Vahdet-i Şühud Görüşü

Son güncelleme: 31.12.2009 14:08
  • Vahdet-i şühud, Bir'i görmek demektir Bu alemde gerçek varlık olarak Allah'ı
    görmektir İmam-ı Rabbani, kendisinden önceki Nakşi meşayıhının aksine vahdet-i vücud görüşüne karşı çıkmış, vahdet-i şühudu savunmuştur[1]

    İmam-ı Rabbani'nin vahdet-i vücud görüşüne alternatif olarak geliştirdiği vahdet-i şühud görüşünü daha iyi anlayabilmek için, vahdet-i vücud hakkında kısaca bilgi vermemiz yerinde olur

    a) Vahdet-i Vücud: Sadece Allah vardır, onun dışında bir varlık yoktur,
    esasına dayanan bir tevhid çeşididir "La mevcûde illa hû" cümlesiyle özetlenir [2]

    Allah'u Teala'dan başka var olan her şey nat ve taayyunat alemidir Şuunat ve taayyunatın hepsi de Allah'ın görüntüleridir O, onlar içinde tecelli etmekte ve onlar içine sirayet etmiş, girmiş bulunmaktadır Bu sirayert sayıların içine birin sirayeti gibidir Sayıların bütün rakamları birler basamağının tekrarından başka bir şey değildir Kainatta bir tek kaynak, yani bir tek zatın tecellisi vardır Çokluk içinde ancak o tecelli etmektedir O'nun zatından çokluk meydana gelmez Allah'ın mukaddes zatının varlığından o çokluk alemi gözler önüne çıkmıştır Ancak Allah'ın zatı o çokluk içinde görülendir Allah görmeyenlerdir Allah ortak kılınmaktan pak ve münezzehtir[3]

    Gerçek varlık birdir O da Hakk'ın varlığıdır Ondan başka hakiki vücud sahibi bir varlık mevcut değildir Diğer varlıkların vücudu O'nun vücuduna nisbetle yok hükmündedir Çünkü onların varlıkları O'nun varlığına bağlıdır Bu kevn alemindeki eşya O'nun mazharı, yani zuhur mahallidir Dolayısıyla eşyanın varlığı, gölgenin varlığı gibidir Nasıl eşya olmadan gölge olmazsa, O'nun varlığı olmadan eşyanın varlığı düşünülemez O'nun vücudu yanında eşyanın varlığı yok hükmündedir[4]

    Vahdet-i vücud meselesi giriftilik ve çözülmemek hususunda zirveye ulaştığı için, vücudiyye meşrebine mensup sufiler, vahdet-i vücudun hakikatınde ihtilaf etmişlerdir Abdulgafur Lari'nin dediği gibi, bir türlü vahdet-i vücudun bilinmesine ve marifetine götüren bii yol bulamamışlardır[5]

    b) Vahdet-i Şühud: (Müşahede edilenin vahdeti) Tasavvufi hayatın içinde olan kişi, Allah aşkı ve muhabbeti tarafından istila edilince vecd ve istiğrak halini yaşar Bu anda hiçbir şey görmez olur Sadece Allah'ın tecellilerini müşahede eder Güneş doğduğu zaman yıldızların kaybolması gibi ilahî tecellilerin görülmesiyle de bütün masiva yok olur

    Tevhid-i Şühudi, fena fi'ş-şühud gibi isimlerde alan bu tevhid şu cümle ile özetlenmiştir: "Lâ meşhûde illallah" (Allah'dan başka müşahede edilen, görülen bir şey yoktur, görülen her şey O'dur)

    İmam-ı Rabbani'nin, vahdet-i vücudi tenkid edip vahdet-i şühudu savunmasından sonra bu anlayış daha çok tutundu[6]

    (İmam-ı Rabbani'ye kadar) vahdet-i vücud konusunda ona inananlarla reddedenlerin üç ayrı görüşü vardı:

    1-Vahdet-i vücudu tam ve olduğu gibi kabul eden ve onun açık bir gerçek olduğunu, tahkik ve marifetin son durağı olduğunu iler süren görüş

    2-Vahdet-i vücudu tamamen ve olduğu gibi reddeden, onun, evham ve hayal gücünün uydurması ve iç sezgilerden başka bir şey olmadığını söyleyen görüş

    3-Vahdet-i vücud paralelinde vahdet-i şühud görüşü ve gerçekte tarikat erbabının gördüğü şeylerin gerçeğin ta kendisi olduğunu söyleyen görüş

    İmam-ı Rabbani, bu üç görüşe karşı bir dördüncü görüş benimsedi; o da, vahdet-i vücudun, müridin manevi ilerleyişi sırasında önüne çıkan bir makam olduğudur Gerçek ve mükemmel varlıktan başka hiçbir şeyin varlığının olmadığı, o salikin gözüne açıkça gözükür

    Fakat Allah'ın yardımı yetişip şeriat ışığı yol gösterirse ve salikin cesareti de üstün olursa, o zaman maneviyat aleminde mesafe kateden salikin önüne başka bir makam gelir Bu ise vahdet-i şühud makamıdır[7]


#30.12.2009 07:08 0 0 0
  • ilginç
#31.12.2009 14:08 0 0 0