Cemal Kuru Kimdir - Cemal Kuru Resimleri - Cemal Kuru Biyografisi - Cemal Kuru Hakkında
Cemal Kuru çok komik biri. Ağzından tek kelime mizaha yönelik, esprili bir şey çıkmamasına rağmen, tuhaf bir şekilde ruhunda o çocuksu saflığından gelen bir muziplik, bir komedi taşıyor. Kendisine baktıkça gülümsemek ihtiyacı duyuyorum. O kadar masum, yaptığı işe o kadar sevdalı ki gözü hiçbir şey görmüyor. Temiz ruhlu, bana öyle geldi. 'Aman güzel bir şey olsun' diye kast-ettiği yazı için ben de böyle bir giriş yaptım. Güzel bir şey olur diye düşünüyorum, çünkü Cemal Kuru'nun kendi güzel.
Ben nasıl ve ne zaman tanıştım Kuru ile, Kanal 7'de Deniz Feneri'nin yapımcısı Uğur Arslan tanıştırdı, 'Biliyor musun kasetleri 2 milyon satıyor' deyince 'Bir röportaj yapalım' dedim. Cemal Kuru, müzik aleminde trendi hızla yükselen İslami sanatçılar kervanında 2 milyon satan albümüyle bir numara.
Kendi deyimiyle onların dalı farklı müzik dünyasında. Mustafa Demirci, Kaan Özer, Ahmet Özhan'a çok saygı duyuyor. 'Bana tepeden bakanları utandır diye Allah'a çok yalvardım. Allah onları utandırdı. Hepsi gelip özür dilediler. Samimiyetten kazandım. İyi şeyler yapmaya gayret ediyorum' diyor.
Cemal Kuru plak biriktirirek girdiği müzik aleminde bugün kasetleri 2 milyonun üzerinde satan İslami kesimin ünlü sanatçılarından biri. Onu tanımayan yok. Gerek koleksiyonerliği, gerekse ilahilerin güçlü yorumcusu olmasından dolayı Radyo 7, Kuru'yu bünyesine katmış. Arşivini Radyo 7'nin hizmetine sunan Cemal Kuru, radyoda arşiv sorumlusu ve programcı olarak çalışıyor.
Filmi başa saralım, Kuru'yu bugün 8 kaseti olan ünlü biri konumuna getiren hayatının ilk gençlik yıllarına dönelim.
Biraz ben anlatayım, biraz o...
1951'de Ordu Fatsa'da doğmuş. İlkokulu Fatsa'da, orta biri Samsun'da okuyup bırakmış eğitim hayatını. Aile ocağına Terme'ye gitmiş, terzilik öğrenmek için. Yıl 1967. Bu önemli bir tarih Cemal Kuru'nun hayatında, çünkü ilk plağını alıyor. Cahit Seyhanlı'nın Veremli Kız plağı.
Kuru anlatıyor: '67'de Cahit Seyhanlı diye bir sanatçının 45'liğini almıştım. Okul harçlıklarımla yerli ve yabancı plaklar alırdım. Zeki Müren klasikleri dahil her türlü müziği alırdım. Nuri Sesigüzel, Müzzaffer Akgün, Ahmet Sezgin, Aliye Kılıç ve daha adını sayamadığım birçok halk müziği profesyonelinin 45'liklerini alırdım. Nezahat Bayram'ın konserlerini hiç kaçırmazdım. Çok güzel anılarım var. Yemezdim, aç kalırdım, yine de plak alırdım.' Ailede ondan başka müzik meraklısı yok, ama diyor ki Kuru, 'Sanatçı sonradan olunmaz, sanatçı doğulur. 60'lı yıllarda tek eğlencemiz radyolardı. Hep radyo dinlerdim. İsimlerini yazardım sanatçıların. Hatta Ece sakızları vardı o yıllarda, sanatçıların resimleri olurdu üzerlerinde mesela Ayhan Işıklar'ın, Gönül Yazarlar'ın, Semra Sarlar'ın onların resimlerini odama sıralardım. Kimseyi de sokmazdım. Böyle bir hastalıktı bendeki. Sanatçı olma idealim vardı. '
SEVMİŞ AMA VERMEMİŞLER...
Burada duruyoruz. Çünkü ilk kez aşık oluyor Cemal Bey köyünden bir kıza, kendi deyimiyle muhacir. Kız da ona aşık. Çocuklarının isimlerini bile kararlaştırıyorlar. İlk çoçuklarının adı Seda olacak. Ama kader ağlarını örüyor ve Cemal Bey'in ailesi bu aşka karışıyor. 'Evlenemezsin' diyorlar çünkü evde ondan büyük ağabeyi var, önce o evlenecek. 5 erkek 1 kız kardeşler. 'Sevdiğim kızı bana almadılar ve ben hayata küstüm. Aşk çok güzel bir şey. Ama olmadı. Bazı babalar taşfırın olur bizim ki de öyleydi. Benim ilk göz ağrımdı. Hala onu seviyorum' diyor.
Sevdiği kız evlenince çok üzülüyor. O da evleniyor. Köyünden görücü usulüyle.
'Eşinizi seviyor musunuz?' diyorum, ne diyecek, 'Tabii ki' diyor ve ekliyor; 'İki kızım, bir oğlum, torunlarım var. Kızımın adını da Seda koydum. Mutlu bir aileyiz. Tabii mutlu derken ailem 'Bu yara evlilikle kapanır' dedi ve evlendirdi. Yuvalar dağılmasın. Benim evliliğe saygım var' diyor. Sevdiği kızı evlendikten sonra bir defa görmüş. Konuşmamış ama mutlu olduğunu biliyormuş.
Aşkı bırakıp, işe dönüyoruz. O daha da büyük bir aşk doğurmuş içinde. Kavuşamayanların yana yana müzikle buluşması.
DÜĞÜNLERDE KÖÇEKLİK YAPMIŞ
Bu arada terziliğe devam ve plaklar da çoğalmakta. Baba bir kaç kez odaya baskın yapıyor, plakları imha etmeye çalışıyor ama başarılı olamıyor. Cemal Bey'in koleksiyonu da müzik aşkı da giderek ilçe sınırlarını aşıyor ve gazinolarda şarkıcılığa başlıyor. 1984 yılında Samsun'da sahneye çıkıyor ilk olarak. Ne okuyordunuz, diye soruyorum, tarzınız neydi, 'Türk Halk Müziği okuyordum. Askerden yeni gelmiştim. O dönemde bir arayış içindeydim. 1981'de Altın Mikrofon Ses Yarışması ikincisi oldum. Aslında orada benim hakkım yenmişti. İdealim çok büyük bir yıldız olmaktı. Düğünlerde köçeklik yapardım. Bana Türk Sineması'nın kuruluş tarihinden günümüze kadar olan her şeyi sorabilirsiniz. Kim ölmüş, kim kalmış hepsini bilirim. Türk Halk Müziği'ni de aynı şekilde' diyor.
Tam üç kez intihar etmiş. Neden, diye sorunca, ölümü çok merak ettiğini, bu yüzden intihar teşebbüsünde bulunduğunu söylüyor. Bir keresinde kendini kuyuya atmış, ip kopunca kurtulmuş. İki intihar teşebbüsünü de önlemiş ailesi. 'Az hap içmişsinizdir belki' diyorum, 'olabilir' diyor.
Para bulma kısmına geçiyoruz şimdi. Herkesin, başta babası olmak üzere aile bireylerinin eleştirip, küçük gördüğü, kızdığı ve hatta yasakladığı koleksiyonerlikle başlayan müzik serüveni onu nereye götürmüş, bir bakıyoruz. Hayali star olmaktı ya, bu yüzden düğünlerde köçeklik bile yapmıştı ve kafayı ilahilere takmıştı ya. Yazıyor ve söylüyordu ya, işte bu azmin sonucunu 1996'da görüyor, çalışmalarını bir plak şirketine götürüyor ve 'Tamam, albüm yaparız sana' diyorlar ve ilk albümü çıkıyor, 'Hakka Gönül Verenler'. Hemen ardından ikinci, 1997'de de üçüncü albümü 'Canana Geldim' çıkıyor. Sonra ara veriyor. 2002'de İstanbul'a geliyor. Bir kaset daha yapmaya karar veriyor. Albümün adı 'Gel Gel'. Bu albümün satışları 2 milyona yaklaşmış. Geçtiğimiz ay 8. albümü 'Kabrimin İlk Gecesi' çıktı. 'Ölümü çok merak ettiği için hep ölüm üzerine ilahiler yaptım' diye de ilave ediyor. Dayanamıyor ve 'Kabir ziyareti yapar mısınız' diyorum, 'Elbette, fırsat buldukça kabirlere gider, dua ederim' diyor.
EKMEK DEĞİL KASET KUYRUĞU
Albüm fiyatı 65-70 milyarmış. 'Daha fazla da veren oluyor ama ben kaliteden yanayım. Para ikinci planda' diyor. Kasetlerinin 'yok sattığından' sözediyor ve diyor ki, 'Ankara'da insanlar ekmek gibi kaset kuyruğuna girdiler.' Hani ailesi hep eleştirmiş kızmıştı ya, peki 2 milyon satınca değiştiler mi külahları? 'Ailem plaklarımı kırardı. Aldığım parayı aileme götürdüm ve 'Bir zamanlar kırdığınız plakların parası' dediğimde ağladılar.'
Konserler de veriyor Cemal Kuru. Viyana, Avusturya, Hollanda, Belçika ve İsviçre'de konserler vermiş. Yurt içinde gitmediği yer kalmamış. 'Çok büyük ilgi görüyorum. Organizasyonlarda en çok isim yapan insanları tercih ediyorlar. Abdurrahman Ünül diye bir arkadaşımız var piyasamızda. Kasetleri, 1-2 milyon satışını bulmuştur. O bizim Tarkan'ımızdır. Zaten gazeteler de öyle lanse ettiler. Ben en altlardaydım, ama şu anda benim kadar satan yok' diyor.
Cemal Kuru, trendi hızla yükselen tasavvuf müziğinin önemli temsilcilerinden biri. Bugüne kadar sekiz albüme imza atan Kuru'nun 'Gel Gel' adlı albümünün satışı 2 milyona ulaşmış durumda. Ordu'nun Fatsa ilçesinde doğan Kuru'nun müzik aşkı fanatiklik boyutunun sınırlarını zorluyor.