Kanlı bir katili taşıyorsun sol yanındaki et yığınında
Kalbine hükmeden beyninin mantık yumağında
mutlu olduğuna kandırmışsın ya kendini,
artık yitirdiklerinin bile önemi yok senin için
Sahi ben bu kentin hangi çıkmazına
dökmeliyim şimdi içimi,
mutsuzluğun sen şeridine ölü sabahlarla
mı uyanmalıyım ;
yaşarken ölmediğime inandırmak için kendimi
Hayatta çektiğim acıların kutsallığına
bir helal olsun da sen çekme n'olur
acımı ağzına alıp da
tadını kaçırma mutsuzluğumun
Ölü şairlerin kalem ardı şiirlerinde
ara şimdi adımdan dökülen
umudun kırıntılarını
Doğum lekesi diye yıllarca bir gülü taşıdım
nasılsa vücudumda,
seni de taşırım
yetim bakışlı yalnızlığımın
kuytusunda
Gülüşünü karşıma çıkaran hayata
utanır mısın artık bilmem gülerken,
yüzümdeki hüznün yalancısı cevaplarla
çoktan aştım ben ;
Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaşı
İştahlı bir vazgeçişe kandır beni hadi,
ayrılığın yakıcılığında erit göz yaşlarımın
işe yaramazlığını
Nasılsa senden daha adamı yok
hayata sığ duygularla sarılmakta
Ölü bir şehrin cüzamlı aşıkları olacaksak
kimliğinde taşıdığı,
merak etme ;
ben hep kimliksiz bakışlar büyüteceğim
serseri rastlantılara