Öyle ağır ki
Öyle sorunlu
Zifaf karanlığında ve sancılı....
Köpeksi bir yalnızlığın uluması kaplıyor gecenin bozuk saat ayarlarını
Yüreğimi söküverercek gibi şimdi deli bir sevdanın
Acımasız elleri
Bir yerlerde gözlerinde cehhennem korkularıyla büyüyen çocukluk
Ruhunu avuçluyor,ezercesine
Fesleğen kokuları dağılıyor
Eski bir fotoğrafın ucunda kırık, asılı kalmış
Kaynakları kurumuş gözyaşının izleri
Kızgın kumlarda kürek çekilen bir filika
Çizgilerinde yol aldığın kader
Erimek üzereyken ufukta kalan son kızıl çizgi
İadesi mümkünatsız ömründe
Yetmeli diyorsun
Bitmeli
Uçurumlarda
Sana dönen gam yüklü kervanlar
Kanatları kendine ağır umutların
Küllüyen yalan, bu nefesine dolan can dediğin
İçindesin rüyanın
Kimliksiz ,kimsesiz kalan bedenin kavuşacak
Toprağına
Ağaran güne yeniden günahlar yüklenecek
Bıtimsiz arzular
Boğulmak icin tende
işveli bir kadının ayak bileğine dokunacak
Bakışların en isteriklisi
Tutsak edilecek çığlıkların en özgür olması gerekeni
Ses tıkılacak hücresine
Solucanlar karanlığa aldırmadan
Sürünürken
bütün kentler
sahte ışıklarını söndürecek bir bir...
Sen bana geleceksin...
Sen geldiğinde
ben çoktan gitmiş olacağım; kendimden....