Sedef HastaliĞi Gİbİ BİrÇok HastaliĞa İyİ Gelen Doktor Baliklar!!!

    Sedef HastaliĞi Gİbİ BİrÇok HastaliĞa İyİ Gelen Doktor Baliklar!!!

    --------------------------------------------------------------------------------

    pH'ı yaklaşık 7,2 olan su, izotermal olup yıl boyunca sıcaklığı yaklaşık (ort.) 35C'de süre gitmektedir. Su, kendini içilebilir kılan özelliklere sahiptir. Suyun biyolojik ve tedavi edici yönünün içerdiği Selenyum' dan ( 1.3 ;ppm) kaynaklandığı vurgulanmaktadır.








    Suyun romatizmal hastalıklara, nörolojik (nevralji, nevrit, felç), ortopetik ve travmatolojik sekellerde (kırıklar, eklem travması ve kas hastalıkları), jinekolojik sorunlarda (lavaj ile), deri hastalıklarında, böbrek taşlarında (içme ile) ve psikosomatik bozukluklarda yararlı olduğu rapor edilmiştir. Ankara Üniv. Tıp Fak. Hidroloji ve Fizik Tedavi Enstitüsü Klinik Raporu, 2 Mart 1997.



    Ancak, psoriasis (sedef hastalığı) kaplıcayı tedavi yönünden en popüler kılan hastalık olmuştur. Balıklar suyun etkisiyle yumuşayan psoriatik plaklara (ya da diğer deri hastalıklarının plaklarına) yönelmektedirler. Bunun sonucunda kabuklar uzaklaşmakta, bu esnada ufak bir kanama olmakta ve yara, su ile gün ışığının etkisine maruz kalmaktadır. Bu işlem ayrıca absesi olan hastalarda irinin akmasına neden olmaktadır. Bazı hastalıklarda tropikal uygulanımın yararlı olduğu bilinen Selenyumun sudaki yüksek düzeyinin yara iyileşmesinde önemli etken olduğu bildirilmiştir. Selenyum, hücreleri serbest radikallerin etkisine karşı koruyan bir enzim olan glutation, peroksidaz ' ın bir ko-faktörüdür. Bu içme ya da lavaj suretiyle alınan suyun gastrointestinal (Midebarsak) ve jinekolojık hastalıklardaki yararlı etkisini de açıklayabilir. Türkiye dışından gelen gözlemciler de, bu suyu tecrübe eden hastaların doktor balıklardan hoşnut olduklarını ve hayal kırıklığına uğrayan hiç bir hastanın olmadığını bildirmişlerdir.




    Doktor balıklara duyulan ilgi, nörolojik ve romatizmal hastalıkları olan insanları da bu kaplıcaya çekmiştir. Balıklar havuza giren vücudun çevresini sarmakta, bu vücuda vurmakta ve yaralamaktadırlar. Başlangıçta deride duyulan huzursuzluk yerini , mikromasajın gevşetici hoş duyumuna bırakmaktadır. Bu masaj özellikle hızlı büyümeleri için daha fazla besine ihtiyacı olan küçük balıklar tarafından yapılmaktadır.




    Bu nedenle kaplıcanın hidroterapik yararına eş olarak nörolojik , romatizmal ve travmatik sekelleri olan hastaların kendilerini daha iyi hissetmelerine neden olan bu masajın da psikolojik bir katkısı olabilir. Umutsuz hastaların bu kutsal balıklara olan güveni ve farklı bir ortamda bulunmaları da hastanın kendisini iyi hissetmesine katkıda bulunuyor olabilir. Sadece hastalar değil sağlıklı olan kişilerde doktor balıkları görmek amacıyla kaplıcayı ziyaret etmektedirler. Sağlıklı insanlar muhtemelen bu balıklardan derilerinin keratinize olan kısımlarının temizlenmesi nedeniyle yararlanmaktadırlar.


    Kaplıca iki tip balık içermektedir. Her iki tip balık ta Cyprinidae familyasının üyesidirler ve sıcak bir ortamda yaşamaya adapte olmuşlardır.
    Bu tiplerden vurucu diye bilinen, Cyprinion macrostomus' tur. Bu tipin terminal ağzı vardır ve 15 - 20 cm boydadır.
    Vücudu nispeten iri pullarla kaplıdır ve yan yüzeylerinde 6 - 8 adet farklı büyüklükte düzensiz lekeler bulunmaktadır.

    İkinci tip balık, bir yalayıcı olarak bilinen Garra rufa' dır. Bu tip hilal şeklinde ventral ağıza sahiptir ve boyu maxsimum 19 cm 'dır. Vücudu büyük pullarla kaplıdır. Jabbers (dürtükleyiciler) olarak anılanlar, üçüncü bir balık tipi değildir, bu "vurucu tipin" eşeysel olgunluğa erişmemiş formudur. Eşeysel olgunluğa erişince yan yüzeylerindeki lekeler kaybolur.
    Her iki tip balık da omnivordur, bu Cyprinidae familyasının iyi bilinen bir özelliğidir. Fito ve zooplanktonlarla beslenirler. Ancak, havuzlarda plankton miktarının az olduğu araştırılmıştır. Bu da, balıkların gelişimini ve büyümelerini geciktirir, onların saldırgan ve predatör olmalarına neden olmaktadır. Kışın, havuzlarda az kişi bulunduğunda balıklar, acıkmış bir koyun sürüsü gibi besin ararlar. Yazın, havuzlara giren insanların vücuduna saldırırlar. Balıklar, sağlıklı deriden ziyade hastalıklı deriye saldırmayı tercih ederler, çünkü ondan parça koparmak daha kolaydır.




    Suyun yüksek sıcaklığı ve beslenme ortamının balıklar üzerindeki etkileri biyokimyasal olarak ta araştırılmıştır. Doktor balıkların tedavi edici tıptaki rolü daha ileri çalışmaları hak etmektedir.
    teşekkürler ens_selman.ben bu doktor balıklara bizzat gittim.21 gün kaldım.hatta 4 defa gittim.

    istersen sana canlı canlı anlatayım.

    Yer Sivas ilimizin Kangal İlçesinin 10 km ilerisi.Zor ve uzun bir yolculuktan sonra ulaşıyorsunuz.

    Kaplıcada özel bir şirketin işletmesine verilmiş bir otel,pansiyonlar ve barakalar olmak üzere üç çeşit konaklama biçimi var.Sanıyorum artık bu kaplıcabağkur ve emekli sandığına da hizmet veriyor.

    Gelen hasta sayısı çok fazla ve gördüğüm kadarıyla iyileşme oranı da çok .Gözlerimlegördüm,ilk geldiğinde her tarafı kıpkırmızı ve kabuklarla dolu insan 21 günün sonunda tertemiz gidiyor adeta.

    Çok fazla yabancı hasta geliyor.Düşün ki Ülkelerini bırakakıp belki türk olduğumuz halde çoğumuzun adını bile bilmediği bir kaplıca ya şifa için geliyorlar.

    Sonuçta bu hastalıktan müzdarip olanlara önerim burayı ziyaret etmeleri.Genellikle sonuçlar faydalı oluyor.(Ha ancak bu hastalık bir müddet sonra tekrar görülebiliyor)

    Sana verdiğin bilgiler için teşekkür ediyorum.Herkese de sağlıklı -hastalıksız bir yaşam diliyorum.Ha istersen burada benim çektiğim kaplıca fotolarım var.Bir ara yayınlayabilirim.
    casper çok teşşekürler verdiğin ek bilgiler için canlı canlı anlattın yani saol..senin böle bir hastalığınmı var benim babamda böle bir sorun var eklem yerlerinde görülüyor bu sorun,fotolarıda yayınla istersen yani hiç fena olmaz
    yaa bende şöyle var zaman zaman seyreden ama çok şiddetli olmayan hafif bir sedef.Allaha şükrediyorum.Çünki kaplıcada çok kötü vakalar gördüm.Onların yanında bendeki sedefe sedef bile denmez.

    Ama şunuda söyleyeyim bu hastalığın kesin çaresi bulundu deniyor.Üstelikte iki türk dr.u tarafından.

    İkin gün kullanılacak bir ilaç tan sonra tamamen geçecekmiş.anacak ilaçın piyasaya sürülme süreci 2 yılı bulacakmış.Herkes ümitle o günü bekliyor.

    Babanada herkese de Allahım şifalar versin....
    saolasın bilgilerin için tşk allah razı olsun kardeşim benim...sen
    çok güzel bilgiler vermişsin.ama böyle kaplıcalar nerelerde bulunuyor..yazarsan sevinirim..
    her hastalığın bir şifası doğada var aslında.İnsanlara bunları keşfetmek kalıyor..Kimin aklına gelir balıktan şifa geleceği..
    Verdiğiniz bilgilerden ötürü teşekkür ederim arkadaşlar
    bilgileriniz için teşkkürler
    Yaşanan tecrübeler konuyu dahada güzel şekillendirmiş.
    Herkese teşekkür ederim
    teşekkürler arkadaşım ellerine emeğine sağlık