten ver" diye buyurdu. Hz. Abbas (r.a): "Ya Rasûlullah! halk, buradaki şerbete ellerini sokuyorlar" demişti. Hz. Muhammed (s.a.s); "İşte halkın içtiği bu şerbetten ver!" buyurdu. Ondan sonra Hz. Abbas (r.a)'ın sunduğu umumi şerbetten içti ve Zemzem kuyusuna geldi. Hz. Abbas (r.a)'ın çocukları burada kuyudan su çekiyorlardı ve hacılara dağıtıyorlardı. Hz. Muhammed (s.a.s) onlara; "Suyu çekiniz! Siz hayırlı bir iş işliyorsunuz"diyerek onları taltif etti. Ondan sonra "Halkın hücum etmesi endişesi olmasaydı, ben de devemden iner, hatta kuyunun ipini (eliyle omuzunu işaret ederek) şuraya kor sizin gibi çekerdim, buyurdu (ez-Zebidî, a.g.e., VI, 126).

    Bütün bu rivayetlerden anlaşıldığı gibi, Zemzem suyu, İslâm dinine göre mukaddes olarak kabul edilen bir sudur. Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu gidermek için içenin susuzluğunu giderir ve şifa niyetiyle içene de şifa sunar. Dünyanın her yerinden hac ve umre için Mekke'ye giden mü'minler, memleketine Zemzem suyundan götürmekte ve yakınlarına ikram etmektedirler.

#10.11.2005 00:44 0 0 0
  • Allah razi olsun kardeslerim CADIKIZ ve Dervish lardesim bu bilgilerin bir kismini okumustum daha oncede ama daha kapsamli genis bir bilgi olmus cok cok tesekkur ediyorum sizlere
#10.11.2005 14:07 0 0 0
  • çok teşekkürler arkadaşlar bu güzel bilgiler için elinize sağlık
#10.11.2005 22:16 0 0 0
  • Paylaşımın için çok sağol,ellerine sağlık.Bu güzel bilgiler için tekrar sağol.
    Allah (c.c) razı olsun.
#10.03.2006 02:05 0 0 0
  • OLSA DA ICSEK AGZIMI SULANDIRDIN cik güzel

    cünki hayatdir baska sey söylenemez ...
#16.03.2006 20:39 0 0 0
  • - Zemzem Cennet pınarlarındandır.
    - Cenab-ı Hakkın İbrahim (a.s.)'a ikram ettiği bir nimettir.
    - Harem-i Şerif'deki Ayat-ı Beyyinat'dandır.
    - Hacıların muşahede ettikleri en büyük nimet ve menfaatlerdendir.
    - Yeryüzündeki en hayırlı sudur.
    - Cibril-i Emin vasıtasıyla zuhur etmiştir.
    - Yeryüzünde en mukaddes topraktan kaynayan sudur.
    - Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in kalb-i şerifinin defalarca yıkandığı sudur.
    - Rasulullah Efendimizin mübarek tükürüğü ile bereketlenen sudur.
    - Açları doyuran sudur.
    - Dünya devam ettiği müddetçe bu vasfı devam edecektir.
    - Her derde devadır.
    - Hususiyle humma (sıtma)'ya şifadır.
    - Baş ağrısını giderir.
    - Gözün görmesini ziyadeleştirir.
    - Ne niyetle içilirse ona devadır.
    - Ona bakmak ibadettir.
    -Ondan içmek günahlara keffarettir.
    - Kaburgalarını gerdirinceye kadar içmek iman alameti ve nifaktan kurtulmaktır.
    - Misafirlere ikram edilecek en güzel hediyedir.
    - Mekke'yi Mükerreme'den diğer beldelere taşınması sünnettir.
    - Ebrar'ın içeceğidir.
    - İçilmesi sünnettir.
    - Misafire önce ikram edilir.
    - Onunla abdest almak sünnettir.
    - Kücük çocukların ağzına vermek sünnettir.
    - İçmekte büyük sevap vardır.
    - Ne kadar içilir ve ne kadar taşınırsa taşınsın bitmez.
    - Bedene kuvvet verir.



    ZEMZEM'İN ESRARI


    - Avrupa`da labaratuarlarda yapılan araştırmaya gore zemzem suyu diğer sulara göre çok daha az kükürt taşımaktadır.
    - Yine aynı araştırmaya göre diğer sulara göre çok daha besleyicidir ve cok daha fazla mineral barındırmaktadır.
    - Kaynağı henüz bulunamamıştır. Nereden geldiği şu anki teknolojiye göre bile bilinememektedir. Yakınlarında hiçbir kuyu yoktur ve denize de 80 km uzaklıktadır.Bu şartlarda suyunu denizden veya başka bir kuyudan alması imkansızdır.
    - Yıllardır suyun bitmiyor olması araştırmacıları çok şaşırtmaktadır..
    - Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu gidermek içiniçenin susuzluğunu giderir.
    - Sadece 1,5 metre derinliğindeki ufacık bir kuyudan çıkan su, hac ve umre mevsimi boyunca milyonlarca kişinin tüm su ihtiyacını karşılamaktadır.
    - Hiçbir zaman ne azalma ne de kuruma göstermemektedir.
    - Dünya Sağlık Örgütü (WHO)`nun raporlarına göre dünyadaki en içilebilir ve sağlıklı sulardan biridir.
    - Amerika`da yapılan test sonuçlarına göre dünyada içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan tek sudur.



    ZEMZEM DUASI


    - Resulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Zemzem suyundan içen şifa bulur. Ben de ondan içiyorum ve şöyle dua ediyorum:
    Allahumme innî es'eluke ılmen nâfia ve rızgan vâsia ve şifâen min kulli dâe."
    Manası: Allahım! Senden faydalı ilim, bol rızk ve her türlü dert için şifa niyaz ediyorum.
    - "Allahumme edhılnî el-cennete biğayri azâbin velâ hısâbin ve erzıknî murâfigati nebiyyike ve seyyidinâ Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme fi'l-firdevsi'l-a'lâ."
    Manası: Allahım! Beni, azap görmeden ve hesaba çekmeden Cennetine koy ve Firdevs Cennetinde Peygamberin ve efendimiz Muhammed (s.a.v)'e arkadaş kılmakla rızıklandır.
#13.03.2007 14:15 0 0 0
  • emeklerinize sağlık arkadaşlar.
    allah razı olsun
#13.03.2007 16:29 0 0 0
  • ALLAH (C.C.) SENDEN RAZI OLSUN.
    TEŞEKKÜRLER

#13.03.2007 17:23 0 0 0
  • bilgiler icin tessekurler
#17.03.2007 12:13 0 0 0
  • sağol
#02.04.2007 14:30 0 0 0
  • Allah razı olsun
#12.05.2007 07:42 0 0 0
  • allah razı olsun
#28.12.2007 22:53 0 0 0