::::::::::::::: İNGİLİZCE ve TÜRKÇE CÜMLELER 2 :::::::::::::::
Kaynak
MAİN-BOARD.NET
CİHANASRIN
( CA-CHALLENGE )
Arkadaşlar bu konu başlığı altında sizlere ingilizce cümlelerde yardımcı olmaya çalışacağım. Hedef cümle sayısı 10000+
292 Sentence ( Cümle ) 15 Page ( Sayfa )
An Hour Later
Bir Saat Sonra
A Week Later
Bir Hafta Sonra
A Month Later
Bir Ay Sonra
A Few Days Later
Birkaç Gün Sonra
A Short Tıme
Kısa Zaman
A fox never likes being hungry and remaining with no remedy
Tilki açlığı ve çaresizliği hiç sevmezmiş
At the end, it became a scholar, but this owl has suffered from the difficulty to live together with ignorant people.
Sonunda alim olmuş bu baykuş ama cahillerle bir arada yaşamanın zorluğuna katlanmış
Aaron and Jacob became close friends
Aaron ile Jacob arkadaş olmuşlar
A call for you
Sizi arıyorlar
Am I on the right way?
Doğru yoldamıyım?
Alp Corporate Film
Alp Kurumsal Filmi
As the war ragens on, leaders of the human resıstance grow desperate.
İnsan direnişinin liderleri çaresizliğe gömüldü
Are You Single?
Bekar Mısınız?
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Behind
Gerisinde
Black Sea
Karadeniz
Brotherhood was born, his love of combining, perhaps still, perhaps tired, still happy, still hopeful, still full of love for many years!
Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara!
By eliminating salt, such systems can reduce the rate of corrosion drastically and so extend the life of the bridge.
Tuz yerine bu tür sistemlerin kullanılması ile korozyon oluşumunun miktarı azaltabilir ve köprünün ömrü artırılabilir.
By The Way
Aklıma gelmişken
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Christmas day
Noel. Yılbaşı
Can you send a mechanic ?
Bir tamirci gönderirmisiniz?
Can you repeat that very slowly
Çok yavaş tekrarlarmısın
Can you walk that very speed
Çok hızlı yürürmüsün
Could you call this number for me, please?
Benim için bu numarayı ararmısınız
Can I use your phone?
Telefonunuzu kulanabilirmiyim?
Can you do it now?
Hemen yapabilirmisiniz?
Can I pay cash ?
Nakit ödeyebilirmiyim?
Can I get a visa here?
Vizemi buradan alabilir miyim ?
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Do not touch
Dokunmayın
Do not disturb
Rahatsız etmeyin
Do you need some Identification?
Kimlik göstereyim mi?
Dial the number
Numarayı çevirin
Do you have a directory / a phone book ?
Telefon rehberiniz varmı?
Do you keep the spare parts in stock?
Gerekli yedek parçalar sizde var mı ?
Don't worry
Endişelenme
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Early ın the 21st century, skynet, a mılıtary defense program, became self-aware.Vıewıng humanıty as a threat to ıts exıstence, skynet decıded to strıke fırst.
21 inci yüzyılın başlarında askeri bir savunma programı olan skynet bağımsız bir bilinç geliştirerek ilk sakdırıyı yapmaya karar verdi.
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Flags Of Our Fathers
Atalarımızın Bayrakları
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Go straight ahead until Sakarya
Sakaryaya kadar dosdoğru gidin
Go straight ahead
Dosdoğru gidiniz
Good morning
Günaydın
Good aftenoon
Tünaydın
Good evening
İyi akşamlar
Good night
İyi geceler
Good luck
İyi şanslar
Gulf of Antalya
Antalya Körfezi
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Here's my number
İşte numaram
He isn't in at the moment
Şuan burada değil
How can I get to the road to İzmit?
İzmit'e giden yola nasıl çıkabilirim?
How can I go to Sultanahmet?
Sultanahmet'e ne taraftan gidebiliriz?
How much Mark do you want to ex-change?
Kaç mark bozdurmak istiyorsunuz?
How can I go to the town centre?
Şehir merkezine nasıl gidebilirim?
How are you?
Nasılsınız?
Have a nice day
İyi günler
He Isn't Proud Of His Son
Oğlu ile Gurur Duymuyor
Have a nice day
İyi günler
How is the weather?
Hava nasıl?
Hıs name ıs John Connor.
Onun adı John Connor.
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
I'm exhausted
Yorgunum
I understand
Anlıyorum
I can't understand
Anlamıyorum
I know
Biliyorum
I don't know
Bilmiyorum
I want
İstiyorum
I don't want
İstemiyorum
It's too tight
Bu çok dar
It's too lose
Bu çok geniş
I wonder: are they really gone?
Merak ediyorum: onlar gerçekten gitti mi?
I'm working
Çalışıyorum
I want to exchange Dollar
Dolar bozdurmak istiyorum
I want to go to this address
Bu adrese git-mek istiyorum
I want to go to the Sheraton Hotel
Sheraton Hotel'e gitmek istiyorum
It is going to rain
Yağmur yağcak
It isn't going to snow
Kar yağmayacak
Is the road to İstanbul available?
İstanbul yolu açık mı?
I'm staying with my friend
Arkadaşımın yanında kalıyorum
I'm not staying at a house
Bir evde kalmıyorum
I'm staying at a pension
Bir pansiyonda kalıyorum
I want
İstiyorum
I don't want
İstemiyorum
I am know
Biliyorum
I don't know
Bilmiyorum
I understand
Anlıyorum
I can't understand
Anlamıyorum
I'm hungry
Acıktım
I'm thirsty
Susadım
I'm lost
Kayboldum
I'm from Turkey
Türkiyeliyim
I'm going to the hotel
Otele gidiyorum
I'm coming from Istanbul
İstanbul'dan geliyorum
Is there a cheap hotel here?
Burada ucuz bir otel var mı?
In the new year and further consolidated our friendship be eternal wish me many more happy years!
Yeni yılda da dostluğumuzun daha da pekişmesi ve ebedi olması dileğimle daha nice mutlu yıllara!
I doubt it
Ondan şüpheliyim, Ondan şüphe ederim.
I'm single
Bekârım
I'm not sure I can do it
Onu yapabilmeğime emin değilim.
I'm not used to drinking
İçmeye alışkın değilim.
Is the cut still painful?
Yara hala acıyor mu?
It's too good to be true!
Gerçek olamayacak kadar iyi.
I can't follow you
Seni takip edemem
I felt sort of ill
Kendimi hasta gibi hissettim
I'm Staying At A House
Bir Evde Kalıyorum
I'm Staying At A Pension
Bir Pansiyonda Kalıyorum
I'm Staying With My Friend
Arkadaşımın Yanında Kalıyorum
In This Study, İmportant Knowledge's Have Been Given About Conventional And Non-Conventional Approaches Which Relate To Snow Melting.
Bu Çalışmada, Kar Eritme İlgili Geleneksel Ve Geleneksel Olmayan Yaklaşımlar Hakkında Önemli Bilgiler Verilmektedir.
I'm bored
Sıkıldım
I'm boring
Sıkıcıyım
I know what's what
İşin önemini biliyorum
I have known him for years
Onu yıllardır tanıyorum
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Jean is a blue-eyed girl
Jean mavi gözlü bir kızdır
May I ask some questions?
Sana birkaç soru sorabilir miyim?
May I use your bike?
Bisikletinizi Kullanabilirmiyim_
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
No hunting
Avlanmak Yasak
No way
Girmek yasak
National day
Milli bayram
No, you can't drive this car in this condition
Hayır arabayı bu halde kesinlikle kullanamazsınız
No, not on hand
Elimde yok
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Please ask him to call me back
Beni aramasını söylermisiniz
Please tell him that I called
Lütfen aradığımı söyleyin
Please, don't frown
Lütfen, kızma yok
Preventıng Systems For Snow And Ice On Roads
Yollardaki Kar Ve Buzu Önleyici Sistemler
Preventing snow accumulation and ice formation on roads, especially on some critical sections including bridges and ramps, is of high priority to improve winter transportation safety.
Kış aylarındaki ulaşımı kolaylaştırmak için özellikle köprü ve yokuş gibi bazı kritik olan bölgelerde oluşan kar birikintisi ve buz oluşumunu önlemek önemlidir
Province Center
İl Merkezi
Province Boundary
İl Sınırı
Provincial Road
İl Yolu
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Resıstance Command Headquarters
Direniş Komuta Merkezi
Rabbits listened to it with no movement.
Tavşanlar onu sakince dinlemiş
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
On hand
Elimde
On DVD
Dvd'de
Others belıeve he ıs false prophet.
Bazılarına göre ise o sahte bir peygamber
Once upon a time, a boy named Jack
Bir zamanlar, Jack isimli bir çocuk
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
The survıvors of the nuclear fıre called the event judgement day.
Nükleer savaştan kurtulanlar olaya kıyamet günü adını veriyor.
They lıved only to face a new nıghtmare
The war agaınst the machınes.To hunt down and eradıcate humans, skynet buılt termınators.
Hayatta kalanlar yeni bir kabusla karşılaştı. Makinelere karşı savaş Skynet insanları avlayıp yoketmesi için yeni terminatörler geliştirdi.
The years ıs 2018
Yıl 2018.
Top of class, Snake eyes.
En üst sınıfsın Yılan göz.
This caused to lose its life
Bu da onun hayatına mal olur.
They started walking around in together
Birlikte gezip dolaşmaya başlamışlar
There was a man imagining itself like a king
Adamın biri kendini kral zanetmiş
There was an owl, which is very interested in reading books
Kitap okumaya meraklı bir baykuş varmış
There was a worm of twenty centimetres in length but it was arrogantly behaving that its tall was two meters.
Solucanın biri yirmi santimetre boyundaymış ama benim boyum iki metre diye böbürlenirmiş
The wiring
Elektrik tertibatı
The oil pressure
Yağ basıncı
The cooling system
Soğutma
The transmission
Aktarma
Turn left after 100 meters
Yüz metre ileriden sola dönün
The source of life Love is a passion of love
Yaşamın kaynağı Sevgi ise sevgi bir tutku
That's Enough
Bu Kadar Yeter
Take care
Kendine iyi bak
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Some belıeve one man holds the key to salvatıon.
Kurtuluşumuzun anahtarı tek bir adamın elinde.
Sea of Marmara
Marmara Denizi
State Road
Devlet Yolu
Shut up!
Sus!
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
Up To you
Sana kalmış
Urban Life
Şehirsel yaşam
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
You're welcome
Bir şey değil
Yes, on hand
Elimde var
MAİN-BOARD.NET
Cihanasrın
What number did you call?
Hangi numarayı aradınız?
Where's the nearest bookshop?
En yakın kitapçı nerede?
Where are you going ?
Nereye gidiyorsunuz ?
Where are you coming from?
Nereden geliyorsunuz ?
What's your job?
Mesleğiniz nedir ?
Welcome
Hoşgeldiniz
What's your name?
Adınız nedir?
Where are you from?
Nerelisiniz?
What would you like?
Buyrun ne istemiştiniz ?
What do you do ?
Ne iş yapıyorsunuz?
Who is this ?
Bu kim ?
Wishing you a happy way to spend
Mutlu bir şekilde harcamanız dileğiyle
When The Fifth Angel Blew His Trumpet
Beşinci Melek Borazanını Çaldığında
What are you doing?
Ne yapıyorsun?
Who am I living for?
Kim için yaşıyorum?
I don't have any money.
Benim hiç param yok.
He does not have any friend.
Onun hiç arkadaşı yok.
They have something in their pocket.
Onların cebinde bazı şeyler var.
Somebody can go to Ankara .
Herhangi bir kimse Ankara'ya gidebilir.
Nobody can go to Ankara.
Hiç kimse Ankara'ya gidemez.
Will you go anywhere tomorrow?
Yarın herhangi bir yere gidecek misiniz?
Yes, I will go somewhere tomorrow.
Evet, yarın bir yere gideceğim.
Raise your head
Başınızı kaldırın.
Bend forward
Başınızı eğin.
Lie down
Uzanın
Relax
Rahatlayın
Where's the drugstore?
En yakın nöbetçi eczane nerede?
Sunburn
Güneş çarpması.
Insect bites
Böcek sokması
Travel sickness
Yol tutması
When should I come back?
Ne zaman geleyim?
Get a doctor, quick!
Hemen bir doktor lazım
What are the opening hours?
Muayene saatleri nedir?
Can the doctor come and see me here ?
Doktor buraya gelip beni görebilir mi ?
I threw up
Kustum
I have a fever
Ateşim var
Where does it hurt?
Nereniz ağrıyor?
I'm aching here
Buram ağrıyor
Does it hurt here?
Burada ağrı var mı?
I need to examine you.
Sizi muayene edeceğim
He down here, please
Şuraya uzanın lütfen.
Open your mouth
Ağzınızı açın
Take a deep breath
Derin nefes alın
I don't feel well
Kendimi iyi hissetmiyorum
I'm sick
Hastayım
My ankle is swollen
Ayak bileğim şişti.
Our great ideal is to raise our nation to highest standars of civilization and porsperity.
Büyük hedefimiz, milletimizi en yüksek medeniyet seviyesine ve refaha ulaştırmaktır.
Teachers: the new generation will be your devotion.
Öğretmenler: Yeni nesiller sizlerin eseri olacaktır.
Happy is the one who says, "I'm a Turk".
Ne mutlu "Türküm" diyene.
Peace at home, peace in the world.
Yurtta sulh, cihanda sulh.
As they have come, so they will go.
Geldikleri gibi giderler.
One day my mortal body will turn to dust, but the Turkish Republic will stand forever.
Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
I have been able to teach many things to this nation, but I haven't been able to teach how to be lackeys.
Bu millete çok şey öğretebildim ama onlara uşak olmayı bir türlü öğretemedim.
Turkey's true master is the peasant.
Memleketin efendisi hakiki müstahsil olan köylüdür.
Do not be afraid of telling the truth.
Doğruyu söylemekten korkmayınız.
To see me does not necessarily mean to see my face. To understand my thoughts is to have seen me.
Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.
The Turkish Republic will be happy, prosperous and victorious.
Türkiye Cumhuriyeti mutlu, zengin ve muzaffer olacaktır.
A healthy mind in a healthy body.
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.
Armies, your first goal is the Mediterranean. Forward!
Ordular, ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri!
Culture is the foundation of the Turkish Republic.
Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.
Following the military triumph we accomplished by bayonets, weapons and blood, we shall strive to win victories in such fields as culture, scholarship, science and economics.
Süngülerle, silahlarla ve kanla kazandığımız askeri zaferlerden sonra, kültür, bilim, fen ve ekonomi alanlarında da zaferler kazanmaya devam edeceğiz.
Victory is for those who can say "Victory is mine". Success is for those who can begin saying "I will succeed" and say "I have succeeded" in the end.
Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir. Başarı ise, "Başaracağım" diye başlayarak sonunda "Başardım" diyebilenindir.
Sovereignty is not given, it is taken.
Egemenlik verilmez, alınır.
Authority, without any condition and reservation, belongs to the nation.
Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.
Teachers are the one and only people who save nations.
Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
Our true mentor in life is science.
Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.
The Turkish Nation consists of the valiant descendants of a people that has lived independently and has considered independence the sole condition of existence. This nation has never lived without freedom, cannot and never will.
Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varolmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
We Turks are a people who, throughout our history, have been the very embodiment of freedom and independence.
Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.
Our nation has succeeded owing to the unshakable unity it has shown in its actions and endeavours.
Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.
There are two Mustafa Kemals; one is flesh-and-bone Mustafa Kemal who now stands before you and will pass away. The other one is you, all of you who will go to the far corners of our land to speand the ideals which must be defended with your lives if necessary. I stand for the nation's dreams, and my life's work is to make them come true.
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir
No woman no cry.
Ağlama kadın ağlama
Oh my little sister dont shed no tears.
Dökme gözyaşlarını küçük kardeşim
Say I remember when we used to sit
Oturduğumuzu hatırladığımı söyle
in the government yard in Trenchtown.
Trenctowndaki hükümet sahasında
Observing all the hypocrites
İkiyüzlüleri gözlerdik
as theyd mingle with the good people we met.
Tanıdığımız iyi insanları aralarına katarken
Good friends we had and good friends we lost
Sahip olduğumuz iyi arkadaşlar ve kaybettiğimiz iyi arkadaşlar
along the way.
Yol boyunca
In this bright future you can forget your past.
Geçmişini unutabilirsin bu parlak gelecekte
So dry your tears I say.
Böylece gözyaşların kurur söylediğim gibi
I remember when we used to sit
Oturduğumuzu hatırlıyorum
in the government yard in Trenchtown.
Trenctowndaki hükümet sahasında
And then Georgie would make a fire light
Ve sonra Georgie ateş yakmak istedi
as it was love wood burning through the night.
Gece boyunca yanan odunlar güzeldi
My feet is my only carriage so Ive got to push on through.
Benim arabam ayaklarımdır böylece uçtan uca ilerlerim
But while Im gone (I mean it)
Ama ben giderken (anladım)
evrythings gonna be allright
Her şey yoluna girecek
I used to swim everyday when I was at university. (Üniversitedeyken hergün yüzerdim.)
I did not use to run. (Eskiden koşmazdım.)
Did you use to swim? (Yüzermiydin?)
She used to gamble, but now she dosen't.
O kumar oynardı ama şimdi oynamaz.
Did you use to play football.
Futbol oynar mıydın?
My father didn't use to watch T.V, but now he is always before the screen.
Babam T.V izlemezdi ama şimdi daima ekranın önündedir.
There didn't use to be any duck in Lake Gölbaşı.
Gölbaşı gölünde hiç ördek yoktu.
Did there use to be a building here?
Burada bina var mıydı?
He used to work hard when he was a student
Öğrenci iken çok çalışırdı
People used to help each other twenty-thirty years ago
Yirmi-otuz yıl önce insanlar birbirlerine yardım ederlerdi
When I was a student, I used to take notes during the lesson
Ben öğrenci iken derste not tutardım
When I was a child I didn't use to behave naughtily
Ben çocukken yaramazlık yapmazdım
There didn't use to be any tree on this hill
Bu tepede hiç ağaç yoktu
He didn't use to smoke last year
Geçen yıl sigara içmiyordu
Did you use to go to the cinema?
Sinemaya gider miydiniz?
Did there use to be a theatre here?
Burada bir tiyatro var mıydı?
Did you use to smoke last year?
Geçen yıl sigara içiyor muydun?
I have been to Moscow. (Moskova"da bulundum.)
- You have finished the exercise. (Alıştırmayı bitirdin.)
- He has just gone home. (O biraz önce evden çıktı.)
- She has already had a holiday this year. (O bu yıl çoktan tatile çıktı.)
- It has broken! (O kırıldı.)
- We have seen this film before. (Bu filmi daha önce gördük.)
- They have bought a new car. (Onlar yeni bir araba aldılar.)
- I have worked as a secretary for two years. (İki yıldır sekreter olarak çalışıyorum.)
- The film hasn"t started yet. (Film henüz başlamadı.)
- - We"ve already had our breakfast. (Kahvaltımızı çoktan ettik.)
- I"ve already done my homework. (Ödevimi çoktan yaptım.)
- Do you want a cup of coffee? (Bir fincan kahve ister misin?)
No thanks. I"ve already had one. (Hayır teşekkürler. Ben çoktan bir tane içtim.)
I've bought a new car. Yeni bir araba satın aldım.
They have gone out. Dışarı çıktılar.
My father has started a new job. Babam yenir bir işe başladı.
She has had a baby. Bebeği oldu.
I have seen her. Onu gördüm.
We have met the new manager. Yeni müdürle tanıştık.
Paul has read that book. Paul o kitabı okudu.
Phil and Jack have been to Russia. Phil ve Jack Rusya'da bulundu.
He has driven a car before. Daha önce araba sürdü.
We have never met that man before. O adamla önceden hiç tanışmadık.
She hasn't helped me with my problem. Sorunumla ilgili bana yardım etmedi.
The students haven't studied hard enough this term. Öğrenciler bu dönem yeterince sıkı çalışmadılar.
The children haven't come to the park. Çocuklar parka gelmediler.
My cats have not eaten anything. Kedilerim hiçbir şey yemedi.
I have not had lunch yet. Hala öğle yemeği yemedim.
They haven't phoned me. Bana telefon etmediler.