Çalışmanın Önemi, Tembelliğin Kötülüğü

Son güncelleme: 04.01.2010 18:34
  • Muhterem Müslümanlar!
    Dinimiz, hem dünyada hem de ahirette mutluluğa ermemiz için çalışmamızı emreder Çalışmalarımızın karşılığından başka beklenti içine girmemizin bize bir faydası yoktur Nitekim Yüce Allah "İnsan, emek ve gayretinin neticesinden başka şey elde edemez Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya çıkacaktır Sonra emeğinin karşılığı kendisine tam olarak verilecektir"(1) buyuruyor
    İnsanoğlu hem çalışarak kendi hayatını düzene koymalı, hem de çevresinde bulunan ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmalıdır Çalışmayıp tembellik eden birisinin, bırakın başkasına faydalı olmasını, kendisine bile faydası dokunmaz, yardıma muhtaç ve perişan olur Sevgili Peygamberimiz (sas), "Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı lokma yemiş olmaz Allah'ın Peygamberi Dâvûd (as) elinin emeğinden yerdi"(2) buyurmuştur
    Aziz Mü'minler!
    Yüce Allah, her şeyi bizim hizmetimize sunmuş; geceyi huzur bulmamız için dinlenme vakti, gündüzü de çalışıp kazanmamız için aydınlık kılmıştır Bize düşen de tembellik etmeden çalışarak bu nimetlerden yeterince faydalanmaktır
    Çalışmayan kimse başkasına muhtaç olacak ve başkalarına el-avuç açacaktır Şerefiyle bağdaşmayan sefil bir duruma düşecek Oysa kıyamette bir utanç vesilesi olan dilenciliği dinimiz hoş görmemiştir Odun toplayıp satarak geçimi temin etmek, dilencilikten hayırlı kabul edilmiştir(3)
    Dünya hayatındaki çalışmalarımız, hem dünyamızı hem de ahiretimizi mamur etmelidir Çünkü her ikisi de dünyada kazanılır, Sadece dünyaya yönelip ahireti, ahirete yönelip dünyayı ihmal etmemiz de doğru değildir "Kim dünya nimetini isterse ona ondan veririz ve kim ahiret nimetini isterse ona ondan veririz"(4) Ayetiyle bu konuda dilediğimizi seçme hürriyetine sahip olduğumuz belirtilmiştir: "İnsanlardan öyleleri var ki; 'Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver' derler Böyle isteyenlerin ahiretten hiç nasibi yoktur Onlardan bir kısmı da, 'Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir iyilik, ahirette de bir iyilik ver Bizi cehennem azabından koru' derler İşte onlar için, kazandıklarından (ahirette) büyük bir hisse vardır"(5), "Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et"(6) ayetleriyle dünya ve ahiret dengesine dikkat çekilmiştir
    Değerli Kardeşlerim!
    Dinimize göre çalışmanın ibadetle de önemli bir ilişkisi vardır İbadetlerimizin bir kısmı bedenî, bir kısmı da mâlîdir Mâlî ibadetleri, ancak maddî bir güce sahip olanlar yerine getirebilirler Maddi durumu iyi olmayanlar bu ibadetlerden muaf olmakla beraber, İslâm'ın beş temel şartını yerine getirme hazzından da mahrum kalırlar Muhtacın yardımına koşamaz, fakiri sevindirmez ve kurban da kesemezler Oysa çalışıp çabalayan ve mal-mülk sahibi olabilen kimse bu ibadetleri yerine getirirler İnsanlara iyilik yaparak daha faydalı olurlar Çünkü Yüce Allah "Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın"(7) buyuruyor Rasûlullâh (sas) de bir defasında: "Sadaka vermek her Müslüman üzerine vaciptir" buyurmuştu Mecliste bulunanlar: Ya Rasûlallah! Ya sadaka verecek bir şey bulamazsa? diye sorduklarında Resul-i Ekrem: "Çalışsın, elinin emeğiyle kazandığını hem kendisi harcasın hem sadaka versin" diye cevap vermiştir(8)
    Aziz Cemaat!
    Çalışarak elde ettiğimiz mal, mülk, yetki ve imkânlarımız, bizim için amaç olmamalıdır Bunlar hayra erişmemiz için birer araçtır Bunları basamak yaparak Allah'ın rızasına ulaşmaya çalışmalıyız İşlerimiz bizimle Allah arasında bir engel olmamalı, aksine dinî vazifelerimize de gereken önemi vermeliyiz Çalışmalarımızı da nafile ibadete çevirmenin yollarını aramalıyız Nitekim mal biriktirmekte yarışanlar, mallarının kendilerini ebedî yaşatacağını sananlar ve Karun gibi mal biriktirip de azgınlaşanlar Kur'ân'da kınanmışlardır Cuma namazına çağrıldığımızda işimizi bırakarak namaza katılmamız ve namazdan sonra dağılarak Allah'ın nimetinden elde etmek için çalışmamız emredilmiştir
    Herkes işini tam yapar, bulunduğu konumda ve meslekte üzerine düşeni yerine getirirse, toplum olarak da kalkınırız Müslümana yakışan hem dinî ve ahlâkî faziletlerde, hem de dünyevî işlerde ve çalışkanlıkta örnek olmaktır


    Selahattin BULUT

    Diyadin Vâizi

    (1) Necm, 53/39-41
    (2), (3) Buhârî, Buyû, 15
    (4) Al-i İmrân, 3/145 ayrıca bkz İsrâ, 18-21
    (5) Bakara, 2/200-201
    (6) Kasas, 28/77
    (7) Bakara, 267
    (8) Buhârî, Zekât, 30, Tecrîd-i Sarîh Terc V/194-195


    Ağrı Müftülüğünün 04 Mayıs 2007 Tarihli Hutbesidir


#04.01.2010 18:34 0 0 0